Published on: 28 Haziran 2019 Konuk Yazar 0 Yorum
Okuma Sayısı : 843

Rollo May modern çağın görmezden geldiği insanın doğasında bulunan yaratıcılık sürecini tinsellikle “ Yaratma Cesareti” adlı kitabının temel konusunu olarak işler. Bulunduğumuz çağın köklü yeniliklerinden dolayı uyarılan sosyal yapının tek tip insan yapısına yönelik zorunlu dayatmanın yaratıcılığı kampçıladığından yakınır. 

Yaratmak İçin Cesaret

Rollo May’e göre yaratmak gereklidir. Çünkü insanlık ancak bu şekilde varlığınını öldürmez. Yaratmak can verir bireyin değerlerine. Çürümelerini engeller. Birey bu şekilde geliştirir kendini. Yaratma örnekleri olarak mağaradaki hayvan resimlerinden  antik çağa kadar örnekleri vermektedir. Yaratmak için cesaret gerekir. 

Cesaret  kişinin kararlarıyla örülü süreçten geçip kendisini gerçekleştirdiği karakteriyle başlar. Yoksa cesaret maçosal bir fiziksel durum değildir. Fiziksel olarak cesaret ancak duyu organlarıyla dış dünyayı algılayabilmektir. Günümüzdeki sevgi kavramının bağımlılığa dönüşmesi sadakatimizin uyumluluğa dönüşüp yaratmaktan yoksun kaldığımızı gösterir. Cesaret bu durumları engeller. Bireyi besleyerek doğruluğu oluşturur. Doğruluk zordur, bilinmezdir ve sürekli farklı şekillerle yenilenmek ister. 

Önemli Olan Neyi Seçeceğimiz

Kaçacak mıyız? Yoksa Nietzche gibi doğruluk üzerine bilinmez bir orman tarafından gelen çağrıya icap edebilecek miyiz? Kitap ikinci seçenekten yana ideasını yürütmektedir. İdeadır. Rollo May kitaptaki düzenini yaratmanın içinde kuşkuyu da barındırmak zorunda olduğu ilkesi üzerine kurmaktadır. Bu bir paradokstur. Fanatizme dönüşülmemelidir. 

Yaratıcılığın gerçekleşmesi için moral cesaret gerekmektedir.Kaygı ve nevrozu yok sayarak yok edileceğine karşı çıkmaktadır. Eğer yok sayılırsa tedavi sürecine gelen hastaya yalan bir dünya sunulduğundan güçlü bir dayanağı olmaz ve yaratamaz. 
Yaratamamanın verdiği nevroz şiddetlenir ve hasta döngüye girer. Hiçlik ve çürümüş değerler içerisinde kalır.

Bu sebepledir ki gerçek dayanaklarla kendini bilmesi ve yaratma cesaretinde bulunması gerekir. Diğer yandan da birey sadece kendi dünyasında olmamalı toplumsal cesareti de gerçekleştirmelidir. Eğer yaratmak için bireyin kendisini gerçekleştirmesi gerekiyorsa toplumsal cesaretimde uygulamalıdır. Korkularla kaçarsa engeller gelişimini. 

Moral Cesaret

Yaratma cesaret döngüsü her olayda farklı bir şekilde yenilenmeyi ister. Yorucudur. Bu nedenle sanat ve sanatçılar çok değerlidir. Dönemin özelliklerini ve geleceğin ilk sembollerini yaratmaktadırlar. Diktatörler tarafından sevilmez ve engellenirler. Moral cesaret bu durumda gereklidir. Kendinden emin olmak için de sanatçının birey olarak kendisini gerçekleştirmesi mühimdir. 

Sanat eserleri erken uyarıdırlar. Bunun için kitapta birçok sanatçının sanat eserinin yorumları vardır. Meslektaşlarının görüşlerini yeteneğin hastalık ve yaratıcılığın nevroz oldukları konusunda yanılgılarını  eleştirir.
Mantıksal bir şekilde sanatçı anlaşılamaz. Toplumsal olarak korkulan çirkin bulunan şeylerle yüzleşmemizi savunur. Ancak bu şekilde yenilenir ve kabullenebiliriz. Bu kabulleniş toplumu hiçlikle varlık sorunlarını yener. Ölümün ötesine geçilir. 

Yaratmak Coşkulandırır

Yaratmak üzerine düşülerek isteyerek olmaz. Teslim olunca yaygın olarak kullandığımız şimşek çakma durumu gerçekleşir. Bilinç yoğun imgelerle uyarılırken bilinçdışı durumu dengelemeye çalışır. Bilinç ve bilinçdışı birbirlerini denetler  ve yaratıcılık ortaya çıkar. Ancak bilinçdışının kavranışı için bireyin tek başına kalabilme yetisinin kazanması gerekir. Yoksa birey kaçar ve gelişimini engeller. Bu durum da kendi kişiliğini kaybedene kadar devam eder. 

Ancak sınırlandırma olmazsa gerilim olmaz. Gerilim olmazsa yaratıcılık ortaya çıkmaz. Bilinç bu sınırları farkederek oluşur. Çocukluktan olgunluk dönemine kadar birey bilinci oluşturur. Bu yüzdendir ki çocukların sanatı tanımlanmamışlık niteliğiyle karakterize edilir. Gerilmekten yoksundurlar çünkü. “Çelişki her şeyin hem kralı hem de babasıdır” Heraklitos

Yaratıcı Süreç

Sanat bir marifet midir yoksa oluşum kaynağı mı? Ya mantık ve bilim sanattın türüyse? Sorularıyla psikoterapiyi sanat yerine koyar. Hastalarından örnek verir.  Hastalarının imgelerini irdelediği psikoterapi yönteminden söz eder. İmgeleri semptomlarla yorumlar. Ve hastanın imgelerin anlamını farketmese bile semptomları imgelere dönüştürüp biçim tutkusunu oluşturduğunu gözlemlediğini anlatır. 

Hastanın yaşamının anlamını bulma yoluna başvurduğunu gözlemlediğini aktarır. Bu durumu da yaratıcılığa yorumlamaktadır. Tutku biçim olabilir. Bireyi yaratabilir. Ama biçimlendiremezse bireyi yok edebilir. Özet olarak yaratıcı süreç biçim için duyulan bir tutkunun dışavurumudur. Psikoterapinin olumlu sonuçlamasınsa önemli bir yoldur biçim tutkusu. 

Yazar: Dilan Yılmaz
 

  • yaratma ,
  • rollo may ,
  • yaratmak ,
  • biçim ,
  • yaratıcı süreç ,
  • moral ,
  • cesaret ,
  • mantık ,
  • bilim
Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı