AnasayfaBlogBilinç ve İletişim Donanımları
Etkili İletişim

Bilinç ve İletişim Donanımları

01 Mayıs 2019
Bilinç ve İletişim Donanımları

A ve B adını verdiğimiz, aynı şeyi hedefleyen iki kişi düşünelim. A kişisi hedefiyle ilgili araştırma yapan, tecrübeli kişilerden yardım alan yani hedefi için kendisini donatan biri olsun. B kişisi ise kimseye danışmayan, "Olacağı varsa olur." diyen yani kendisini donatmayan biri olsun. Aynı hedef için çabalayan bu iki kişiden hangisinin hedefine ulaşıp başarılı olacağı gayet açıktır. Bilincini donatan insan, bilincini donatmayan insandan hep daha önde ve daha başarılı olacaktır.

İnsan Muhteşem Bir Potansiyeldir 

Aynı şey insanlar için de geçerlidir. Hepimiz mükemmel olmak için aynı potansiyele sahibiz. Ancak bu potansiyeli gerçekleştirebilmemiz için bize doğru ortamın sağlanması gerekir. Bir kişinin çevresine katkıda bulunan, ailesi, arkadaşları, kültürü ve sosyoekonomik durumu gibi pek çok faktör vardır. Bir kişi sevgi dolu ve destekleyici bir ailede doğduğunda, potansiyelini gerçekleştirme olasılığı, zararlı veya ihmalkâr bir ailede doğma olasılığından daha yüksektir.

Benzer şekilde, eğer bir kişi eğitime ve sıkı çalışmaya değer veren bir toplumda yetişmişse, başarılı olma olasılığı bunlara değer vermeyen bir toplumda yetişme olasılığından daha yüksektir. Potansiyelimiz, ne olabileceğimizdir. Potansiyelimizi hayata geçirmek ve kendimizin en iyi versiyonu olmak için gerekli ortamı yaratmak her birimize bağlıdır.

İnsanoğlu Algı Dünyasında Yaşar

İnsanlar algı dünyasında yaşarlar. Bu, deneyimlediğimiz her şeyin duyularımızın süzgecinden geçtiği ve bireysel bakış açılarımızın gördüklerimizi, duyduklarımızı ve hissettiklerimizi nasıl yorumladığımızda rol oynadığı anlamına gelir. Bazen insanlar aynı olayı farklı algılar. Bunun nedeni, olayı algılamak için kullanılan zeminin farklı olmasıdır.

Bireysel geçmiş deneyimlerimiz, inançlarımız ve değerlerimiz algılarımızı renklendirir ve bu durum yanlış anlamalara ve çatışmalara yol açabilir. Bununla birlikte, çeşitliliğin güzelliğini takdir etmeyi öğrendiğimiz için daha empatik ve şefkatli ilişkilere de yol açabilir. Kendimizi yeni bakış açılarına açtığımızda, etrafımızdaki dünyayı daha derinlemesine anlayabiliriz.

Sürekli İletişim İçindeyiz

Sürekli iletişim sadece ağzımızla söylediklerimiz değil, aynı zamanda gözlerimiz, beden dilimiz ve dokunuşumuz gibi diğer iletişim biçimleridir. Örneğin, bir anne çocuğunun ne zaman acıktığını sadece gözlerine bakarak anlar. Aynı şey arkadaşlarımızla ya da iş arkadaşlarımızla konuşurken de geçerlidir. Birinin konuşmayla ilgilenip ilgilenmediğini sadece beden dilinden ve göz temasından anlayabiliriz.

Birinin yalnız kalmak isteyip istemediğini de sadece dokunuşlarından anlayabiliriz. Tüm bu farklı iletişim biçimleri biz farkına bile varmadan sürekli olarak gerçekleşmektedir. Bu nedenle, bize göndermeye çalıştıkları mesajları daha iyi anlayabilmemiz için başkalarıyla iletişim kurmanın farklı yollarının farkında olmamız önemlidir.

Ortamın Verdiği Mesajlar Nedir?

Çevre kişiye farklı mesajlar verir. Örneğin, bir kişi hastanedeyken, mesaj onun hasta olduğu ve yardıma ihtiyacı olduğudur. Bir kişi bir kilisedeyken, mesaj onun ruhani olduğu ve Tanrı'ya inandığıdır. Bir kişinin çevresinden aldığı mesaj, o ortamın yaratıcısının bilincine bağlıdır. Örneğin, bir kişi bir arkadaşının evine giderse ve arkadaşı rahat ve konforlu bir ortam yaratmışsa, kişiye verilen mesaj arkadaşının onu önemsediği ve kendisini rahat ve konforlu hissetmesini istediği yönündedir.

Öte yandan, bir kişi bir arkadaşının evine gittiğinde arkadaşı dağınık ve kaotik bir ortam yaratmışsa, kişiye verilen mesaj arkadaşının onu önemsemediği ve orada bulunmasını istemediği yönündedir. Bir kişinin çevresinden aldığı mesaj, o ortamı yaratanın bilincine bağlı olarak olumlu ya da olumsuz olabilir.

İletişim Çok Kanallı Bir Süreçtir

İletişimin çok kanallı bir süreç olduğu sık sık söylenir. Bunun anlamı, iletişim kurmanın birden fazla yolu olduğu ve her birinin kendi yolunda etkili olabileceğidir. Örneğin, kelimelerinizle, beden dilinizle, ses tonunuzla ve hatta tat alma duyunuzla iletişim kurabilirsiniz.

Bu kanalların her biri bir mesaj göndermek için kullanılabilir ve daha eksiksiz bir resim oluşturmak için hepsi birlikte kullanılabilir. Biriyle iletişim kurarken, elinizdeki tüm kanalları göz önünde bulundurmanız önemlidir. Bu şekilde, mesajınızın net olduğundan ve amaçladığınız şekilde alındığından emin olabilirsiniz.

İletişimin İki Düzeyi: İç Dünya ve Dış Dünya

Çoğu kişi belli bir yaştan sonra hangi ortamda nasıl davranması ve iletişim kurması gerektiğini gerektiğini bilir. Daha doğrusu iletişim kurmayı zamanla öğrenir. Kişi kendi istediği şekilde değil, kendinden güçlü kişilerin ondan istediği şekilde davranır ve konuşur. Böylece kişi öznel iç dünyasını gizlemiş, sosyal dış dünyasını göstermiş olur.

İç ve Dış Dünya Farkı Stres Oluşturur

Bir kişinin iç dünyası onun düşüncelerinin, duygularının ve inançlarının dünyasıdır. Bu iç dünya içe dönüktür; kişinin kendini değerlendirmek için gittiği yerdir. Dış dünya ise kişinin söylediklerinin ve yaptıklarının dünyasıdır. Kişinin başkalarına gösterdiği kamusal yüzüdür ve kişinin başkalarıyla olan etkileşimlerinden etkilenir. İç ve dış dünyalar farklı olduğunda, sonuç strestir.

Bu stres, kişinin doğal olmayan bir kişiliğe bürünmek zorunda olduğunu hissetmesi veya içsel olarak çelişen değerlere sahip olması gibi birçok faktörden kaynaklanabilir. Bir kişinin hayatındaki stresi azaltabilmesi için öncelikle iç ve dış dünyalar arasındaki uyuşmazlığın nerede olduğunu tespit etmesi ve ardından bu uçurumu kapatmak için adımlar atması önemlidir.

İnsan Hem Ait Hem Bağımsız Olmak İster

İnsan hem bireysel hem de sosyal bir varlıktır. Bir yandan bir topluluğa ya da gruba ait olmak, kendinden daha büyük bir şeyin parçası olmak ister. Öte yandan, bir birey olarak eşsiz ve özgür olmak ister. Bağımsızlık ihtiyacı ile aidiyet ihtiyacı arasındaki bu gerilim belki de bizi insan yapan şeydir. Aynı zamanda hayatı ilginç ve öngörülemez kılan da budur. Başkalarının beklentilerine mi uyacağımızı yoksa kendi başımıza mı yola çıkacağımızı asla kesin olarak bilemeyiz. Olasılıklar sonsuzdur. Her halükarda, ait olma arzusu ve bağımsız olma arzusu en temel insani dürtülerden ikisidir. Bunlar bizi biz yapan şeylerdir.

Varoluşun Beş Boyutu Nedir?

Kişi, iletişim ortamında sezgisel olarak; umursanıp umursanmadığını, kabul edilip edilmediğini, yeterli, değerli ve sevilmeye layık olup olmadığını merak eder. İletişim kurduğu kişiler tarafından fark edilmek, önemsenmek yani umursanmak ister. İletişim kurduğu kişiler tarafından yargılanmadan, olduğu gibi kabul edilmek ister. Kişi, iletişim kurduğu kişiler için değerli olmak ve onlarla oluşturduğu bütünün vazgeçilmez bir parçası olmak ister. İletişim kurduğu kişiler için güvenilir olmak ve bir şeyler başarabilmek için yeterli olmak ister. İletişim konusunda daha başarılı olmak için İstanbul İşletme Enstitüsünden online İletişim Eğitimleri alabilirsiniz.

Karşımızdakini Dinleyerek Var Ederiz

Bir kişiye varoluşun beş boyutunu yaşatmanın en iyi yolu o kişiyi dinlemektir. Çünkü kişi dinlenirken, kendisini dinleyen kişi tarafından önemsenip önemsenmediğini anlayabilir. Kişinin özü önemsenirse kişi varoluşunu sağlıklı biçimde gerçekleştirebilir. Fakat kişinin sosyal yüzü önemsenirse kişi varoluşunu sağlıklı biçimde gerçekleştiremez. Kişinin beklentisiyle karşılaştığı durum uyuşmadığında kişi karşısındakini suçlar. Etkili İletişim ve Beden Dili eğitimi ile bu konuda kendinizi geliştirebilirsiniz. 

İki Yaşam Felsefesi: Korku Kültürü ve Değerler Kültürü

Korku kültüründe, bizi korkutan şeylere saygı gösterilir. Korkularımızın eylemlerimizi ve yaşamlarımızı belirlemesine izin veririz. Önemli deneyimleri veya fırsatları kaçırmak anlamına gelse bile korkularımızı tetikleyebilecek her şeyden kaçınırız.

Oysa bir değerler kültüründe, diğer insanların özüne saygı gösterilir. Irkı, dini veya geçmişi ne olursa olsun her insanın değerini görürüz. Herkesin sunabileceği bir şeyler olduğuna inanır ve onlardan bir şeyler öğrenmeye açık oluruz. Başkalarına hak etmedikleri halde nezaket ve şefkatle davranırız. Sonuç olarak, güçlü ilişkiler kuruyor ve daha kabullenici bir dünya yaratıyoruz.

Aile İçi İlişkilerdeki Bilincin Önemi Nedir?

Korku kültürü, kişileri üstünlük yarışına sokar. Bu bilinçteki kişiler üstün ve güçlü olmak için çaba harcar. Fakat değerler kültürü, insanları iyi ve güzel olanı yapmaya yönlendirir. Bu bilinçteki kişiler birlikte en iyisi için çaba harcarlar. İlişkilerde sevgi temel alınırsa, mutlu ve başarılı bireyler yetişir. Fakat ilişkilerde korku temel alınırsa, mutsuz ve başarısız bireyler yetişir.

Bilinçli kişiler tarafından oluşturulan sevgi temelli ilişkiler, bireyleri başarı ve mutluluğa ulaştırır. Fakat bilinçsiz kişiler tarafından oluşturulan korku temelli ilişkiler bireyleri başarısızlık ve mutsuzluğa götürür. Bilinçli bireyler mutlu ve sağlıklı, bilinçsiz bireylerse başarıdan uzak, mutsuz bir toplum oluşturur.

Bilinç ve İletişim Donanımları doğru ve etkili iletişim beden dili
Konuk Yazar
Konuk Yazar
Blog Yazarı

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.