AnasayfaBlogLiyakat Nedir? Neden Önemlidir?
Nedir?

Liyakat Nedir? Neden Önemlidir?

25 Kasım 2020
Liyakat Nedir?

Liyakat sözcüğü Arapça kökenli bir kelime olup son yıllarda özellikle medya ile birlikte hayatımıza dahil olmuştur. Sözlük anlamı “bir kimsenin kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu” olarak karşımıza çıkar. Liyakat sahibi olmak, liyakat göstermek gibi söylemleri sık sık duyarız. Örneğin siyasette, memurlukta, askerlikte haber bültenlerinde liyakate uygun bulunmadı denir.

Konuşma dilinde sonunda layığını bulmuş diye bir söylem bile vardır. Ben daha iyilerine layığım diye kendimizi motive ederiz. Etrafımızdan o sana layık değil sözlerini işitiriz. Daha iyi bir eve ve arabaya layık olabilmek için çalışırız. Liyakat denilince akla daha çok ülkeler arası siyaset ve müzakere süreçleri gelir. Ancak günlük yaşantımızda da liyakatin ve liyakat esaslarının karşımıza çıktığı yerler vardır.

Peki bir şeye layık olmak ya da olmamak nasıl belirlenir? Buna kim karar verir? Neden böyle bir yakıştırma yapılır. Bu yazımda bütün bunların cevaplarını vermeye çalışacağım.

Liyakatın Anlamı Nedir?

Liyakat Arapçadan dilimize geçmiştir. Son zamanlarda çok kullanılmaya başlayan bir kelimedir. Layık sözcüğü ile aynı kökten gelir. Liyakat aslında en basit anlamıyla işinin ehli olmak o işe yakışan davranışlar sergilemek demektir. Diplomasi için düşünecek olursak ülkeler arası anlaşmalara ters olan davranışlardan kaçınmak diyebiliriz. Askerler için emre itaat etmek, üstünün dediklerini yapmak liyakatin örneği olarak gösterilebilir.

Aslında liyakat bir yönden toplumda, insanlar arasında ve çeşitli mesleklerde düzeni sağlamaya yarar. Her işi herkes yapamaz. Bu bakımdan liyakat yaşamın her alanında dikkat edilmesi gereken bir kavramdır. Liyakate önem vermeden yapılan terfiler kötü sonuçlara yol açar. İşler ve ilişkiler verimsizleşir. Bunun sonucunda şirketleri iflasa bile sürükleyebilir.

Liyakat Ne Demektir?

T.C. Anayasası’nın 70. maddesinde liyakate dikkat çekilmiştir. Liyakatin gerçekleştirilebilmesi için mevcut olan hakların korunması ve adalet çerçevesinde birtakım kararlar verilmesi gerekir. Kendine yakışanı yapmak liyakat kavramının bir özetidir. Liyakatli olmak illaki büyük şirketlerde çalışmayı ya da patron konumunda olmayı gerektirmez.

Yaşamımızın hemen hemen her alanında liyakati esas almak işimizi kolaylaştırır. Bunlara uyulmadığı zaman liyakatsiz insanlar ortaya çıkar. Liyakatsiz TDK sözlüğünde başarısız ve yeteneksiz anlamında bir sıfat olarak geçer. Liyakatsiz insanlar da bir şeylere sahip olabilmek için çaba harcamamış ve başarı göstermemiş olan insanlardır.

Yapılan bir işin liyakatli olup olmadığını anlamak için ortaya çıkan sonuçlara bakmak yeterlidir. Kayırma ve hak etmeden bir yerlere gelerek yapılanların başarısızlıkla sonuçlanması kaçınılmazdır. Liyakatin esas alınmadığı ortamlarda çalışanlar da bir süre sonra kendi değerlerinden vazgeçerler. Kişiler liyakatli olsa bile yaptıklarının görülmediğini düşünürler. O işle ilgisi olmayan insanların iyi yerlere geldiği sonucuna varırlar. Çabalamaktan vazgeçerler. Yani aslında liyakat esasına göre hareket edilmezse hem iş bilmeyen insanlar etrafta cirit atar hem de işi bilen insanlar isteksizleşir.

Liyakat Sahibi Kişilerin Özellikleri Nelerdir?

Günlük hayatta, idarede, hukukta siyasette liyakat sahibi olmak önemlidir. Liyakatli kişiler işlerini yaparken bazı öncelikler gözetirler. Bu kişilerin özellikleri şöyle sıralanabilir;

  • Adil davranırlar.

  • Profesyonellikten şaşmazlar.

  • Kendilerine verilen işi emanet sayarlar.

  • Emanetlerini sonuna kadar korur ve yerine getirmek için ellerinden geleni yaparlar.

  • Kendi isteklerini ön planda tutmazlar.

  • Bir işte yapılması gereken neyse onu yaparlar.

  • Kendilerinden istenene tarafsız bakarlar.

  • Söylenen şeyin uygun olmadığı durumlarda daha kolay itiraz ederler.

  • Görevlerini kötüye kullanmazlar.

  • Mutlu çalışırlar.

  • Kendilerini sürekli geliştirirler.

  • Yeniliklere açıktırlar.

  • Vizyon sahibidirler.

  • Ön yargılı değildirler.

  • Hak ettikleri mevkiye çabuk ulaşırlar.

Liyakat ve Adalet

Adalet sözcüğüne TDK dört farklı anlam yüklemiştir. Kanunlara uygunluğu içerir. Hayatın her alanında olan ve olması gereken bir kavramdır. Toplumda devamlılığı, huzuru barışı ve düzeni sağlar. Adalet kavramının ikinci ve dördüncü anlamları liyakatle örtüşen anlamlardır. Her iki sözcüğün anlamları düşünülecek olursa bunları birbirinden ayırmak olanaksızdır. Çünkü liyakatin sağlandığı yerde adil seçimler yapılmıştır. Aynı zamanda adaletli olmak istendiği zaman da liyakate göre tercihler yapılmalıdır.

Kavramların bu kadar yakın olması birlikte ya da birbirinin yerine kullanılmasını doğurmuştur. Adaletine sığınmak, adalete teslim olmak gibi deyimlerden de anlaşıldığı gibi güven veren bir olgudur. Toplumdaki yetkilendirmelerde adaletli olunması beklenir. Adaletli bir görevlendirme de liyakate uyulmasından geçer. Seçimlerde bu kriterlere uyulduğu takdirde uyumlu bir çalışma ortamı sağlanabilir. Adaletin olduğu yerde rüşvet, kayırma ve iltimas görülmez.

Bireyler ve toplumlar adalet sayesinde gelişirler. Adalet olmadığı zaman güven sağlanamaz. Güvenin ortadan kalktığı bir yerde de şeffaflık beklenemez. Güven ve şeffaflığı kaybetme de başarısızlığı doğurur. Adalet ve liyakat uygulandığında yalnızca kişilerle sınırlı kalmaz. Tüm insanlığa, topluma ve dünyaya yayılır. Liyakatin esas alındığı yerlerde adalet rahatlıkla uygulanabilir. Ancak tam tersi durumlarda kişisel adalet devreye girer. Bu da kişiye bağlılık, iş bilmezlik ortaya çıkarır. Bu durumda otorite sarsılır.

Düzen, dirlik, güvenlik isteniyorsa her iki kavram birlikte devreye girer. Hakkın korunması ancak bu şekilde mümkündür. Statüye ya da maddi olanaklara bakılmaksızın kişilere huzurlu bir ortam sağlanır. Adalet ve liyakat sağlanmışsa o toplumun mutlu olması beklenir. Toplum gelecek kaygısı duymadan üretmeye devam eder. Eğitime önem verilir. Bilgi ve kültür seviyesi de artar. Bu toplumlarda kişiler kötü şeyler yaşasalar da sonucun adaletli olacağını bilirler.

Liyakat ve Sadakat

Sadakat sözcüğüne TDK içten bağlılık, sağlam, güçlü dostluk olarak yer vermiştir. Arapça sıdk kökünden gelir. Genellikle liyakatten ayrılmayan bir kavramdır. Liyakat masaldaki kül kedisiyse sadakat onun kötü üvey annesidir.

İşine, arkadaşına, sözüne sadık olmak elbette önemlidir. Ancak sadık olan ama layık olmayan biri bir işin başına geçirilebilir mi? Hele ki o iş önemli bir işse ya da üst düzey bir pozisyonsa layık olmanın yanında sadık olmanın lafı bile geçemez. Geçmemeli. Zaten bakıldığında liyakat sadık olmayı kapsar. Çünkü liyakat sahibi insanlar yaptıkları işe ve verilen görevlere bağlıdırlar. Liyakatsiz olan kişiler kendi ekiplerini ya da yöneteceği insanları seçerken sadakat ararlar. Çünkü kendilerine sadık olan insanları istedikleri gibi hareket ettirebilirler. Hatta sorgusuz sualsiz her şeyi yaptırabilirler.

Bir insanda her iki özellik aynı anda bulunabilir. Biri olmazsa diğeri de olmaz diye bir şey yoktur. Ya da biri olursa diğeri de kesinlikle olacak diye bir zorunluluk bulunmaz. İki kavram var olmak için birbirinin ön koşulu değildir. Liyakat sadakate göre daha profesyonel bir kavramdır. İş ilişkilerinde ve profesyonellik gerektiren durumlarda liyakat ağır basar. İşi bilene yaptırmak gerekir. Çünkü işi bilen kişi gördüğü bir yanlışı daha rahat dile getirebilir. Üstüne kişisel olarak değil iş anlamında bağlıdır.

Objektiflik önemlidir. Arkadaşlık ve akrabalık ilişkilerinde ise sadakat daha çok aranır. Sadakatte gönül bağları söz konusu olduğu için daha subjektiftir. Kırma, kırılma, gücenme gibi durumlar söz konusu olur. İş hayatında sadakat ön plandaysa özel amaçlar söz konusu olabilir. Bir yerle gelme/getirilme beklentisi içerebilir. Sadakat daha çok çıkarlara göre şekillenir demek yanlış olmaz.

Liyakat ve Ehliyet

Ehliyet Arapça ehliyet kelimesinden dilimize geçmiştir. Ustalık, yeterlilik anlamlarına gelir. Herhangi bir şeyi profesyonel olarak yapabilme yetkinliğidir. Anlamında da görüleceği gibi bir çeşit “ayrıcalık” ifadesidir. Ehliyet sahibi olmak birtakım koşulların sonucudur. Eskiden ehliyet diye anılan sürücü belgesi mesela… Ona sahip olmak için yaşınızın tutması gerekir. Aynı zamanda araba sürmekte yeterli olmanız beklenir. Ya da hukukta tam ehliyetli olmak diye bir kavram vardır.

Tam ehliyetli olmak için reşit olmanız gerekir. Aynı zamanda akli melekelerinizin yerinde olması ve kısıtlı olmamanız şarttır. Yani kısaca kendi kendinize bir şeyler yapabilmeye yeterli olmak demektir. Ehliyet ve liyakat birbirinin dostu olan iki kavramdır. Ehliyet de eğitim ve deneyimle daha üst seviyelere çıkarılabilir. Hak ehliyeti, fiil ehliyeti ya da araç ehliyeti… Hangisi olursa olsun yerine getirebilmek için uzmanlık gerekir.

İster ödüllendirme ister cezalandırma olsun ehliyete ve liyakate uygun olmalıdır. Bunlara önem verilmeden yapılan işlerde kötü son kaçınılmazdır. Yeterliliğe sahip olmayanlar o işe uygun olmayanlar başa getirilmemelidir. Osmanlı Devleti’nde de beşik ulemalığı sisteminden sonra çöküş başlamıştır. Bu sisteme göre alimin oğlu alimdir diye kabul edilmiştir. Herhangi bir yetkinlik aranmamıştır. İlimle alakası olmayanlar alim olunca medreselerde bozulmalar görülmüştür. Bu da yıkılışa sebep olmuştur.

Liyakat Göstermek Neden Önemlidir?

Liyakatin en önemli ilkeleri doğruluk ve dürüstlüktür. Bir nesil buna dikkat ederek yetişirse onların yetiştirecekleri de liyakate önem verirler. Zincirin halkaları olarak artarak devam ederler. Liyakat esasına göre yönetilen bir toplum düşünün. Eğitim, bilim, bilgi, birikim, kültür önemlidir. Bireyler kendine ilgi alanı ve yeteneğine göre bir yer bulur.

Herkes kendi işini yaptığı için kimse kimsenin yerine bir şey yapmak zorunda kalmaz. Bu durumda gelecek yaşama yönelik bir kaygı oluşmaz. Her işin başı adaletten geçer. Profesyonellik ve deneyim ön plandadır. Yönetici liyakate önem verdiği zaman onun görevlendirmesinde çalışanlar da öyle olur. O toplum mutlu bir toplum haline gelir.

Liyakatli kişilerin görev tanımları ve görev yerleri sürekli değiştirilmemelidir. Liyakatsiz insanların başa geldiği toplumlarda hak ediş söz konusu değildir. Kendilerini anlamadıkları, başarılı olmadıkları bir serüvenin içinde buluverirler. Eşit imkanlar gözetmezler. “Torpil” denilen kayırmacılık mevcuttur. Adalet kavramına dikkat etmedikleri için eş, dost sınıfından birilerini yanlarına alırlar. Tabiri caizse bir çuval inciri berbat ederler. Çünkü bu tip insanlar adil iş yapamadığı gibi bulundukları ortama da zarar verirler.

Mesleki ya da teknik bilgileri olmadığı için kötülük düşünen kişiler tarafından kandırılabilirler. Bunun birçok örneği geçmişten günümüze kadar toplumlarda görülmüştür. Bu kavram en çok askerlik, siyaset ve memuriyette görülür. Örneğin askerlikte liyakate uyulmadığı zaman görev kötüye kullanılabilir. Sonu zaman zaman çeşitli ülkelerde de görülen darbeye kadar gidebilir. Siyasette liyakat hemen hemen her politikacının ve partisinin savunduğu bir görüştür. Zaten toplumun da onlardan beklediği budur. Hangi parti olursa olsun başa geçtiği zaman hak edenlerin hak ettiği yerde olması istenir.

Devlet memurluğu 657 sayılı kanununda da liyakatin tanımı yer alır. Bu tanıma göre bir memur önce memur olarak atanır. İlerleyen zamanlarda bilgi ve tecrübesini arttırır. Bunun neticesinde kurumunda önce müdür yardımcısı sonra müdür olabilir. Yani bir sıra ve düzeni takip eder. Bu esası gözetmeyen kişilerle iş yapmak ve onlardan hizmet almak istemeyiz. Aynı işi yapan insanlarda bile alanda uzmanlık fark eder.

Örneğin kalbinizde bir sorun olduğunu düşünün. Hastaneye gittiniz ve acil ameliyat olmanız gerekiyor. Fakat hastanede kalp cerrahı yok. Bunun yerine çok başarılı bir beyin cerrahı gönderiliyor. Ameliyatı da onun yapacağı söyleniyor. Kabul eder miydiniz? Eminim çoğunuz asla kabul etmem diyorsunuz. Canımız söz konusu olunca kulağa ne kadar korkunç geliyor değil mi? Ya da bir İngilizce kursuna yazıldınız. Ama dersinize giren hoca İngilizce bilmiyor. Böyle bir şey de mümkün değil tabii ki. Alanına hakim işini bilen kişilerle çalışmak da yaşamak da her zaman daha kolaydır.

Liyakat Sisteminin Önemi

Sanayi inkılabı ile birlikte bilgili ve birikimli personel ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu da işe uygun personel alma isteğini doğurmuştur. Böylece liyakat kavramı oluşmuştur. Liyakati anayasal kural haline getiren ilk anayasa Kanun-i Esasi’dir. T.C. Anayasası’nda da bu kavrama yer verilmiştir. Hatta üzerine açıklamalar ve sayfalarca makaleler yazılmıştır.

İyi kullanılabildiği ve altı doldurulabildiği zaman çok güzel sonuçlar alınabilir. Ancak günümüzde her iktidar değişikliğinde personel yenilenerek işlevsiz bir hale gelmiştir. Sadakat esas alınarak yerleştirmeler yapıldığı için personelde memnuniyetsizlik oluşmuştur. Böylece hizmetler aksamıştır. Bir bakıma siyaset liyakati alt etmiştir denebilir. Bu durum da insanların yaşamını ve işlerin yürümesini de olumsuz etkilemiştir. Bunun ortadan kalkması için atılan adımların daha şeffaf olması gerekir.

Geçmişten günümüze hemen hemen dünyanın her yerinde liyakate ulaşmak istenmiştir. Toplumların ve yöneticilerin en büyük arzularından biri haline gelmiştir. Büyük düşünür Mevlana bile bu kavrama dikkat edilmezse toplumsal aksaklıklar olacağını söylemiştir. Hatta en önemli eseri Mesnevi de liyakat üzerine oluşturmuştur.

Liyakat sistemi daha çok kamu kurumları için işe alımlarda uygulanıyor. Bunun yanında personele uygulanan muamele ve işlemler de sistemle uyum halinde olmalıdır. Sistemin varlık amacı yöneticilerin siyasi atamalara karşı korunması ve siyasetin kalitesinin arttırılmasıdır.

Osmanlı Devleti’nde de 17.yy sonlarına kadar güzel bir şekilde uygulanmıştır. “Çıkma Kanunu” adı verilen kanun bir kanun bulunur. Buna göre belirli aralıklarla görevde yükselme sağlanmıştır. Padişah değişikliklerinde ise göreve gelecek kişiler işe uygun ve yeterli kişilerden seçilmiştir. Bu sistem ödüllendirici bir sistemdir. Terfi ile manevi ödül para ile de maddi ödüller verilmiştir. Hatta savaşlarda yiğitlik ve başarı gösterenlere liyakat madalyası verilmiştir.

Sistem pek çok Batılı ülke tarafından model alınmıştır. Tanzimat ve Islahat Fermanları’nda liyakat ölçüsü olarak yetenek ve yeterlilik ele alınmıştır. Günümüzde terfide liyakatten ziyade kıdem ön plana çıkmıştır. Yapılan hiçbir uygulama liyakat ilkesiyle çelişmemelidir. Liyakat sistemi çökerse adaletli karar verebilme mekanizması da çöker.

Liyakat liyakat sahibi liyakat göstermek liyakat nedir liyakat ne demek
Seray Akyüz
Seray Akyüz
Blog Yazarı

Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 2015 yılında mezun oldu. Mezun olduktan sonra çeşitli okullarda edebiyat öğretmeni olarak çalışan Akyüz, pandemi sürecinde İstanbul İşletme Enstitüsü'nde çeşitli eğitimler aldı. Aldığı bazı eğitimler sonucunda ajanslarda içerik üretmeye başladı. Edebiyat, eğitim, sağlık ve dekorasyon gibi konularda yazılar yazmakta.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.