AnasayfaBlogBilimsel Araştırma ve Yayın Etiği
Bilim

Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği

25 Mart 2021
Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği

Bilimsel Araştırma; araştırmacının, nicel ve nitel araştırma yöntemlerini kullanarak, bir olgunun aktarılması veya bir problemin çözümlenmesini, aşamalarıyla birlikte kaleme aldığı, bilimsel amacı olan akademik çalışmalardır. Nicel araştırma yönteminde, sayısal bulgular ile veri toplama; nitel araştırma yönteminde ise; sayısal bulguların araştırmaya kazandırdığı nitelikler ile veri toplama tekniği uygulanıyor.

Bilimsel Araştırmalarda Veri Toplama Teknikleri

Bilimsel araştırmalarda her iki yöntemde de ortak olarak kullanılması gereken veri toplama tekniğinin, doğru yöntemin bulunmasındaki etkilerini inceleyelim:

  1. Problemin belirlenmesi, 

  2. Yer, zaman,

  3. Problemin yarattığı etki ve hedef kitle, 

  4. Hangi alana ait olduğu, 

  5. Çözümü için ne tür öneriler getirilebileceği, 

  6. Bu önerilerin hangi teknikler ile test edileceğinin belirlenmesi, 

  7. Yapılan testler sonucunda, sunulan önerilerin çözümde ne kadar işe yaradığının bilinmesi gereklidir.

  8. Bu maddeler dikkate alınarak, yöntemin nicel ya da nitel araştırma olması ile ilgili karara varılıyor. 

Bilimsel araştırma ve yayın etiği tüm çalışmalarda bir bütün olarak ele alınıyor. Çünkü bir araştırmanın tamamlanması kadar, etik ilkelerine uygun şekilde yayınlanması da önemli. Araştırmacının kaleme aldığı bilimsel araştırma çalışmasında yayın etiğine hâkim olması gerekiyor. Kullandığı dilin anlaşılır, objektif özelliklere sahip olması, önceden çalışılmış olan bir araştırmadan kopyalama yapmamış olması ilk dikkat çeken konulardan. Ayrıca bilimsel araştırmalarda dürüstlük ve alıntı yapılan kaynak yazarına saygı duyulması da önemli olan diğer hususlardır. Bu nedenle yazar, kaynak bilgisi muhakkak paylaşılmalı veya alıntılarda kaynak yazarına atıfta bulunmalı.

Bilimsel Araştırmalarda Neden Kaynak Gösterilmeli?

Bilgi, yaşam kalitesinin artması, öğrenim keşfinin sonsuzluğu ve hayatımızın her anında, her alanında var olan bir gereksinim. Bilimsel araştırmalarda yer verilen bilgilerin, kanıtlara dayalı olması, o çalışmaların gerçeklik payını artırmakta etkilidir. Buna bağlı olarak kaynak göstermek; hem gerçekliğe dair kanıtlara ulaşmak, hem bu kaynağın oluşumundaki tüm haklara saygı duymak, hem de ortaya çıkan çalışmanın güvenilirliğini artırmak açısından gerekli. Gerçekliği örneklenmemiş ve kaynağı belli olmayan bir çalışma, bilimsel araştırma olarak adlandırılamaz. Ayrıca; kaynağın temiz ve doğru olması da en az kaynak gösterimi kadar önem arz ediyor.

Günümüzdeki araştırmalar, çok zaman harcanmadan internetten yapılıyor. Maalesef bilimsel araştırmalarda, internetin çok fazla kaynağa ulaşmayı sağlaması bir dezavantaja dönüşüyor. Bu durum da her bulunan kaynağın doğru olmaması ihtimalini içinde barındırıyor. Bilgilerin değiştirilmiş olması (tarih, yer, konu vs.), yanlış bilgi eklenmiş ya da eksiltilmiş olması gibi. Yanıltıcı kaynak ve sınırlı araştırmaların, bilgiye hızlı ulaşma isteğiyle buluşması sonucu kaynak kirliliği oluşuyor. "Ulaşılan kaynakların kirletilip, düşünsel anlamda tahrip edilmiş olması" şeklinde de tanımlanabilir.

Bilimsel Araştırmanın Yayın Etiğine Uygunluğu Nedir?

Etik: Bir amaç için, toplum kadar geniş olmayan sınırlı bir alan içerisinde bulunan bireyin, o alanın gerektirdiği şekilde davranmasını sağlayan ahlâki kurallardır.

Etik ile ahlâk kurallarını ayıran fark: Ahlâk; toplum içinde uyumu sürdürebilmek için bireyin davranışları göz önünde bulundurularak, iyi ile kötü ayrımı yapan ve kişiye göre değişkenlik de gösterebilen yazılı olmayan kurallar bütünüdür. Etik ise; insanın niteliklerini oluşturan yerlerde (iş, okul, dernek, spor vb.) belirlenen uyulması zorunlu ve uyulmadığı durumda yaptırım uygulanan kurallardır. (Uzaklaştırma, para cezası vb.)

