Published on: 24 Haziran 2019 Konuk Yazar 0 Yorum
Okuma Sayısı : 645

Toplumsal cinsiyet eşitliği erkek ile kadının yaşamın her alanında eşit haklara sahip olma durumudur. Cinsiyet hangi haklara sahip olacağımızın bir göstergesi olamaz. Her birey cinsiyetine bakılmaksızın eşit haklara sahip olmalıdır. 

Cinsiyet Ayrımcılığı  

İş hayatında cinsiyet ayrımcılığı toplumların gelişmesinin önünde duran en önemli sorunların başında yer alır. Bu eşitsizlik durumu sanılanın aksine gelişmiş ya da uygar diye tanımlanan ülkelerin de en büyük sorunlarından birisi. İş dünyasında kadın olmak zor mu? Evet, zor. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı en nesnel olarak iş hayatında görülür. Teknolojik gelişmeler arttıkça iş kolları genişlemiş ve buna bağlı olarak kadınların iş hayatına katılımı doğru orantılı olarak artmıştır. Fakat bu artış kadınların lehine bir durum oluşturmamış tam tersine toplumsal cinsiyet kodlamasına iş hayatı da eklenerek yeni bir boyut getirmiştir.

Kadınlarda Cinsiyet Kodlaması Yaratan Durumlar

İş hayatında kadına uygulanan cinsiyet ayrımcılığı en fazla aşağıda belirtilen konularda ortaya çıkmaktadır:

  • Çoğu iş alanında işlerin tanımlarının erkek olma durumuyla ilişkilendirilmesi yani belli işlerin sadece erkeklerin tekelinde olması. Bunun sonucu olarak kadının bu işlerde kendini ispat etmek için çok daha fazla çaba sarf etmek zorunda kalması.
  • Erkekle aynı işi yapan kadına daha az ücret ödenmesi.
  • İş hayatında kadın ve anne olmak mücadele gerektirir. Kadınların evlilik ve çocuk planları doğrultusunda işe alınması ya da işten çıkarılması durumu. Hayatın akışındaki bu doğal sürecin kadınların iş hayatından ayrılması için normal bir  gerekçe olarak görülmesi.
  • Ekonomik kriz ya da iş yeri politikaları gereği işten çıkartılma yapılacağında erkeklerin aile reisi olarak kabul edilmesi nedeniyle performansa bakılmaksızın ilk önce kadınların işten çıkarılması.
  • Kadınların fikirlerinin yapılarının daha duygusal olduğu öne sürülerek çoğu zaman dikkate alınmaması ve önerilerinin objektif olarak değerlendirilmemesi.
  • Her tarzda tacizin kadın çalışanlara erkekler tarafından açıkça ya da gizli bir şekilde yapılması ve çoğu zaman buna göz yumulması ve örtbas edilmesi.
  • Terfi almış ya da başarı elde etmiş kadınların bu başarılarının onun bilgi ve becerisinden değilse başka türlü yöntemler ile elde ettiğinin düşünülmesi ve dile getirilmesi.
  • İşe alım ve ya işe devam sürecinde öncelikle kadının dış görünüşü ve fiziksel özellikleri ile yargılanması.  

Yukarıdaki maddeler iş hayatında cinsiyet ayrımcılığı örneklerinden sadece küçük bir kısmıdır. Bu konudaki liste daha da uzatılıp detaylandırılabilir. Yasalar önünde her birey eşit haklara sahipken uygulamada tam tersidir.  

Cinsiyet Ayrımcılığı Kadınları Yoruyor

İş hayatında kadın olmanın ağırlığı fark edilmelidir. Ama kadınlar sürekli erkek egemen bir toplumda kendini inşa etmeye çalışmakta. İş hayatında kadınlar sürekli olarak kendilerini kanıtlamak zorunda bırakılıyor. Erkeklerle aynı uzmanlığa sahip olsalar bile yetkinlikleri ve becerileri ön yargılı bir şekilde sorgulanıyor. Terfi almaları ve maaşları hiçbir zaman erkeklerle eşit olmuyor.

İş yerinde kadınlara görevi olmayan ama cinsiyet ayrımcılığı nedeniyle kadının yapması gerektiği düşünülen tali işler yükleniyor. Mesela ofis görevlisi yoksa kadınsal işler olarak algılanan çay-kahve ikramı veya ofis düzeni gibi işlerin kadınlar tarafından yapılması bekleniyor. Toplumsal cinsiyetçilik açısından da sadece anne-eş olarak tanımlanma problemiyle başa çıkmak zorunda bırakılıyor. Ev işleri, çocuk bakımı sadece kadının görevi olarak görülmeye devam ediliyor. Bu şartlarda kadının savaşacağı cepheler de katlanarak artıyor.

Cinsiyet Ayrımcılığı Nasıl Ortadan Kalkar?

İş hayatındaki cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırmak için toplumsal bir bilinç oluşturulması gerekmektedir. Ana problem toplumsal cinsiyet eşitsizliğidir. Toplumda kadına ve erkeğe kalıplaşmış tanımlarla bakmanın önüne geçilebilirse kadın özgürleşir ve her alanda eşit katılımcı hale gelir. Her alanda kadın ve erkeğe eşit eğitim ve kariyer olanağı sunulmalıdır. Bir ülkenin dilini kullanma şekli o ülkenin kimliğini ve bilinç seviyesini oluşturur.

Adam gibi, iş adamı, bilim adamı, erkek sözü gibi kelimeler toplumun kadına ve erkeğe bakış açısını ayna gibi göstermektedir. Bu bakış açısını değiştirmek için dilin kullanımına da özen gösterilmeli ve bu konuda da ciddi çalışmalar yapılmalıdır. İnsana kadın erkek olarak değil de sadece insan gözüyle bakılmadığı sürece iş hayatında da toplum hayatında da cinsiyet ayrımcılığı devam edecektir.

Yazar: Hülya Kavacık
 

  • cinsiyet ayrımcılığı ,
  • cinsiyet ,
  • iş hayatı ,
  • erkek ,
  • kadın ,
  • çocuk bakımı
Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı