AnasayfaBlogYeni Nesil Eğitim Modelleri
Eğitim

Yeni Nesil Eğitim Modelleri

25 Ekim 2021
Yeni Nesil Eğitim Modelleri

İçinde yaşadığımız çağ bilgi çağı ya da bilgi toplumu çağı olarak adlandırılmaktadır. Bilgi çağının anahtar kelimeleri ise teknoloji ve küreselleşme kavramlarıdır. Bu anahtar kelimeler üretim, tüketim, duygusal, bilişsel dünyalarımızı etkilemektedir. Günlük eylemlerimizi belirlemede ve şekillendirmede oldukça etkilidirler. Yaşadığımız bilgi çağı son yıllarda bireylerin davranışlarını çok fazla etkilemiştir.

Ancak bireylerin davranışlarından eğitim kurumuna geçtiğimizde bunu söylemek mümkün değildir. Son yıllarda okullarda yaşanan ufak tefek değişiklikler dışında eğitim kurumunda köklü değişimler yaşanmamıştır. Bilgi çağı toplumların üretim, tüketim, duygusal dünyalarını etkilemeyi başarsa da eğitim modellerini değiştirmede o kadar etkili olamamıştır.

Günümüz şartları artık sanayi toplumu eğitim sistemi ihtiyaçları karşılayamamaktadır. Bu durum yeni nesil eğitim modelleri öne sürülerek aşılmaya çalışılmaktadır. Yeni nesil eğitim modelleri incelendiğinde bilgi çağı ihtiyaçlarına göre şekillendiğini görmekteyiz. Yani yeni nesil eğitim modelleri üretilen teknolojinin eğitim ile birleştirilerek ortaya sunulduğu modellerden bahsediyorum.

Günümüz yeni nesli incelendiğinde teknolojinin içine doğmuş, günlük yaşantılarının içerisinde internet, video oyunları, sanal gerçeklik, dijital ürünleri aşırı kullanan bir nesil ile karşılaşırız. Yani yeni neslin dili dijital dildir. Bu doğrultuda sanayi toplumuna göre bir eğitim modeli anlayışı değil de dijital bir dili konuşan bu gençlere teknoloji merkezli eğitim modelleri ile yaklaşmalıyız.

Bilgi çağı ile artan dijitalleşme oranı bireyleri yeniden yaratmak için eğitimde köklü değişimlerin yaşanmasını zorunlu kılmıştır. Bireylerin teknolojiyi anlar, kullanır ve geliştirir hale getirmesi yeni nesil eğitim modelleri kavramının doğmasına neden olmuştur. Günümüzde adından çok bahsettiren ve ülkenin geleceğini şekillendirecekleri söylenen Z kuşağı bulunmaktadır.

Bu kuşak resmen teknolojinin nasıl kullanıldığını öğrenerek dünyaya gelen bir kuşaktır. Bu alanda otorite sahibi olanlarda bu kuşağa göre teknolojiyi eğitimin kişiselleştirilmesi ve bilgi çağı için uygun hale getirilmesi için kullanmalıdırlar. İşte karşınızda yeni nesil eğitim modelleri.

Yeni Nesil Eğitim Modelleri Nelerdir?

Günümüzde sosyolojik olarak toplumlar varoluş hedeflerini gerçekleştirebilmek için toplumsal rekabette etkili ve güçlü nesiller yetiştirmek zorundadırlar. Bu durum o toplumun nesillerinin nesnel başarılarıyla sağlanabilir. Küreselleşme ve teknolojide yaşanan gelişmelerin günümüzde daha iyi anlaşılmaya başlanması, buna paralel olarak gelişen yeni kültürel değerlerin tespit edilmesi, geleceğin daha iyi ön görülmeye başlanması ve bunlara sonuç niteliğinde yeni nesillerin yeni davranış tanımlarının yapılması süreci başlamıştır. Yeni nesillerden beklenen yeni beklentiler ve davranışlar eğitim modellerinin yeniden yapılandırılmasını zorunlu kılmıştır.

Bilgi çağı ile yaşamın her alanına dokunan teknolojinin en önemli kurum olan eğitim kurumuna sınırlı değişikler getirmesi oldukça düşündürücüdür. Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmelerin her toplumun ihtiyaç duyduğu nitelikli insanların yetiştirilmesinde kullanılması gerektiği anlaşılmıştır. Bu yüzden de yeni nesil eğitim modelleri kavramı ortaya çıkmıştır.

Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmelerden bir haber eğitimi çağdaşlaştırmak pek mümkün görülmemektedir. Zaten çağdaşlık yaşanılan çağın gerekliliklerini yerine getirmek demektir. Şimdi hep beraber günümüz nesli için hazırlanmış olan ve içerisinde teknolojik gelişmeleri barındıran modeller hakkında bilgi sahibi olarak devam edelim.

Teknoloji Destekli Eğitim Modeli

Teknoloji destekli eğitim modeli öğrenme sürecinin etkinliğini arttırmak ve geliştirmek için teknolojinin kullanılması anlayışına dayanan bir modeldir. Teknoloji destekli eğitim modeli eğitim programlarının belirlenen hedefleri gerçekleştirebilmesi için içeriklerin teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanarak kullanılmasıdır.

Yani görsel, işitsel imkanlar sunarak öğrenme eyleminin daha kalıcı olmasını sağlayan bir modeldir. Öğrenci motivasyonunu arttıran eylemler içerdiği için onların öğrenmesinin daha kalıcı olmasını sağlamaktadır.

Eğitim programları ön gördüğü bilgi ve becerilerin öğretim yoluyla kazandırılmasını amaçlar. Teknoloji destekli eğitim modeli de burada devreye girerek bu kazandırma işleminin daha kolay ve kalıcı olması için teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanılmasını sağlar.

Teknoloji destekli eğiti modeli otoriteler tarafından her şeye rağmen daha kalıcı öğrenme gerçekleştiren bir model olduğu söylenmektedir. Sanayi toplumu eğitim modeli anlayışına göre öğrenmede kalıcılık durumu teknoloji destekli eğitim modeli ile daha yüksek seviyelere ulaşmıştır. Teknoloji destekli eğitim modeli eğitim programlarının içeriğinde herhangi bir değişiklik getirmemiştir.

Sadece yöntem açısından değişiklikler sunarak öğrenme eyleminin daha kalıcı olmasını sağlamıştır. Teknoloji destekli eğitim modeli öğrenime katılan duyu organı sayısını arttırır, öğrencilerin motivasyonunu arttırır ve ders içeriğinin zenginleşmesini sağlamaktadır.

Teknoloji Esaslı Eğitim Modeli

Teknoloji esaslı eğitim modeli öğrenmenin teknolojik araçlar vasıtasıyla okul dışında meydana gelmesiyle ilgilidir. Geleneksel eğitim programları ve amaçları doğrultusunda davranış değişiklikleri yaratmayı amaçlamaktadır. Teknoloji esaslı eğitim modeli uzaktan eğitim olarak da nitelendirilebilir.

Yani okulun getirdiği fiziki sınırlılıklardan öğrencileri kurtararak öğrenme eylemine yoğunlaşan bir modeldir. Açık öğretim eğitim programları, bazı üniversitelerin enformatik eğitim programları, Kovid-19 sürecinde uygulanan eğitim programları teknoloji esaslı eğitim modeli için en uygun örneklerdir.

Teknoloji esaslı eğitim modeli öğrenci merkezli bir anlayışın esasın alındığı, öğrencilerin bireysel farklılıkları dikkate alındığı ve öğrencilerin ilgi duydukları işi yapmada teknolojiden yararlandıkları dikkate alındığında daha özgür, bireysel düşünen, yaratıcı bireyler yetişebilir.

Teknoloji esaslı eğitim modeli internet, bilgisayar, televizyon, sanal gerçeklik, yapay zeka vb. ögeleri teknolojik araç olarak kullanmaktadır. Belirtilen ögeleri öğrencilerin bilgi ve beceri ihtiyaçlarına göre seçerek öğrenmeyi kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. Teknoloji esaslı eğitim modeli son zamanlarda öğrencilerin ihtiyaçlarına cevap verebilecek ve onların bilgilerini geliştirecek düzeyde kullanılmaya başlanmıştır.

Performans Esaslı İçselleştirme Eğitim Modeli

Performans esaslı içselleştirme eğitim modeli tam anlamıyla öğrenme esaslı bir model değildir. Performans esaslı içselleştirme eğitim modeli eğitim anlayışı olarak eğitimde son ürünün öğrenme olmadığını bir işteki yeterlilik olduğunu savunur.

Öğrenmeyi destekleyen bir takviye niteliği taşıyan bir modeldir. Performans esaslı içselleştirme eğitim modeli teknolojilerin beyni eğitmek için değil verilen bir görevi gerçekleştirmek için bir destek veya yardımcı pozisyonda olduğunu savunur. Performans esaslı içselleştirme eğitim modeli bir fonksiyonu yerine getirmek için kullanılan bilgi doğrudan doğruya o fonksiyonu yerine getirme amaçlı kullanılmalıdır.

Bir işi yapmak için gerekli bilgiyi içselleştirme durumu öğrenmeye yol açmaktadır. Performans esaslı içselleştirme eğitim modeli de yeni nesil için uygun görülen bir model olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dijital Yerliler

Yeni nesil eğitim modelleri hakkında araştırma yaparken en çok karşılaştığım başlıklardan bir tanesi Dijital Yerliler başlığı oldu. Dijital Yerliler aslında bir kitap ismi olup Zeynep Dereli’ nin uygulamaya koyduğu bir eğitim modelidir. Peki, Dijital Yerliler nedir? Öğrenciyi merkeze alan ve öğrencilere beceri ve girişimcilik ruhu aşılayan bir modeldir.

Dijital Yerliler eğitim programında öğrencilerin kişisel yetenekleri doğrultusunda bireyselleştirilmiş eğitim programları, reel hayat deneyimi, proje tabanlı öğrenme yaklaşımı gibi çağdaş eğitimi tamamlayan unsurları içermektedir. Dijital Yerliler içeriğine göre toplum olarak sosyal ve ekonomik refaha kavuşmak istiyorsak inovasyon ve girişimciliğe önem veren ve farklılıklardan beslenen bir nesle ihtiyacımız bulunmaktadır.

Kitap Dijital Yerliler olarak Z kuşağını tanımlamış ve onlar üzerinden hikayeyi ilerletmiştir. Dijital bir dünyanın içerisine doğan Z kuşağı ile birlikte gelen değişim ihtiyacı gözler önüne serilmiştir. Bu değişim ihtiyacını doğru ve etkili bir biçimde biçimlendirecek sonuçlara ulaşabilmek için teknolojik bir bakış açısı ile eğitim sisteminin yenilenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Kitaptaki en önemli sorun dijital çağda eğitimi nasıl verdiğimizden ziyade neler öğrettiğimizdir. Sanayi toplumu eğitim anlayışına göre amaç insanların IQ seviyelerini yükseltme üzerineydi. Ancak artık yaşamlarımıza duygusal zeka olarak adlandırılan EQ kavramı da girmiştir. Duygusal zekanın yaşamdaki etkinlikleri arttıran eğitim modeline geçilmesi zorunlu hale gelmiştir.

Analitik zeka kavramı önemini korurken bunun yanında dijitalleşmenin öğrencilerin kişisel yetkinliklerini de ortaya çıkarması gerekmektedir. Her birey kişisel yetkinliğe sahiptir önemli olan o yetkinliği bulup parlatan sistemi açığa çıkarmaktır. Kısacası Dijital Yerliler ile anlatılmak istenen bilgi çağı ile ortaya çıkan yeni dünyanın ihtiyaçlarını ve sağladığı olanakları iyi değerlendirmek gerektiği vurgulanmaktadır. Öğrenci ile teknolojinin bütünleştirilerek, öğrencinin teknolojiyi anlar kullanır ve geliştirir hale getirmesi en büyük amaç olarak görülmektedir.

Dünyadaki eğitim modelleri

Eğitim söz konusu olduğunda, herkese uyan tek bir yaklaşım yoktur. Farklı ülkeler, her birinin kendine özgü avantaj ve dezavantajları olan farklı eğitim modellerine sahiptir. Bu blog yazısında, dünyadaki farklı eğitim modellerinden bazılarına bir göz atacağız ve nasıl karşılaştırıldıklarını göreceğiz.

Amerika Birleşik Devletleri, ders anlatma yöntemi olarak da bilinen geleneksel eğitim modeline ev sahipliği yapmaktadır. Bu tür bir sistemde öğrencilerin bir sınıfta oturup bir saat ya da daha uzun bir süre boyunca bir öğretmenin ders anlatımını dinlemeleri beklenir. Bu tür bir sistem kişisel olmadığı ve etkisiz olduğu için eleştirilmektedir. Bununla birlikte, avantajları da vardır. Birincisi, çok sayıda öğrenciye aynı anda bilgi vermenin çok etkili bir yoludur. Aynı zamanda çok yapılandırılmıştır ve bu da bazı öğrenciler için faydalı olabilir.

Buna karşılık, Montessori eğitim modeli bireyselleştirilmiş eğitime odaklanır. Bir Montessori sınıfında, öğrencilere kendi hızlarında çalışma ve kendi öğrenme materyallerini seçme özgürlüğü verilir. Bu tür bir sistemin, bağımsızlık ve öz motivasyon geliştirmelerine olanak tanıdığı için özellikle küçük çocuklar için faydalı olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte, öğrenmelerinde daha fazla yapıya ihtiyaç duyan daha büyük öğrenciler için daha az etkili olabilir.

İnceleyeceğimiz üçüncü eğitim modeli Waldorf eğitim modelidir. Bu tür bir sistem öğrenmede yaratıcılığı ve hayal gücünü vurgular. Bir Waldorf okulundaki öğrenciler genellikle sanat, müzik ve drama gibi uygulamalı etkinliklerle meşgul olurlar. Bu tür bir sistemin, çocukların yaratıcılıklarından yararlanmalarına ve kendilerini benzersiz şekillerde ifade etmelerine yardımcı olduğu için her tür öğrenci için yararlı olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte, matematik veya fen gibi daha fazla ezber gerektiren akademik konular için daha az etkili olabilir.

Eğitim modelleri söz konusu olduğunda herkese uyan tek bir yaklaşım yoktur. Farklı ülkeler, her birinin kendine özgü avantaj ve dezavantajları olan farklı sistemlere sahiptir. Bu blog yazısında, dünyanın dört bir yanından üç farklı eğitim modelini inceledik: Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanılan ders yöntemi, İtalya'da kullanılan Montessori yöntemi ve Almanya'da kullanılan Waldorf yöntemi. Sizin çocuğunuz için hangisi doğru? Bu, çocuğunuzun özel ihtiyaçlarına ve öğrenme tarzına bağlıdır. Ancak bu üç modelin de ortak bir noktası vardır: Doğru uygulandıklarında son derece etkili olabilirler.

eğiticinin eğitimi yeni nesil eğitim modelleri teknoloji destekli eğitim modeli teknoloji esaslı eğitim modeli
Sezer Açiler
Sezer Açiler
Blog Yazarı

Sezer AÇİLER, 19 Haziran 1995 tarihinde Sakarya’da dünyaya geldi. 2018 yılında Sakarya Üniversitesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. Gayrimenkul danışmanı, stajyer sosyolog ve Felsefe Grubu öğretmeni olarak çalıştı. Sertifika programlarına katıldı. 2019 yılında İstanbul İşletme Enstitüsünde blog yazarı olarak çalışmaya başladı.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.
Sosyal medya becerilerinizi geliştirmek mi istiyorsunuz? Sosyal Medya Uzmanlığı Eğitimimize göz atın. Bu kapsamlı eğitim, kitlenizin ilgisini çeken içerikler oluşturmaktan stratejinizi yönlendirmek için verileri Insights'ta kullanmaya kadar sosyal medyada ustalaşmak için bilmeniz gereken her şeyi öğretecek. Bu eğitimin sonunda bir sosyal medya uzmanı olacaksınız!
EğitmenSedat Ateş
775259
Blog Yazarlığı Eğitimi
4.5
(87)

Blog Yazarlığı Eğitimi

9 Konu5 Saat
Bilal ŞentürkBilal Şentürk
755229