Close
Mobil Menu Bars

Ülkemizde İngilizce Eğitimi

25 Ocak 2019, 1331 defa okundu.
Ülkemizde İngilizce Eğitimi
Ülkemizde İngilizce Eğitimi

Bir tarafı Asya’ya bakarken diğer tarafı Avrupa’ya göz kırpan dünyanın en çok ziyaret edilen 6.ülkesi ve geçen yıl 41 milyon turistin fotoğraf makinelerine poz veren güzel ülkemizden merhabalar. Hello! Çok uluslu bir yapıya sahip olan Osmanlı Devleti’nin ardılı olan ülkemizin gerek bulunduğu coğrafya dolayısıyla gerek kültürel olarak ne kadar zengin bir konumda olduğunu söylememize gerek yoktur sanırım. Peki, biz bu avantajlarımızı neden kullanamıyoruz? Yıllık 41 milyon turist çeken bir ülkede yabancı dil bilmek meziyet midir? Üstelik zorunlu İngilizce eğitimi almamıza rağmen. Konu çok derin. Al kahveni, çayını atla alt satıra!

8 Yıl Ders Al 8 Dakika Konuşama

Ülkemiz birçok Avrupa ülkesi gibi okullarda yabancı dil eğitimleri almayı zorunlu kılmıştır. Her çocuğun yabancı dil öğrenme fırsatına erişmesi oldukça güzel olsa da görünen o ki okullarda verilen İngilizce eğitiminin içi boştur. Emektar öğretmenlerimiz ‘tense’ lerle boğuşurken henüz yüzme bilmeyen mini mini birler ‘preposition’ların içinde boğulmaktadır. Peki ya hata kimde? Öğrenciler mi tembel yoksa öğretmenler mi niteliksiz? Madem bir suçlu bulmak lazım, bana göre tek suçlu müfredat. Eğitimin kalem ve kâğıttan ileri gidemediği bir sistemde İngilizce derslerinin etkili olması nasıl beklenir?  

Yabancı Dili Ciddiye Almak

İnsan var olduğu günden itibaren iletişim ihtiyacını karşılamak için çaba göstermiş ve bu konuda kendisini geliştirmiştir. Mağara adamlarının duvar yazıları yazmadan önce gramer kitabı okuduğunu duydunuz mu? Ya da kabilelerin birbirinin dillerini öğrenmek için sayfalarca yazı yazdığını? Evet, bende duymadım. Sorun şu ki ülke olarak yabancı dili çok ciddiye alıyoruz. YDS, YÖKDİL, KPDS, ÜDS derken ömrümüz bitiyor.

Bu sınavların hangisinde sizi karşılarına alıp en azından 2 dakika İngilizce konuşuyorlar? Hiçbirinde. O yüzden bu sınavlar İngilizce becerinizi değil sınav becerilerini ölçmekten öteye gidemez. Oysa yabancı ülkelerin İngilizce yeterliliğini ölçmek için kullandığı ve ülkemizde de uygulanan IELTS ve TOEFL gibi sınavlarda katılımcıların 4 temel becerisi ölçülür. 

İngilizce eğitimi için temel beceriler neler?

Dinleme, okuma, yazma ve konuşma. Karşınızdaki hocayla 10 dakika İngilizce konuşmadan bu sınavdan geçmenizin imkanı yoktur. İsterseniz 500 tane gramer kitabı okumuş olun. Bizim de sistemimizi dünyaya entegre edip konuşma üzerine bir dil eğitim programı yaratmamız lazım. Biz ise bunun yerine sayfalarca not tutup, gereksiz gramer kurallarıyla kendimizi yoruyoruz. 

Pratik Yapmak Önemli

Oysa ihtiyacımız olan tek şey pratik ve bu bizim online eğitim anlayışımızda neredeyse hiç yok. Bir bebek hiç tanımadığı bir dünyada duyduğu sesleri taklit ederek konuşmayı öğrenir ve bu süreç milyonlarca deneme ve yanılma eşliğinde gerçekleşir. Bizim yabancı dil maceramız ise kalem ve kitapların arasında geçer bu yüzden genelde kısa sürer ve mutlu sona ulaşamayız. En az 8 yıl dil eğitimi almamıza rağmen karşımıza turist çıktığında kekelemeye başlarız. 

2017’de, üniversitemin 3.yılında Erasmus Öğrenci Değişikliği Programı ile Polonya’da 4 ay eğitim alma hakkı kazandım ve herkesin düştüğü hataya düşüp tüm yazı gramer kitaplarıyla geçirdim. Büyük gün geldi çattı ve uçağa atlayıp Polonya’nın başkenti Varşova’ya indim ve indikten 15 dakika sonra bir şey fark ettim: İngilizce bilmiyordum. Okul sınavlarından aldığım puanlar ve Erasmus sınavını geçmiş olmanın bana İngilizce öğretmediği gerçeği sert bir Polonya ayazı eşliğinde yüzüme çarptı. 

