Published on: 09 Ağustos 2019 Konuk Yazar 0 Yorum
Okuma Sayısı : 954

Günümüz dünyasını çepeçevre saran ve neredeyse her insanı ağına alan bir kasırga var: Sosyal Medya. 

Sosyal Medya Bağımlılık Yaratıyor 

Yaşamımızdaki birçok hareketin sanal ortama taşınmasıyla gelen kolaylığın hepimiz farkında olduğundan bunu bir kenara bırakalım. Sosyal medya hiçbir şeyi kaçırmama hastalığına yakalanan kitlelerin vazgeçilmezi konumunda olmasıyla maalesef büyük bir yıkımı tetiklemekte. 

Dünya üzerindeki sosyal medya kullanıcıları sayısı belli mi?

Yapılan araştırmalar neticesinde her insan ortalama olarak 13 dakikada bir sosyal medya alanlarına bakma ihtiyacı duymakta. 3.48 milyar sosyal medya kullanıcısı dünya nüfusunun tam olarak %45’ini oluşturuyor. 

Bu verilerden de anlaşılacağı gibi sosyal medya ve hayatımıza etkileri oldukça büyük. İş, ticaret, chat ve alışveriş kütlesinin devasa boyutlara ulaştığı ve daha fazla artacağının kesin gözüyle bakıldığı bir evrenden bahsediyoruz. Öyle ki ondan birkaç dakika yoksun kalmak tabiri caizse bir damarın eksikliğiyle eşdeğer görülüyor! Evet, yaşamımızdaki tüm güçlükleri minimize ederek pozitif yanlarını kısa sürede hayatımıza enjekte ederiz. Ancak çoğu kez buzdağının görünmeyen kısmının akışında kaybolarak sorgulama ihtiyacını bir kenara atarken buluruz kendimizi.

Sosyal Medya Etkileşimi

Sosyal medya etkileşimi içinde edindiğimiz hazır ve hızlı bilgiler idealize edilmiş bir yaşam biçimi sunuyor bizlere. Küçük bir Instagram turu yaptığımızda karşımıza çıkarılan daha doğrusu gözümüzün içine sokulan hengameler gerçek olmayan hayatları gün yüzüne çıkartıyor aslında. Bilinçaltımızın fay hattı gün geçtikçe daha fazla geriliyor. 

Sosyal medyada platformlarında neler var?

Sosyal medya platformlarında 24 saat baştan aşağı bakımlı kadın ve erkekler, görkemli lokantalarda yenilen yemekler, bütün sene seyahat eden gezginler, gününü kupalı kahve eşliğinde kitap okuyarak geçirenler veya tüm zamanı spor salonlarında geçirecek kadar boş vakti olanlar yapbozun asla bir araya gelmeyecek parçalarını temsil ediyorlar. 

Gün geçtikçe yük bindirdiğimiz bilinçaltlarımız bir depremi bekliyor desek yanılmayız. Ve bu baskının gücü öylesine şiddetli büyümekte ki ne gizli bir güç ne de sosyal medya bilinçlendirmeleri bu kasırgayı tamamıyla önleyebilme gücüne sahip. 20 sene önceye nazaran her şeyi elimizin altında bulundurduğumuz zamanlardayız. 

Her şey Yanımızda

Tüm seçenekler sadece bir tık kadar uzaklıkta. Bu durum alışveriş ve ticaret yönünden hızlandırıcı ve zaman kazandırıcı bir durum olabilir. Keza, kısmen çevremiz için de öyle. Ancak başta gündem olmak üzere sosyal medyanın alanlarını içeren tüm dalların bir arada zincir oluşturduğu durumlar bizim için yıkıcı boyutta olabilir. Çünkü dünyada her saniye olaylar oluyor. Türkiye’de bu olayların akışı ise çok daha hızlı.

İnsanlar yeni durumları henüz sindirememişken başka yenilerin eklenerek sürekli göz önünde tutulması hem kitleleri tetikliyor hem de olaya dair bilgimizi yüzeysel olarak bırakıyor. “İki tavşanı birden yakalamak isteyen hiç tavşan yakalayamaz” diye bir Rus atasözü vardır. Sosyal medyanın zihnimizin derinliklerinde oluşturduğu olaylar silsilesinin yıkıcı etkisi tam da bu atasözünü doğrular niteliktedir.

Sosyal Medya Ruh Sağlığını Bozuyor Mu?

Sosyal medya kullanıcılarının büyük kısmı geniş kaynaklara bakma ihtiyacı duyar. Günde 7 saat de kullanılacak olsa bu genişlik ihtiyacı sınır tanımaz. Bu durum, toplum ve aile için önem arz eden gelişmelere önem vermeyen bireyler ortaya çıkarır. Bir anlamda sorgulamaya kendi içinde ket vurulduğunu söyleyebiliriz. Nasıl olsa elimin altında algısı hiçbir şeyin üzerinde neden-sonuç ilişkisi kurmamıza zemin hazırlamaz. 

Paketlenmiş hazır malumatın böylesine hızlı ve kolay elde edilmesi muhtemel bir tembelliğin habercisi olur. Derine inmenin zor ile olan paralelliğini unutmamak gerek. Böylesi bir kendini kandırmayla daha fazla Oblomovcu olmadan sosyal medyanın hastalıklarına karşı savaşmayı öğrenmeli ve çevremizdekileri bilinçlendirmeliyiz! 

Sosyal medya yönetimi nasıl olmalı?

Sosyal medya yönetiminde kendimize şartlar koymalı ve görüntülerin ve renklerin zihnimize çizdiği karmaşaya son vermeliyiz. Ve kaçırdığımız akışları bir kayıp olarak görmememiz gerektiğini de kesinlikle unutmamalıyız. Yeter ki yanlış kullanmaktan kaçınıp bilinçli seviyeye ulaşalım.

Yoksa sosyal medya bizi mutsuz mu ediyor? Ruh sağlığı fabrika ayarlarında olmayan milyonlarca insan mevcut. Bu çıkarımı yaparken kendimizi de fazla dışarıda tutmayalım. Binlerce nesnenin zihnimize çizdikleriyle oluşan evrenimiz farkına varmaksızın her gün sayısız keşiflere maruz bıraktırıyor bizi. Bu keşiflerin fay hatlarında oluşan havuz gibi içimizde nasıl bir birikim meydana getirdiği ve bize ne zaman, nasıl bir oyun oynayacağını tahmin etmek hiç kolay değil. 

Sosyal Medya Zararlı Mı Yararlı Mı?

Sosyal medyanın zararlı kullanımı yüzünden istenilmeyen olaylar ya da görüntüler ortaya çıkabiliyor ya da sızabiliyor. Dışarıdan bakıldığında nitel bir yaşamın içindeyiz ancak sosyal medya başta olmak üzere internetin hayatımızdaki nicel etkileri her gün bizi bir şekilde kuşatma altına alıyor. 0-6 yaş arasındaki çocukların bile artık sosyal medya kullandığını düşünürsek risk boyutunun ne kadar ciddi olduğunu tahmin etmemiz zor olmaz. 

Sosyal medya düzgün kullanıldığında iyi yanları da yok değil. Sosyal medya teknolojik konuda gündeme haberlerini, videolarını ve reklamlarını en iyi şekilde sunuyor. Teknolojik açıdan bakacak olursak sosyal medya zaten bir interaktif bir platform ve getirdiği yenilikler saymakla bitmez. Konu ile ilgili İstanbul İşletme Enstitüsü tarafından verilen ücretsiz online eğitimler kapsamında Sosyal Medya Uzmanlığı Eğitimi de almak mümkün. 

Yazar: Sergen Özen
 

  • sosyal medya ,
  • sosyal medya uzmanlığı ,
  • sosyal medya yönetimi ,
  • online eğitimler ,
  • sosyal medya platformları
Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı