Published on: 04 Ekim 2018 Gizem Solak 0 Yorum
Okuma Sayısı : 1230

Başarının birçok anlamı olduğuna eminim ama sizce başarı nedir? Bunu yazının en sonunda tekrar soracağım. Sizden bu konuda cevap bekliyorum. Enstitü online eğitim sınavında 70 ve üzeri almak bir başarıdır. Bunu başarı olarak adlandırabiliriz. Ancak başarıyı nasıl algılıyoruz? Birine göre yapmayı sevdiği şeyleri yeniden yapabilmek başarıdır. Ama bu soruyu farklı özelliklere sahip birine sorarsanız farklı bir cevap alabilirsiniz.

Mesai saati bittiğinde ve eve gittiğimizde bazıları ertesi gün işe gitmek istemiyor. Bazıları ise hemen uyuyup - uyanıp sabah olsun ve işe gideyim istiyor. Çünkü işinde kendini başarılı görüyor. Bu durumda buna başarı diyebiliriz. İşinden keyif alıyor ve çalışmayı bir zorunluluk olarak görmüyor. Örneğin akademisyenlik gönüllü bir meslek olarak bilinir. İşini seven insanların yaptığı iş olarak biliniyor. Günümüzde gerçekten böyle mi? Akademisyenler kendilerini başarılı olarak görüyorlar ancak ertesi gün işe gitmek istiyorlar mı? Bunu sanat ve birçok alanda sıralayabiliriz.

Eğer sevdiğiniz işi yapıyorsanız ve hep daha iyisini yapmak için uğraş veriyorsanız doğru yoldasınız. Geriye dönüp baktığınızda yaptığınız işlerden pişmanlık duymuyorsanız başarılı sayılırsınız.

Başarı neye göre değişir?

Yaş, sosyal statü ve meslek gibi faktörlere göre değişiklik gösterebilir. 18 yaşında bir çocuk işe başlayıp para kazanırsa ona göre başarılıdır. Ancak 40 yaşında işi başından aşkın bir anne eve erken gittiğinde kendisini başarılı olarak görecektir. 35 yaşında bir erkek ailesinin geçimini sağlayabiliyorsa kendini başarılı olarak görecektir. Ancak ben farklı düşünüyorum. Bunuda birkaç başlık altında paylaşacağım.

Benim için başarı, başarısızlığa dayanabilme sabrıdır. Bu garip olabilir ancak bu başarıya giden yoldur. Bu insanları alçak gönüllü yapar. Profesyonel terimlerle konuşmak gerekirse başarı bir tanım olamaz. Bir terim de olamaz. Bu yüzden kendi başarılarıma pek güvenmem. Bildiğim şeyler başarılarım değil aksine başarısızlıklarımdır. Çünkü bu kavramın içi boşaltılmış ve yeri kısa vadeli terimlerle değiştirilmiştir. Başarısızlıklarımı unutmamam beni alçakgönüllü olmaya iten şeylerin başında geliyor.

Bunu yaptığınızda kendi hakemliğinizi kendiniz yapabilirsiniz. Evet! Bunu yapmak gerekiyor çünkü başarılı olmak sizin tayin edebileceğiniz birşey. Benim blog yazarlığı eğitimimde sınavdan başarısız oldunuz diyelim. Gönderdiğiniz ödevide beğenmedim. Bana göre başarısız oldunuz ama bu size göre bu anlamı taşıması gerekmez. Kendi kendinize hakemlik yapın ve artıları eksileri eşleştirin. İş hayatında yer alacaksanız ve bir işletme kuracaksanız bir muhasebeciyle anlaşmanız gerekiyor. Bu bir zorunluluk! Ama kendi hayatınızda kendi muhasebeciniz olun. Bu, yenilgiyi kabul etmek anlamına gelmiyor. Ya da yeniden başlamak değil! Artı eksileri eşleştirdiğinizde artılar eksileri geçiyorsa başarılısınız demektir. Eğer geçmiyorsa daha fazla artı elde etmek için çalışın.

