AnasayfaBlogErişilebilirlik Eğitimde Ne Anlama Geliyor?
Eğitim

Erişilebilirlik Eğitimde Ne Anlama Geliyor?

25 Şubat 2021
Erişilebilirlik Eğitimde Ne Anlama Geliyor?

Erişilebilirlik kelimesi, çeşitli alanlarda terminolojik olarak farklı anlamlara sahiptir. İlk anlamını ifade edecek olursak: Erişilebilirlik, bir şeye ulaşmak manasındadır. ‘’Erişim’’ ve ‘’ Ulaşılabilir olmak’’ kelimelerinin mezc edilmesinden meydana gelmiş bir kelimedir. Literatürde erişilebilirlik kelimesi engelli bireyler için bir şeye ulaşmak manasıyla karşımıza çıkar.

Eğitimde erişilebilirlik denilince engelli bireyler, kadınlar, göçmenler, mülteciler akla gelirdi. Bu durum pandemi süreciyle değişti. Kimsenin eğitime, okula, öğretmene erişemediği bir süreç olarak bu dönem tüm insanları eşit hale getirdi. Erişilebilirlik herkes için ortak bir kavram oldu.

2020 yılı eylül ayında yayınlanan son verilere göre ülkemizde yaklaşık 18 milyon ilk ve orta öğretim, 9 milyona yakın yükseköğretim öğrencisi bulunmaktadır. Bu rakamlara baktığımızda 27 milyon insanın direk eğitimin içinde yer aldığını görüyoruz. Öğrenci nüfusunun aileleri ve eğitimcileri de ilgilendirdiğini düşünürsek eğitim konusunun ülkenin neredeyse tamamını alakadar eden çok önemli bir konu olduğunu görmüş oluruz. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada eğitimin ve erişilebilirliğin ne kadar önemli olduğunu pandemi süreci gözler önüne sermiş oldu.

Erişilebilirlik Nedir?

Erişilebilirlik, tüm insanların hiç kimseye ihtiyacı olmadan kamusal hizmetlere, bir taşınmaza, bir yerleşim yerine ulaşabilmeleri ve bunları rahatça kullanabilmeleridir. Bu kavram tüm bireyler için geçerlidir. Yani engelli birey, hamile, yaşlı, kronik hasta kişi, çocuk ve hareketlerinde kısıtlama yaşayan herkes.

Bir başka yönden erişilebilirlik rahat, güvenli, sağlıklı tasarlanan ve toplumun tüm kişilerinin kolayca kullanabileceği mekânlar, binalar anlamına gelir. Erişilebilir ortam ise bir insanın eğitim ve öğretim görebilmesinin, aktif şekilde sosyal ve ekonomik yaşam sürdürebilmesinin, iş bulabilmesinin mümkün olduğu ortamdır.

Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Yapı Uygulama Ve Araştırma Merkezi işbirliği ile 15.06.2020 tarihinde bir çalıştay düzenlendi. Online olarak gerçekleştirilen bu çalıştayın konusu ‘’ Salgın Döneminde Erişilebilirlik’’. Çalıştay kapsamında erişilebilirlik kavramı içinde bulunduğumuz pandemi süreci de göz önünde bulundurularak 3 ana başlık altında incelendi.

Mekânsal Erişilebilirlik

Mekân tasarımı insanın hayat kalitesini, güvenlik, sağlık ve rahatını en iyi seviyede sağlamalıdır. Tasarımcının amacı, kişinin özelliklerini dikkate alarak ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak olan ve faaliyetlerini rahatlıkla yapabileceği mekânlar oluşturmaktır. Yani mekânlar kullanıcılar tarafından kullanılabilir, ulaşılabilir ve erişilebilir olmalıdır.

Mekânsal erişilebilirlik, farklı ihtiyaçları olan bireylerin evden çıkabilmeleri, başkalarına muhtaç olmadan çeşitli binalara ve açık alanlara ulaşabilmeleri ve bunları kullanabilmeleridir. Kent ölçeğinde tüm fiziksel ve mimari tedbirlerin alınması gereklidir. Kaldırımda, parkta, çocuk oyun yerinde, yaya geçidinde, kamu kullanımına açık tüm binalarda erişilebilirliğin sağlanması gerekir.

Birleşmiş Milletler verilerine göre 2050 yılında nüfusun üçte birinin 65 yaş ve üzeri olması bekleniyor. Bu durum tasarımda, yaşlanan nüfusa göre de mekânlar yapılması gerektiğini ortaya koydu. 21. Yy tasarım yaklaşımlarında tüm insanların kullanabileceği, erişebileceği genel bir tasarım yaklaşımı benimsendi. Buna evrensel tasarım denir.( Kapsayıcı Tasarım, Herkes İçin Tasarım, Kullanıcı Odaklı Tasarım)

Evrensel tasarım, çok sayıda kişi için erişilebilen, anlaşılabilen, kullanılabilen çevreler oluşturulmasını hedefler. Yani yaş, beden, yeti, engellilik gibi farklı hallerden bağımsız tüm insanların erişebileceği mekânların tasarlanması ve uygulanmasını öne çıkarır. Örneğin mahalle ölçeğinde erişilebilirliğe baktığımızda pandemi süreci bize çok şeyler öğretti. Günlük aktivitelere yakınlık, temel hizmetlere erişim haklarını gözeten politikalar geliştirmek, kaynakların sosyal -mekânsal dağılımı gibi.

Sosyal ve Kültürel Erişilebilirlik

Sosyal hayat ve kültürel faaliyetler pandemi nedeniyle kesintiye uğradı. Tüm dünyada kültür ve sanat etkinlikleri iptal edildi. Sosyal mesafenin gerekliliği sosyal ve kültürel ortamlara erişimi kısıtladı hatta bitirdi. Pandemi sürecinin uzaması kültür ve sanat olaylarının biçim değiştirmesine neden oldu. Küresel düzeyde pek çok kültür kurumu arşivlerini, sanat eserlerini dijital erişime açtı. 3D sanal müzeler gezildi.

Online konserler, konferanslar, söyleşiler yapıldı. Kültür Bakanlığı tarafından ‘’Kütüphanem Cepte’’ uygulaması hizmete açıldı. Milli Kütüphane ‘’Konuşan Kitaplık’’ uygulamasını görme engellilerin kullanımına sundu. Normal şartlarda fiziksel ortamda yürütülen atölye, kurs, seminer ve söyleşiler dijital ortama taşındı. Bu faaliyetlere gösterilen talep insanların bu süreçte kendilerini psikolojik olarak motive etmek istediklerini bize gösterdi. Kültür ve sanatın iyileştirici gücü bir kez daha ortaya çıktı.

Kültürel ve sanatsal erişilebilirliği arttırmak için bu dönemde dijital ortamlara ve dijital ortamlardaki etkinliklere katılımın sanal deneyim ile olabileceği anlaşılmış oldu. Toplumun sosyal ve kültürel erişilebilirliğini arttırmak için şu maddeler dikkate alınabilir:

  • Tiyatro oyunlarının canlı performansı dijital ortama taşınabilir.

  • Film festivalleri, imza günleri internet ortamında düzenlenebilir.

  • Sosyal medyanın farkındalık oluşturmakta etkisi çok büyük. Örneğin müzikte üretimi arttırmak için ya da işaret dili eğitimine dikkat çekmek için. Sosyal ve kültürel erişilebilirlik için bu dönem ve belki gelecek normal dönemler içinde dijital ortamların araç olarak kullanımı yaygınlaştırılabilir.

  • Pandemi sonrası dönem içinse kültürel ve sanatsal erişilebilirlik herkes için tasarlanmış olmalı. Fiziksel mekânlar buna göre düzenlenmeli.

  • Açık hava etkinlikleri, arabalı sinema gösterimleri, sokak gösterileri sosyal mesafe kurallarına göre düzenlenmeli.

  • Kapalı kültür ve sanat mekânları pandemi ve pandemi sonrası döneme göre dönüştürülmeli. Esnek tasarımlar yapılmalı.

Ürün ve Hizmetlerde Erişilebilirlik

Ürün ve hizmetlerdeki erişilebilirliği 4 başlık altında inceleyebiliriz:

Ulaşımda Erişilebilirlik: Sosyal mesafenin hayatımıza girmesiyle toplu taşıma araçlarına olan ilgi azaldı. Toplu ortamların oluşturduğu korku ve endişe özel araç kullanımında artışa sebep oldu. Avrupa’nın çeşitli kentlerinde 15 dakikalık kentsel planlama yaklaşımları oluşturuldu. ( Yani tüm ihtiyaçların mahalle ölçeğinde giderilebilmesini sağlayan alanların oluşturulması yaklaşımı). Böylece ulaşımda erişilebilirlik, yaya hareketliliğini kolaylaştırmakla ve kesintisiz kaldırımlar sayesinde her türlü kişinin ihtiyaçlarına cevap verecek tasarımlarla mümkün olacak.

Sağlık Hizmetlerinde Erişilebilirlik: Toplum içinde sağlık hizmetlerine her kişinin zorluk çekmeden ulaşabilmesidir. Pandemi süreciyle "Evde Sağlık/Bakım Hizmetleri’’ konusu daha da öne çıkmıştır.

Dijital Erişilebilirlik: Günümüzde bilgi, hizmet, ürün ve eğitim gibi daha birçok unsura web tabanlı sistemlerden erişim sağlanabiliyor. Merak edilen bir sorunun cevabı internetten bakılıyor. Fatura internetten ödeniyor. Alış veriş internetten yapılıyor. Teknolojinin hızlı gelişimi gündelik hayatta her şeyin dijitalleşmesini de beraberinde getirdi. Dijitalleşme kavramıyla dijital medya, dijital pazarlama, dijital okuryazarlık, dijital eğitim, dijital oyun gibi çeşitli kavramlar hayatımıza girdi. Dijital dünyadaki bu hizmetlere ulaşabilme, dijital sistemlere erişilebilirliği güncel olarak incelememize neden oldu.

Dijital erişilebilirlik, dijital teknolojilere erişilebilirliği konu edinir. Alan yazında dijital erişilebilirlik hakkında net bir tanım bulunmamakta. Genel olarak bakacak olursak web sitesi, yazılım, teknolojik aletlere ve multimedya içeriklere engelli ve engelsiz tüm bireylerin zorlanmadan ulaşabilmesi, kullanabilmesi ve anlayabilmesidir diyebiliriz.

Erişilebilirliğin kapsamı herkese göre farklı olabilir. Örneğin engelli bireye göre kapsamı, engel düzeyine göre erişim ihtiyacı değişebilir. Diğer bireylere göre ekonomik nedenlerden kaynaklı ulaşamamak da bir erişim sorunudur. Ya da web sitelerinin altyapısı konusundaki eksikliklerden dolayı erişim sağlanamayabilir.

Pandemi süreci dijital dünyaya geçişi çok hızlandırdı. E-ticaret, kültür sanat, kamu hizmetleri ve eğitimde dijital anlamda çok mesafe aldı. Dijital teknolojiler insanlara pek çok imkânlar sundu:

  • Birçok ihtiyaç uzaktan erişim imkânlarıyla giderildi.

  • Zaman ve para yönünden tasarruf sağlandı.

  • Hayatında hiç konsere veya müzeye gidemeyen insanlar dijital ortamlar sayesinde ilk kez kültür sanat etkinliklerine katıldı.

  • Bilgiye ulaşmak kolaylaştı.

  • İnsanlar yüz yüze görüşemedikleri akrabaları ve arkadaşlarıyla dijital ortamda görüşme imkânı buldu.

  • Sosyal sorumluluk projelerinin alanı genişledi. 

  • Dijitalleşmenin en büyük katkılarından biri eğitim ve öğretime oldu. Online eğitime geçiş dijital dönüşümün önemini ortaya koydu. 

  •  Doğru bilgiye erişim sağlamak herkes için bir sorun olmuştu. Bilgi fazlalığı sebebiyle kişinin aradığı bilgiye ulaşması zorlaşmıştı. Bu nedenle bilgiye ulaşmak için dijital arama motorları( yapay zeka uygulamaları) kullanılmaya başlandı.

  • Özellikle pandemi sürecinin etkisiyle engelliler açısından hem eğitim hem de dijital hizmetlere erişilebilirlik noktasında bir farkındalık oluştu. 

Dijital erişilebilirliğin kapsamını geliştirmek için birçok düzenleme gerekli. Toplum olarak henüz yolun başındayız. Bunun için şunlar yapılabilir:

  • Dijital okuryazarlık arttırılabilir.

  • Bilgisayar, tablet veya akıllı telefon kullanamayan yetişkinlere yönelik atölye çalışmaları yapılabilir.

  • Topluma internetin sadece eğlence amaçlı değil birçok toplumsal fayda sağlayacak çalışmalar içinde kullanılabileceği anlatılabilir.

Eğitimde Erişilebilirlik

10 Aralık 1948 tarihinde ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 26. Maddesine göre herkes eğitim hakkına sahiptir. Mesleksel ve teknik eğitim herkese açıktır. Yükseköğretim yeteneklere göre herkese tam bir eşitlikle açık olmalıdır. Bu madde ile eğitimin herkes için bir hak olduğu ortaya koyulmuştur. Devletlerin bu hakkı koruması ve saygı göstermesi gerçeğini de bu madde ile anlıyoruz.

Uluslararası eğitim politikaları herkes için eşitlik ve tam katılım kavramlarına dayanır.1990 yılında UNESCO’nun düzenlediği "Herkes İçin Eğitim’’ konferansında yetişkin, genç ve çocukların temel eğitimden faydalanabilmesini amaçlayan dünya çapında bir program hazırlanmıştır. Bu programın içeriği şu şekilde: ( Ayrıca 2020 Küresel Eğitim Raporu Kapsayıcılık Ve Eğitim, İstisnasız Herkes İçin Eğitim başlığıyla yayınlanmıştır.)

  • İlk ve ortaöğretimde cinsiyet farklılıklarının kaldırılması. Kızların kaliteli temel eğitime tam erişimlerinin sağlanması.

  • Tüm yetişkinler özellikle kadınlar için sürekli ve temel eğitime eşit ölçüde erişimin sağlanması.

  • Yetişkinlerin ve gençlerin eğitim ihtiyaçlarının uygun bir öğretim şekliyle karşılanması. Yaşam becerisi programlarına eşit şekilde ulaşım sağlanması.

  • İmkânları az olan çocuklar için okul öncesi eğitim olanaklarının yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi

Eğitime tam katılımın manası ise erkek veya kadın, gelir düzeyi çok veya az, doğuda ya da batıda herkesin eğitime tam katılımını sağlamaktır. Türkiye’deki eğitime katılım raporlarına baktığımızda yüksek gelir düzeyine sahip ailelerin çocuklarının eğitime katılımı daha yüksek. Kadın ve erkeklerin eğitime katılmasında gelir düzeyi ve bölgesel farklılıklar var. Tüm bölgelerde ve tüm gelir guruplarında erkeklerin eğitime katılımının daha yüksek olduğu tespit edilmiş. Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre gelir artışının en fazla kadınların eğitimi üzerinde etkisi olduğu sonucu çıkmıştır. 

Eğitime katılım kavramı eğitimde erişilebilirlik konusunu akla getiriyor. Dünya nüfusunun artmasıyla eğitime herkesin erişebilmesinde zorluklar yaşanıyor.21. yüzyılda olmamıza rağmen kız, erkek, engelli, engelsiz, zengin, fakir, göçmen, mülteci vs. tüm insanların eğitime eşit şekilde erişebilmesinin formülü henüz çözülemedi.

UNESCO tüm dünyada ülkelere belirli bir eğitim standardı yakalamaları için çeşitli yollar gösteriyor. Faaliyetler ortaya koyuyor. Tüm dünyada ciddi mesafeler alındı derken 2019 sonlarında başlayan pandemi süreciyle örgün eğitime ara verildi. Online eğitime geçildi. Eğitime tam katılım sağlayan ülkelerdeki insanlar dahi eğitime erişemez hale geldi. Çünkü online eğitime erişebilmek için bazı unsurlar gerekli. Tablet, internet, bilgisayar vs. Bu süreçte hepimiz eğitime ne kadar sağlıklı bir şekilde erişebildiğimizi tartıştık ve tartışmaya devam ediyoruz. Farklı engel gurupları ve dezavantajlı bireyler bu süreçte eğitime erişimde daha fazla engellerle karşılaştılar.

Eğitimde erişilebilirlik, kadın, engelli birey, dezavantajlı guruplar, göçmenler ve mültecilerin eğitime erişebilmesini konu edinir. Ancak pandemi süreci, hiç kimsenin okula ve eğitime erişemediği bir dönem olarak tüm şartları ve herkesi eşit hale getirdi. Eğitimde erişilebilirlik herkes için ortak bir sorun oldu. Uzaktan eğitim bu süreç için örgün eğitime pratik bir çözüm olarak sunuldu. Bu kadar kısa sürede başarılı olmasını beklemek haksızlık olur. Çünkü ilk, orta ve yükseköğretimde tüm sınıflara ait yeterli dijital materyal henüz yok. Bunun oluşturulması için zamana ihtiyaç var. Ayrıca herkesin internet, tablet ve bilgisayara erişebilmesi şu an için pek mümkün gözükmüyor. Ama en azından yapılabildiği kadarıyla online eğitim pandemi süreci için proaktif bir çözüm oldu.

Kriz dönemlerinde öncelikle genel bir çözüm üretilir. Çünkü toplumun geneli %80-%90 aynı özelliklere sahiptir. Özel gereksinimi olanlar arka planda kalabiliyor. Pandemi sürecinde eğitime erişilebilirlik herkes için sorun olsa da özel gereksinimi olanlar için daha zor bir süreç oldu. Online eğitim çok iyi planlanmış olsa bile bu sisteme erişimde ve kullanabilmede problem yaşayan kişilerin bu sistemden verim alması zor gözüküyor.

Öğrencilerin Online Eğitime Erişebilmede Karşılaştığı Sorunlar

Uzaktan/online eğitimde öğrencinin eğitime erişilebilirliğindeki karşılaştığı problemler:

  • Öğrencinin kendine ait tablet, bilgisayar ve internetinin olmaması

  • Öğrencinin evinde kendine ait odasının olmaması. Kalabalık ailede yaşayan öğrencinin online derse adaptasyon sorunu yaşaması.

  • Engelli öğrenciler için özel gereksinimlerine yönelik online eğitim verilememesi. Örneğin görme engelli öğrenci için bilgisayara ya da kullanacağı programa erişilebilirliği sağlanmalı.

  • İnteraktif etkileşimin eksik olması. Göz teması ve beden dili olmaması eğitime erişimi, öğrenme ortamını pasifleştirir.

  • Anaokulu ve ilköğretim öğrencilerinin çok hareketli olması nedeniyle uzun süre ekrana bakamama, masada oturamama durumları

  • Öğrenci ve öğretmenin sadece öğretim için beraber bulunması. Sosyalleşme ortamının olmaması.

  • Orta ve yükseköğretim öğrencilerinin online derslere ilgisiz katılımı. Uygulama derslerindeki eksiklikler.

  • Öğrencinin online eğitimde pasif rolde olması. 

  • Online eğitimde ölçme değerlendirmenin (sınav) sağlıklı yapılamaması.

Pandemi sürecinden önce öğrencinin okulda fiziksel bulunmasının öğrenmeyi sağladığı düşünülüyordu. Ancak pandemi sürecinde örgün eğitime alternatif olarak getirilen online eğitimle öğrenci gerçekten öğrenebiliyor mu? Online eğitime erişimi çözmüş olsak bile öğrencilerin zihinlerine erişilebilir olup olmadığını henüz bilemiyoruz. Bunu zaman gösterecek. Ama bu konuda ümitsiz olmamak gerek. Nelson Mandela’nın dediği gibi ‘’Tüm çocukların iyi bir eğitime erişebildiği bir dünya yaratmak bizim gücümüzün ötesinde değil.’’

Erişilebilirlik Eğitim Eğitimde Erişilebilirlik dijital online eğitimde erişebilirlik Erişilebilirlik Eğitimde Ne Anlama Geliyor
Nurcan Büyükelyas
Nurcan Büyükelyas
Blog Yazarı

Süleyman Demirel Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünü, Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi. Amerika’da bulunduğu dönemde ‘’Tesol’’ ve ‘’Child Psychology’’ sertifikalarını aldı. Anaokullarında çalıştı. Türkiye’de ise çeşitli kurslarda Arapça öğreticiliği yaptı. Orta derecede İngilizce ve Arapça bilmektedir.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.
Eğiticinin Eğitimi
4.8
(73)

Eğiticinin Eğitimi

7 Konu4 Saat
Blog Yazarlığı Eğitimi
4.5
(87)

Blog Yazarlığı Eğitimi

9 Konu5 Saat
Bilal ŞentürkBilal Şentürk
40099
Tıbbi Sekreterlik kursumuz ile tıp kariyerinize başlayın!
4.7
(239)

Tıbbi Sekreterlik Kursu

10 Konu5 Saat
Göksel YılmazGöksel Yılmaz
180119