Close
Mobil Menu Bars

İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı Nedir?

05 Aralık 2019, 3889 defa okundu.
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı Nedir?
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı Nedir?

Eşitsizlik, eşit olmama durumunu ifade eden bir kavramdır. Çeşitli toplumsal sınıflar arasında ya da insanlar arasındaki büyük ayrımı ifade eder.  Günümüz modern dünyası ise adil olmaktan uzak bir yapı seyreder. Toplumların tümünde eşitsizlik türleri devam etmektedir. Aynı zamanda yaşam boyunca insanlar arasında uçurumlar oluşmaktadır. Bu kavramı duyduğumuzda aklımıza ilk gelen gelir alanındaki sorunlar oluşturuyor olabilir. Sağlık, eğitim, teknolojiye erişim, değişen iklimden etkilenme vb. alanlarındaki eşitsizlikleri de unutmamak gerekir.

Bu kavram insanların yaşam standartları arasındaki farkı bizlere açıklar. Bu kavram ile yoksulluk kavramı sık sık karıştırılır. Aynı kavramlar olduğu zannedilmektedir. Yoksulluk kavramı, gelir eşitsizliğinin sonucu olarak ortaya çıkan bir kavramdır. Yoksulluk, yaşamlarını insanca koşullar altında yaşamak zorunda olanları temsil eder.

Eşitsizlik kavramı, genel olarak bir ülkede yaşayan insanlar arasındaki farklılıkları temsil eder. Aynı zamanda bölgesel ya da küresel farklılıkları da temsil etmektedir. Bu kavram hakkında biraz bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyorum. Şimdi bu kavramın kaynağı nedir ve kavram hakkında daha detaylı bilgiler nedir onları inceleyelim.

İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Nedenleri Nedir?

J. J. Rousseau’ya göre insanlar kendilerini tanımadıkları sürece, kendi aralarındaki eşitsizliğin kaynağı bilinemez”. Rousseau doğal insanın kendi tanıması gerektiğini savunur. İnsanda iki çeşit eşitsizlik olduğu öne sürer. Bunlardan ilki doğanın meydana getirdiği yaş, cinsiyet, sağlık, zeka, ruh vb. niteliklerdeki farklardan meydana gelir. Buna “doğal eşitsizlik” denir. İkincisi ise insanlar tarafından yaratılmış eşitsizliklerdir. Buna da manevi ya da siyasi eşitsizlikler denilebilir. Daha zengin olma arzusu, daha itibarlı gözükme arzusu ve bunlardan dolayı başka kişilere boyun eğdirmek buna örnek verilebilir.

Rousseau’ya göre bireyler, uygarlaştıkları zaman aralarında eşitsizlikler ortaya çıkmaya başladı. Doğal ya da ilkel insan sadece temel ihtiyaçlarını karşılar. Ama uygar insan ise tam tersine kendi uydurduğu değerlerin peşine düşmüştür. Zenginlik, selam alma ve itibar peşine düşmüştür. Bu yüzden ilkel/doğal insan her zaman özgürdü. Uygar insan ise kendi uydurduğu değerlerin peşinde koşmuş ve bunun sonucunda başka bireylere ve doğaya köle olmuştur. Bireyler arası ilişkilerde yaşanabilecek kötü durumlar vardır.

Bireyler, kendini başka birinin keyfine maruz bırakmasıdır. Başka bireyler üzerinde egemenlik kurmak isteyenler, bu egemenliğe karşı çıkanlar ve bunu kabul edip köle olmaya hazır olanlar arasında eşitsizlikler kolayca büyür ve yayılır. Bu paragraf aslında insanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı görmemize ışık tuttuğuna inanıyorum.

Eşitsizliğin birçok nedeni bulunmaktadır. Tarihin değişik aşamalarından günümüze bütün toplumlarda değişik sorunların yarattığı çeşitli eşitsizlikler bulunmaktadır. Bu kavram sosyal iletişim ve insanların doğa ile olan ilişkisinin içinde olan bir kavramdır. Politik çerçeveden baktığımızda ise insanların yönetimi ve örgütlenmesi açısından düşünülebilir. İnsanların doğayla aralarında ilişkisini dengeleyemeyen toplumlarda bu kavram görülmeye devam edecektir.

Küresel anlamda eşitsizliğin nedenleri olarak, küresel ölçekte uygulanan ekonomi politikalarından, sosyal ve ekonomik kalkınma alanında yapılan hatalardan, batı dünyasının sömürü anlayışından, dünyada nüfus olarak az ama büyük etkiye sahip grupların aç gözlülüğünden sayılabilir.

Eşitsizlikleri İnceleyelim 

İnceleyeceğimiz farklı alanlardaki eşitsizlikler, birbirlerinin hem sebebi hem de sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Gelir Alanında Eşitsizlikler

Günümüzde dünyada önemli ölçüde ekonomik gelişme ve refah artışı yaşandığını biliyoruz. Bununla paralel dünyada çoğu kişi yoksulluk ve sefalet içinde yaşamını sürdürmektedir. Yoksulluk içinde yaşayan insanların bu kadar fazla olmasının nedeni; gelir ve servet dağılımı başta olmak üzere eğitim, sosyal hizmet, sağlık gibi alanlarda karşılaştığımız eşitsizliklerdir. Bu kavramlar hem yoksulluğa neden olmakta hem de yaşamın farklı alanlarında sorunlara yol açmaktadır. İnsanlar, bölgeler ve ülkeler arasındaki gelir adaletsizliklerini ortaya koyan ölçme işlemleri vardır.

Örnek olarak bölgeler arasındaki gelir eşitsizliğini ölçmek için “GSYİH” verileri kullanılmaktadır. 1870 yılından beri bu veriler hesaplanmaktadır. 1870 yılında dünya genelinde yapılan araştırmalarda kişi başı GSYİH 873 Dolar olarak kaydedilmiştir. Aynı yıl içerisinde ABD’nin içinde bulunduğu ülke grubunun kişi başı düşen GSYH’si Afrika bölgesinin kişi başı GSYİH’den tam beş kat fazla olarak kaydedilmiştir. Bu eşitsizlik yıllar içerisinde artış göstermiştir. 1950 yılında 13 kat, 2003 yılında 18 kata çıkmıştır.

Aradaki bu fark günümüzde ise daha yüksek boyutlara çıkmıştır. Dünya Bankasının 2015 verilerine göre dünyadaki en fakir 20 ülke de 1.300 dolar olan kişi başı milli gelir, en zengin 20 ülkedeki kişi başı milli gelirle aralarında tam 46 kat fark bulunmaktadır. Farklı ülkeler arasındaki adaletsizliğin yanı sıra aynı ülke içerisindeki insanlar arasında da gelir dağılımında sorunlar vardır.

Sağlık Alanında Eşitsizlikler

Sağlık alanında da eşitsizlikler yaşanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı bir araştırma ise 5 yaş altında ölen çocuklar ile ilgilidir. Dünyada 1990 yılında 5 yaş altında ölen çocuk sayısı 12,8 milyondu. 2000 yılında 9,8 milyondu. 2015 yılında ise 5,9 milyondur. Dünya genelinde ölen çocuk sayısında azalma görülmektedir. Yalnız bu azalma fakir ülkelerde zengin ülkelere göre daha yavaş gerçekleşmektedir.

Çocuk ölümleri en fazla Afrika’da görülmektedir. Afrika’da 5 yaş altındaki 12 çocuktan 1’i ölüyorken, Güney Asya bölgesinde ise 19 çocuktan 1’i ölmektedir. Az gelişmiş bölgelerde çocuk ölüm sayısı gelir düzeylerine göre farklılık göstermektedir. En yoksul %20’lik dilimde yer alan 5 yaşının altında olan 1000 çocuktan 90’ı ölmektedir. En zengin %20’lik dilimde 5 yaşının altında 1000 çocuktan 46’sı ölmektedir.

Eğitim Alanında Eşitsizlikler

Sağlık alanında olduğu gibi eğitim alanında da insanlar doğdukları yerlere ve gelirlerine göre eğitim olanaklarında da farklılıklar gözetilmektedir. UNDP tarafından bir araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaya göre gelişmiş ülkelerde eğitim süresi 11,7 yıl iken, az gelişmişlerde ise 4,2 yıldır. Yapılan farklı araştırmanın sonuçlarına göre farklı gelir düzeyine sahip insanlar arasında eğitim düzeyi farklılıkları ortaya çıkmıştır. Sahra Altı Afrika’da en fakir nüfusta yer alan gençlerin %60’a yakını, Avrupa’da gelişmekte olan ülkelerde %5’i dört yıldan daha az eğitim görmektedir.

Gündelik Yaşanılan Eşitsizlikler

İçinde bulunduğumuz sosyal sınıf, yaşamı algılama şeklimizi, gündelik davranışlarımızı hatta nasıl hissedebileceğimizi etkiler. Alt sınıfta olan insanlar, gündelik yaşam içerisinde var olan olayların gerçekleşme biçimlerinin kendilerinin dışında gerçekleştiğini düşünürler. Ayrıca bu sınıfta olan insanlar psikolojik gözlükle bakıldığında empatik olma eğilimi gösterirler.

Sosyal Sınıf Eşitsizliği

Herkes doğum ile bir sosyal sınıf kazanır. Yaşamına bu sosyal sınıf içerisinde başlar. Ama yaşam içerisinde farklı sosyal sınıflar bulunmaktadır. Bu sınıflar arasında da farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıklar kimi bireyler için olumlu kimi bireyler için olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Yetiştiğimiz sosyal sınıfın özelliklerine göre şekilleriniz. Bu nedenle çevremizdekilerle hemen hemen aynı düşünce yapısına sahip oluruz. Örneğin “İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı Nedir?” sorusuna aynı sınıfa ait olanlar benzer cevaplar verecektir.