Yayın Etiği: Kopyalamadan uzak, özgün, bilimsel amacı olan araştırmalar için bir etkileşim alanı olarak kabul edilebilir. Yakın zamanda yurt dışında bir bakanın, yüksek lisans bitirme projesi araştırmasında yaptığı intihal nedeniyle görevinden alınması ya da istifa etmesi yönündeki haberine şahit olduk. Haberlere yansıyan, istifa ettiğiydi.

Bilimsel araştırmalar her ne kadar akademik hayatın bir üst seviyeye gelmesi için birer köprü görevi görüyor olsa da; yapılan yanlış tercihler nedeniyle sonunda ciddi yaptırımlar uygulanabiliyor. Bazen yaptırım uygulanmasa bile kişinin tepkiler sonucunda, hayatında ciddi bir karar verip, toplumdan soyutlanmasına da sebep olabiliyor. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi.

Yayın Etiği Sorunları Nelerdir?

Etik Sorun

Var olan bir sorun karşısında, yaptırım uygulanmaması sebebi ile çözümlenmesi mümkün olmayan durumdur.

Yayın Etik İhlâli

Bir araştırmacının, kendine ait bir ürün ortaya koymadan, başkalarına ait araştırmaları ve bulguları kaynak göstermeksizin, kendi adıyla yayınlaması ve çoğunlukla intihal tekniğini kullanması. Türkiye’nin mevcut durumunda yapılan bilimsel araştırmaların çoğu, uluslararası bültenlerde intihal olarak tanımlanıyor. Bir teselli olarak belirtilebilir ki, intihal Türkiye’ye özgü bir sorun değil. Ancak buna rağmen ülkemizde kurumlaşmış olarak sürdüğünü de ekleyebiliriz.

Kendine ait olmayan bir ürünü, kendi adı ile sunmak bilim anlamında birçok güvenilir ismin, aslında gerçekte hayal kırıklığı yaratacak kadar etik ihlâli yaptığını gösteriyor. Bana göre bir profesörün veya bir bilimcinin akademik öyküsü baştan sona; başarılarıyla-başarısızlıklarıyla özgün ve doğru yansıtılmış olmalı. Bu kendine özgü başarı hikayesi de; bu yolda ilerlemek isteyen kişiler için daha çok teşvik edici ve özgüven sağlayıcı olur diye düşünüyorum. Çünkü etik uygunluğu olmayan her şey o kadar kusursuz ve basit bir dille yansıtılıyor ki! Belki de akademik öykülerden çok, intihal mahsulü olan o dünyaca onay görmüş, alkışlanmış, mükemmel araştırmaları okuyunca birçok insan özgüvenini yitiriyor. Hangi konuda katkı sağlayacağını bilemeden yön değiştiriyor.

Kısacası; yayın etik ihlâli, hem bu meslek grubunda olmak isteyenler açısından, hem de güvenilir gördüğümüz kişi ve kaynakları tekrar sorgulamamız açısından büyük bir zaman ve güven kaybı oluşturuyor. 

Bilimsel araştırmada yayın etiği ile ilgili ‘’Kestirmeden Bilimci Olmak’’ başlıklı makalenin okunmasını tavsiye edebilirim. Anlatım o kadar açıklayıcı ki, ülkemizde henüz ciddi bir yaptırım örneği görülmemiş olan ihlâllerin, sosyal yaşantıyı ve kişinin özsaygısını nasıl etkilediğini de gözler önüne seriyor. Makalede anlatılan, Yayın Etik İhlâli ile ilgili tanımlardan bazıları şu şekilde:

Avantacı bilim: Birden fazla araştırmacının eşit sayıda konuyu üstlenerek ortaya çıkardığı bilimsel araştırmada, akademik üstünlüğü olan kişinin kendi adını ilk sıraya yazarak araştırmayı yayınlaması. Ayrıca; avantacı bilimi şöyle örnekleyebiliriz: Genellikle araştırmalara bölüm veya bilim dalı başkanının isminin yazılması şeklinde görülür.

Benim düşünceme göre; kendisinde araştırma ve kaynak oluşturma vasıfları ve bilgisi bulunmayan; ancak görevi nedeniyle bir araştırma sunması gerektiği için bu yola başvuran kişilerin kullandığı sistem anlamını taşıyor. Mesleki etiğe aykırı olan bir durum olduğu fikrindeyim. Ayrıca bu konudaki yetersizliğin, öğrencilere de yanlış bir eğitim verilmesine, eksik bilgilendirilmelerine, mesleki hataların artmasına ve bilimsel çalışmaların yanlış kanıtlar ile açıklanmasına neden olabiliyor. Bunun da o bölüm tamamlandıktan sonra, ilgili akademisyenlerden eğitim alan ve alacak olan yeni adaylara, topluma yansımasına sebep olacağını düşünüyorum.

