AnasayfaBlogYaşantısal Öğrenme Modeli
Kişisel Gelişim

Yaşantısal Öğrenme Modeli

16 Nisan 2021
Yaşantısal Öğrenme Modeli

Her insan yeni bir şeyler öğrenirken birbirinden farklı yöntemler kullanır. Kimi görerek öğrenir. Kimi dinleyerek öğrenir. Bazı insanlar da yaparak yaşayarak öğrenir ve bilgilerinde kalıcılık sağlar. Öğrenmenin içine ne kadar duyu organı girerse öğrenme ve hatırlama oranı o kadar artar. İnsanlar okuduğu şeylerin yüzde onunu, duyduğu şeylerin yüzde yirmisini, gördüğü şeylerin yüzde otuzunu hatırlar. Hem görülüp hem duyulan şeylerin yüzde ellisi, görülüp duyulan ve söylenen şeylerin yüzde sekseni, hem görülen hem duyulan,  hem söylenen hem de dokunulan şeylerin yüzde doksanı hatırlanır.

Bütün bunlardan yararlanarak eğitim-öğretimde farklı öğrenme modelleri ortaya çıkarılmıştır. Bunlardan biri de yaşantısal öğrenme modelidir. Bu modelin genel özelliklerini ve nasıl uygulandığını inceleyelim. Öğrenme hayatını nasıl etkilediğini de görelim.

Yaşantısal Öğrenme Modeli Nedir?

Yaşantısal öğrenme modeli Amerikalı psikolog ve eğitim bilimci David Kolb tarafından geliştirilmiş bir öğrenme modelidir. Herkese göre bir öğrenme biçimi vardır ve öğrenciler kendilerine en uygun öğrenme biçimiyle öğrenirler anlayışını savunur. Farklı öğrenme stillerinin uygulanması kalıcılığı arttırması bakımından önemlidir. Farklı öğrenme stilleri kullanılmasının altında yatan bir diğer sebep de beynin çalışma yönteminin anlaşılmaya çalışılmasıdır. Farklı yöntemler uygulanmazsa öğrenciler eğitim öğretimden eşit bir şekilde yararlanamazlar.

Yaşantısal öğrenme modeline göre öğrenme deneyimler yoluyla gerçekleştirilir ve kalıcı bir hale getirilir. Kolb öğrenmenin yaşantıya bağlı olduğunu ve öğrenmelerin yaş, cinsiyet, kültür gibi bileşenlere göre değişiklik gösterdiğini savunur. Ancak bu bileşenler kişinin öğrenmesiyle uyum içindedir. Bir kişi günlük yaşamında nasıl davranıyorsa öğrenme sırasında da aynı şekilde hareket eder. Zeka yalnızca doğuştan getirilen bir olgu değildir. Çevreyle etkileşim sonucunda değişir ve gelişir.

Yaşantısal öğrenme modelinin temeli John Dewey, Kurt Lewin ve Jean Piaget’nin çalışmalarına dayanır. Kolb’a göre insanlar dört alanda gelişir. Bunlar duygusal boyut, simgesel boyut, algısal boyut ve davranışsal boyuttur. Bu dört alan birbiriyle sürekli etkileşim halindedir. Kişiler bu alanların birkaç tanesini aynı anda kullanabilirler. Etkili bir öğrenme için de dört farklı yol bulunur. Yaparak, hissederek, düşünerek ve izleyerek öğrenmek mümkündür.

Yaşantısal Öğrenme Modeline Göre Öğrenme Biçimleri

Somut Yaşantı: Öğrenme hissederek ve dokunarak gerçekleştirilir. Bu nedenle öğrenciler yeni yaşantılara açık olmalıdır. Herhangi bit problem durumunda bilimsel yaklaşımlarla özümleme yapılmaz. Hislere dayalı bir yaklaşım tercih edilir. Derslerde materyalle öğrenilir. Bu öğrenme biçimine sahip olan kişiler,

  • Güçlü sezgilere sahiptir.

  • Merak duyguları üst düzeydedir.

  • Grup çalışmalarında başarılıdır.

  • Başkalarıyla iletişim halinde olmayı severler.

  • Tartışmalara katılmaktan hoşlanırlar.

  • Girişken olurlar.

  • Farklı fikirlere açıktırlar.

  • Araştırma ve inceleme yapmayı severler.

  • Yeni fikirler üretmeye meraklıdırlar.

  • Çalışma yapmak konusunda isteklidirler.

  • Sistemli değildirler.

Yansıtıcı Gözlem: Öğrenme izleyerek gerçekleştirilir. Olayları farklı açıdan değerlendirmeye odaklanılır. Öğrenilen şeyin nasıl öğrenildiği ve nerelerde kullanılabileceği sorgulanır. Öğrenilenlerin hayata aktarılabilmesi önemlidir. Bu nedenle önce gözlem yapılıp sonra uygulamaya geçilir. Örneğin bir deneyin yapılışı sırasında önce öğretmen izlenir. Daha sonra öğrenciler gördüklerinin aynısını yapmaya çalışır. Bu öğrenme biçimine sahip olan kişiler,

  • Olayların ve düşüncelerin oluşumunu sezgileriyle açıklar.

  • Duygu ve düşüncelerine önem verirler.

  • Çabuk karar vermezler.

  • Karar vermeden önce uzun uzun gözlem yaparlar.

  • Sabırlıdırlar.

  • Soğukkanlı olurlar.

  • Tarafsız davranırlar.

  • Detaylarla ilgilenirler.

  • Dikkatlidirler.

  • Farklı bakış açılarını değerlendirirler.

  • İçedönük kişilerdir.

Soyut Kavramsallaştırma: Öğrenmenin gerçekleşebilmesi için gözlemlenen şeyler mantıksal temellere dayanmalıdır. Duygu ve düşünceler geri plandadır. Mantık bunların önüne geçer. Önce olaylar mantıksal olarak analiz edilir. Sonrasında harekete geçilir. Mantık yürütmenin yanında okuma ve dinleme de önemlidir. Konunun neden öğrenildiği ve nasıl öğrenilebileceği sorgulanır. Bu öğrenme biçimine sahip olan kişiler,

  • Bireysel çalışmaktan hoşlanırlar.

  • Analiz yaparlar.

  • Okumayı severler.

  • İyi bir dinleyicidirler.

  • Düşünerek öğrenirler.

  • Tümdengelim yöntemiyle düşünürler.

Aktif Yaşantı: Öğrenme yaparak ve yaşayarak gerçekleştirilir. Bireyler bu öğrenme biçiminde işine yarayan bilgileri kabul ederler. Kullanamayacaklarını reddederler. Uygulama ön plandadır. Öğrenen sürekli etkinlik içindedir. Bireyler çevresini etkileyebilir ve değiştirebilir. Bu öğrenme biçimine sahip olan kişiler,

  • Girişken olurlar.

  • Grup çalışmalarını severler.

  • Risk almaktan çekinmezler.

  • Yaptıkları işlerde dönüt almak isterler.

  • Yaptıklarının sonucunu görmek isterler.

  • Proje yapmaktan hoşlanırlar.

Öğrenme Stilleri

Öğrenme stili ne öğreneceğiniz değil nasıl öğreneceğiniz üzerinde yoğunlaşan bir kavramdır. Öğrenme stilleri sayesinde öğrencinin güçlü ve zayıf yönleri tespit edilir. Bu zayıf yönler geliştirilir. Başarı ve motivasyonu arttıracak önlemler alınabilir. Kendi öğrenme stilini bilen bireyler bir problem durumunda daha kolay çözüm üretebilirler. Okula karşı olumlu bir tutum geliştirebilirler.

David Kolb öğrenmenin birden çok bileşeni olduğunu savunmuştur. Aynı zamanda her bireyin aynı anda birden fazla öğrenmeyi kullandığını belirtmiştir. Ancak yaşantısal öğrenme modeline getirilen eleştirileri değerlendirerek kuramda bazı değişiklikler yapmıştır. Bunlar değiştiren, özümseyen, ayrıştıran ve yerleştiren, öğrenme stilleri olarak karşımıza çıkar.

Değiştiren Öğrenme: Bu öğrenme stiline sahip bireyler somut yaşantı ve yansıtıcı gözlem öğrenme biçimlerinin özelliklerini bir arada barındırır. Bu bireyler anlam ve değerlerin farklındadırlar. Somut olay ve durumları gözden geçirerek anlamlı ilişkiler oluştururlar. Gözlemleyerek öğrenirler. Sabırlı ve dikkatli olurlar. Genellikle objektif yargılarda bulunurlar. Kendi duygu ve düşüncelerini önemserler. Fikirleri olması istenen duruma getirebildikleri için değiştiren öğrenme olarak bilinirler. Duyu organı olarak en çok görme duyusunu kullanırlar. Detaylara önem verirler. Seçim yapma ve kararsız kalma zayıf yönleridir. Sosyal bilimciler değiştiren öğrenme stiline sahiptir.

Özümleyen/Özümseyen Öğrenme: Soyut kavramsallaştırma ve yansıtıcı gözlem öğrenme biçimlerinin özelliklerini taşırlar. Düşünmeye ağırlık verirler. Detaycıdırlar. Sakince okurlar ve dinlerler. Soyut kavramlar daha çok ilgilerini çeker. İzleyerek ve düşünerek öğrenme ön plandadır. Yeni fikirler üretirler. Hayal kurma ve uygulama yapma yönleri zayıftır. Araştırmacı ve tasarımcılar özümseyerek öğrenenlerdendir.

Ayrıştıran Öğrenme: Soyut kavramsallaştırma ve aktif yaşantının özelliklerini birlikte bulundururlar. Bu öğrenme stiline sahip kişiler önce düşünür sonra uygulama aşamasına geçerler. Temkinlidirler. Problem çözme becerileri yüksektir. Hızlı karar verme yetenekleri gelişmiştir. Sistematik planlama yapabilirler. Duygular kontrol altına alınabilir. Bilgiler organize edilerek kullanılır. Geleneksel ve tek bir çözüm yolunun olduğu durumlarda başarılıdırlar. Dağınık düşüncelere sahip olma, çözümleri test etmeme ve odağının bozulması zayıf yönleri arasındadır. Mühendisler ayrıştıran öğrenme stiline sahip bireylerdir.

Yerleştiren Öğrenme: Bu öğrenme stiline sahip olan kimseler somut yaşantı ve aktif yaşantının özelliklerini bir arada kullanırlar. Analiz yaparlar. Problem çözme ve hızlı karar verme en önemli özelliklerindendir. Liderlik vasıfları güçlüdür. Bilgileri organize ederek kullanırlar. Duygularını kontrol altında tutabilirler. Yaparak öğrenirler. Sürekli planlama yaparlar. Denemeyi severler. Harekete geçmek için fazla düşünmezler. Yeni şeyler üretebilirler. İnsanlarla çabuk kaynaşırlar. Sabırsız hareket ederler. Değişikliklere kolay uyum sağlarlar. Amaca göre uygulama yapamama ve zaman yönetiminin olmaması zayıf yönleridir. Pazarlamacılar ve tezgahtarlar yerleştiren öğrenme stiline sahip meslek gruplarıdır.

Öğrenme stillerinin tespit edilerek geliştirilmesinde öğretmenlere büyük görev düşer. Öğrencilerini iyi gözlemlemesi gerekir. Öğrenciler bu sayede bilgiye ulaşmak için yardım beklemezler. Kaygıları azalır. Özgüvenleri artar. Stres yönetimi yapabilirler. Öğrenme süreçlerini denetim altına alabilirler. Böylece öğrenme sorumluluğunu üstlenmiş olurlar. Öğrenme yaşamının düzenlenebilmesi bakımında öğrenme stillerinin bilinmesi ve kullanılmasının önemli olduğu unutulmamalıdır.

Yaşantısal Öğrenme Modeli Yaşantısal Öğrenme Modeli nedir Yaşantısal Öğrenme Modelinin Dayanağı Yaşantısal Öğrenmede Kullanılan Stiller Yaşantısal Öğrenme Modeline Göre Öğrenme Biçimleri
Seray Akyüz
Seray Akyüz
Blog Yazarı

Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 2015 yılında mezun oldu. Mezun olduktan sonra çeşitli okullarda edebiyat öğretmeni olarak çalışan Akyüz, pandemi sürecinde İstanbul İşletme Enstitüsü'nde çeşitli eğitimler aldı. Aldığı bazı eğitimler sonucunda ajanslarda içerik üretmeye başladı. Edebiyat, eğitim, sağlık ve dekorasyon gibi konularda yazılar yazmakta.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.
Tam Öğrenme Modeli
Eğitim

Tam Öğrenme Modeli Nedir?

12 Nisan 2021
Anlamlı Öğrenme Modeli
Online Eğitim Deneyimi

Anlamlı Öğrenme Modeli

23 Eylül 2021
Etkili Öğretim Modeli
Eğitim

Etkili Öğretim Modeli

20 Eylül 2021
İngilizce Kelime Öğrenme Yolları
Yabancı Dil Eğitimi

İngilizce Kelime Öğrenme Yolları

12 Aralık 2019