AnasayfaBlogİş Hayatında Kadın Olmak
İş Hayatında Kadınlar

İş Hayatında Kadın Olmak

27 Mart 2019
İş Hayatında Kadın Olmak

Öncelikle, kendiniz başta olmak üzere çevrenizdeki insanların çocukluk dönemlerinde aldıkları hediyeleri düşünün. Bir erkeğe araba alınırken, bir kıza bebek alınır. Bir erkeğe savaşçı ruhunu benimsetmek amacı ile kılıç alınırken, bir kıza daima ev işlerinin kendisine ait olduğunu benimseten, mutfak eşyaları içeren oyuncaklar alınır. İşte tam burada başlar ayrımcılık denilen kavram. Toplum bize erkeğin ve kadının ayrı ayrı görevleri olduğunu, erkeğin iş, kadının ise ev hayatı olduğunu benimsetir. "İş hayatında kadın olmak" cümlesi, aslında bize kadınların iş hayatında yaşadıkları zorlukları acımasız bir şekilde anlatır. Çünkü erkekler için’ İş hayatında erkek olmak ’ şeklinde kullanılmış bir cümle görmeniz ya da duymanız zordur.

İş Hayatında Kadın Olmanın Zorlukları

İş hayatında kadın denildiğinde akla ilk gelen genelde plazalar olur. Bu da 9:00 18:00 çalışan kadınlar anlamına gelir. Bu geniş bir mecradır; tarımda hiç bir karşılık almadan yıllarca çalışan kadınlardan, plaza da erkek ile aynı pozisyonda olmasına rağmen daha düşük maaş ile çalışan kadınları da içine alır. Her şeyden önce kadın olmanın zor olduğu bir toplumda yaşıyorken, iş hayatında kadın olmanın zorluklarının ne denli olabileceği apaçık ortadadır. Gerek psikolojik şiddet, gerek mesleki ayrımcılık kadınların yaşadığı zorluklardan bazılarıdır. Genel olarak yaşanılan zorlukları sıralamak gerekirse;

  • Yaptıkları işin yeterince ciddiye alınmaması

  • Eşitlik haklarına sahip olunmaması

  • Mobbing

  • Toplumun kadına yüklediği özel yaşam sorumluluğu (temizlik,yemek,çocuk vb.)

  • Yaptıkları işin erkek işi olduğu algısının yaratılması

  • Kadın oldukları için yaptıkları iş dışında verilen sorumluluklar (çay servisi,kapı açma vb.)

  • Hamile kaldığı için işten çıkarılması

Bu liste uzatılabilir ama hiç oluşmaması, kadının önünde çalışması için hiçbir engelin olmadığı bir toplum mümkün kılınabilir. Burada önemli olan kadın-erkek ayrımından ziyade birey olarak sunulan hakların sadece kâğıtta kalmamasıdır. İş hayatı, yasal olarak hakkı olmasına rağmen, erkek ile aynı eşitliğe sahip olmadan çalışan kadınlarla doludur. Haklarının ne olduğunu bilen hakkını ararken, bazıları sessiz kalmaktadır. Öncelikle kafamızdaki kadın algısının değişmesi gerekir, kadının da bir birey olduğu unutulmamalıdır. Atatürk’ün 30 Ağustos 1925’te Kastamonu’da kadına da erkeklerle eşit haklar tanınması gerektiği hakkında, yaptığı konuşmada söylediği gibi : ‘’Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insanlardan oluşmaktadır. Mümkün müdür ki; bir toplumun yarısı topraklara zincirlere bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin?’’

İş Hayatında Kadın Öncüler

Bu kadınlar tarihte iz bırakan kadınlar olarak da bilinir.

Sabiha Gökçen

İlk kadın savaş pilotu olan Sabiha Gökçen, Dünya tarihinde adını yazdırarak, yaptığı kariyer boyunca en güzel ödülünü almış oldu.

 Semiha Es

İlk Kadın Savaş Muhabiri olan Semiha Es, o dönemlerde sadece erkeklere ait olduğu sanılan savaş muhabirliği mesleğinde iz bırakmış bir kadındır. Kendisi ile aynı mesleği yapan kocası Hikmet Feridun Es’in gölgesinde gibi gözükse de, iş hayatında kadın olarak, erkek mesleği diye bir şey olmadığını ispatlayan öncülerimizdendir.

