Published on: 08 Mayıs 2018 Burcu ÖNDER 0 Yorum

Son dönemlerde artan kişisel gelişim kitabı furyası, bu konunun uzmanlarının ve kişisel gelişime olan ilginin artmasıyla alakalı alakasız her yerde kişisel gelişim ile karşılaşmaktayız.

Peki, nedir bu kişisel gelişim?

Hızla gelişen ve değişen dünyamızda değişen ekonomik sistemin bize bir getirisi olan stresli, yoğun ve yorucu yaşamımızda insanlarda oluşan sosyal, psikolojik ve ekonomik sorunlarla kendi başımıza kendi karar ve irademizle başa çıkmak olarak nitelendirilebilir. Bu tabir ilk olarak bin sekizyüzlü yıllarda ‘’SELF-HELP’’ olarak ortaya çıkmıştır. Ki zaten bu yıllardan önce de kişisel gelişim mutlu yaşamak ve kendine yardım etmek olarak tanımlanıyordu ya da daha doğrusu direk olarak bu şekilde ifade ediliyordu.

Günümüzde de bu ifadenin pek değiştiği söylenemez. Çünkü değişen dünyada sonsuz stres ve yaşam kaygısına boğulan insanoğlu kendine bir kurtuluş yolu ve mutlu yaşam sırları aramaya başladı. Ve böylece kendinde belli sistematik değişimler yapan ve de olağan yaşamın sıkıntılarından kendini kurtaran ve mutlu yaşama erişen insanların deneyimlerini başarılarını paylaşmasıyla birlikte birçok insanda kişisel gelişimle ilgilenmeye ve paylaşılan deneyimleri denemeye veya kendi yollarını oluşturmaya başladı

Kişisel gelişime olan ilginin artmasıyla konunun uzmanları da ortaya çıkmaya başladı. Kişisel gelişimle ilgili kitaplar yazılmaya ve seminerler verilmeye başlandı. Günümüz kapitalist modern dünyası kişisel gelişime de bir elini uzatıp konuyla alakası dahi olmayan insanlarında kişisel gelişim kitabı yazmasına sebep oldu.

Hatta başkalarının deneyimlerinden yararlanmak isteyen insanların bu kitapların arasında kararsız kalmalarına bazılarınınsa bu karışıklıkta kararsızlığın stresine girmektense vazgeçmelerine sebep oluyor. Neyse ki konunun uzmanlarının kendilerini kanıtlamasıyla bu durumda ortadan kalkıyor.

Peki ya insanlar neden kişisel gelişime ihtiyaç duyuyor? Neden mutlu yaşamak istiyorlar? Ve neden mutlu değiller?

Bu soruların hepsinin cevabı hemen hemen aynı aslında. Yorulduk. Kendimize vakit ayıramamaktan, kendimize ve ailemize dair mutlulukları kaçırmaktan -listeyi uzatmak mümkün- yorulduk. İnsanların yapmakta oldukları işlerde kazandıkları paralarda insanları mutlu etmedi. Çünkü birçok kişi çalıştıkları işi severek tercih etmedi.

Aslında bu noktada gidip sevdikleri işi yapabilirlerdi demek mümkün. Ama bulunduğumuz zaman da zorlaşan yaşam şartları ve maddiyat gereksinimleri insanları sevdikleri meslekler yerine para kazanabilecekleri işlere yöneltiyor. E tabi daha sonra işin verdiği streste eklenince gelen mutsuzluklar, katlanılamayan yorgunluklara da bir hoş geldin diyoruz.

Daha sonra artık kaldıramayacağımızı anlayınca bir çıkar yol aramaya başlıyoruz. Burada da şu sıralar çok duyduğumuz ve hemen hemen her yerde karşılaştığımız kişisel gelişim devreye giriyor.

Peki, sıkça duyar olduğumuz ve paylaşılan deneyimleri kendi hayatımızda uyguladığımız kişisel gelişim yararlı mı zararlı mı?

Bu sorunun cevabı genelleme yapılacak nitelikte değil maalesef. Elbette kişisel gelişim uygulamaları ya da eğitimleri doğru uygulandığı takdirde yararlarını görürüz. Ve şu da unutulmamalı ki yararları olduğu kadar zararları da vardır. Ama yararlarının yadsınamayacak derece fazla oluşu zararlarını göz önünde bulundurmuyor diyebiliriz.

Hele ki konunun uzmanlarının hazırlamış olduğu kişisel gelişim eğitimleri kişinin yaşadığı toplum ve kültüre uygun hazırlanmışsa o eğitimin zararları söz konusu bile olamaz. Mutlu olmak, başarılı olmak gibi isteklerle başvurduğumuz kişisel gelişim de ilk adım bu uygulamalardan ve kitaplardan faydalanmak olmamalı. İlk önce kendimizi tanımalıyız. Kendimizi tanımalıyız ki bizim için en uygun ve en doğru yol ve de bizi ‘’NE’’ daha mutlu ve hayata karşı pozitif bir insan yapar bilmeliyiz.

Bunları bilmeden uyguladığımız yol bize yarardan çok zarar sağlar. Ayrıca kolay ulaşılabilir kaynak niteliğindeki kişisel gelişim kitaplarına da değişim en kolay yolu olarak bakmak yerine kendimizi tanımamıza, kendimizi bulmamıza ve sergilemiş olduğumuz davranışlarımızı anlamamıza yol gösterici olabilir. Benim naçizane düşüncem ise bu gibi kişisel gelişim kitaplarından yardım alarak kendimizi tanıdığımızda geriye kalan yol çok basittir artık. Ve bu yolu da kendimiz çizebiliriz. İstersek ve ihtiyaç duyarsak tabi ki konunun uzmanları mevcut. Ancak kendimizi tanıdıktan sonra zaten bizim neye ihtiyacımızın olduğunu az çok saptayabiliriz. Bu yolda kendimizi neyin mutlu edeceğini ve nasıl bir başarı istediğimizi de belirleyebiliriz.

Uzun lafın kısası diyelim artık. Her şeyden önce, bu kendimizi tanıma yolunda attığımız adımlarda olabilir, okuduğumuz kişisel gelişim kitapları ya da aldığımız eğitimler, yardımlar hangisi olursa olsun ilk önce kendimizi sevmeliyiz, kendimize değer vermeliyiz ki kendimizi bilelim ve yaşamımızda nasıl mutlu olacaksak ona göre adımlar atabilelim.

Buna küçük bir örnek verelim. Bizler bir anneysek eğer çocuğumuzu sever, onunla ilgilenir ve onun istediklerine ve gelişimine dikkat ederiz değil mi? Kendimize de aynen bu şekilde yaklaşmalıyız. Bir anne şefkatiyle. Ve o anne şefkatinin bedenimize ve ruhumuza ilaç gibi geldiğine kendimiz şahit olacağız.

Yine de bu kaynaklardan yararlanmayın dediğimi düşünmeyin. Bu kaynaklar bize yardımcı olabilecek en güzel yoldur.

Ve son olarak hayata bir not: Tanrı kendilerine yardım edenlere yardım eder.
  • kişisel gelişim eğitimleri ,
  • kişisel gelişim kursları ,
  • kişisel gelişim nedir ,
  • kişisel gelişim planlama
Blog Yazarı