AnasayfaBlogİdeoloji Nedir? İdeolojinin Tarihsel Süreci
Nedir?

İdeoloji Nedir? İdeolojinin Tarihsel Süreci

22 Ekim 2021
İdeoloji Nedir? İdeolojinin Tarihsel Süreci

Günlük yaşam içerisinde sohbet esnasında, okulda, televizyonda, internette, gazetede vb. yerlerde birçok kavram ile karşılaşırız. Bu kavramları günlük konuşma dili içerisinde oldukça fazla kullanmamıza rağmen bu kavramlar tam anlamıyla ne ifade ettiğini bilemeyiz. Duygumuz kavramların olumlu ya da olumsuz anlamlara sahip olması, bazen mutluluk bazen korku gibi duygular uyandırması kavramdan bağımsız bir tecrübenin sonucu olarak çıkmaktadır. Bu kavramlardan bir tanesi de ideoloji kavramıdır.

İdeolojinin serüveni tarihsel açıdan incelendiğinde hem her şey onun aracılığıyla açıklanmaya çalışılır hem de bütün sorunların kaynağı bu kavrama yüklenmeye çalışılır. Bu durum sorun oluşturmaktadır. Bu neden hemen bu kavramın tanımının yapılmasına ve derinlemesine bu kavramın açıklanmasına neden olmaktadır. Böylece siz değerli okuyucularımızın kafasındaki soru işaretlerini giderme amacı gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır.

İdeoloji en genel haliyle dünya görüşü olarak tanımlanan bir kavramdır. Bu kavram üzerine birçok farklı tanım yapılmıştır. Bu tanımlardan bu kavram hakkında birbirinden farklı bilgi kümelerine ulaşabilirsiniz. Bir dünya görüşü, fikir bilimi, ülkü, kişi veya kurumların davranışlarına yön vermede kullanılan düşünceler bütünü olarak tanımlanmaktadır. Siyasi, felsefi, dini ve değerler alanında kendine konu edinen bir kavramdır. Karmaşık yaşam içerisinde incelendiğinde ideoloji kavramı, toplumun nasıl işlediği, toplum içerisinde bireylerin rolünün ne olduğu, karışıklık içerisinde izlenmesi gereken en iyi yolun hangisi olduğunu açıklayan bir kavramdır.

Sanılanın aksine ideoloji basit siyasal varsayımlar dizisi olarak tanımlanmaz. Siyasal ve sosyal yaşamı anlamlandırmamıza yarayan bir kavramdır. Toplumun haritasını veren ve toplum içinde hareket etmemizi sağlayan bir kavramdır. Sanıldığı üzere ideolojiler sadece grupsal kimliklerin şekillenmesinde değil bireysel kimliklerin de şekillenmesinde rol oynarlar. İdeolojiler insanların ürettiği felsefi varsayımlar sonucu oluşturulmuş kavramlardır. Spontane olarak değil de arkasında felsefi, sosyal ve siyasi bir geçmişin temeli üzerine kurulmaktadır. Geçmişi, bugünü ve yarını birbirleriyle tutarlı olacak şekilde açıklamaya çalışır. İdeolojiler genel haliyle toplulukları ortak bir hedef doğrultusunda motive etmektedirler.

İdeolojinin Tarihsel Süreci

Bu kavram tarihsel olarak incelendiğinde dört temel kategori altında incelenebilir. Bunlar;

  • Siyasal düşünce olarak; Liberalizm, Faşizm, Marksizm gibi sonu –izm ile bitmektedir. Tarih anlayışı, sosyo-politik yapı, insanın doğası bu başlık altında incelenir.

  • İnanç ve normlar olarak; toplumu oluşturan kişilerin sosyal ve siyasal hayata yönelik, çok fazla tutarlı olması gerekmeyen ortak inançlarını içerir.

  • Dil, mitler ve sembol olarak; belirlenmiş siyasi geleneğe ait sembol, ulusal semboller, mitler bu başlık altında incelenir.

  • Seçkin gücü olarak; siyasal sistemin ayakta kalmasına, devam etmesine ve korunmasına dair içerikler bu başlık altında incelenir.

İdeoloji Ne Demek?

İdeoloji Fransızca kökenli bir sözcüktür. Bir kişi veya kurum (ların) davranışlarını etkileyebilecek güçteki düşünceler demektir. Anlam olarak bakıldığında ideoloji düşünce tarzı, yaşam biçimi, siyasi fikirler kümesi, siyasi öğreti, ekonomik sistem, sosyal bir eylemi meşrulaştıran düşünceler sistemi, inanç sistemi ve daha fazlası demektir. Bilim insanı Allard’ a göre bireylerin düşüncesinin ve eylemlerinin amaçlarını ve bu amaçlarına nasıl varılacağını tanımlayan, sosyal ve fiziksel gerçeklerin niteliğini belirleyen bir sistem olarak tanımlanmaktadır.

Hocaların hocası değerli bilim insanı Şerif Mardin hoca da ideoloji tanımını yapmak yerine ideolojiler tanımı yapmıştır. Mardin hocaya göre ideolojiler sosyal, siyasal ve tarihsel simgeleri aktarma ve koruma ilkelerini kullanarak bir topluma yeni bir anlam dünyası vermek için dünya görüşünün korunmasını sağlama işlevini üstlenen bir kavramdır.

İdeoloji hakkında bu kadar farklı tanımlamaların yapılmasının arkasında bir neden bulunmaktadır. Bunun nedenini açıklayan en iyi bilim insanı Foucault olarak bilinmektedir. Foucault’ a göre bu farklılıkların nedeni ideolojinin yorumlara açık bir kavram olmasından kaynaklanmaktadır. Bu özelliği nedeniyle farklı bireylere, düşünürlere, toplum kesimlerine göre farklı farklı anlam içerikleri kazanarak anlam değişimine uğramaktadır. Bu nedenle birbirinden farklı özellikleriyle konu edinmektedir. İdeolojinin sosyal bilimler dünyasında geçerli bir standart tanımı bulunmamaktadır. Buna rağmen kişiler veya disiplinler tarafından spesifik olarak tanımlanmaktadır. Genel olarak herkes tarafından kabul edilen bir anlam içeriği taşımamaktadır.

İdeolojiyle İlgili Yapılan Yorumlar

Antoine Destutt de Tracy ideolojiyle ilgili yorum yapan kişiler arasında en bilinenedir. Tracy Aydınlanma filozoflarından biridir. Bu kavramı düşünce bilimi olarak tanımlayan ilk kişidir. Tracy bu kavramı insan aklının bilimi olarak tanımlamıştır. Tracy buradan hareket ederek bu kavramı insan düşüncesini, düşünce yasalarını ve düşüncenin sahip olduğu kaynakları inceleyen bir bilim olarak tanımlamıştır. Bu tanımı ile Tracy ideolojiyi tüm bilimlerin en üstünü olarak görmektedir. Kısacası bu yoruma göre ideolojiyi bilimsel düşüncenin bilimi olarak tanımlayabiliriz.

Tracy yorumlarından sonra Karl Marx da bu konu üzerine yorum yapmıştır. Marx ideolojiyi sosyal altyapı ile ilişkilendirmektedir. Marx’ ın altyapısı ekonomiyle ilgili olan her şeyi kapsarken, üst yapı ekonomi dışında kalan her şeyi (din, dil, kültür, aile, bilim…) içermektedir. Marx tarihsel materyalizm anlayışını savunmaktadır. Bu anlayışa göre düşünce maddi gerçekliği belirlememektedir. Tam tersine maddi gerçeklik anlayışı düşünceyi belirlemektedir. Üretim tarzları, maddi toplumsal gerçekliği açıklayarak, felsefe ve ideoloji biçimlerine tekabül etmektedir. Farklı üretim tarzı olarak kölelik, feodalizm, kapitalizm vb. kendine özgün bir şekilde ideolojik biçimler ortaya çıkarırlar.

Marx burada özel mülkiyetin hakim olduğu tüm bu üretim tarzlarında belirleyici olanın mülk sahibi hakim sınıf ile mülkten arındırılmış olan ezilmiş sınıf arasındaki temel çelişki ve mücadele olduğunu belirtir. Marx işte tam bu noktada ideolojinin işlevsellik kazandığını savunur. Marx ideolojiyi sosyal gerçekliğin insan zihnindeki çarpık yansıma olarak tanımlamaktadır. İnsanlar sosyal eylemlerini tam anlamıyla kavrayamaz hale gelirler. Böyle bir sosyal yapı içerisinde insanların bilinciyle sosyal gerçeklik arasındaki mesafe giderek artmaktadır. İnsan eylemlerinin ürünü olan metalar insan eylemlerini belirlemeye başlar. Marx burada insanların metaların efendisi değil de tam tersi bir durumun yaşandığını vurgular. Metalar böylece insan eylemlerini anlaşılmaz bir hale getirirler. Özetle Marx yaptığı ideoloji tanımıyla insanların kapitalist toplumun işleyişine bağlı olduklarını vurgulamıştır. Buna bağlı olarak insanların toplumsal gerçekliği anlamama, çarpık anlama, yanlış anlama durumları ortaya çıkmaktadır.

Tracy ve Marx gibi düşünürlerin yanı sıra Gramsci, Lenin, Napolyon, Althusser, Almond, Powell, Platon vb. birçok kişinin ideolojiyle ilgili yorumları bulunmaktadır.

Felsefe Perspektifinden İdeolojiyi İncelemek

Yazının başında yapılan veya farklı kaynaklar içerisinde yer alan ideolojiyle ilgili tanımlara bakıldığında ortak bir tanıma varmanın yokluğundan bahsettik. Ortak bir tanım bulmanın yanı sıra bazı tanımlamalar incelendiğinde birbirine zıt anlamlar taşıyan tanımlar bulmak da mümkün. Bu kavramla ilgili zıt görüşlerin yer almasının altında felsefe iki farklı geleneği görmektedir. Felsefe bu görüşlerden ilkini Marksistlerin savunduğu görüş olan ideolojiyi yanılsama, çarpıklaşma olduğunu öne sürer. Felsefe perspektifinden bakıldığında ikinci görüş ise daha çok sosyolojik ve psikolojik açısıyla ideolojinin işlevleriyle ilgilenen görüş olduğunu öne sürer.

İdeolojinin çarpıklaşma olduğunu söyleyenler Marx’ ın metaforundan hareket ederler. Bunlara göre her türlü ideolojik tutum gerçekliğin çarpıtılması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bunlara göre ideoloji gerçekliğin ters yüz edilmiş hali olarak tanımlanmaktadır. Bu görüşün tersini savunan işlevselcilere göre ise ideolojinin bir yanılsama değil insanların yaşamını düzenlemeye yardımcı olan düşünce sistemidir. İdeolojiyle ilgili olarak yapılan farklı tanımların olması felsefe perspektifine göre oldukça normaldir. Çünkü ideoloji kavramı ancak logos yani bilgi sahibi bir varlığın mevcudiyeti ile mümkün olmaktadır. İnsan düşünme ve söylem alanında birçok özel yetiye sahiptir. İnsanların sahip olduğu temel ilgi ve özellikler, toplumsal işlevleri üzerinden yapılacak değerlendirmeye yeterli olacaktır. Bunlar;

  • İdeolojinin toplumsal yaşamda bir anlam taşıdığı,

  • İdeolojinin seküler dünyada değer taşıyıcısı olduğu,

  • İdeolojinin belirsizliğe ilişkin korkuyu insanların katlanabileceği bir kaygıya dönüştürmesi sonuçlarını çıkartmaktayız.

kuantum yaşam felsefesi ideoloji felsefe Karl Marx Tracy anlam Şerif Mardin
Sezer Açiler
Sezer Açiler
Blog Yazarı

Sezer AÇİLER, 19 Haziran 1995 tarihinde Sakarya’da dünyaya geldi. 2018 yılında Sakarya Üniversitesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. Gayrimenkul danışmanı, stajyer sosyolog ve Felsefe Grubu öğretmeni olarak çalıştı. Sertifika programlarına katıldı. 2019 yılında İstanbul İşletme Enstitüsünde blog yazarı olarak çalışmaya başladı.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.