Maud Wagner

Bilinen ilk kadın dövmeci olan Maud Wagner, genellikle erkek işi diye tabir edilen dövmeciliği meslek edinerek, o dönem bu konuda ilerlemek isteyen birçok kadına ilham oldu ve iş hayatında kadın profilini oluşturdu.

Billie Jean King

Bir başka kadın hakları savunucusu olan Billie Jean King, erkek sporu olarak bilinen tenis sporunda, cinsiyet ayrımı için savaştı ve eşitlik ödülünü kazandı. Yaptığı cinsiyet savaşı ile iş hayatında kadın profilinin oluşmasında önemli katkıları oldu.

Ümmiye Koçak

İş hayatında kadın olarak önemli adımlar atan Ümmiye Koçak’ı es geçemezdik tabi. Kendisi; okuma hevesi olan, 10 kardeş oldukları için ilkokuldan sonra okuyamayan ama asla bu okuma hevesinden vazgeçmeyen bir kadın. Hikayeler yazdı, tiyatro topluluğu kurdu.Kadına karşı şiddeti anlatan Yün Bebek filmini yazdı ve yönetti. Yazdığı oyunlar yönettiği filmler ve aldığı ödüllerle köyden kente büyük bir savaş veren Ümmiye Koçak, kadının her alanda başarılı olabileceğini ve hiçbir şeyin, iş hayatında kadın olmanın önüne geçemeyeceğini bize gösterdi.

Dişilik Değil Kişilik Savaşı!

Bilinen ilk kadın hükümdarı, Saka kraliçesi olan Tomris Hatundur. Kocası öldükten sonra sakaların başına geçer. Tomris Hatun diğer hükümdarların aksine, savaştan çok savunmacı düşüncesiyle stratejik açıdan saldırılar gerçekleştiren bir karakterdir. O dönem Perslerin başında ise, acımasız hükümdar olarak bilinen Kiros vardır. Tomris Hatun’un stratejilerini zayıflık olarak görür ve Tomris Hatun’a onunla evlenmesi halinde savaş olmayacağını dile getirir. Tomris bunu reddeder ve savaş başlar. Kadının güçsüz olarak görüldüğü, erkek egemen bir toplum Perslerin düşüncelerinin aksine, bu savaşı Tomris Hatun kazanır. Burada en önemli olan nokta şudur ki : Kiros, Tomris’i kendisine denk görmeyip, onu kolayca yenebileceğini düşündü ama yanıldığı bir nokta vardı , bu bir cinsiyet savaşı değildi, onun düşündüğü gibi erkeğin güçlü, kadının zayıf kalacağı bir savaş değildi. Bu bir dişilik değil kişilik savaşıydı!

Toplumsal Cinsiyet Rolü Nedir?

Günümüzde, iş dünyasında kadın olmak birçok zorlukla mücadele etmeyi gerektirir. Kadınlar için iş hayatında yapılan ayrımcılık, mobbing ve cinsiyetçi söylemler büyük bir sorun teşkil eder. İş hayatında kadınlar üzerine her işi yapamayacağı gibi bir algı oluşturulmakta. Kadınların yapabileceği işlerin (öğretmen, hemşire, hostes gibi) sınırları belirtilmekte. Tabi ki bu durumun temelinde toplumsal cinsiyet rollerinin de etkisi var. 

Öncelikle toplumsal cinsiyet rolünü tanımlamamız gerekiyor. Toplumsal cinsiyet kadınlara ve erkeklere toplumsal olarak yüklenen rolleri ve sorumlulukları ifade eder. Sosyal yönden kadın erkekten beklenen veya uygun görülen davranış biçimlerini tanımlar. Bu bağlamda Türkiye’de toplumsal cinsiyet rolleri ve cinsiyet eşitsizliği konusunda tartışmalar devamlı sürmektedir. Toplumsal olarak kadının rolleri ve erkeğin rolleri yazısız kanunlar şeklinde hayatın her yerinde kendisini göstermektedir.

