Published on: 11 Ekim 2018 Konuk Yazar 0 Yorum

Çoğu insan mutlu olmak için hayatta başarılması gereken önemli bazı konular olduğuna inanır. Meslek sahibi olmak, para kazanmak, aşkı bulmak, iyi ve uzun bir evlilik sürdürmek gibi önemli konularda başarılı olmanın mutluluk getireceğine inanır. Oysa bunların hiçbiri doğru değildir. İnsan para sahibi olunca mutlu olsa da bu mutluluk çok kısa sürer. Piyangodan büyük ikramiye kazananların mutluluklarının altı aydan fazla sürmediği birçok araştırmayla kanıtlandı. İnsan, o kadar hızlı uyum sağlar ki yeni durumu kanıksayıp eski mutluluk seviyesine geri dönmesi çok kısa bir zaman alır.

Para gibi mesleki başarı da mutluluk getirmez. Mesleklerinde çok başarılı olan insanlar çok mutlu olsalardı, televizyonlarda onların mutluluk hikâyelerini dinlerdik. Oysa başarılı iş insanlarının bizde yarattığı algı, tam tersidir. Yüzlerinde mutluluktan ziyade sıkıntı ifadesi vardır; dışarıdan bakıldığında hayatları stres ve kaybetme korkusu içinde geçiyor izlenimi verir. Maalesef hepimiz, mutluluğun kazanılması gereken bir ödül olduğu düşüncesiyle büyütüldük. Parayı, başarıyı, aşkı bulan insan mutlu olur zannettik. Mutluluğun insanın kendi elinde olan bir tercih değil, başarı sonrası kazanılan bir ödül olduğunu belledik.

Shawn Achor'a Göre Mutluluk

Harvard Üniversitesi’nden Shawn Achor’a göre, hayatta başarılı olmak için önce iyimser ve mutlu bir zihin yapısına sahip olmak gerekiyor. Genel kural olarak mutlu olanlar başarılı oluyor. Bize öğretilen “çalış, başar, mutlu ol” formülünün ise geçerli olmadığını, tersine mutluluk konusunda bir yanılgı yarattığını söylüyor. Achor’un bulgularına göre hayatta elde ettiğimiz başarıların yüzde 75’i “zihinsel durumumuza” göre, yani iyimserlik seviyemiz ve stresi nasıl yönettiğimize göre belirlenir. Olumlu bir zihinsel yapısı olan insanlar, mutlu ve başarılı olurlar. Beyin olumlu duygu ve düşüncelerle dolu olduğunda, dopamin üretir. Dopamin ise insanın zekasını ve yaratıcılığı yükseltir. Dopamin salgılayan beyin daha hızlı kavrayıp daha iyi öğrenir. Olumlu zihin yapısı ve mutlu bir ruh hali, beynin performansını artırır ve insanı başarılı kılar. Achor buna “mutluluk avantajı” adını veriyor.

Achor’un yaptığı araştırmalara göre insanların mutluluklarını arttırmaları kendi ellerinde. Çok basit olumlu bazı alışkanlıklar edinerek herkes daha mutlu olabilir. Bir insan eğer her gün, şükran duyduğu üç şeyi bir yere yazarsa, çevresindeki birine olumlu bir mesaj verirse, kısa da olsa meditasyon ve biraz egzersiz yaparsa mutluluk seviyesini önemli ölçüde arttırabilir. Öfke, nefret, endişe, korku gibi olumsuz duyguları beslemek yerine onları zihnimizden atmak için çaba göstermeliyiz. Bardağın boş tarafını görüp, bir işin neden olmayacağına yoğunlaşmak; zorlukları, engelleri, tehlikeleri, olumsuzlukları öne çıkarmak kimseye bir yarar sağlamaz. Bunun tam tersi bardağın yarısı boş bile olsa, boşlukları nasıl dolduracağına, engelleri nasıl aşacağına odaklananlar, eninde sonunda bir yol bulur ve başarırlar.

Olumlu bir zihin yapısına sahip insanlar hayatın her alanında daha yüksek performans gösterirler. Herhangi bir konuya olumlu bakmak, daha işin başından insanı başarıya yaklaştırır. Mutlu insanlar hayatlarının her alanında daha başarılı olurlar. Başarısızlığa uğradıklarında bile yaşadıklarından ders çıkarıp, yeniden yola koyulurlar. Olumsuz duygular ise beyinde tehditleri algılayan amigdalayı harekete geçirir ve sorunlara çözüm getirmekten sorumlu olan prefrontal bölgeden enerji çalar. Stres, insan beyninin performansını düşürür, beynin çalışmasına engel olur.

“Ne kadar başarılı olursam o kadar mutlu olurum.” anlayışını tersine çevirip “Ne kadar mutlu olursam o kadar başarılı olurum.” düşüncesini savunan Achor’a göre hayatımızın kontrolünü elimize almak mümkün:

  1. Mutluluğun %10’u insanın başına gelenle, %90’ı ise insanın başına gelenleri nasıl yorumladığıyla ilgilidir. İnsan eğer bakış açısını değiştirse, mutlu ve başarılı olabilir. Mutluluk dünyada ne olduğu değil bizim hayata nasıl baktığımızla ilgili bir konudur.
  2. Olumlu zihin yapısına sahip insanlar, olumsuz olanlara kıyasla daha avantajlıdırlar. Olumlu düşünce, zihnin dayanıklılığını yükseltir, güç verir, insanı üretken ve başarılı kılar.
  3. Stresi yönetebilmek insanın dayanıklılığını artırır. Dayanıklılığı artan insan daha mutlu ve dolayısıyla daha başarılı olur.
  4. Televizyonda, sosyal mecralarda sürekli kötü ve olumsuz haber izlemek insanın bakış açısını karartır, insanı kötümser yapar. Bir taraftan gerçekleri öğrenmek ama diğer taraftan da kötü düşüncelerin bizi ele geçirmesine engel olmak gerekir.
  5. Mutluluğu, geleceğe havale etmek mutsuzluk kaynağıdır. İçinde bulunduğu zamanda değil ama bazı koşullar gerçekleşince mutlu olacağını zannedenler, hiç bir zaman mutlu olamazlar. Mutluluk şimdiki zamanda, içinde yaşanan andadır. İnsan isterse hemen mutlu olabilir. Mutluluk bir tercihtir.
  6. Büyük hedeflere ulaşabilmek için, önce ilk küçük adımı atmasını bilmek gerekir. Büyük yolculuklar küçük adımlarla başlar.
  7. Hedefine ilerlerken etrafındaki insanları kıranlar, hedeflerine varsalar da mutlu olamazlar. Sonuç odaklı olmak ve hedefleri tutturmak elbette önemlidir ama sadece hedefe kilitlenerek başarı sağlanmaz. Her ne pahasına olursa olsun başarıyı hedeflemek, yalnızlığı ve mutsuzluğu beraberinde getirir.
  8. İnsanlarla iyi ilişkiler içinde olanlar, daha mutlu ve daha başarılı olurlar. Kıt kaynaklar bile mutlu insanların elinde çoğalır, bereketlenir. Benzer şekilde, çalışanların birbirlerine iyi davrandıkları, destek verdikleri ortamlar, mutluluk ve başarı getirir.
  9. Bir hedefe ulaşana kadar işi hiç bırakmadan, hiç dinlenmeden, hiç eğlenmeden ölümüne çalışanlar, işten başka hiçbir şeye zaman ayırmayanlar mutlu olamazlar. Stresli ve yoğun zamanlarda dostlarla, aileyle daha fazla zaman geçirmek, en zorlu iş koşullarında bile hem mutluluğun hem de başarının temel şartlarından birisidir. İşleri ne kadar çok olursa olsun dostlarına, kendine, hobilerine ve de eğlenceye zaman ayıran insanlar hem daha mutlu hem de daha başarılı olurlar.
  10. Önemli bir değişimi gerçekleştirmek için, insanın pozitif bir zihne sahip olması, olumlu bir davranışta bulunması ve bu olumlu davranışı tekrarlaması gerekir. İyi alışkanlıklar edinmek, böyle bir tutumla mümkün olur. Edinilen iyi alışkanlıklar zamanla insanın hem mutluluğunu hem de başarısını artırır.

Bilimsel araştırmalar, insanın mutlu olmayı seçebileceğini, mutlu olduğu zaman da başarılı bir hayatı olacağını kanıtlıyor. İnsanları belirli kalıplarla sıkıntılara sokmak da bu başarı çizgisinin zorlaşmasına insanın mutluluktan uzaklaşmasına sebep oluyor. İş hayatımızda hem işi yürütüp hem eğitimlere gitmemizin beklendiği durumlar olabiliyor. Bu durumlar karşısında çözümler üretilebilir, online eğitim alanında çalışmalar yapılarak buradan yürütülebilir. Ayrıca bence şirketlerin performans değerlendirme yöntemlerine harcadıkları çaba kadar, çalışanların mutlu olacakları ortamları yaratmaya da çaba harcamaları gerekir. Çünkü mutlu ortamlar yaratmak, insanları başarılı kılmanın, başarılı sonuçlar almanın ön koşuludur.

Nöroloji alanında yapılan araştırmalar, beynin yetişkinlik döneminde de gelişebildiğini kanıtlıyor. İnsan olumlu bir alışkanlık edinip beynini yeniden programlama yeteneğine sahip. Achor gibi pek çok bilim insanı, üç hafta boyunca her gün yapılan olumlu bir egzersizin kalıcı etkiler yarattığını söylüyor. İyi alışkanlıklar edinen insanların kısa bir süre sonra mutluluğu da bir alışkanlığa dönüştürebildiklerini söylüyorlar.

Mutluluk başarıyı getirir.

Peki siz bu avantajdan ne kadar yararlanıyorsunuz?

Yazar: Muhammed Dalkılıç

  • kişisel gelişim ,
  • başarı ,
  • kişisel gelişim motivasyonu ,
  • Mutluluk
Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı