AnasayfaBlogDemografik Ne Demek?
Nedir?

Demografik Ne Demek?

27 Ocak 2020
Demografik Ne Demek?

Demografik; nüfus bilimiyle ilgili olan, nüfus bilimsel demektir. Demografi ise en genel anlamıyla nüfus bilimi olarak adlandırılır. Demografi, dünyada ya da herhangi bir ülkede nüfus yapısı, durumu ve nüfus dinamiklerini inceleyen disiplindir. Bu disiplinle ilgili olan her şey de demografik olarak tanımlanır. Doğum, ölüm, göç, yaşlanma, evlilik vb. konular bu disiplinin konularıdır. Aynı zamanda demografik sürecin bir parçasıdır.

Birleşmiş Milletler Sözlüğüne göre demografi tanımı; amacı insan nüfusunu incelemek ve bu nüfusun boyutlarını, yapısını ve niteliklerini inceleyen bir bilimdir. İnsan nüfusunun yenilenme ya da yenilenmeme durumlarını inceleyen bir disiplindir. Bu disiplinle ilgili olan yapıya da demografik denir. Nüfusun doğum, ölüm, evlilik gibi yönlerini incelemenin yanında ülkelere veya bölgelere göre nüfus dağılımlarını da inceler. Göç hareketlilikleri de en önemli konularından biridir. Bu bilimle uğraşan kişilerin üzerinde durduğu en önemli başlıklar ise doğum, ölüm, evlilik ve göç konularıdır.

Demografik Nedir?

Demografi, sınırlı ya da belirli bir coğrafyada bulunan nüfusun yapısını, değişimlerini ve özelliklerini inceleyen bir bilimdir. Bu bilimle ilgili olan her şey de demografik olarak adlandırılır. Çalışma alanı olarak göçten evliliğe, doğumdan ölüme, yaşlılıktan şehirleşmeye kadar çok geniş bir yapı arz eder. Aynı zamanda birçok disiplin ile ortak çalışır ya da birçok disiplinden yararlanır. Örneğin, tarih, sosyoloji, coğrafya, antropoloji vb. disiplinlerle ortak çalışır ve yararlanır. Demografik, nüfus, nüfus incelemeleri hatta kısaca nüfusla ilgili olan her şeyle ilgilidir. Demografik dönüşüm, demografik hareketlilik vb. konularla bu alandaki çalışmalar hakkında bilgi verir.

Nüfus Nedir?

Nüfus ya da popülasyon, belirli bir zaman diliminde belirli bir bölgede yaşayan bireylerin sayısıdır. Genel olarak insan sayısını belirlemek için kullanılan bir kavramdır. Dünyada, belirli bir ülkede, belirli bir şehirde, belirli bir evde, belirli bir alanda yaşayanların oluşturduğu sayıdır. Nüfus, sayımlar sonucunda oluşur. Nüfus sayımları her ülkede yapılır. Yapılma amaçları olarak seçmenleri belirleme, kadın-erkek nüfusunu belirleme, toplam nüfusu belirleme, köy-kent nüfusunu belirleme, yaş gruplarına göre nüfus, eğitim durumunu belirlemek vb. için yapılmaktadır.

Nüfus, sürekli değişen dinamik bir yapıya sahiptir. Doğumlar ve ölümler yaşanmakta, göç hareketlilikleri gerçekleşmekte, insan nitelikleri değişiklik göstermekte ve nüfus miktarı ve nitelikleri zaman içerisinde değişiklikler göstermektedir. Demografi bilimi, nüfusun miktarı, yapısı ve bunlarda meydana gelen değişiklikleri incelemektedir. Demografi, ön görüye dayanmaktadır.

Bir bölgenin veya ülkenin niteliği ve niceliği ile bilgiler nüfus sayımları ile elde edilen bilgilerdir. Böylece nüfus miktarı, nüfus artışı, cinsiyet, köy-kent nüfus dağılımı, ülkenin eğitim durumu, çalışan nüfus sayısı, işsizlerin sayısı, çalışanların sektörlere göre dağılımı, nüfus hareketleri ve daha fazlası öğrenilebilir ve bu alanda gerekli planlamalar yapılabilir.

Nüfus alanındaki bu bilgilerle birlikte ülkelerin gelişmişlik düzeyleri hakkında da bilgi sahibi olabiliriz. Özellikle ülkede yaşayan nüfus sayısı, çalışan nüfus oranı ve bu oranın sektörlere dağılması, yaş grupları gibi özellikler ülkenin gelişmişlik düzeyi hakkında bilgi vermektedir. Nüfus, gelişmiş ülkeler ve gelişmemiş ülkelere göre farklı özellikler taşır. Gelişmekte olan ülkeler için nüfus, aşırı nüfus artışı ve buna bağlı nedenlerden beslenme, açlık, sağlık, sosyal hizmetler, eğitim vb. yetersizliği demektir. Gelişmiş ülkelere göre ise düşük nüfus artışı, nüfus azlığı ve yaşlı nüfus gibi problemler demektir.

Bunların yanında bir ülkedeki yatırımlar ile nüfus doğru orantılıdır. Yatırımlar, ülkedeki nüfus artışı ile paralel yürürse ülkenin gücü artar. Belli düzeye ulaşan nüfus artışları ile ülkeler gençleşir ve dinamik bir yapıya bürünür. Genç nüfusa sahip olan ülkelerde gençler gelişime ve yeniliklere daha açıktır. Bu durumda üretime olumlu yansır. Her ülke nüfus artış hızı yaşamaz. Bazı ülkelerde nüfus artış hızı durmuş hatta eksi seviyelere inmiştir. Bu durumda olan ülkelerin nüfusu yaşlanmaktadır. Bu sorun genellikle Batı Avrupa, Japonya gibi gelişmiş ülkelerde bulunur. Bu gibi ülkeler nüfusu arttırmaya yönelik politikalar izler. Buna karşın nüfus artışından dolayı sosyal yapıların zayıfladığı ülkeler bulunur. Bu sorunu yaşayan ülkeler de sosyal yapılarını güçlendirmek için politikalar izler.

Demografik Yapı Nedir?

Toplumun omurgasını oluşturan ve toplumdaki ilişkileri sürdürenler bireylerdir. Bu yüzden toplumsal yapıda analiz yapmak için kurumsal yapının yanında toplumun nüfusu bilmek gerekir. Nüfus yapısında nüfusun büyüklüğünü yani ülkede yaşayan toplam insan sayısını bilmek gerekir. Nüfus büyüklüğünün yanında nüfus bileşimini yani doğum, ölüm oranları vb. bilmek gerekir. Bunlara ek olarak nüfus dağılımını, göç hareketlerini bilmek gerekir. Sosyal yapının demografik etkeni dinamik bir yön oluşturur. Demografik yapı sürekli değişirse toplumsal yapı da sürekli değişiklik geçirir.

Sosyal yapının demografik etkeni onun dinamik yönünü oluşturur demiştik. Demografik yapı sürekli değişirse sosyal yapı da sürekli değişir. Hızlı nüfus artışı, yaşlılık oranlarının artması, göç hareketleri vb. sosyal yapının değişmesini sağlar. Yani demografik yapının değişmesi sosyal yapının değişmesini sağlar. Batı Avrupa ülkelerinde yaşlı nüfus oranın artması demografik yapıda büyük bir krize neden olmaktadır. Yaşlı nüfus çocuk sahibi olamayacağı için nüfus gençleşememektedir. Bu da üretime katılan nüfusu azaltmakta ve çalışan nüfusa bağımlı bir nüfus yaratmaktadır.

Göç hareketleri de demografik yapıyı etkiler. Örneğin, Afrika kıtasındaki olaylar bireyleri dış göçe zorlamaktadır. Genellikle kaçak olarak gerçekleştirilen bu göç hareketleri, göç rotası üzerinde bulunan ülkeleri de etkilemektedir. Birleşmiş Milletler ‘de bu hareketlilikle ilgili mevzuatlar geliştirmektedir. Genel olarak baktığımızda demografik yapı sürekli değiştiğinde ülkelerin sosyal yapıları da mutlaka değişiklik göstermiştir.

Demografik Dönüşüm Kuramı Nedir?

Demografik Dönüşüm Kuramında var olan bütün toplumlar doğum ve ölüm hızlarının yüksek olduğu bir aşamadan doğum ve ölüm oranlarının düşük olduğu bir aşamaya dönüşüm yaşayacaklardır. Bu kuram sosyolojik olarak ilerlemeci-evrimci bir anlayışa sahiptir. Bu kuram uzun bir dönem boyunca ölüm hızlarının izlenmesi ile oluşturulmuştur. Notestein tarafından geliştirilen bu kuram 3 aşamaya sahiptir. İlk aşama, sanayileşme öncesi aşamayı belirtir. Sanayileşme öncesinde hem doğum hem ölüm oranları yüksektir. Nüfus artış hızı ise asgari düzeyde olarak belirtilir.

İkinci aşama, Sanayi Devrimi sonucu iyileşen sağlık ve yaşam koşullarının etkisi ile ölüm hızlarının düşemeye başladığını belirtir. Doğum hızlarında yaşanan düşüşlerde gecikmeli de olsa onu takip etmektedir. Yaşanan bu gelişmelerle ikinci aşamada yüksek nüfus artışı yaşandığı belirtilir. Üçüncü aşama, doğum ve ölüm hızları çok düşük seviyeleri göstermektedir. Birinci aşamada olduğu gibi bu aşamada da nüfus artış hızı düşük düşük seviyededir.

Demografik Dönüşüm Kuramı, genel olarak bir seyre sahip değildir. Başlangıç zamanı, ne kadar sürdüğü bilgisi, hangi faktörlerin etkisine maruz kaldığı vb. alanlarda her ülkede farklılıklar görülmektedir. Her ülkede görülen farklılıkların yanı sıra ülkelerin alt gruplarında bile farklılıklar görülmektedir. Ülkeler kendi tarihleri ve yaşadıkları karmaşık toplumsal olayların sonucuna göre demografik dönüşüm sürecini yaşarlar. Yani ülkeler bu dönüşümü kendilerine özgü bir biçimde yaşamaktadır. Örneğin, demografik dönüşüm süreci Avrupa’da bir yüzyıl sürmüştür. Türkiye vb. ülkelerde ise daha erken bir zamanda yaşanmıştır.

Türkiye’de Demografik Dönüşüm

Cumhuriyetimizin kuruluşunda yaklaşık 14 milyon olan ülkemizin nüfusu günümüzde 80 milyon kişiyi aşmıştır. Ülkemizde 1950’li yıllara kadar nüfusun dörtte üçü köylerde yaşamaktaydı. Zaman içerisinde bu durum değişiklik göstermiştir. Günümüzde nüfusun dörtte üçü şehirlerde yaşamaktadır. 1960’ların ortasına kadar kadın başı ortalama 6-7 doğum düşerken bugün 2 doğuma kadar düşmektedir. 1940’lı yıllarda her bin bebekten 274’ü bir yaşını tamamlamadan yaşama veda ederdi. Günümüzde ise binde 17’ye kadar bu oran düşmüştür. Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında doğuşta yaşam beklentisi 35 yaş idi. Günümüzde doğuştan yaşam beklentisi seksen yaşına yaklaşmıştır. Ülkemizin geçirdiği bu değişimler demografik dönüşüm sürecinin tamamlanmasına çok yakın olduğunu göstermektedir.

Ülkemizin yaşadığı demografik dönüşüm sürecini 3 aşamada inceleyebiliriz. Birinci aşama 1923-1955 döneminde pronatalist nüfus politikalarının egemen olduğu dönem. İkinci aşama 1955-1980 döneminde antinatalist politikalara geçiş yapılan dönem. Üçüncü aşama 1980 ve sonrası döneminde antinatalist politikaların yerleşmiş olduğu dönemdir.

Küresel Anlamda Demografik Gelişmeler

Dünyada çoğu ülke büyük demografik geçiş süresi yaşamaktadır. Bu süreç yüksek doğum ve ölüm oranlarından, düşük doğum ve ölüm oranlarına doğru bir duruma geçiş süreci olarak tanımlanmıştır. Dünyanın nüfusu 1950 yılında 2,5 milyardan 2007 yılında 6,7 milyara çıkmıştır. Birleşmiş Milletler raporuna göre dünya nüfusu 2050 yılında 9,2 milyara ulaşacağı söylenmektedir. Dünya nüfusunda büyük artışlar yaşanırken ülkelerdeki doğum oranlarının azalmasıyla düşüşler yaşanmaktadır.

Dünyadaki gelişmiş ülkelerde nüfusun yaşlanma süresi uzun zaman önce başlamıştır. Gelişmiş ülkelerde yaşlı bağımlılık oranı 150 yılı aşkın süredir yükselmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde bebek patlaması yaşandıktan sonra bu oranda azalma görülmüştür.  Birleşmiş Milletler 2006 verilerine göre dünyadaki demografik trendler şu şekildedir;

  • Dünya nüfusunun 2050 yılında 9,2 milyar olacağı beklenmektedir.

  • Gelişmiş ülkelerde doğum artış hızının azalması ya da durması gibi nedenlerle 2007-2050 arasında 1,2 milyar seviyesinde aynı kalacaktır. Buna karşın az gelişmiş 50 ülkenin nüfusunun iki katına çıkması ön görülmektedir.

  • Düşük doğum oranına bağlı nedenlerden dolayı nüfus artış hızının azalması nüfusun yaşlanmasına yol açacaktır. Yaşlı nüfus ise ülkelerdeki toplam nüfusun büyük oranını oluşturacaktır. Yalnızca Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde yaşlı nüfus artış gösterse de yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranı az olacaktır.

  • Yakın zaman içerisinde bütün ülkelerde yaşlanma süreci başlayacaktır.

  • Toplam nüfusa oranla çalışan nüfus oranı düşüş gösterecektir. Ama gelişmekte olan ülkelerde bu oran artış gösterecektir. Avrupa ülkeleri ve Japonya başta olmak üzere bu süreç çoktan başlamıştır.

  • Gelişmiş ülkelere yapılacak olan göç hareketleri nüfus büyümesine katkı sağlayacaktır. 2005-2050 dönemi boyunca gelişmiş ülkelere göç hareketleri artacak. Bu dönem içerisinde 103 milyon göçmen oluşacaktır.

demografik demografi demografik dönüşüm demografik dönüşüm kuramı nüfus bilimi demografik yapı nüfus artış hızı
Sezer Açiler
Sezer Açiler
Blog Yazarı

Sezer AÇİLER, 19 Haziran 1995 tarihinde Sakarya’da dünyaya geldi. 2018 yılında Sakarya Üniversitesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. Gayrimenkul danışmanı, stajyer sosyolog ve Felsefe Grubu öğretmeni olarak çalıştı. Sertifika programlarına katıldı. 2019 yılında İstanbul İşletme Enstitüsünde blog yazarı olarak çalışmaya başladı.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.