Published on: 21 Mayıs 2019 Konuk Yazar 0 Yorum
Okuma Sayısı : 766

İş hayatında kadın olmak ile ilgili onlarca makale, röportaj ve buna benzer birçok yazı karşımıza çıkarken “iş hayatında erkek olmak” ile ilgili bir yazı bulunmaz. Çünkü genel algı, iş hayatı zaten erkeklere ait bir platformdur. 

Peki neden iş hayatında kadın daha fazla var olamıyor? Çünkü iş hayatında kadın için olan bariyer sayısı, erkeklerinkinden çok daha fazla.

Nedir Bu Bariyerler?

Okul hayatı boyunca erkeklerle kıyasıya rekabet eden kadınlar evlilik, çocuk derken iş hayatında kadın olmanın dezavantajıyla geride kalabiliyor. Üniversite biter bitmez işe başlayıp henüz babasının evinde oturan kadının bu zamanları, yarışta ciddi varlık gösterebildiği zamanlar. Evlendikten sonra iş hayatında kadın olmak daha zorlaşıyor. 

Yaradılış itibari ile güçlü olan kadın bir yolunu bulup yarışı elden bırakmıyor. Birkaç yıl geçtikten sonra hayatının en tatlı deneyimi olan annelik serüveni başlıyor.

Çocukta yaparım, kariyer de” sloganının verdiği güçle iş hayatında kadın hamilelikte de yarışı elden bırakmıyor ve bebeğiyle yarışa devam ediyor. Ancak doğumla birlikte kadının önünde bir yol ayrımı beliriyor. 

Kendini bildi bileli bu yarışta olan kadın, işine bu kadar emek vermişken ve çoğu gerçekten yaptığı işi seviyorken nasıl olur da işini bırakmayı düşünür? 

Ya da minicik bebeğini kime, nasıl emanet edecek? Hangisini tercih etmeli? ikisi aynı anda idare edilebilir mi? Belki de iş hayatında kadın olarak yarışta kalıp kalmanın en zor kararlarından biridir bu. 

Çocuk Sonrası Yeniden İşe Başlamak

Çocuk sonrası eski işine dönen kadın kısmen yeniden iş aramak zorunda kalan kadına göre bu dönemi daha az bunalımla atlatıyor. Ancak hamileliğinizin işyerinde öğrenilmesi ile pozisyon değişikliği veya bebeğinizi kendiniz büyütebilmek için işten ayrılma durumu olursa, bir kadın olarak iş arama süreciniz artık çok zor.

Televizyonlarda iş hayatında kadın gücü üzerine destanlar yazılması, işveren veya insan kaynakları kafasının değiştiğini düşündürmesin size. Ne yazık ki ülkemizde iş hayatında kadın olarak yer varken, iş hayatında anneye çok fazla yer yok.

Örneğin, çocuk sonrası başvurularınızda mülakatta size mutlak sorulacak sorulardan bir tanesi “Çocuğunuza kim bakacak?” sorusu olacak. Çünkü işveren artık sizi, çocuğu ile ilgili her durumda izin isteyebilecek potansiyel bir eleman olarak görüyor.

Yarışta Geri Kalmamak İçin Planlı Olun

İş hayatında kadınlar olarak emeklerinizin ve işinize ait yatırımlarınızın yok olmaması için ne yapmalısınız? Öncelikle iş hayatına başladığınız andan itibaren planlı olmanız şart. Bir kadın, “anne” olma ihtimalini asla göz ardı etmemeli ve çalışacağı yerin sosyal haklarını kullanabileceği kurumsal bir yer olmasına dikkat etmeli.

Eğer çocuk sonrası yeniden iş arayışına girecekseniz işsiz kalacağınız süre maksimum 1,5 yıl olmalıdır. İş hayatında kadın personelin doğum gibi bir nedenden dolayı 1,5 yıl gibi bir süre işsiz kalması İK departmanı tarafından çok önemsenmemektedir.

Ancak bu süreyi aşmışsanız geçen zaman içinde iş hayatından geri kalmadığınızı işverene kanıtlamanız gerekmektedir. İster online eğitimler ile kariyeriniz doğrultusunda özgeçmişinizi sertifikalar ile süsleyin, ister freelance olarak görev yapın ama mutlaka iş hayatında varlık gösterin. 

Sosyal yardım projelerinde görev almış olmak da iyi bir seçenek olabilir. Ayrıca, Linkedin gibi platformlarda aktif olun ve değişimlere yabancı kalmayın. 

İş hayatında kadın olmak ne kadar zor olsa da, var olabilmek bir ayrıcalıktır.

Yazar: Tülin Tuna
 

  • iş hayatında kadın ,
  • iş hayatı ,
  • kadın ,
  • anne ,
  • online eğitimler
Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı