AnasayfaBlogOkuryazarlık Sadece Eğitim Demek mi?
Eğitim

Okuryazarlık Sadece Eğitim Demek mi?

11 Şubat 2021
Okuryazarlık Sadece Eğitim Demek mi?

Bu konuyu ele alabilmek için öncelikle okuryazar kelimesinin anlamı üzerinde durmalıyız. Zira ülkemizde okuryazar terimi geleneksel anlamıyla dar bir kalıpta anılmaya devam ediyor. Üstelik TDK kaynaklarında da okuryazar kelimesinin karşılığı; sadece "okur-yazar olma durumu” yani okuması yazması olan, öğrenim görmüş olma şeklinde ifade ediliyor. Ancak hızla gelişen teknoloji ve bu hıza ayak uydurmaya çalışırken değişen dünyada, okuryazar tanımının da bir evrim geçirdiği apaçık ortada.

Belki de bu terimin anlamı için sözlüklerde ikinci bir anlam olarak yeni gelişmelere uygun bir tanıma da yer verilmesi yerinde bir adım olabilir. Çünkü kullanılan eski okuryazarlık tanımının, aslında günümüzde okuryazarlık ifadesine değil de okuma - yazma becerisi, ifadesine açıklık getirdiğini söyleyebiliriz.

Okuryazarlık kelimesi kendini alfabedeki harflerin çözümlenmesi eylemi üzerinde genişleterek yeniliklere dönük daha kavramsal tanımlamalara taşımıştır. Anlam bakımından kendini sürekli yenilemesi ve çağın ihtiyaçlarına cevap verir bir tanıma bürünebilmesi; okuryazarlık ifadesini, evrensel bir öneme kavuşturmuştur. Ayrıca UNESCO yaptığı okuryazarlık tanımında; farklı türdeki yazılı kaynakları kullanma, bunları anlamlandırma, yorumlama, iletişim kurma ve hesap yapma yeteneği gibi ifadelere de yer vererek okuryazarlığın ne denli geniş bir beceriyi karşıladığına dikkat çekmiştir.

UNESCO okuryazarlığın sürdürülebilir bir gelecek için elzem olduğunu verdiği mesajlarda vurgulamaktadır. Yine UNESCO tarafından; 1966 yılında 8 Eylül Uluslararası Okuryazarlık Günü olarak ilan etmiştir. O günden bu yana “toplum ve insanlar için bir yetki gücü” olarak görülen okuryazarlık kavramı halen üzerinde durulan önemli bir konudur.

Okuryazar Ne Demek?

Çok eski zamanlardan bugüne değin okuma-yazma becerisi; en etkili bilgi edinme ve bilgi yayma yolu olarak görülmüştür. Okuma-yazma; iletişimsel simgelerin yüklendiği alfabe aracılığıyla yazılı metinlerin okunması ve yazılması olarak kabul edilmektedir. Okuma yazma becerisi; her toplumun kendine özgü olan alfabesindeki simgelerin, kullanıcıları tarafından etkili biçimde kullanılabilme yeteneği olarak da açıklanabilir.

Okuma yazma için simgeleri tanıma durumu yeterlidir. Okuryazarlık daha üst düzey bir beceri olan anlamlandırma kabiliyetini de gerektirir. Okuryazarlığın, okuma – yazma becerisinde olduğu gibi mevcut bir alfabesi yoktur. Okuma-yazma durumu; sahip olunan bir beceridir. Okuryazarlık içinse bu becerinin sahip olunma derecesi olduğu söylenebilir. Okuryazarlık geliştirilebilir bir yetenek olarak da görülmektedir. Eğitimle kazanılabilen ama eğitimden ibaret olmayan okuryazarlık, önüne aldığı nesneye göre her geçen gün farklı bir tanımlamaya ulaşılabilecek bir potansiyele sahiptir.

Okuryazarlığın temelinde, bireye anlama ve anlatma becerisi kazandırma amacı bulunur. Çağımızda geleneksel okuryazarlığın yanı sıra, teknolojik gelişmeler doğrultusunda; görsel okuryazarlık, medya okuryazarlığı, dijital okuryazarlık, bilgi okuryazarlığı, e-okuryazarlık, ekran okuryazarlığı, sinema okuryazarlığı, kültür okuryazarlığı ve bilgisayar okuryazarlığı gibi birçok farklı okuryazarlık türleri ortaya çıkmıştır.

Okuryazarlık alanındaki yenilikler, okul derslerinde verilen Türkçe eğitiminin; ortaya çıkan yeni okuryazarlık türlerini de içerisine alacak etkinlik ve metinlerle zenginleştirilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Gelecekte yaşanacak gelişmeler doğrultusunda da yeni okuryazarlık modellerinin ortaya çıkması ve hayatımızı etkilemesi beklenen bir gelişmedir.

Okuryazarlık ve Eğitim

Okuryazarlığın insanın düşünme biçimini değiştirdiği ve artık kültürel bir organizasyon haline geldiğini de söylemek mümkün. Anlam değişimine uğrasa da okuryazarlık asla eğitimden ayrı bir olgu değildir. Hatta ilkel toplumların ileri bir topluma dönüşmesi noktasında eğitimin üstlendiği role paralel olarak okuryazarlık da eğitimin büyük destekleyicisi olarak görülmektedir.

Okuryazarlıkla ilgili araştırmalar, çocuğun okuldaki başarısı ile okuryazarlık becerileri arasında anlamlılığı yüksek bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Ancak daha da önemli olan okuryazarlığın, kişinin sadece okul başarısına değil meslekî başarısına, hayat başarısına da olumlu etki yapmasıdır.

Kişinin genel anlamda başarısını arttıran okuryazarlık artık toplumlarının gelişmişlik durumunu gösteren en önemli ölçütlerinden biri olarak görülüyor. Artık okuryazar olarak nitelenen insanlar sadece okuma yazma bilen değil çoğu yönden nitelikli ve donanımlı insanlar olarak kabul edilmektedir. Yani okuryazarlığın eğitimle ilişkisini şöyle ifade edebiliriz: geleneksel tanıma göre okuldaki başarıların ve okuma yazma öğrenmenin neticesinde okuryazarlık oluşuyordu. Ancak yeni evrensel tanımlamasına göre okuryazarlık, kişilerin eğitim hayatını kolaylaştıran ve başarılarını arttıran eğitimle iç içe ama eğitim dışında da var olabilen bir olguyu ifade ediyor. Bu bilgiler ışığında okuryazarlığın sadece eğitimden ibaret olmadığı sonucuna ulaşabiliriz.

Okuryazarlık kavramı okuma yazma becerisinin dışına taşarak insanın kendini geliştirme ve kendini ifade etmek adına ortaya koyduğu bir davranış biçimi olarak da görülmeye başlamıştır. Yeni kazandığı anlamlar neticesinde okuryazarlık çoğu ülkede önemli görülerek üzerinde çalışmalar yapılmaktadır.

Bu ülkelerden biri olan Avustralya, kurumlarında okuryazar bireyler yetiştirmek için gerekli düzenlemeler yaparak 1991 yılından itibaren okuryazarlığı bir devlet politikası haline getirmiştir. Diğer ülkelerde de okuryazarlık üzerine yaşanan tüm gelişmeler; yeni okuryazarlık algısının dünyada ne derece ses getirdiğini ve etkisinin boyutlarını gözler önüne sermektedir.

Aile Okuryazarlığı

Aile çocuk için birçok olgunun başladığı yerdir. Her şeyde olduğu gibi okuryazarlığın başladığı ve temellerinin atıldığı yerde yine aile olarak görülmektedir. Çocuğun okumaya ve yazmaya dair ilk algıları ve ilk denemeleri ailede başlayarak şekillenir. Çocuklar, ailelerindeki bireyleri; gazete, elektronik mektup, kitap ve resmi belgeleri okurken gözlemleyerek okuryazarlığa ilişkin ilk algılarını oluştururlar.

Çocuklar, doğru model ebeveynlerle yaşıyorsa okuryazarlığın gücünü kendi kendine keşfederek öğrenir. Yani çocuklar birçok tutum ve davranışları öğrendiği gibi okuryazarlık becerilerini de ortamdaki ipuçlarını değerlendirerek, doğal öğrenme yoluyla kazanabilir.

Okuryazar ailelerde kendiliğinden ortaya çıkan bütün bu tutum ve davranışların, çocuğun kişiliğine ve gelecekteki eğitim hayatına etkisi keşfedildiğinde, ailedeki okuryazarlığa ilgi uyanmış ve aile okuryazarlığı şeklinde bir kavram oluşmuştur. Aile okuryazarlığı kısaca; çocukların okuma ve yazma deneyimlerinin aileler aracılığıyla gelişmesi için ailelerle çalışmak olarak tanımlansa da giderek daha geniş anlamlar kazandığı görülmektedir.

ABD’de yapılan araştırmalarda çocukların okuryazar olabilmesi için eğitim kurumlarının çocuğun eğitimi için tek başına yeterli olmadığı, aile ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapması gerektiği ortaya konulmuştur. Bu netice üzerine 1980-1990 yılları ile birlikte ABD’de aile okuryazarlığını geliştirmek üzere çeşitli çalışmalar yapılmıştır.

Dünyada, okuryazarlık artık bir beceri değil kültür ve gelenek kelimeleriyle de adını duyurmaktadır. Okuryazarlığın davranış boyutu olduğu kadar duygu ve düşünce boyutu da olduğu görüşü kabul edilmekte ve bu sebeple artık birçok ülkede aile okuryazarlığı, yeni bir aile değeri olarak aile kültürünün bir parçası şeklinde görülmektedir.