İş Dünyası ve Cinsiyetçilik

Cinsiyetçiliğin en baskın oluğu durumlardan bir tanesi de iş hayatıdır. İş hayatında kadın olmanın ağırlığı fark edilmelidir. Ama kadınlar sürekli erkek egemen bir toplumda kendini inşa etmeye çalışmakta. Toplumun yüklediği roller şu şekildedir. Kadın pasiftir. Ne denilirse onu yapar, beraberinde çocuk bakar, yemek yapar, ve ev işi yapar.

Yaptığı işlerin karşılığı olan maaşı alamaz hatta yapılan ev işi profesyonel mana da işten sayılmaz. Erkek, evin direği, otoritedir. Çalışır, para kazanır, evin idaresi ondadır. Bize öğretilen bu kalıplar iş dünyasında da karşımıza çıkmaktadır.

İş Dünyasında Kadın Olmanın Zorlukları Neler?

İş dünyasında kadın aktif olarak yer almak isterken çoğu zamana zorbalıklara maruz bırakılmakta. Kadınlara kendi toplumsal kimliği üzerinden işler yakıştırılmakta. Anneliğe yakın olan işler kadınlar için uygun işler gibi gösterilmektedir. Bir kadına öğretmenlik mesleği yakıştırılabilir ancak yöneticilik söz konusu olduğunda bakışlar değişebilmektedir.

İş hayatında kadın olmak erkek egemen sistemle olmak anlamına gelmektedir. Bu sebepten kadınlar çalışma hayatlarında birçok sorunla karşılaşmaktadır. O sorunlardan bazılarını şöyle sıralamak mümkün.

  • İş ortamında dikkate alınmamak: Kadınının fikirlerine değer verilmemesi ve yok sayılması

  • Memnun etme beklentisinin yüksek olması: Çok çalışıp hiç şikâyet etmemesi

  • Fırsat eşitliğinin olmaması: Yöneticilik işini sadece erkeğe ait olduğunun düşünülmesi

  • Mobbing: Her türlü sözlü taciz, korkutma, tehdit

  • Özel ve iş yaşam dengesinin kurmakta zorlanma

  • İş dışı hizmet beklentisi: İçecek servisi, kapı açma vb.

Bu negatif durumlar iş dünyasında kadın olmayı tabi ki zorlaştırmakta. Birçok kadın bu durum karşısında da sessiz kalıyor. Haklarını aramak istediklerinde ise işlerinden olacakları korkusunu yaşıyırlar. Bunun sonucunda aşırı stresli, depresyona yakın ve işini severek yapamayan insanlar olarak hayatlarına devam etmeyi seçmek zorundalar.

Çalışma Hayatında Türk Kadını

TÜİK Hane halkı araştırmalarına göre kadınların eğitim düzeyi yükseldikçe iş hayatına girişleri de yükselmektedir. Kadın istihdamı artıyor ancak bu durumda bile iş dünyasında kadın istediği pozisyona gelmekte zorlanıyor. İş hayatında cinsiyete dayalı meslek ayrıştırması da söz konusu. Kadınlar bazı sektörlere kabul edilmiyor. Örneğin, sanayi ve madencilik gibi işler. Kadın ve erkek arasında ücret farkının da fazla olduğu tespitler arasında. Bazen erkek 100 lira alıyorken aynı işi yapan kadının aldığı ücret 80 lirayı buluyor.

Bununla beraber kadınlar halen 8 saatin üzerinde zor şartlarda çalışmaktadır. Dünya ekonomi formunun kadın erkek eşitliği konusunda yayınladığı rapora göre kadın ve erkekler arasındaki sosyo ekonomik fark olarak 118 yıl sonra kapanacakmış. Devlet teşvikleriyle kadın istihdam yaratılmaya çabalanmakta. Pozitif ayrımcılık ilkesi doğrultusunda öncelik maalesef hep kadınların. Ancak sorun şu ki, çalışma sistemi içindeki ataerkil sisteme dur denilmediği sürece sorunlar çözülemeyecek. 

Yazar: Miraç Büyükdere

kadın kadın olmak iş hayatı kadın çalışma ve kadın
Konuk Yazar
Konuk Yazar
Blog Yazarı

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.