Published on: 26 Mayıs 2018 Dr. Serdar Samur 0 Yorum

Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile birlikte dünyamızda politik, sosyal, ekonomik ve askeri arenada pek çok değişim yaşanmış; paradigmalar, düşünce tarzları ve stratejiler derinden sarsılmış; lineer mantığın egemenliği, yerini belirsizliklerle dolu bir ortama bırakmıştır. Sanayi toplumunun sonunun bir yerde geldiğini anladığımız bu büyük değişim-dönüşüm dalgası bize yeni bir dönemin başlangıcını müjdeler mahiyetteydi.  

Bu değişim sürecini hala anlamaya, tanımlamaya, kontrol ve yönlendirmeye çalışan otoriteler (devletler-siyaset kurumları-üniversiteler, sanatçılar) yeni toplumsal eğilimlere uygun kavram ve kurumların oluşturulmasına yönelik çabalarda bilgi toplumu ifadesini kullanmaktadır çünkü bilginin daha çok hammaddenin, emeğin ve diğer kaynakların yerini almaya başladığı görülmektedir. (Yoneji, 1990)

Sanayi Toplumundan Bilgi Toplumuna Geçiş

Bu günkü teknolojik gelişmelerin büyük kısmının bilgi teknolojisi temelli olması bilgi toplumuna geçişi hızlandırmakta, bu durumun insanlığa getireceği değişim ve dönüşümün, sanayi toplumundan daha derin ve köklü olacağı bir döneme, yeni çağa doğru bir gidişi gündeme getirmektedir.

Bilgi çağı toplumumun genel esaslarını belirleyen en özet bilgi 10-12 Aralık 2003’de Cenevre’de toplanan Dünya Bilgi Toplumu Doruk Toplantısı sonuç bildirgesinde açıklanmıştır. Bu bildirgede; Birleşmiş Milletler Şartı ilke ve amaçlarına dayanan ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine tamamen saygılı, insan odaklı, kapsayıcı ve kalkınma yönelimli Bilgi Toplumu kurma ortak arzu ve adanmışlıkları dile getirilmiştir. Bu amaç ve ideal içinde,  herkesin bilgi yaratabildiği, bilgiye erişebildiği, bilgiden yararlanabildiği ve bilgiyi paylaşabildiği; bireylerin, toplulukların ve toplumların tam potansiyellerini kullanarak sürdürülebilir kalkınma ve yaşam kalitesini yükseltmeleri benimsenmiştir.  

Bilgi Toplumunun ana ilkeleri yani insan odaklı “bir bilgi toplumu kurma” vizyonları içinde:

  • Amaçları gerçekleştirmek için bilgi ve iletişim teknolojilerinin (BİT) kullanılması,
  • Yerel,  ulusal ve evrensel düzeyde bilgi politikalarının (bilginin kullanımı, dağıtımı, düzenlenmesi, vd.) geliştirilmesi,
  • Akıl ve bilimin rehberliğine güvenmek, insanları daha iyi eğitmek ve bilim ve teknolojiye daha fazla yatırım yapılması öngörüldü.   

Bilgi toplumu, en temel meta konumundaki bilginin, yaşamın her alanında her geçen gün artan bir hızla ve küresel ölçekte, sürekli akıp arttığı, esneklik, çeşitlilik, yaratıcılık, yenilik gibi kavramların belirleyici olduğu, eğitimli bireyin ön plana çıktığı, etkileşimi son derece yüksek, şebeke yapısında bir toplumdur. (Gültan, 2003) 

Bilgi toplumunu sanayi toplumundan ayıran en temel yapısal farklılıklar teknolojik, sosyo-ekonomik, sosyo-politik ve sosyo-kültürel alanlarda ve değerler sisteminde ortaya çıkmaktadır.  (Çoban, 1997; Gültan, 2003)

Sanayi toplumu ile bilgi toplumu arasında karşılaştırma yapıldığında  aşağıdaki önemli noktalar görülmektedir:  (Crawford, 1991), (Masuda 1990)

  • Sanayi toplumundaki gelişmenin özünü buhar makinası temsil ederken, bilgi toplumunda bilgisayar teknolojisi temsil edecektir.
  • Sanayi toplumunda fiziksel emeğin ikamesi ile maddi üretim ön planda iken, bilgi toplumunda zihinsel emeğin ikamesi ile bilgi üretme gücünde artış olacaktır.
  • Sanayi  toplumunda  pazarlar  yeni  yerlerin  keşfi  ve koloniler edinilmesi ile genişlerken, bilgi toplumunda yenilikçi bilgi, potansiyel bilgi pazarı olacaktır. sanayi toplumunda öncü endüstriler makina, kimya ve inşaat olmasına karşılık, bilgi toplumunda bilgi tabanlı endüstriler esas endüstriler olacaktır.
  • Sanayi toplumunda iş bölümü, üretim ve tüketim birbirinden ayrılarak ferdiyetçilik ön plana çıkmışken, bilgi toplumunda bilginin birlikte üretimi ve kullanımında paylaşım (sinerjik ekonomi) sağlanacaktır.
  • Sanayi toplumunda fiziksel değerlerle fiziksel tatmin sağlanırken, bilgi toplumunda amaçların gerçeklemesi ile başarı ihtiyacının tatmini sağlanacaktır.
  • Sanayi toplumunun özü bireyin özgürleşmesi, ferdiyetçilik, insan hakları olmuşken, bilgi toplumunda öz disiplin, toplumsal paylaşım ve tabiatın ortak yaşayışı olacaktır.

Söz konusu yapısal ögeler küreselleşme,  bölgeselleşme ve “globalleşme” (küresel düşün, yerel hareket et) gibi genel yönelimlerden etkilenmektedir. Bilgi toplumunun farklılık arz eden temel özellikleri içinde:

  • Globalleşme,
  • Bilginin önem kazanması,
  • Bilgi sektörünün doğuşu,
  • Gönüllü kuruluşların etkinleşmesi,
  • Kişinin merkezi konuma gelmesi,
  • Bilgisayarlaşma,
  • Örgütlü toplumun güçlenmesi bulunmaktadır.

Özetle her iki toplum döneminin değer yargıları açısından karşılaştırma yaptığımızda aşağıdaki sonuçlara ulaşılmaktadır.

Toplumsal Değerler Karşılaştırması
Değerler/Toplum Sanayi Toplumu Bilgi Toplumu
Değer Standartları Maddi değerler (psikolojik gereksinimlerin karşılanması) Zaman değeri (Hedefe yönelik başarı gereksinimlerinin karşılanması)
Etik Standartlar Temel insan hakları, insanlık Öz disiplin, toplumsal katılım
Zamanın Ruhu Rönesans (İnsanın özgürleşmesi) Küreselleşme (insan ve doğanın ortak yaşayışı)
  • Sanayi toplumu ,
  • Değişim ,
  • bilgi ,
  • paradigma değişim
Blog Yazarı
Özgeçmiş