Alt sınıfa ait insanlar genellikle kendilerini savunmasız hisseder ve diğer sınıfa göre daha belirsiz ortamlarda büyür. Bu durum onların eylemlerinin ve onların sahip olduklarının kendilerine ait olmadığına ve kontrol edemedikleri dış etkenlere bağlı olduklarına inandırır. Üst sınıf insanlar ise çok fazla ekonomik kaynaklara ve yüksek sosyal hiyerarşiye sahiptir. Daha fazla güvenli yerlerde yaşarlar. Bu insanlar şartları etkileme gücü olduklarını varsayarlar. Alt sınıftan farklı olarak başka insanların kendileri hakkında neler düşündüklerini daha fazla önemserler.

Ekonomik Eşitsizlik

Ekonomik eşitsizlik, kaynakların bir toplumda nasıl dağıldığının bir göstergesidir. Eşitsizlik, küreselleşmeyle birlikte daha fazla eleştirilen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Eşitsizlik kavramı, ekonomik olarak kapitalizmin tabiatında var olan bir kavramdır. Aynı zamanda kapitalizmi aşan da bir kavramdır. Ancak bu kavram, küreselleşmenin getirdiği serbest piyasa ekonomisinin sonucunda, rekabet gücü olanlarla rekabet gücü olmayanlar arasındaki aralığın çok fazla açılmasına neden olmuştur. Eşitsizlik hem ülkelerin kendi içinde ve grupların arasında, hem de ülkelerin kendi arasında arttığı gözlemlenmektedir. Tarih boyunca tüm toplumlarda görülmüştür. Özellikle de Sanayi Devrimi sonrası yeniden şekillenen toplum modellerinde hiyerarşinin belirleyicisi olmuştur.

İnsanlar Arasındaki Eşitsizlikler Nasıl Azaltılır?

Bu başlığı atarken “İnsanlar Arasındaki Eşitsizlikler Nasıl Kaldırılır?” yazmak istedim. Eğer böyle bir başlık atsaydım ilk önce kendimi daha sonra sizleri kandıran bir başlık olurdu. Çünkü bu olayın ütopik olduğunu bende sizlerde gayet iyi biliyorsunuz. Daha gerçekçi olmak için bu başlığı kullanmak istedim.

Tarihsel olarak baktığımızda geçmişten günümüze toplumlarda var olan ekonomik ve sosyal sorunların kökeninde eşitsizlikler yatmaktadır. Günümüzdeki toplumlara baktığımızda eşitsizlik problemleri incelendiğinde, yaşanılan eşitsizliklerin birçok faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını görüyoruz. Aynı zamanda çok katmanlı olduklarını görüyoruz. Bu nedenle yola çıkarken eşitsizliklerin azaltılması için; toplumdaki tüm dezavantajlı ve dışlanmış toplulukları da içine alacak şekilde yürünmelidir.

Eğitim, sağlık, yoksulluk, gelir dağılımı, istihdam ve daha birçok konuda eşitsizlikleri yaratan alanların hepsine odaklanmak gerekir. Bu alanlarda eşitsizliğin kaynağı tespit edilmelidir. Bu doğrultuda önlemler alınmalıdır. Bu tespit çalışmaları yapılırken insanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı da tespit edilebilir. Bunun üzerinden de yorumlamalar yapılabilir.

Eşitsizlik Kavramı Nedir?

Bu kavram eşit olmama durumunu ifade eder. İnsanlar ya da toplumlar arasındaki büyük ayrımları ifade eder. Bir ülkede yaşayan insanların arasındaki farkları ifade edebileceği gibi bir bölgedeki ya da ülkedeki farklılıkları da ele alır.

İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Nedenleri Olarak Neleri Sayabiliriz?

Rousseau’ya göre doğal ve manevi olmak üzere eşitsizlikler bulunmakta, manevi eşitsizlikse insan tarafından uydurulmuştur. Uygar insan sayesinde eşitsizlik ortaya çıktı ve uygar insan manevi eşitsizlik peşinde koşarak kendini doğaya ve başkalarına köle yaptı.

İnsanlar Arasındaki Eşitsizlikleri Azaltma Yolları Nelerdir?

Eşitsizliklerin geçmişten günümüze birçok faktörün birleşerek ortaya çıktığını biliyoruz. Bu nedenle toplumu oluşturan tüm toplulukları içine alan bir yol izlenmelidir. Eğitim, sağlık, gelir dağılımı, ekonomi gibi alanlarda eşitsizliğin kaynağı belirtilmelidir.

Bu yazıyı beğendiysen
şimdi paylaş!
Blogger
Özgeçmiş

Sezer AÇİLER, 19 Haziran 1995 tarihinde Sakarya’da dünyaya geldi. 2018 yılında Sakarya Üniversitesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. Gayrimenkul danışmanı, stajyer sosyolog ve Felsefe Grubu öğretmeni olarak çalıştı. Sertifika programlarına katıldı. 2019 yılında İstanbul İşletme Enstitüsünde blog yazarı olarak çalışmaya başladı.

Devamı
Yorumlar(0)
Ortalama Değerlendirme 5

Yorum yapabilmek için Oturum Aç'manız gerekmektedir.

Yorum yapılmamış, yapan ilk sen ol!