21. Yüzyılda Öne Çıkan Okuryazarlık Türleri

Bilgi Okuryazarlığı: Çağımız; teknoloji çağı olmakla birlikte bilgi çağı olarak da adlandırılıyor. Ulaşabileceğimiz bilgi ve belgelerin boyutları inanılmaz rakamlara ulaşmış durumda. Ve birçoğunu okumak için ortalama insan ömrü yeterli uzunlukta bile değil. Durum böyle olunca bilgi kaynaklarına bilinçli yönelim, seçicilik, eleştirel bakış açısı, yeniden ulaşabilme ve değerlendirme yeteneklerine de sahip olmak çok önemli. Aksi takdirde zaman kaybı, yanlış bilgi edinme gibi durumlar yaşanması söz konusu. Bireylerin karşılaştığı bilgi yükünü hafifletme ve doğru bilgiye erişme konusunda yardımcı bir rol üstlenen “bilgi okuryazarlığı”, bu işlevi nedeniyle çağımızda ön planda.

Görsel okuryazarlık: İmgeleri anlama ve anlatma çabasının bir sonucu olarak geçmişten bugüne hayatımızda olduğu düşünülmektedir. Yapılan araştırmalar; zihinde, resimlerin kelimelere oranla 60.000 kat daha hızlı işlendiği ortaya koydu. Bu nedenle görsel okurluğun, modern dünyadaki genel eğitim için; okuma, yazma ve aritmetik ile eşdeğer dördüncü bir öğe olduğunu öne süren araştırmacılar bulunmaktadır. Hem sağladığı avantajlar hem de günümüzde insanının, etrafını inanılmaz derecede kuşatan imgeler düşünüldüğünde, görsel okuryazar olmanın ne kadar elzem olduğu ortadadır.

Medya okuryazarlığı

Teknoloji bilinçli kullanıldığında hayatı olumlu bilinçsiz kullanıldığında hayatı olumsuz etkilemektedir. Olumsuz etkileri en aza indirmek için kendinizi medyadan soyutlamak yerine onu bilinçli bir şekilde kullanıp ilettiği mesajları süzebilecek bir düşünce yapısına erişmek gereklidir. Bu da ancak medya okuryazarlığı ile mümkündür.

Medya okuryazarlığı eğitimi günümüzde önem kazanana alanlardan biridir ve en önemli amacı bireylere yüksek seviye medya okuryazarlığı becerisi kazandırmaktır. Yani medya ürünlerinden gelen mesajları yorumlayabilme, tartışabilme ve farklı türden medya araçları kullanarak mesaj iletme ve paylaşma becerisi kazandırabilmektir. Ancak günümüzde halen birçok insanın düşük seviye medya okuryazarlığı becerisine sahip olduğunu görürüz. Yani sadece medya ürünlerini tanımak, takip etmek veya izlemekle yetinmektedirler. Bu da medya okuryazarlığı konusunda henüz anlamlı bir ilerleme olmadığının göstergesi olarak kabul edilmektedir.

Elektronik okuryazarlık: Elektronik okuryazarlık; elektronik ortamda yer alan iletileri anlamlandırma ve bu ortamda kendini ifade etmeye yönelik ileti oluşturma süreci olarak tanımlanabilir. Günümüz şartlarında elektronik okuryazarlık bireylerin birbirleriyle hatta devlet ile ilişkilerini düzenler boyuta gelmiştir.

Bilgisayar teknolojisi üzerine kurulu yeni düzende, insanların iletişimini kolaylaştırmaya yönelik ortaya çıkan uygulamaları ifade etmek adına; bazı kavramların önüne e-ön eki getirilmeye başlandı. Bunlara örnek vermek gerekirse; e-devlet, e-hukuk, e-ticaret gibi bu kapsamda oluşturulmuş kavramlar sayılabilir. Ancak hayatımıza giren bu yeni nesil anlamların ve uygulamaların etkili kullanımı için elektronik okuryazarlığın etkili şekilde toplumun tabanına yayılması ve geleneksel okuryazarlığı yok edici değil de onun bir tamamlayıcısı olarak görülmesi gereklidir.

okuryazarlık aile okuryazarlığı medya okuryazarlığı bilgi okuryazarlığı elektronik okuryazarlık Okuryazarlık Sadece Eğitim Demek Mi okuryazarlık ve eğitim
Tuba Uyar
Tuba Uyar
Blog Yazarı

1989 Aralık doğumdur. İskenderun/ Hataylıdır. Konya Necmettin Erbakan üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Öğretmenliği (BÖTE) bölümünden mezun olmuştur. 2019 yılında Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne başlamıştır, halen devam etmektedir. Yüz yüze İş güvenliği, online olarak içerik editörlüğü eğitimleri almıştır. Dijital İllüstratör çizimleri yapmakta ve yazar olarak çalışmaktadır.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.