Taklacı bilim: Önceden hazırlanmış olan bir bilimsel araştırmanın içeriğindeki cümlelerin, kelime yerleri değiştirilerek yeni bir araştırma içeriğine dönüştürülmesi.

Çarpıtan bilim: Tamamen yayın sayısının fazlalığına odaklanan bir araştırma şekli. İstenilen sonuçları elde etmek amacıyla, araştırma çalışmasının içerisinde yer alan, bilimsel kaynaklara dayanan bilgilerin, araştırmacının kendi tercihine göre değişiklikler yaparak, yayına sunması. Aynı konuyu birden fazla ele alarak, farklı cümleler ile işleyerek oluşturulan bilimsel araştırmalar olarak da tanımlayabiliriz.

Bilimsel araştırmalarda çarpıtma eylemini; ulaşılan bilgilerin üçüncü şahıslar tarafından kişisel yorumlanarak manipülasyona maruz kalması ve anlatılmak istenenin dışında bir algı oluşturulmasına sebep olması şeklinde yorumluyorum. Örneğin; bir deprem bilimcinin, eldeki verilere ve analizlerine göre bir turizm bölgesinde 9.0 şiddetinde bir deprem olacağını ön gördüğünü varsayalım. Ancak bölge yönetimi, halkı telâşlandırmamak ve turizm gelirlerini kaybetmemek adına bu bilgiyi gizli tutuyor. Halka 7.0 şiddetinde bir deprem olacakmış gibi bilgi veriyor. Bu durumda yapı stogunun ona göre oluşturulmasına sebep oluyor. Ancak büyük deprem olduğunda çok sayıda zayiat yaşanıyor. Bu örnekte olduğu gibi; çarpıtan bilimin, bilimsel araştırmalarda geri dönüşü olmayan tecrübelere yol açabileceğini görüyoruz. (Hayali bir örneklendirmedir, gerçeği yansıtmamaktadır.)

Aşıran bilim: Bilimsel araştırmanın önceden hazırlanmış olan bir çalışmadan kopyalanarak oluşturulması yani intihal anlamını taşıyor.

Olmayan bilim: İntihalin suç olarak kabul edilip, Türkiye’de şimdiye kadar emsal bir yaptırım görmemesi sebebiyle, ülkemizde bu şekilde birçok araştırma olduğu ve kopyala yapıştır bir düzenden ibaret olduğu için de gerçekliği bulunmayan bilim, olmayan bilim olarak adlandırılıyor.

Yayın Etiği Hangi Kurallara Dayanıyor?

Kısacası; bilimsel araştırma ve yayın etiğinin esasları etik ve ahlaki kurallara dayanıyor. Bu iki tanım da tamamen insani ve basit unsurların bilimle nasıl buluştuğunu gösteriyor. Ülkemizde hızla artış gösteren bilimsel çalışmaların gerçekliği, yayın etik ilkelerine uyumlu olup olmadıklarını görebileceğimiz programlar sayesinde ölçülebilir hale gelmiş durumda.

Gerek yasal yaptırımları, gerekse kişisel haklar temel alınarak, araştırmaların; özgün, bilime dayalı ve yeterli oranda kapsamlı olması okuyucuların ve akademik kariyer hedefleri olan kişilerin beklentilerini karşılamaya yetiyor. Ancak ne yazık ki, bu alanda da etik dışı uygulamalar ile doğruluğu belirsiz, başka kaynaklardan çarpıtılarak oluşturulmuş ve çoğunlukla da yalnızca bilimsel bir ürün ortaya koymuş olmak için yapılan çalışmalar da birçok tartışmaya sebep oluyor.

Bir araştırmacının; unvanını yükseltmekten çok, problemleriyle, çözümleriyle, teknik kavramlarıyla, teorik, pratik tüm yanlarıyla kendine ait bir araştırma sunması gerekiyor. Böyle bir çalışma yanıltıcı tarafları bulunsa bile, etik ilkelerini yok sayarak oluşturulmuş birçok yayından daha değerli ve başarılı olacaktır.

Bilimsel araştırma ve yayın etiği bilimsel araştırma yayın etiği
Tutku Güler
Tutku Güler
Blog Yazarı

İzmirli, 1990 doğumlu. Yüksek lisansını Anadolu Üniversitesi Konaklama İşletmeciliği alanında yaptı. 10 yıl boyunca turizm sektöründe çalıştı. Satış pazarlama sorumlusu ve çağrı merkezi yönetici olarak görev yaptı. Evli ve bir bebeği var. Yazıyla arasındaki bağ çocukluk yıllarına dayanıyor.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.
Nitel Araştırma Eğitimi
5
(12)

Nitel Araştırma Eğitimi

14 Konu9 Saat
Ders EğitmeniDers Eğitmeni
15080
SPSS Eğitimi
5
(26)

SPSS Eğitimi

13 Konu9 Saat
Ders EğitmeniDers Eğitmeni
34079
Nvivo ile Nitel Veri Analizi
Ders EğitmeniDers Eğitmeni
34080