AnasayfaBlogHoneyland ve My Octopus Teacher Gerçeklik Algısı
Nedir?

Honeyland ve My Octopus Teacher Gerçeklik Algısı

01 Haziran 2021
Honeyland ve My Octopus Teacher Gerçeklik Algısı

Her sanat dalında önemli bir anlamlandırma ve yorumlama unsuru olan ‘gerçeklik’ arayışı, sinemada da önemlidir. Sinemanın kendine has özellikleri olan bir alt türü olarak belgesel sinema, gerçek insanlar ve olaylar/olgular üzerine bir anlam yaratma amacı taşıdığı için daha gerçek olarak kabul edilir. Ancak bu ‘daha gerçek’ olma hali, hiç kuşkusuz saf bir gerçeklik beklentisinden uzaktır. Zira ari bir gerçeklik duygusunu yakalamak mümkün değildir. İzleyen ve yapım arasındaki kişiler ve anlatılan hikayenin sürecinin anlatıldığı noktada devreye giren kurgu mantığı, saf gerçeklik duygusunu zedeler. İşin içine bakan/yöneten/çeken kişinin gözü/yorumu girer, dolayısıyla da diğer sinema türlerine nazaran yine gerçeklik duygusu yoğundur ancak tam değildir.

Belgesel, sinemanın farkındalık yaratan ve özgün olan tüm kodlarını kullanır. Bunların yanısıra doğal olarak ortaya çıkan olay ve olguları en gerçekçi haliyle izleyenlere aktarmak amacını taşır. Bu misyonun içinde kameranın seyircinin bakışı ve gözü olarak nitelendirilmesi ve algılanması da bulunmaktadır. Yönetmenin, kamerasını kullanırken, sahne içinde konumunu belirleyip bakış açısını ve çekim ölçeğini ortaya koyarken hep seyirciyi düşünerek eyleme geçmesi, bu gerçeklik algısının ekrana yansıması anlamında son derece önemlidir. Anlatılan konu ya da konulara yaklaşım aracısız ve mümkün olduğunca konu ve kamera özelinde bir yakınlık içerisinde olursa, anlatı sade ve anlaşılır olacağı gibi, izleyen de belgeselde işlenen konuya daha sempati duyacağı izleme eylemi içine girebilecektir.

Belgesel filmler, Wikipedia’nın tanımlamasına göre belirli konular üzerinde yapılan araştırmaların sonuçlarının estetik kaygılarla seyirciye yansıtılmasına dayanan bir sinema yöntemi olarak kabul edilir.

Yüzyılı aşkın bir süredir iletişim dünyasının içinde var olan belgesel film; temas ettiği konular ve gerçeğin yeniden kurgulanmasıyla izleyenlere sınırları kestirilemeyen yeni görsel dünyalar sunmaktadır. Etkileşimci, yansıtıcı, bilgilendirici, açıklayıcı ve gözlemci özellikleriyle ele alınan konunun tüm boyutları ile işlendiği ve özellikle ilgili kişilere aktarıldığı önemli bir tür olarak belgesel filmler; değişen teknolojik imkanlar ölçeğinde anlatı yapısını daha çarpıcı ve çekici hale getirmek için bu değişim/dönüşüm sürecine ayak uydurmaktadır.

Belgesel Filmlerin İşlevleri

Belgesel filmlerin toplumsal alana katkıları çoktur. Bu işlevleri şu şekilde saymak mümkündür:

  1. Tarihsel süreç içerisinde toplumların yaşadığı siyasal, kültürel, ekonomik ve toplumsal olay ve olguların, yeni anlatım teknikleri ve sinema dili ile özellikle yeni kuşaklara aktarılması işlevi. Bu işlev aslında kitle iletişim araçlarının geleneksel misyonlarından biridir ancak özellikle bu tür için belge kaynaklı bilgilerin bir planlama ve estetik sunum içerisinde sunulması daha çok öne çıkmaktadır.

  2. Her ülke ya da coğrafyanın kendine has bölgesel özellikleri vardır ve bunlar yayılma alanı ve etki kapasitesi bağlamında küresel olabilecek özelliklerdir. Bu bağlamda lokal-bölgesel ve küresel ölçeğindeki olayların kayıt altına alınması da belgesel filmlerin işlevleri arasında sayılabilir.

  3. Yaşamsal döngü içindeki her tür eylemin kayda alınması ile belgesel filmler, hayata sanatsal anlamda bir katkı sunmaktadırlar. 

  4. Etkili görsel sunum ve anlatı dilindeki zenginlikler ile toplumun önemli ortak noktalarının daha belirgin ve kalıcı etkisi belgesel filmler ile sağlanabilir.

Honeyland (Bal Ülkesi)

Honeyland (Bal Ülkesi), Tamara Kotevska ve Ljubo Stefanov’un ortak yönetmenliğinde çekilen 2019 yılı Makedonya yapımı belgesel film. Geleneksel yöntemlerle arıcılık yapan Türk kökenli Makedon Hatice’nin merkeze alındığı belgeselde, insan ve doğa arasındaki denge, yakın planda anlatılmıştır. Doğa ile bütünleşmiş bir hayatın içinde kendini var eden kadının bir işçi arı misali durmak bilmeyen çalışması ve hayata bağlılığı, yaşamsal motifleri üzerinden anlatılmıştır. Kimi zaman lirik bir görsellik içinde sunulan dinamik ve dingin hayat, izleyenlere bilinmeyen bir coğrafyanın bilinmeyen bir köyünde yaşayan bir kadının özel hayatı ölçeğinde ayna tutuyor.

Belgesel anlatısı içindeki sade, kolay anlaşılabilir ve ritmik olay örgüsü ile karakterin doğallığı hiç kuşkusuz belgeselin en önemli kazanımlarından sadece birkaçı olarak öne çıkıyor. Bütüncül bir perspektifle bakıldığında kadın karakterin özellikle doğa ile uyumlu birlikteliği ve arılardan aldığı balı onlarla yarı yarıya bölüşmesi gibi kimi değerler, yapımın özgün taraflarına vurgu yapıyor. Sevgi ile anlayış ile ilmek ilmek örülen hayatın değerine ve özgünlüğüne vurgu yapılan belgeselde; zamanın tüm gelişmişliğine ve sözde modernliğine karşın ayakta kalmaya çalışan bir gelenekçi bakış ve hayat tarzı da gündeme geliyor.

Hatice’nin yaşlı annesi ile olan diyalogları da, belgeselin insani taraflarını ortaya koyuyor. Bilgilendirici ve açıklayıcı bakış açısı ile gözlemci tekniklerle bir yaşamın doğa ile birlikteliğinde öne çıkan unsurlarına değinen yapım, insanın çok boyutlu ve çok katmanlı yaradılışını da unutmuyor. Arılarla ilgilenen, onlarla konuşan ve balı onlarla bölüşen Hatice; yaşlı annesine bakan küçük kız, yanlarındaki eve tatile gelen kişilerle ilgilenen komşu ve komşuların küçük çocukları ile ilgilenen çocuksu Hatice olarak çok renkli bir yapı içerisinde resmedilmiştir. Bu çok renklilik içerisinde heyecanları, hezeyanları, hüzünleri ve kızgınlıkları da filtresiz bir gerçeklik arayışı ile aracısız bir şekilde kayda alınmıştır. Ciddi bir emek sarfedilerek, 3 yıl çekim 1 yıl kurgu aşaması olmak üzere 4 yıl gibi bir sürede ortaya çıkan belgesel film Honeyland, izlendiğinde biçim ve içerik açısından izleyiciyi doyurup düşündüren ve de etkileyen yapısı ile farklılığını ortaya koyarak, amacına uygun bir yapım stratejisi izlediğini göstermektedir.

My Octopus Teacher (Ahtapottan Öğrendiklerim)

Pippa Ehrlich ve James Reed’in ortak yönetmenliğinde çekilen 2020 yılı Güney Afrika yapımı belgesel film. Bir film yapımcısının Güney Afrika kıyılarındaki zengin sualtı dünyasında yaşayan ahtapot ile aralarında oluşan sıradışı bir yakınlığı merkeze alarak ilerliyor. Bir insan ile ahtapot arasındaki ilişkinin en önemli dayanağı da elbette ki güven duygusu. Film yapımcısı Foster, ahtapotun güvenini kazanmak için elinden geleni yaparak bir çocuk naifliğinde incelikleri hesaplayarak her hareketini düşünerek yapıyor. Bu sebepten dolayı aradaki ilişkinin gerçekçi olarak algılanabilmesi ve o düzlemde ilerleyebilmesi için baştan itibaren bir sabır ve özen gerekiyor. Arada oluşan bağın bir yansıması olarak ahtapot köpekbalığının saldırısına uğradığında duygusal anlamda arada kalarak bir şey yapmamayı tercih ediyor.

Belgesel film, zor bir karar ertesinde kendisini de sorgulayan Foster ile ahtapot arasında, karşılıklı güven duygusunun tesis ettiği yakınlık ve sevgiye vurgu yapıyor. Doğada iki farklı canlı türünün yakınlaşmasını son derece yalın bir görsellikle ve sade anlatı dili ile resmeden yapım, olmaz denilen yakınlaşmaların/biraraya gelişlerin sevgi ve güven ekseninde mümkün olabileceğini ortaya koyuyor. Yaklaşık bir yıl süresince gözlemlenen ahtapot ve sualtındaki yaşamı, sürece yayılan bir teknik ile kurgulanarak Foster’ın duyguları eşliğinde yorumlanmıştır. Foster’ın yaşam içindeki farklı unsurlara bakış açısını dönüşüme uğratan bu yakınlık, ahtapotun ölümü sonrası biraz duygusal çıtayı yükseltse de, sonuçta çıkarılan dersler ve farklı bakış açıları izleyenler kadar Foster’ın da kazançları olarak ortaya çıkıyor.

Belgesel filmin sinematografik anlatımı da adeta sualtındaymış izlenimi vererek gerçeklik algısını yaratıyor. Yapımın büyük bir kısmının sualtı görüntülerden oluşması da izleyenlerde bu bağlamda bir gerçeklik duygusunun oluşmasına öncülük ediyor. Deniz canlısının yaşadığı atmosferde denizin tüm bileşenleri ile birlikte izini sürmek ve bir dalgıçmışçasına ahtapotu gözlemlemek ve her hareketini kayda almak konularında başarılı bir izlek sunan yapım; zor gibi görünen bir mekan içindeki bir canlı özelinden hikayesini sessiz ama derinden anlatmayı başarıyor ve belgesel filmlerin hayatı her yönüyle tanıtmak konusundaki ciddi ve yetkin tavrını bir kez daha ortaya koymasına şahitlik ediyoruz…

Belgesel Sinema Nedir?

Belirli konular üzerinde yapılan araştırmaların sonuçlarının estetik kaygılarla seyirciye yansıtılmasına dayanan bir sinema türüdür.

Belgesel Filmlerin İşlevleri Nelerdir?

Tarihsel süreç içerisinde toplumların yaşadığı siyasal, kültürel, ekonomik ve toplumsal olay ve olguların, yeni anlatım teknikleri ve sinema dili ile özellikle yeni kuşaklara aktarılması işlevi. Lokal-bölgesel ve küresel ölçeğindeki olayların kayıt altına alınması da belgesel filmlerin işlevleri arasında sayılabilir. Yaşamsal döngü içindeki her tür eylemin kayda alınması ile belgesel filmler, hayata sanatsal anlamda bir katkı sunmaktadırlar. Etkili görsel sunum ve anlatı dilindeki zenginlikler ile toplumun önemli ortak noktalarının daha belirgin ve kalıcı etkisi belgesel filmler ile sağlanabilir.

Son Dönemde Etkili Olan Belgesel Filmlere Örnek Olarak Hangi Yapımları Verebiliriz?

Son dönemde dikkat çeken ve Oscar adayı olan ‘Honeyland’ ve Oscar ödülü alan 'My Octopus Teacher’ filmlerini örnek olarak verebiliriz.

Sinema belgesel sinema gerçeklik Honeyland My Octopus Teacher Algı bal ülkesi ahtapottan öğrendiklerim belgeselde gerçeklik algısı
Dr. Özgür Yılmazkol
Dr. Özgür Yılmazkol
Blog Yazarı

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-tv ve Sinema bölümü mezunu. Aynı üniversitede doktora eğitimini tamamladı. Editörlüğünü yaptığı medya/sinema kitapları ve senaryosunu yazdığı belgesel, kısa film ve dizi senaryoları bulunmaktadır.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.