Bu hayat süper başarılar elde etmek için oldukça zor! Özellikle yaşadığımız şu yüzyılda süper başarılar elde etmeniz için aynı zamanda bunu pazarlamanız gerekiyor. Google reklamı vermek buna dahil :) Eğer amacınız somut şeyleri başarmak ise bu sizi mutlu etmeyecek. Çok para kazanmak mı istiyorsunuz? Para kazandığınızda sürekli mutlu olmayacaksınız. Çünkü onu korumanız gerekecek ve bu daha fazla çalışmanız anlamına geliyor. Kendinize bir hedef koydunuz ve o hedefi gerçekleştirdiğiniz başka bir hedef koyacaksınız. Sonra başka bir hedef. Başarı kriteriniz koyduğunuz somut amaçla birlikte yükselecek. Sonuç olarak kendinizi hiçbir zaman başarılı hissedemeyeceksiniz. Belki hissedersiniz ama o koyduğunuz hedefler arasındaki kısa boşluklar size yeter mi bilmiyorum.

Şimdi size başarıyla ilgili bir hikaye anlatmak istiyorum.

Asırlar önce bir ülkenin kralı zevk ve sefa içerisinde bir yaşam sürüyordu. İstediği herşeye sahipti. Bir emriyle yapamayacağı şey yoktu. Sevinçler ve kahkahalar sarayından eksik olmuyordu. İstediği her şeye sahipti. Altınlar, mücevherler, para, güç ve bolluk onun yaşamındaki anahtar kelimelerdi. 

Bolluk, zenginlik ve başarı

Kral lüx yaşamayı çok seviyordu. Çünkü o bir KRAL! Sert biriydi ve zenginliğinin büyüklüğü kadar gergin biriydi. Gergindi çünkü kral endişeliydi. Kral egemenliğine zarar verecek birşeyin olmasında değil, yaşamındaki bir eksiklikten dolayı endişeliydi. Bu endişe onu üzüntüye doğru çekmeye başladı.

Bu endişeli hayatı onu hayattan tat almamaya doğru çekmeye başladı.

Endişeli olmasının sebebi çocuğu olmamasıydı.

kral üzgün

Kralın çocuğu olmuyordu! Zaman içerisinde saraydaki görevliler duydukları bu haberi kulaktan kulağa birbirlerine söylediler.

Haber tüm ülkeye yayıldı. Ülkedeki herkes kralın çocuğunun olmadığını konuşuyorlardı.

Birgün sarayının bahçesinde gezinirken birilerinin onun hakkında fısıltıyla konuştuğunu duydu. “Kralın çocuğu oluyormuş” demişler.

Kral fazlasıyla endişelenmeye başladı. Birçok hekimi sarayına çağırdı. Ancak bunların hiçbirinden sonuç alamadı.

Aradan 5 yıl geçti.

Hiç beklenmedik bir anda kralın bir kızı oldu.

prenses bebek, taç, uyku

Kral artık biraz olsun rahatlamıştı. Sarayında bir yemek verdi ve büyük bir törenle bunu kutladı. Saraydaki törene herkes katıldı ve “Prenses” için dua etti.

Birçok ülkeden gelen krallar ve şahsiyetli kişiler sarayına gitti ve kralı tebrik etti.

kral, saray, eğlence

Peki Prensesin adını merak ediyor musunuz? Prensesin bir adı yoktu. Ona henüz bir isim vermemişlerdi. Adının ne olacağıyla ilgili sürekli olarak konuşuyorlardı ancak bir türlü karar veremediler. Çünkü onun varlığı sarayın neşeyle dolmasına yetiyordu. Bu da kral için yetiyordu…

Yıllar sonra prenses 14 yaşına gelmişti. Bahçede atla gezerken düştü ve başından darbe aldı.

Prensesi kralın yanına götürdüler ve ipekten bir yatağın üzerine yatırdılar.

Kral neler olduğunu anlayamıyordu ve herkes prensesin başında öylece uyanmasını bekliyordu.

uyuyan prenses

Kral yeniden mutsuzdu...

Kral bunu beklemiyordu. Herşeyin güzel olacağını düşünüyordu. Ancak olmadı.

Ülkedeki tüm doktorları prensesi tedavi etmek için sarayına getirtti. Ancak doktorlar “ne yaparsak yapalım uyandıramıyoruz” dediler.

Kral yıkılmıştı. Göz yaşlarına boğuldu. Kızı uyanm��yordu…

Aradan 6 ay geçti ve kızı halen uyanmadı.

Bir gün bir kilisedeki papaz tanrının onu aldığını ve beklemenin anlamsız olduğunu kralın askerlerinin olduğu bir ortamda söyler. O gün kralın askerleri tarafından tutuklanıp zindana atılır.

kralın adamları

Aylar geçer ancak prenses hiçbir şekilde uyanmaz.

Zindana atılan Aziz, gardiyanlara o kızı iyileştirebileceğini söyler. Bunu hemen krala söyleyin der. Gardiyanlar telaşlanır ve Aziz'in bir an doğru söylüyor olabileceğini düşünürler.

Kolundan tutup kralın yanına götürürler.

Kralın emriyle Aziz hemen tedaviye başlar ve kendi yaptığı birkaç ilaç verir.

Ama tüm çabaları sonuçsuz kalır, prensesin bilinci açılmaz ve prensesi uyandıramaz..

Kral ona istediğin herşeyi veririm, yeterki kızımı uyandır der. Ne istiyorsun söyle bana! İstediğin herşeyi vereceğim!

kral, aziz

Aziz: Kralım, benim tanrıdan başka hiçbir şeye ihtiyacım yok.

Kral: Merak etme, istediğin her şeyi verebilirim. Sana bu dünyada veremeyeceğim şey yok.

Aziz: Kralım, ben buraya yardım etmek için geldim. Elimden geleni yaptım. Mücadele ettim. Bu dünyadaki herkes her gün mücadele ediyor. Mutlu olmak için mücadele ediyor. Ben mutlu olmak için ve başarmak için mücadele ettim. Kızını iyileştirebilseydim başarmış olacaktım ancak başaramadım. Ben kendim için birşey istemiyorum. Ben tanrıyı anlayarak mutlu oluyorum. Bunun için sadece bir zekaya ihtiyacım var. O da bende mevcut. Sizin paranız ve lüx yaşamınız bana mutluluğu veremez.

Hikayenin sonunda kral, paranın onu mutlu edemeyeceğini ve ihtiyacı olan tek şeyin mutluluk olduğunu anlamıştı. Paranın satın alamayacağı şeylerin onu mutlu ettiğine artık inanmıştı. Parayla edinilen lüx, şatafat ve bolluğun ona geçici bir mutluluk getirdiğini ve parasıyla mutluluğu tekrar satın alamadığını artık anlamıştı.

Eğer aldığınız her nefeste mutluysanız kendinizi başarılı olarak görebilirsiniz.

Eğer yukarıdaki kral gibi başarılıysanız ve huzurlu, mutlu bir hayatınız yoksa kendinizi başarılı olarak görmeyin.

Sadece biraz huzura ihtiyacınız var.

  • başarı ,
  • Başarılı ,
  • başarılı insan ,
  • başarılı insanlar ,
  • başarılı iş kadınları ,
  • Başarılı olan insanlar ,
  • başarılı olmak ,
  • başarılı olmak için neler yapmalıyız ,
  • başarılı olmanın kuralları ,
  • başarısız liderler ,
  • işte başarı ,
  • işyerinde nasıl başarılı olurum ,
  • nasıl başarılı olabilirim
Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünden mezun olmuştur. İstanbul İşletme Enstitüsünde Eğitim Operasyon Uzmanı olarak görev almaktadır.

Devamı