Bir elimde 30 kilo diğer elimde 15 kilo valiz ile gece 11’e kadar tren istasyonu arayıp şehre ulaşmak için verdiğim mücadelede bir şey fark ettim. Zor durumda kalmak ve çaresiz olmak insanın yabancı dil becerilerine oldukça olumlu bir katkı yapıyor ve konuşmak zorunda kalıyorsunuz. Konuş ya da kaybol. Sor ya da gecik. Utan ya da başar. 

Bana göre dil öğrenmenin temeli budur. Hatalar yapmak ve yeni denemeler ile bu hatalardan kurtulmak. Daha sonra daha büyük hatalar ile daha güzel sonuçlara ulaşmak. Fakat İngilizceyi 40 kişilik sınıflarda 40 dakikalık derste öğrenen kardeşlerimiz bunu nasıl yapacak? Cevap oldukça basit. İngilizceyi bir ders olarak görmekten vazgeçip kendi pratiğini kendisi yaparak.

İngilizce Pratik Yapmanın 3 Etkili Yolu

Ülkemize turist geliyor ama hepimiz Antalya’da İstanbul’da yaşamıyoruz. Bu şehirlerin en turistik yerinde yaşasak bile turisti kolundan tutup ‘speak with me!’ diyecek halimiz yok ya. Yurtdışına çıkmak istesek evi arabayı satmak zorunda kalacağız. (1 Dolar eşittir kaç TL? Çok TL çooook.) Peki, çok az insanın yabancı dil bildiği ülkemizde nasıl konuşma becerilerimizi geliştireceğiz? Bunun için kendi dil öğrenme sürecimde kullandığım 3 ana formülü sizinle paylaşmak isterim:

Los Angeles’a Gidemiyorsan Los Angeles’ı Kendine Getir

Teknoloji çağının çocukları beni iyi dinleyin. Ticari araç sahibi enişteleriniz var ya hani mangallarda atletle gezen. Onların bir lafı vardır: ‘Teknoloji çok ilerledi yeğenim oradan Amerika’dan bir tuşa basıyorsun dünya yok oluyor.’ Hah işte o öyle değil. Sen oradan bir tuşa bas git İngiltere meclisini canlı izle. Magazin programından Oscar’ı takip edeceğine git Oscar ödüllerini canlı izle. 

Yabancı diziler ve filmler izle. Sevdiğin filmlerin kamera arkalarından Oxford hocalarının çevrimiçi derslerine kadar aradığın her şeyin İngilizcesi internette mevcut. Git onları izle ya bırak şu televizyonu. Ama boş izleme al eline kalemi tak kulağına kulaklığını hem eğlen hem öğren.

Öğrendiklerini Kullan

Eline bir kâğıt al ve öğrenmek istediğin kelimeyi 10 kere Türkçe 10 kere İngilizce yaz. Bunun sonucunda ne öğreneceksin tahmin et bakalım. Evet, doğru! Vakit ve enerji nasıl boşa harcanır onu öğreneceksin. Onun yerine yeni öğrendiğin kelimeyi içeren 3 farklı cümle kur ve ertesi gün o cümleleri oku. İnan bana çok daha faydalı olacak.

Bu Dili Konuşmak İçin Öğrendiğini Unutma ve Konuş

İngilizce öğrenmek istiyorsan utanmaktan vazgeçmelisin. Bizim dilinizi konuşan yabancılar ne kadar sempatik değil mi? İşte sende onlar için öylesin. Ama sessiz sessiz oturursan bir tatlılığın kalmaz. Öğrendiğin, gördüğün, dinlediğin her şeyi taklit et. Aksana takılma. Kimse senden güneyli aksanı yapmanı ya da İngiliz İngilizcesi konuşmanı beklemez. Sonuçta bende Ankara’da büyüdüm. Bakma burada bol bol ‘k’ harfi kullandığıma normalde biz onun yerine ‘g’ kullanıyoruz ‘gardaşım’. Filmlerden duyduğun kalıpları replikleri evde tekrarla ve başarana kadar bırakma. Kısaca ‘never give up!’.

Yazar: Abdülsamed Daşdan
 

Bu yazıyı beğendiysen
şimdi paylaş!
Blogger
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı
Yorumlar(0)
Ortalama Değerlendirme 5

Yorum yapabilmek için Oturum Aç'manız gerekmektedir.

Yorum yapılmamış, yapan ilk sen ol!