Close
Mobil Menu Bars

Kendimi Tanıyorum! Gelişim Bana Ayak Uydursun!

07 Ekim 2018, 2296 defa okundu.
Kendimi Tanıyorum! Gelişim Bana Ayak Uydursun!
kendini gerçekleştirmek, kendini tanımak, gelişim

İnsanoğlu doğum ile ölüm arasında bir ring görevlisi gibidir. Hayatın gelir geçerlerinin irade gücünü elinde tutan ama aynı zamanda bir gücünde emrinde olandır. Kendi hayatının güzergâhını yaşayan ve anlamlandırmaya çalışan her insan varlığını bilme ve farkına varma arayışını doğaçlama yaşamaktadır. Bunun için düşünebilme yetisinin hakkını veren her sağlıklı birey Sokrates’in akademisinin kapısına dayanmalı, ‘kendini bil’ yazısına uzunca bir süre bakmalı.

Kendini tanıma yoluna girmiş olan kişi daha akla girmiş ilk soru ile gelişimin en ağır kapısını aralamıştır.

Ben Kimim?

Kendi ile tanışmak, biyolojik yapısının dışında karakter özelliklerini, ilgi alanlarını, güçlü ve zayıf yönlerini bilmek varoluşunun anlamını keşfetme yolundaki en önemli dinamiklerdir. Hayat insana kendi doğumunu bir defa gösterirken bin defa doğdum cümlesini de doldurabilecek ruhsal aşamaları da ömür skalasında bulundurur. Muhtemel ki herkesin kendince hikâyesini değiştirdiği yine standardı aynı olan doğumlarımız olmaktadır.

Ben kimim, who i am?

Bilimsel araştırmalara göre birkaç kemik kırılması acısı ile ölçütlendirilmiş doğumdan sonra bir ailenin bireyi oluyoruz. Sonrası ise farkındalığımızın gün be gün geliştiği bilinç doğumu. Her doğum bir aşama ,her aşama bir sancı, her sancı bir sorgu ve silsilesi.

Bireysellikten toplumsal hayatın kalabalık kısmına açılan bir başka doğum ise daha önce farkındalık adı altında gelişen ruhsal uyanışın bireylere ve eşyalara direkt temas ettiği sosyal ortamımız. Bu uzun süreçleri birkaç cümle ile anlatmış olmak herkesin tam olarak hikayeler serpiştirdiği belki kendimizin bile fark etmediği bin doğumu barındırır. İşte tam bu nokta da doğumun sancısı kendi özünü net olarak saptayabilme noktasında olmalı. Karaları ve iradesi kendi elinde bulunan ve kültürel yapısını mantık ve inanç zemininde harmanlayıp kişiliğine katan özüne sadık bir ben doğması hiçte imkânsız değil.

Varlığınla Barış

Hemen hemen pek çoğumuz her şeyi kendi etrafında dönen büyük oyunlarla açıklamaya çalışan yüksek kuramlar geliştirmeyi sever olduk. Zayıf dayanaklara sahip olsa da kendi dünyasının etrafında dönen kitle tarafından alıcı bulup,  paralel fikirlerin ruhsal doyumunda dişe dokunuyor. Büyük sloganlardan ileri gitmeyecek olan bu küçük fikirlerin maalesef ki küçük kalmasını sebep yeterince sınanmamış ve tartışmaya mahal verilmemiş ortamlarda vücut bulmasıdır. Kişi ilk anlaşmayı, dijital çağın çağ yangınlarından biri olan kerameti kendinden menkul fikirler ile değil kendi varlığıyla yaparak barışı sağlayacaktır.

Kişi kendini tanıma yolunda ilk olarak ihtiyacı olan şey salt düşünme eylemi ve zamandır. Anını yaşayıp nedenini düşünmek gelişimin ayak uyduracağı yolculukta temelin harcıdır. Bu tanıma yolculuğunda  öz disiplin, çevreyi gözlemleme ve tanıma, çözüm üretme , durumlara olan yaklaşım ve sorumluluk bilinci ile yeteneklerinin açığa çıkmasını sağlayacaktır.

Yenilik Belki De Yenilenmekle Mümkün!

Her insan değişime açıktır. Ve her canlı mutlaka seçimleri ile değişime uğrar. Doğa kanunlarının etkisi altındayken istemsiz yaşanan değişim süreci irade gücüne sahip olduktan sonra yerini gelişime bırakır. Direksiyonu elimize alıp hayatın her anında kulağımıza fısıldayan “kendini geliştir, potansiyelini keşfet” sesi ile uyanışa cevap vermeli. Uyanmak asıl adıyla yenilenmek güçlü yönlerini ortaya çıkarmak, zayıf yönlerini kabullenip güçlendirmek ve hayat çizginizi iyi koordine etmek demektir. Gelişim büyük ölçüde yenilenmekle mümkündür.

Bilincin Bilinci

Kişisel gelişimcilerin son zamanlarda çokça üstünde durduğu farkındalık yani an’a odaklanmanın derin halidir. İnsanı bugünden alan dünün nasıl bir kayıp hali ise anı ıskalayan yarın da aynı etkiyi yaratır. Geçmiş eğer pozitif tecrübe, gelecek ise motive edici düşünce vermiyorsa zamanınızın her anında sizden yeni zamanlar çalan bir hırsızdan başka bir şey değildir. Ana bilinçli yaklaşım ‘şuan yapabileceğim en iyi şey ne?’ sorusunu sorudan çok pozitif itici haline getirir. Yaşanılan durumu dünden ve yarından münezzeh bir halde irdeleyip düşünmek, çözüm üretmek ve sonucunu her haliyle kabullenmektir. Yani bilincin bilinci diye de adlandırabiliriz. Bu derin bilinç hali hem negatif yaşanmışlık halinden soyutlar hem de pratik düşünme becerisi sağlar. Önyargısız yaşanılan anı tüm meşguliyetlerinden arınmış ve karar verme iradesini elinde tutarak kendimize doğru keşif yolculuğuna çevirebiliriz.

Ben Varım Ve Buradayım!

ben varım, ben buradayım

Düşüncelerin etkisi duygusal düşünme becerilerinin cesaretinden çalar. Gelişimi engelleyen en büyük etken ise içsese müdahale eden özgüvensiz düşüncelerdir. Cesaretinizi kıran düşünce geçmiş ve gelecek kaygısı ile gelişim ve yenilenme sürenizde set oluştururlar. Yine bu duvarı yıkacak olan duygularınızın düşüncenizden arınmış cesareti ile ana odaklanmaktır. Anın bilinci ile kendinin farkında olmaktır. Farkında olmak uyanmaktır. “Ben varım, buradayım, dünün dersi yarının motivasyonunu alıp şuandayım ve uyanığım.” diyebiliyor olmaktır.

Potansiyelini Keşfet

Varmanın ilk basamağı ayağa kalkmaktır. Yani önce kendine uğramalı insan. Kendinden başlamalı. Gidilebilecek tüm yollar benlikten geçer. Başarı kendini tanıyanların mecburi istikametidir. Kendini tanıyan insan bir yere varmak için öncelikle kendini bilir ve adım atmak için ayağa kalkar. Hayata çemberin dışından değil tam merkezinden bakabilmektir kendi olmak. Yaşamını yeniden şekillendirmenin kendini sevmek ve yeniden kendini yaratmak olduğunu belki de çok fazla kişiden duymuşuzdur. Ama bunun yol haritasını çizmek herkesin harcı değildir.

Kendini tanıma yolunda soruların yeni sorular doğurmasından korkmayın. Her soru bir önce soruyu cevaplamak için vardır. Yeni sorular sorun. Kişi önce kodların oluşturduğu kelimelerden ziyade sorunun özüne inerek düşündürücü sorular sormalı. Her soru bir ilerisini doğurmalı.

  • Ben kimim?
  • Ben herkesin bildiğinden farklı olarak kimim ve ne istiyorum?
  • Hedefim ve amacım var mı?
  • Bu hedefler benim hayallerim mi toplumun istekleri mi?
  • Potansiyelimin farkında mıyım?
  • Başarıya ulaşmamı sağlayan yol haritam neler?
  • Artı ve eksi tüm yönleriyle harita keşfi?
  • Kişisel başarıya ulaşmak için değerlerim neler?

Yeni soruların yeni cevapları için gereken tüm adımları atın. Bir iki üç belki yüz defa düşün. Her düşüş beraberinde bir kalkışı barındırır. Kendini tanımak önce cesaretle başlar. Sakın ertelemeyin!  Ertelenmiş her düşünce yarının pişmanlığını oluşturur.

Değerleriniz Olsun

Tanınmış bir psikiyatrist katıldığı bir açık oturumda değer konulu bir testi üçü kendi dalında meslektaşı üçü de farklı dallarda uzman kişilere yaptı.

Elinize bir kâğıt alın ve hayatınızda asla o olmazsa diyeceğiniz altı maddeyi yazın dedi. Bu bir değer olabilir. Bir inanış olabilir belki bir insan belki bir eşya belki de bir özellik. Siz yeter ki ‘o olmadan asla’ diyebilin. Katılımcılar altı maddenin altısını yazar. Yazılanları kimse kimseye göstermemelidir.

Başınıza büyük bir felaket geliyor ve siz bu asla dediğiniz değerlerden iki tanesinden vazgeçmek zorunda kalacaksınız. İki tanesinin üstünü karalayın lütfen. Katılımcılar iki maddeyi diğer dördüne göre tercih sıralaması yaparak karalamak zorunda kalırlar.

Ve tekrardan başınıza bir felaket daha geliyor ve iki adet değerinizi daha hayatınızdan çıkarmak zorunda kalıyorsunuz. Tam bu noktada sürekli tercih yapan katılımcılar zorlanırlar. Test dahi olsa değerinden vazgeçmek kişinin belki de kendine dahi itirafının zor olduğu bir hal alır.

Ve son olarak bir kıyamet daha yaşıyoruz. Bir değerimizi daha elemek zorundayız.

Sonuca gelince.. Psikiyatrist son değerimiz ve hiç vazgeçmeden önceki toplamda altı değerimiz için geçmiş on gün içinde ne yaptınız?

Önümüzdeki on gün içinde o onsuz olmaz değerimiz için ne yapacaksınız?

Testin amacı düşünmeyi sağlamak ve uyanışı desteklemektir. Ancak asıl sonuca gelince merkezi biz olan bu testte hiç kimse değer olarak kendini yazmamıştır. Testin daha sonra uygulandığı kişiler arasında çok az sayıda katılımcı değerleri arasında kendini bulundurmuştur.

Velhasıl, kişi başı ve sonu olan yolculukta değer algısını öğrenemez. Değer algısı yaşanır ve değerle yaşatılır. Bu nedenle değerlerle değer eğitimi tamlaması daha doğrudur. En büyük değerin kendisi olduğunu fark eden kişi potansiyelinin ve gücünün farkında olur. Ve yazımızın en başında değindiğimiz ring görevlisi benzetmemize atıfta bulunarak güzergâhın üzerinde her şey iyisiyle kötüsüyle bizim değerlerimiz ve getirileridir. Kendine inanan ve asla pes etmeyen kişinin gelişimi kaçınılmaz olur. Bu yoldaki her adım kendine yeniden doğuştur.

Gelişimi inanmaktan geçenin doğumu sancısız olur! ;)

Bu yazıyı beğendiysen
şimdi paylaş!
Blogger
Özgeçmiş

Anadolu Üniversitesi Adalet bölümünden mezundur. Kamu kurumunda görev almakta ve edinmiş olduğu deneyimleri yazılarında okuyuculara aktarmaktadır.

Devamı
Yorumlar(1)
Ortalama Değerlendirme 5,0

Yorum yapabilmek için Oturum Aç'manız gerekmektedir.

Damla Özgür
Damla Özgür
24 Aralık 2018
5.0

Okurken çok keyif aldım, çok iyi ifadeler kullanmışsınız, emeğinize sağlık:)