Published on: 11 Haziran 2019 Konuk Yazar 0 Yorum
Okuma Sayısı : 512

Bizim şehirlerde problemler hep içe doğrudur. Dışarıdan bir gözle baktığınız zaman sadece bir kaç pürüz karşınıza çıkar. Asıl problem her zaman görülmeyen yerdedir.

Problemlerden Kaçmak

Çünkü biz şehirlerde problemleri çözmek yerine üstünü örtmeyi tercih ederiz. Mesela yollar bozuktur. Biz asfaltı söküp sağlamlaştırmak yerine üstüne zifti dökeriz. Patlayan su borusunu değiştirmek yerine yama yaparız ve problem çözüldü sanarız. 

Sonra bir fırtına kopar, yağmur yağar ve yağmur hem zifti hem de su borusunun yamasını alır götürür. Ardından sakladığımız tüm gerçek ortaya çıkar. Ve dönüp bize bakanlara sadece şunları söyleriz: Doğadan kaçılmaz! 

Yanlış yapılan bir davranışın kötü olduğunu düşünür şeytanlaştırırız. Ahlaksızlığımız o kadar çok yayılır ki hayatımıza yanlışların irdelenerek doğrulara ulaşacak olan basamaklar olduğunu anlayamayız. 

Önce ruhumuzu ardından bedenimizi, şehirlerimizi ve coğrafyamızı kaplar. Ve bizler; hak edene hak ettigi değeri vermeyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru demeyi eksiklik sayarız. Çünkü korkarız. 

Vasıfsız Ahlak

Vasıfsız ahlakın en büyük silahı bu korkulardan üretilen dürtüler ve saldırganlıklardır. Hak edeni hakkettiği makama işe getirmekten çekiniriz.

Onu yenemeyeceğimizi hep işsiz ve kötü kalacağımızı düşünür ve ona düşman olarak kendi kadrolarımızı kurup kendi tanıdıklarımızı işe alırız.

Öyle bir ülke düşünün ki değerlendirme yapılmadan ve iş hakkında bilgisi olmayan onlarca vasıfsız insan bakan, özel kalem, gazeteci veya uzman olabilsin.

Eğitim, para, dış güçler değil biz problemlerimizi ahlaksızca çözdüğümüz için kaybetmeye mahkumuz. Bizim ahlakımızın en büyük problemi de utanma duygusunun olmamasıdır.

Yedi Ölümcül Günah: Se7en

Se7en filmini bilenler bilir. Bilmeyenler için Se7en, Brad Pitt ve Morgon Freeman'nın başrollerinde oynadığı 1995 yapımı polisiye-gerilim filmidir.

Bir kişi yedi ölümcül günahı (İncil'de geçer) işlemiş insanları, öldürerek cezalandırır. 

Iki dedektif de katili yakalamak için uğraşırlar. Ben de şu an toplumumuza baktığımda Se7en filmini hatırlıyorum.

Kendi coğrafyamızda bizi bekleyen felaketler, üstümüze binen yükler, kavgalar ve bitmeyen kaos ortamı. 

Her zaman iyi biri olmak zordur. Ama ülkemizde günah işlemek çok kolaydır. Yapılan yanlışlar nedense her zaman alkışlanır. Çünkü yanlışların bir sebebi olduğu her zaman vurgulanır. 

Problemlerin Kaynağı Bizler

İnsanlar öfkeli. Konuşmaktan ve tartışmaktan anlamaz sadece bağırıp çağırırlar. Sesleri yüksek çıktığı zaman da kendilerini haklı sanarlar. 

İnsanlar tembel. Hep en kolay işlere yöneliler bu da yetmez gibi üretmekten çok tüketirler. 

İnsanlar aşırı şehvet düşkünü. Bakmayın uzaktan ahlak bekçiliği yapanlara. Geçen her kadını, arabayı, saati ve eşyayı süzerler. Gözleri ile yedikleri yetmediği gibi üstüne taciz eder, çalar ve hasar verirler. 

İnsanlar kıskanç. Sadece ilişkilerde değil aile ve toplum dahil her yerde böyle. Bunun en büyük örneği miras kavgaları.

Miras kavgası sadece kıskançlıkla ilgili bir durum değil aksine açgözlülüktür.  Bu açgözlülük sadece parasal olarak değil. 

Açgözlülük Ve Kibir

Her zaman en çok duygular ve hayaller sömürülür. Açgözlüler en çok bunları hedef alırlar. Ve bu açgözlülük öyle bir oburluk yaratır ki o iyi ve yardımsever olan toplum önüne çıkan herşeyi kemirir.

Oburluk seviyesi bazen o kadar yüksektir ki yemeklere ve sosyal hayata kadar yansır.

Ama bunların en büyüğü kibirdir. Çoğu toplumun yaşama sebebidir belki de kibir. Kibir o kadar çok zehirlemiştir ki insanları kimse kimseye eyvallah diyemez. Kimse kimsenin karşında ezilemez.

Yanlış yapıyoruz demekten aciz bir toplum haline dönüşülür.

Ve Final

Se7en filminin finaline bir sandık başında iki dedektif ve suçlu vardır. Suçlu kişi bu sandığı dedektiflerden açmasını ister. Sandığın içinde ne olduğunu kimse bilmez. 

Yönetmen filmin sonunu tamamen izleyiciye bırakır. O sandığın içinde  kanlar içinde parçalanmış bir ülke görmek isteyen kibirli ve günahkarlardan olmak bizim elimizde.

Yine o sandığın içinden temiz bir gelecek çıkarmak da bizim elimizde.

Olaylar olduktan sonra bir anlamı kalmaz .Önemli olan olaylar olmadan önce hissedilerek çözülmesi. 

Sonuç olarak her problem kendi içinde çeşitli çözüm yöntemleri barındırsa da, genel olarak her problemin çözüm şekli aynı mantığa dayanmaktadır.

Öncelikle problemin ne olduğunu doğru bir şekilde anlamak gerekir. 

Çünkü problemin tam olarak anlaşılamaması veya yanlış anlaşılması s başka problemlere de yol açabilir. O zaman problem çözme yöntemleri veya problemleri yok etme teknikleri ile ilgili araştırmalar yapalım , bol bol okuyalım ve bilgi sahibi olalım. 

Yazar: Ozan Demirel
 

  • problem ,
  • kibir ,
  • ahlak ,
  • problemleri yok etme teknikleri ,
  • problem çözme yöntemleri
Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı