AnasayfaBlogPozitif Araştırma Önemi
İletişim

Pozitif Araştırma Önemi

25 Temmuz 2021
Pozitif Araştırma Önemi

Doğa da pozitif enerji daha çok güneş ışığı olarak ortaya çıkarken örgütlerde ise pozitif çevre tercihi olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısı ile pozitif enerjiyi ve canlandırıcı kaynak çokluğunu ortaya çıkarır. Bu fikirden yola çıkarak, insanlı organizmalar, doğadaki diğer başka sistemler gibi, pozitif karşı içgüdüsel diyebileceğimiz eğilimler sergiler. İlgili eğilimi ve çıkarımı daha fazla anlamak için sosyal ve örgütsel bilimlerde önemli bir gereksinimdir.

Bu çalışmamızda pozitif araştırmaların önemi nasıldır? Pozitif uyarıcılar neden gereklidir? Pozitif yaklaşımlar nasıldır? Benzeri sorulara cevap bulmaya çalıştık.

Pozitif Araştırmaların Önemi Nasıldır?

Pozitif örgütsel bilimin kurucusu olan Cameron ve arkadaşları örgütlerde pozitif yönelimin doğasını ışığa yönelim argümanı ile ifade etmiştir. Örgütsel faaliyetlerde yıllardır göz önünde bulundurulmayan pozitife dikkat çekilen bilimsel bilgi oldukça kıymetlidir. Çünkü pozitif imkanlar ışıya yönelen etkiler oluşturur. Işığa yönelim bütün canlı sistemdeki negatif enerjiden uzaklaşma ve pozitif güce yönelme eğilimi olarak tanımlanır. Diğer bir ifadeyle köreltici olandan uzaklaşıp canlandırıcı olana yönelmek olarak da açıklanabilir. Doğa da pozitif enerji daha çok güneş ışığı olarak ortaya çıkarken örgütlerde ise pozitif çevre tercihi olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısı ile pozitif enerjiyi ve canlandırıcı kaynak çokluğunu ortaya çıkarır. Bu fikirden yola çıkarak, insanlı organizmalar, doğadaki diğer başka sistemler gibi, pozitif karşı içgüdüsel diyebileceğimiz eğilimler sergiler. İlgili eğilimi ve çıkarımı daha fazla anlamak için sosyal ve örgütsel bilimlerde önemli bir gereksinimdir. Kurumların ve bireylerin hangi nedenlerden dolayı heliotropik eğilimleri olduğunu ve pozitife eğilimli davranışı gözler önüne sergilemek açıklayıcı diğer çalışmalardan bazıları şu şekildedir.

  • İnsanoğlu pozitif bilgiyi değerlendirmede, negatife göre daha açık olmaktadır. İnsanlar negatif şeylerden daha fazla sayıda pozitif şeyleri düşünmektedir. Sonuç olarak pozitif şeylere daha uzun sürede odaklanmaktadır.

  • İnsanların pozitif kavramları öğrenmede ve hatırlamada negatif veya nötr kavramları öğrenmekten daha çok başarılı oldukları görülmüştür. (kunz) Negatif, nötr ve pozitif ifadelerin bir listesi oluşturulduğunda, insanlar ağırlıklı olarak pozitifi hatırlama eğiliminde oldukları görülmüştür.

  • İnsanların zihinsel etkinliklerinin karşılaştırıldığı çalışmalarda ise kişilerin pozitif ifadeleri negatif ifadelerinden yaklaşık %20 seviyelerinde, nötr ifadelerden dolayı ise %50 dolayında daha çok düşündükleri görülmüştür. Bu sonuçlara göre pozitif bilgi daha net ve kolay bir şekilde hatırlanabilmektedir. Negatif oldular, pozitif olgulara göre daha az hızla öğrenilir ve dolayısı ile pozitif oldular, negatif olgulara göre daha hızlı öğrenilebilmektedir. İnsanlar pozitif olguların yargılanmasını negatif olgulara göre daha anlaşılır bir şekilde yapabilmektedir.

Pozitif Uyarıcılar Neden Gereklidir?

Genel olarak insanlar pozitif uyarıcıları aramak ve negatif uyarıcılardan kaçmak gibi bir eğilimleri bulunmaktadır. İnsanlar yaşamış oldukları olayların dörtte üçü ile üçte ikisi arasındaki bir oranını pozitif olarak değerlendirmektedir. Bununla beraber bir çok insan, çoğu zaman, kendilerini pozitif, mutlu ve iyimser olarak nitelendirilmektedir.

Neredeyse üzerinde çalışılmış bütün dillerde; pozitif kelimelere negatif kelimelere göre çok rastlanılır. Pozitif sözcükler, negatif karşıtlarına göre ortalama olarak 150 yıl daha önceleri kullanılmaya başlandığı ortaya çıkmıştır. Örneğin “daha güzel” ifadesi ile “daha kötü” ifadesinden çok önce kullanılmıştır. İnsanın merkezi sinir sistemi, pozitif duygular kullanılmaya başlandığında daha çok etkili ve bu konudaki beden ritim uyumu ise pozitif seviyede olduğunda zirveye yükselmektedir.

Riccardi, Sharot, Raio ve Phelps gibi öğrenme teorisyenlerine göre insan beyninin pozitif ve iyimser oryantasyonları kendiliğinden üretmeye yatkınlıklarının olduğu yönündedir. Zihinsel aktivite ve zihinsel keskinlik pozitif hallerde negatif hallere göre daha fazla meydana gelmektedir. Pozitif bir yaklaşım hemen doğal bir insanı davranış hatta yatkınlık olarak görülmektedir. Deneysel kanıtlarda insanların pozitif kavramını aynı diğer biyolojik sistemlerde olduğu gibi seçtiklerini göstermektedir. Pozitif durumu onların en doğal halidir. 1974 yılında Erdeyli tarafından yapılan bir çalışmada zihinsel süreçlerin, pozitifi negatifin üzerinde tutacak durumda gelişmekte olduğunu ortaya koymuştur.

Pozitife Yaklaşımlar Nasıldır?

Becker 1973 yılında kişilerde yer alan doğal pozitif çelişkilerin temeli ölüm korkusuna dayandığı, negatif bastırılarak pozitifin sürece dahil edildiğini ve bunun neticesinde de insanların pozitife karşı bir çelişki ortaya koyduklarını ifade etmiştir. Sosyal süreçlere bağlı teorilerde ise pozitif zıtlıkları, sosyal kurumların devamının sağlanmasında önemli etken aldıkları üzerine odaklanmaktadır. Başka bir ifadeyle organizasyonun devamının sağlanması, karşılıklı yarar sağlamaya olanak sağlayan pozitif sosyal süreçlere bağlıdır.

Poziviteyi deneyimleme ve gözlemleme, kurumda yer alan sosyal bağlantıları yükselterek başkalarının faydasına çalışma eğilimleri ortaya koymaktadır. Benzer bir şekilde 1960 yılında Gouldner pozitif sosyal normları ve pozitif rol modelliğinin oluşturmanın kurumsal sürdürülebilirliği gerçekleştirme açısından önemini ortaya koymuştur. İlgili pozitif süreçler, negatif sosyal süreçleri göz önünde bulundurunca gelişme daha yatkın olduğu görülmektedir. Ayrıca kurumun devamlılığı ve sürdürülebilirliği açısından önemli fonksiyonları bulunmaktadır. Çünkü ilgili oldular çalışanları korumaya ve kaynakları daha etkin kullanmaya teşvik etmektedir. Veriler pozitif etkilere maruz kalan kurumların da insanlara benzer yöntemlerle tepki verdiğini aktarmıştır. (camoran)

Bütün bunlara rağmen, sağlanan finansal hizmetler, sağlık kurumları benzeri zamanla kendi pozitif çalışmalarını sistemli bir yöntemle uygulamaya koyup, geliştiren organizasyonların arzuladıkları sonuçları kısa vade de elde ettikleri görülmüştür. İlgili organizasyonlar; verimlilik, karlılık, müşteriye sağlanan kalite memnuniyeti gibi başarılarını hızla yükseltiler. Bu pozitif çalışmalar; çalışanlar için suçlamadan kaçınma, destekle sağlama ve hata yapmaları durumunda affetme, işini anlamlandırmak gibi davranışlar göstererek, işine vefa ve minnettarlık gösterme, iş arkadaşlarını umursama ve kibar davranma gibi olgular kurumlarını üst noktalara çıkmasına ve arzu edilen sonuçların elde edilmesini sağlamıştır.

Önemli Pozitif Eğilim Davranışları Hangileridir?

Kurumların ve bireylerin hangi nedenlerden dolayı heliotropik eğilimleri olduğunu ve pozitife eğilimli davranışı gözler önüne sergilemek açıklayıcı diğer çalışmalardan bazıları şu şekildedir. İnsanoğlu pozitif bilgiyi değerlendirmede, negatife göre daha açık olmaktadır. İnsanlar negatif şeylerden daha fazla sayıda pozitif şeyleri düşünmektedir. Sonuç olarak pozitif şeylere daha uzun sürede odaklanmaktadır. İnsanların pozitif kavramları öğrenmede ve hatırlamada negatif veya nötr kavramları öğrenmekten daha çok başarılı oldukları görülmüştür(kunz). Negatif, nötr ve pozitif ifadelerin bir listesi oluşturulduğunda, insanlar ağırlıklı olarak pozitifi hatırlama eğiliminde oldukları görülmüştür.

Becker’in Yaklaşımı Nasıldır?

Becker 1973 yılında kişilerde yer alan doğal pozitif çelişkilerin temeli ölüm korkusuna dayandığı, negatif bastırılarak pozitifin sürece dahil edildiğini ve bunun neticesinde de insanların pozitife karşı bir çelişki ortaya koyduklarını ifade etmiştir. Sosyal süreçlere bağlı teorilerde ise pozitif zıtlıkları, sosyal kurumların devamının sağlanmasında önemli etken aldıkları üzerine odaklanmaktadır. Başka bir ifadeyle organizasyonun devamının sağlanması, karşılıklı yarar sağlamaya olanak sağlayan pozitif sosyal süreçlere bağlıdır.

Diğer Bilimcilerin Yaklaşımı Nasıldır?

Riccardi, Sharot, Raio ve Phelps gibi öğrenme teorisyenlerine göre insan beyninin pozitif ve iyimser oryantasyonları kendiliğinden üretmeye yatkınlıklarının olduğu yönündedir. Zihinsel aktivite ve zihinsel keskinlik pozitif hallerde negatif hallere göre daha fazla meydana gelmektedir. Pozitif bir yaklaşım hemen doğal bir insanı davranış hatta yatkınlık olarak görülmektedir. Deneysel kanıtlarda insanların pozitif kavramını aynı diğer biyolojik sistemlerde olduğu gibi seçtiklerini göstermektedir.

25/07/2021
Nevzat Yüksel
Nevzat Yüksel
Blog Yazarı

Sağlık Yönetimi bölümünde öğretim görevlisi. Sağlık hukuku, Türk sağlık sistemi ve sağlık kuruluşlarında teknoloji yönetimi alanında dersler vermektedir. Birçok uluslararası dergi, kitap ve bildirilerde yazı ve bölümleri vardır.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.