AnasayfaBlogDijital Çağ Yeteneğini Arıyor
Kişisel Gelişim

Dijital Çağ Yeteneğini Arıyor

04 Şubat 2021
Dijital Çağ Yeteneğini Arıyor

Yetenek, kişinin doğuştan getirdiği, düşünmeye ihtiyaç duymadan zihinsel ya da fiziksel bir aktivitede iyi olma kapasitesidir. Kişi yeteneğini sergilerken dışsal motivasyona gerek duymaz, içsel motivasyonuyla eyleme kendiliğinden çekilir. Kesintisiz motivasyona sahip olduğumuz çocukluk yıllarımız yeteneğimizi sergileyeceğimiz alanın habercisi olabilir.

Bununla beraber bazı araştırmacılar meslek yönelimlerinin ortaokul yıllarında başladığını söyler. Fakat bireysellikten bu denli uzaklaştığımız bir sistemde, çocukların ortalama bir performans sergilemesi alkışlanan bir yaklaşım haline geldi ve yetenek kavramı uzun zaman önce unutulmaya başladı. Eğitim fikri ve otoriteye saygı koşulunun ortaya çıkmasıyla kendimizi ifade ediş biçimimiz de tek bir formata indirgendi. Bilgiyi ne kadar sürede öğrendiğimiz ve öğrendiğimizi nasıl gösterdiğimiz, mevcut eğitim sistemine uyumlanarak yeteneklerimizin önüne geçti.

Dayatılan eğitim ve öğretim sistemi zamanla kişisel farklılıkları basitleştirildi. Ve kurulu düzende yetenek kavramını merkezine alan yaklaşımlar önemsizleştirildi. Bizler de böylelikle var olan sistemin bozulmaması adına tek tip olmayı, çözüme her daim aynı yoldan gitmeyi öğrendik. Peki tarihin hangi döneminde eğitime ihtiyaç duyuldu ve tek bir model olmak nasıl meşrulaştırıldı?

Modern Eğitim Yetenekleri Gizledi Mi?

Yeteneğin tarihi insanlığın doğuşu kadar eskidir. Bizimle doğar, bizimle gelişir ve bizimle ölür. Tarihte çocukların aktif, öğretmenlerin rehber olduğu ve eşitlik ilkesinin mevcut olduğu dönemler de yaşanmıştır. Ancak günümüze kadar uzanan modern eğitimin tarihi Prusyalılar döneminde bir ayaklanma ile başlar. 1700- 1800’lerde alt tabakanın haklarını kazanmak istemesiyle itaatsizlik ortaya çıkar. Baş gösteren itaatsizliği önlemek amacıyla, dönemin hükümdarları bir otorite yaratarak okul sistemini kurma kararı alır. Kurulan okul sistemi ile yetenek kelimesinin -bir sonraki çatlağa kadar- üstü kapatılmış olur.

O zamandan beri hepimiz bir zille içeri giriyoruz. İlgimizi çekmeyen konuyla, bize ait olmayan bir öğrenme yöntemiyle bir saat ilgilenmek zorunda kalarak başarı elde etmeye çalışıyoruz. Öğrenmeyi tercih ettiğimiz bir alana değil de yaşıtlarımızla beraber, bize gösterilen yolda ilerliyoruz. İlerliyoruz ancak üretim çağında sırıtmayan bu gizlenmiş yeteneğe şu an hiç olmadığı kadar muhtacız.

Dijital dönüşüm her ne kadar bazı sektörlerde iş gücünü azaltsa da birçok alanda yeteneğini arıyor. Tüm dünyada hükümetler, eğitim bilimcileri, şirket yöneticileri doğru iş için doğru yeteneği nasıl arayacaklarını bulmaya çalışıyor. Özellikle insanın insanla birebir karşı karşıya kaldığı bu dönemde yeteneklerin fark edilmesine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuluyor.

Yenilikler her birimizi daha insan olabilmeye, insani özellikleri bulup çıkarmaya mecbur kılıyor. Birçok şirket tarafından hiyerarşinin esas kılındığı sistemler sorgulanıyor ve bireyselliğin önemi doğrulanıyor. Bugüne kadar sabit düşünmeye alışan beyinler esneklik kavramıyla tanışıyor. Esneklik, değişen koşullara uyum sağlama kapasitesi kişiyi diğerlerinden ayıran bir özellik olarak karşımıza çıkıyor.

Ürün ya da hizmet sunarken “bireylerin” bakış açısı hedef kitlenin ihtiyacını anlamak adına tekrar masaya yatırılıyor. Belirlenen ihtiyaçları giderebilmek adına teknolojiyi doğru yoldan sunmak ve kullanabilmek, yine insanın kabiliyetiyle ve vizyonuyla paralel gidiyor. Ve aslında yenilenen teknoloji insanların hayatına değer katabilmek için milyonlarca iş fırsatını da beraberinde getiriyor. Oluşan iş fırsatlarını seçmek ve ayırt edebilmek de insanın problem ve çözümü görebilme kapasitesinden geçiyor. Bir paradoks olarak algılansa da teknoloji yetenekle, insan kabiliyetiyle var oluyor.

Teknoloji Seni Çağırıyor

İnsanlık 1990’larla beraber bilgi çağına hızla adapte oldu ve eleştirel düşünme yetisini tekrar hatırlamaya başladı. 2010’lara geçiş yaptığımızda ise dijital çağın içerisinde sistemlerden uzak, geleceğin bütün belirsizliği içinde tek güvencemiz bilgimiz ve vizyonumuz haline geldi. İş dünyası ortalama bir sistemde ortalama yetkinlikleri yönetirken; şimdi sistemler hükmünü yitiriyor, bireysel fikirler müşterilere ve ürünlerin tüketim seviyesine yön veriyor. Her sektörde bu boşluk fark edilmiş olacak ki; Dünya Ekonomik Forumu geçtiğimiz yıl bir rapor açıklıyor ve gelecekte ihtiyacımız olan 10 özellikten birinin yaratıcılık; diğerinin ise duygusal zeka olduğunu vurguluyor. Diğer sekizini de aşağıda görebilirsiniz.

  • Yaratıcılık

  • Duygusal zeka

  • Karmaşık problemlerin çözümü

  • Eleştirel düşünebilme yeteneği

  • İnsan yönetimi

  • Kişilerarası iletişim

  • Karar verebilme yetkinliği

  • Hizmet odaklılık

  • İşbirliği yapabilme kapasitesi

  • Bilişsel esneklik

Yaratıcılığın özünde dünyada var olan problemleri görebilme ve çözme yeteneği yatar. Kendinizi gerçekleştirdiğiniz her an, kendinizi dünyaya açmış olursunuz. Merakınızı cezbeden olaylar ve durumlar evrene sağlayacağınız katkıyı simgeliyor olabilir. On özellikten biri olan kişilerarası iletişimin tohumu sayılan duygusal zekanın temelinde ise bireysellik yatar.

Bireysellik prensibini en iyi besleyen yaklaşım da bağlam ve bağlama verilen tepkilerdir. Bağlamın varlığı artık bireyin bilimini merkezine oturmuş dünyanın önde gelen teknolojik şirketleri tarafından da benimsenmiştir. Değişen koşullara can çekişmeden ayak uyduran bu şirketler işe alımlarda istedikleri “kişiyi” tarif etmek yerine, yaptırmak istedikleri “işi” tarif etmeye başlamışlardır. Doğru yeteneklere, doğru insana ve doğru çabaya bu şekilde yöneliyorlar.

Manpower Yetenek Kıtlığı Raporu’na göre, bütün ülkeler dahilinde, işverenler %50 oranında yetenekli çalışan bulmakta zorlanıyor. Bunun nedeni yine ortalama yaklaşımının artık bir mit haline gelmesi ve mevcut eğitimin yetersiz kalışıdır. Dünyanın hızına ayak uydurabilme özelliği, onun değişimi altında ezilerek değil; yapabileceklerimizi keşfetmekle ve nasıl hizmet edebilirim sorusunun cevabını aramakla gelecektir. Belki de bu yüzden artık aldığımız eğitimler yeterli gelmiyor, hazırlanan müfredat eski bilgilerin üzerine inşa edildiğinden yetersiz kalıyor olabilir.

Akademik Eğitim Dijital Dönüşüme Yetişemiyor Mu?

Yeteneğin keşfine değişim süreci olarak bakabilirsek; tek bir sonucun olmayacağını idrak edebiliriz. Aynı şekilde teknoloji de bir değişim ve yaratım sürecidir. Bu zorunlu evliliğin gerçekleşmesi için bir sebep daha vardır. Teknoloji de insan kabiliyeti de bir amaca hizmet eder, sonucu tüm insanlığı etkiler, fayda sağlar, çözüm üretir. Bu noktada akademik seviye neden yeterli gelmiyor? Akademik eğitim mevcut yapısı gereği iş tanımlarının gerekliliklerini tümüyle yerine getirmekte zorlanıyor.

Sektörlerin içeriği her geçen gün doğan talebe göre güncelleniyor. Hedef başından beri aynı olsa da hızla ilerleyen dijital çağda işe girdiğimiz yetkinliklerle yerimizde saymak hem bizi hem çalıştığımız kurumu kurutuyor. Verilen eğitimler dönemin bilgisine göre düzenleniyor ve oraya kadar bile isteye geldiğiniz kabul ediliyor. Bu durumda hem yanlış bir alanda hem eski bilgilerle var olmaya çalışıyor olabilirsiniz. Şimdi bu bilgileri güncellemek kişisel farkındalığa ve yetkinliğe doğru kayıyor.

Yetenek kıtlığı her zaman insanlığı meşgul eden bir konu olmuştur, bunu fark eden ülkeler eğitim sistemlerinde ilkokul düzeyinde düzenlemeye gitmiştir. Dünyada refah seviyesi en yüksek olan ülkeler, eğitim sistemiyle örnek gösterilen ülkelerdir. Öğretmene, çocuğun ilgi alanına yönelik çalışmalarda bulunması için yetki veren kurumlara sahiptir. Önceliği her zaman birey ve bireye yaklaşımları olmuştur. Şu an dijital çağda yine gelişimlerini devam ettiriyor oluşları insan gelişimine, kapasitesine ve yeteneklerin kullanımına duyduğu saygıdan kaynaklanıyor olabilir. Dönüşüm gerçekleşirken ulus içindeki yapıları gözden geçirmeye gerek kalmadan yeni yetkinlikler kazanmaya zaman ayırıyor olabilirler.

Dijital dünyanın başarı hikayelerine baktığımızda üzerine koyulan eğitimin altında hep bir bakış açısının yattığını görürüz. Bakış açın kendini tanıman ve hangi konuda başarılı olacağını bilmen ile fark yaratır. Buradaki başarının tanımı herkes için farklıdır ancak bağımsızlık kazanacağımız konu yetkinliğinizden doğar. Yetkinliğiniz de insanlık için bir anlam yaratır. Bir anlam yaratmanız için değişen dünya, tüm ekipmanlarıyla birlikte sizin kendi yeteneğinizi keşfetmenizi beklemektedir.

Yetenek Teknoloji Dijital dönüşüm dijital çağ yaratıcılık inovasyon yetenek inovasyonu dijital çağ becerileri motivasyon 3.0 motivasyon
Pınar Benşin
Pınar Benşin
Blog Yazarı

Uluslararası İlişkiler mezunu, perakendenin marka yönetimi ve ithalat departmanlarında görev aldı. Özel sektör deneyiminden sonra insan gelişimine yönelerek; nefes teknikleri, beslenme ve yaşam koçluğu üzerine eğitimler aldı. Bireysel ve kurumsal nefes eğitmenliği yaptı. Bir süredir güçlü yönler ve meslek seçimiyle ilgili eğitimler alıyor.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.
21. Yüzyıl Yetkinlikleri
Kişisel Gelişim

21. Yüzyıl Yetkinlikleri

18 Ocak 2021
Başarının Sırrı Motivasyon
Motivasyon

Başarının Sırrı: Motivasyon

12 Temmuz 2018