AnasayfaBlogDijital Dünyada Bir Değeriniz Var Mı?
Kişisel Gelişim

Dijital Dünyada Bir Değeriniz Var Mı?

16 Haziran 2021
Dijital Dünyada Bir Değeriniz Var Mı?

Bir günü -boş vakitler dahil- nasıl geçiriyorsunuz? Özünüzle ve değerlerinizin ışığında, gün içinde tam kapasite çalışabiliyor musunuz ve güçlü yönlerinizi bütün inceliklerini kullanabiliyor musunuz? Teknolojiyi nasıl ve hangi amaçla kullandığınız, cevabınızı büyük ölçüde etkileyecektir.

Dijital dünyanın, insanın potansiyelini kullanma üzerinde ne gibi etkisi olduğunu birkaç farklı yoldan ele alacağız; ancak şu konuda herkes hem fikir olacaktır: Kendi zihnimizi ve becerilerimizi bile değerlerimizi merkeze alarak kullanabilmek, uzun bir öğrenim süreci ve çaba gerektirir. Özellikle teknolojinin yerinde durmadığı bir çağda, üretkenliği hedef edinen ve tüm potansiyelini bu üretim için ortaya koyan insanların değişen koşullarda teknolojideki değişimlerle aynı hızda yürüyebilmesi farkındalık ve özveri gerektirir. Gittikçe kurumların ve organizasyonların bütçe ayırdığı yetenekli insan açığı problemi de yine aynı şekilde teknolojinin dönüşümüyle derinleşmiştir.

Burada ele alacağımız konu teknolojinin getirileri ya da yeni meslek gruplarına yeteneklerin keşfi de olabilirdir. Ancak eğer akıllı makinelerle aranız iyi değilse, arka planda yazılım yazmıyorsanız ya da algoritma oluşturmuyorsanız işinizin en iyisi olmak durumundasınız. Dünya çapında bizim de hatırı sayılır bir sosyal medya kullanım nüfusumuz var; ancak ne yazık ki PISA ve yetenek bazlı ölçümlerde sıralamada pek hatırı sayılır yerlerde değiliz. (“We Are Social” istatistiklerine göre; Ocak 2021 itibariyle Türkiye’de nüfusun %70’i sosyal medyayı kullanıyor ve ortalama 7 saatini internette geçiriyor.)

Dünya Ekonomik Forumu’nun tahminine göre 2027 yılına kadar istihdamda yer alan her iki kişiden biri freelance modelli çalışacak. Bu yakın tarihte çalışan olarak tercih edilebilmek için değerlerimizi ortaya koyduğumuz bir çalışma disiplinine sahip olmamız gerekecek. Değer odaklı bir çalışma disiplini de pürdikkat çalışmayla oluşur.

Değerlerimizi, becerimizi kullanım yetimiz ise işte bu noktada farklılık gösterir: dijital medyayı hangi amaçla ne nasıl kullandığınız. Kısacası kendi değerlerinizin ışığında ekosistemde bir değer üretmeniz sizi hem seçilir hem de farklı kılacaktır.

Dijital Dünyada Değer Üreten Kazanır

Teknoloji kullanımına paralel olarak, gitgide “Daha anlamlı bir hayat nasıl yaşanır?” sorusuyla ve değerlerimizi sorgulatan durumlarla karşılaşır olduk. Aslında cevap kabaca “Hayatı yaşanır kılan çözümler, hangileridir?” sorusunda gizlidir. Sizi nedenlerinize götüren diğer yaklaşımlar ise; kimin size bağlı olduğu, size kimin ilham verdiği, ne için minnettar olduğunuz ve nasıl hatırlanmak istediğiniz gibi sorulardır. Gün içinde kendinizi cevapların içinde buluyorsanız ve harcanan süre size yeterli geliyorsa anlamlı bir hayat yaşama olasılığınız yüksektir. Lakin; bırakın yaşamayı, son yıllarda kişisel doyumların yaşandığı anlar oldukça sınırlı olmaya başlamıştır.

Kişisel sayılabilecek bu problemlerin çözümüne yirmi yıl evvel ulaşmak daha kolaydı; ancak uzun süredir kolektif bir sorun haline gelmeye başladı. Adına kaygı ya da zihin bulanıklığı dedikçe de netlikten iyice uzaklaşıyor, pireyi deve yapıyor ve çözümsüz kalıyoruz. Neye odaklandığımız ve ne düşündüğümüz kim olduğumuzu etkiler. Odaklandığımız yer ve oyalandığımız alan başka zihinler olduğu müddetçe sonucu zihin bulanıklığı olacak ve kullanılan levhalar teknoloji bağımlılığı olacak. Diğerlerinin değerlerine gün içinde harcadığımız vakit bizi hem kendi değerlerimizden uzaklaştıracak hem de ekran kullanım sıklığı; sıra beklerken bile can sıkıntısına tahammül edemememiz bizi odaklanabilme becerisinden yoksun bırakacaktır. Teknolojik dürtülerimize, günümüzün dörtte birini geçirdiğimiz çevrimiçi olma saplantımıza, yeni nesil bağımlılığa ve en nihayetinde adı konan dijital bağımlılığa götürecektir.

Yeni Nesil Kumar Bağımlılığı Dijital Bağımlılık

Bazen bir problemin çözümü genellikle bir diğer problemin varlığında yatar. Derine indikçe asıl sıkıntıyı keşfederiz. Kendimizle bağlantısız hayatlar içinde olmamız ve gün geçtikçe yaşamımızı kontrol edemememizin sebebi de aslında davranışlarımızı ve dürtülerimizi kontrol edememekten kaynaklanıyor. Kendi hayatlarımız için aradığım “neden” başka zihinlerde değil kendi düşüncelerimizin içinde saklıdır. Ancak kendimizi içinde bulduğumuz dijital dünya; diğerlerine ve bilgiye duyduğumuz açlığı meşru kılacak kadar sıradan hale gelmiş ve her birimizde aidiyet duygusu oluşturmuştur. Aidiyet duygusu ve bağlantıda kalma ihtiyacı her birimizde sosyal medya uygulamalarına karşı konulamaz bir istek uyandırmıştır. En baskın sebepleri arasında paylaştıklarım beğeni alacak mı kaygısı “toplumsal onay dürtüsü” yer alır. Kurucularının bile bu denli bir dönüşüm beklemediği dünyada biz ne yapabiliriz?

Bir Arkadaşa Bakıp Çıkacaktık

İnternetin sabah evimize koloniler halinde girmesi, aslında öncülerinin bile hedefledikleri bir durum değildi. Facebook, bir üniversite öğrencisi tarafından 2004 yılında sınıf arkadaşlarına bakmak amacıyla açıldı. Aynı şekilde 2007 yılında müzikçalar özelliği için aldığımız akıllı telefonların çıkış sloganı “en iyi ipod” idi. Şu an bir bağımlılık haline gelen dijital kullanımın çıkış amacı bu olmasa bile; teknoloji bu pazardan sonra asla nötr olmayacaktır. İnternette geçirdiğiniz süre, uygulamanın ya da web sitesinin arkasındaki deha için bir gelir kaynağı. Bize en güzel örneğini Tristan Harris verecektir. Harris bilgisayar uzmanı olarak Google gmail ekibinde çalışmaya başlar. Fakat öncesinde ekran arkasında, davranış ve dürtüleri etkileyen özellikler tasarlamak için Stanford Persuasive Technology Lab’e yüksek lisans için kaydolur. Çünkü teknolojinin bir diğer çalışma alanı insan psikolojisidir. Ve Harris laboratuvarın kurucusu B.J.Fogg’un -nam-ı diğer “milyoner yaratıcısı”- zümresinden gelme onuruna erişir. Bu sebeple geliştirdiği her uygulama ile insan psikolojisinde kayda değer bir hakimiyet yaratır. Lakin aynı departmanda çalışırken bir manifesto yayınlar. Karşı tez geliştirdiği durum ise; gitgide artan dikkat dağınıklığı probleminin arkasında uygulanan stratejiler olmasıdır. Ancak manifesto pek işe yaramaz, karın azalacağı anlamına geldiği için sunduğu çözümler sonuçsuz kalır. Harris şirketin bünyesinden ayrılır ve “Time Well Spent” adlı kuruluşu hayata geçirir.

Silikon Vadisi’nin samimi itiraflarına, teknoloji dehalarının gerçek düşüncelerine yer veren, bilgi kirliliğini ve dijital bağımlılığın gerekçelerini ortaya çıkaran “Social Dilemma” belgeseli, Harris gibi birçok canlı örneğin düşüncelerine yer vermesi bakımından başvurulacak etkili bir kaynaktır. Meraklısına not.

Harris’in de gözlemlediği ve değindiği teknoloji kullanımı neden dikkat dağınıklığına sebep olur ve odaklanma becerimizi nasıl elimizden alır?

Odaklanma Becerisi

İnternetin zirveye oturduğu, sosyal medyası olmayanın luddizm kökenli sayılıp şüpheyle bakıldığı dönemde dijitalleşmeyi tabii ki küçümseyemeyiz. Ancak dijital detoksun bile dikkat dağınıklığı üzerinde uzun süreli bir iyileşme sağlayamadığı bir reçetede, sorulması gereken asıl soru; zaman ve dikkatin para çevrildiği bir denklemde siz odaklanma becerinizi ve bu denklemin neresinde yitiriyorsunuz?

Yeni dünyada yer alabilmek için edinilmesi gereken yetkinlikler hızlıca değişiyor. Hızlıca kelimesinin altını önemle çizmek gerekiyor; zira siz bir hedef koyup ona ulaşana dek o beceri çoktan bir başkasının özgeçmişinde yer alabiliyor. Ekranlarda olduğumuz vakit, eğer nasıl ve neden kullandığımızı bilmiyorsak bizi odaklanma becerimizden yani yetkinliğimizden alıkoyuyor. Peki odaklanamamanın dijital bağımlılıkla ne ilgisi var? Ekran kullanımım ya da sosyal medyaya istemsizce bakma dürtüm beni neden odaklanma becerimden ve yeteneğimden alıkoyuyor?

Bunun iki sebebi var.

  • Odaklanma Kapasitesi

  • Maksatlı Çalışma Prensibi

Odaklanma kapasitesini biyolojik bir veriyle açıklayacağız. Yoğun şekilde odaklandığımızda beyninizde hücreler arasında bir ateşlenme meydana geliyor. Bu ateşlenmeyle beraber oluşan elektrik akımı sadece bu işle ilgilenen bir devreden sorumlu oluyor ve siz her tekrar edişinizde bu akım güçleniyor. Söz konusu akımın kullanımı ise, nöronların çevresini miyelin denen bir katmanla kaplıyor. Miyelin katmanı bir yağ dokusu olup nöronların çevresinde gelişiyor, hücrelerin daha hızlı haberleşmesini sağlıyor. Miyelinin fazlalığı, bir işte ustalaşırken elektrik akımının sorunsuzca ateşlenmesi anlamına geliyor. Bu sebeple odaklanmayı nörolojik açıdan da kutsuyoruz ve gerekliliğine inanmış bulunuyoruz. Dikkat dağıtıcıların olduğu bir atmosferde aynı anda birçok nöral devreyi harekete geçirdiğimizden, asıl hedeflenen bölgede istenilen yoğunlukta bir haberleşmenin kasten önüne geçmiş oluyoruz. Çalışırken, kitap okurken, film izlerken “amaçsızca” ekranda geçirdiğiniz her süre miyelin tabakasını kısıtlayacaktır.

Diğeri ise; maksatlı çalışma metodu. Yeteneğin ya da başarının kazanımında yeni yeni konuşulmaya başlanan bir uygulama. Bu tekniğe göre bütün gücünüzü tek bir konuya yöneltiyorsunuz, bütün dikkatinizi bir beceriye odaklıyorsunuz. Çaba yeteneğin keşfinden sonra en çok konuşulan konudur. Yetenekler çabayla beceri haline gelir. İlerleme için de geri bildirim alarak geliştirmeniz gereken noktaları tespit ediyorsunuz. Yetenek, dikkat dağınıklığı, odaklanma problemi gibi evrensel problemlerin konuşulduğu dünyada multitasking bir beceri mi ya da uzmanlık yolunda bir eksiklik mi düşünmek gerekiyor.

Bundan sebep kontrolsüzce ekrana bakmak, bu ekranlara bir an evvel bakmak için sizi harekete geçiren dürtülerin kaynağını bilmeden internette kaybolmak, sizi hem değerlerinizden edecek hem de odaklanmanızı baltalayarak “ne çelişkidir ki!” yetenek kıtlığı çekilen çağda silinmenizi kolaylaştıracak. Yeni dünyada var olabilme oranınızı, yine dönüşen dijital dünyada ne kadar ve nasıl yer aldığınız belirleyecektir. Eğer ki değerlerinizle bütünleşmiş bir hayat yaşamak dileğindeyseniz.

Değer Nedir?

Kişinin kendine ve çevresine verdiği anlamdır. Hayattan istenilen şeydir. Değerler, günümüzde işgücünü temsil eder hale gelmiştir.

Dijital Bağımlılık Neden Değerlerimizi Etkiler?

Teknoloji bağımlılığı bir bakıma insanın davranışlarını ve dürtülerini kontrol edememesidir. İnternetteki kabul görülme ihtiyacı bu durumu fazlasıyla tetikler. Harcanan vakit dürtüsel hale geldiği noktada; kişiyi, önem verdiği şeylerden değerlerinden uzaklaştırabilir.

Değerlerin Yeni Ölçü Birimi Nedir?

Odaklanabilme kapasitesi yeteneğin ve çabanın dışavurumudur. Yaratıcılık gün içerisinde pürdikkat çalışma molaları ile beraber gelir. Çalışanlar ve kurumlar için ortak nokta, her iki kesimin de üretilen değere odaklanmasıdır. 

Dijital Dünyada Bir Değeriniz Var Mı Dijital Dünyada Değer Üreten Kazanır dijital çağ ve değer değer
Pınar Benşin
Pınar Benşin
Blog Yazarı

Uluslararası İlişkiler mezunu, perakendenin marka yönetimi ve ithalat departmanlarında görev aldı. Özel sektör deneyiminden sonra insan gelişimine yönelerek; nefes teknikleri, beslenme ve yaşam koçluğu üzerine eğitimler aldı. Bireysel ve kurumsal nefes eğitmenliği yaptı. Bir süredir güçlü yönler ve meslek seçimiyle ilgili eğitimler alıyor.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.
Dijital Pazarlama Eğitimi
4.9
(331)

Dijital Pazarlama Eğitimi

15 Konu5 Saat
EğitmenSedat Ateş
200119
Dijital İK Eğitimi
4.9
(9)

Dijital İK Eğitimi

8 Konu10 Saat
Bilal ŞentürkBilal Şentürk
29080