Published on: 14 Mayıs 2019 Konuk Yazar 0 Yorum
Okuma Sayısı : 954

Muhtemelen şu an bu satırları yazmakta olan ben gibi, bir kısmımız bir süre -belki de uzun bir süre- önce mezun olduk. Bir kısmımız ise yeni mezun oldu ya da olmak üzere. İşte bu yazı ne zaman mezun olduğu ya da henüz mezun olup olmadığının da ötesinde biz gençlerin içine sürüklendiği gelecek kaygısı, yani bizzat biz gençlerle ilgili.

Dönemsel Olarak Gençlik Kavramı

Gencin kim olduğuna dair yapılacak olan bir genç tanımı muhakkak ki sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik duruma göre değişiklik gösterecektir. Fakat, Türkiye’nin de kurucu üyesi olduğu ve 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BM)’nın tanımına göre genç, 15 ile 25 yaşları arasında, öğrenim gören, hayatını kazanmak için çalışmayan ve ayrı bir konutu bulunmayan kişidir.

Devamında ise üç ayrı alt başlığa daha ayrılan bu genç tanımında bizi esas ilgilendiren ve parçası olduğumuz grup ise “uzamış gençlik” veya “yüksek öğretim gençliği” olarak da tanımlanan 21-25 yaş arası gruptur; yeni mezun olmuş ya da olmak üzere olan grup.

Yeni Mezunların Temel Kaygı Sebepleri

Gelecek kaygısı, “peki şimdi ne yapacağım ben?” sorusu… Bu gibi soru ve kaygılar elbette ki yalnızca üniversite mezunu eğitimli gençlere özgü değil. Fakat bu yazıda özellikle üniversiteden yeni mezun olmuş olan gençlerin durumu üzerine eğilecek olmamızın belli başlı bazı özel nedenleri var.

Öncelikle ortalama dört yıl süren zorlu bir üniversite sürecinin ardından, verilen emeklerin karşılığının bir iş sahibi olarak alınmasının bekleniyor olması dile getirilebilir. Yine bir diğer önemli sebep de üniversite mezunu olmak ve iş bulmak arasında gelişebilecek olan muhtemel ters orantının sebep olacağı sosyal çevre baskısı.

Buna bir örnek verecek olursak eğer, üniversite bitirmemiş bir gencin iş bulamaması, üniversite mezunu ve aynı yaştaki bir gencin iş bulamamasına oranla toplumda daha kabul görür bir durum olarak algılanabilmektedir.

Bir Y Kuşağı Klasiği: Ne İstediğinden Emin Olamama Hali

Yukarıda saydığım gerekçelerden tamamen bağımsız, Y Kuşağı olarak da adlandırılan gençler, ne yapmak istedikleri konusunda ikilemler yaşamaktadır. Bu da yeni mezunların yaşadıkları (u)mutsuzluğun sosyolojik bir ifadesi olarak görülebilir. Küreselleşme, bizlere bir yandan sınırsız imkanlar sunarken diğer yandan da paradoksal olarak bu sınırsız imkanlar arasında kaybolmamıza neden oluyor. Yeni mezunlar için çıkış noktası da işte tam olarak burada yatıyor.

Sınırsız İmkanlar Labirenti

Yukarıda olumsuz bir tablo çizmiş gibi görülebilirim. Tablo belki gerçekten olumsuz da olabilir. Fakat her şeyin mükemmel olduğu bir yaşam sıkıcı olmaz mıydı? Dahası bizi köreltmez miydi? Bu tabloda yeni mezunlara düşen şey, bu sınırsız imkanlar labirentini olumsuzlayarak labirentin diğer ucundaki çıkışı bulmak! Çıkışı ararken elbette ki kaybolduğumuzu sanıp umutsuzluğa düşeceğiz.

Bu noktada yeni mezunlar için umut, labirentin bir çıkışı olduğunun bilincinde olmak olacaktır. Yeni mezunlar özellikle iş arama sürecine girdiklerinde, esas eğitim-öğretimin üniversiteden sonra başladığının, kendini sürekli geliştirmenin ve yabancı dil veya kişisel gelişim eğitimleri gibi eğitimler alarak bunu belgelendirmenin ne kadar önemli olduğunun farkına varacaklardır. Aradığı işi bulamayan ve gelecek kaygısı taşıyan birçok genç, asla pes etmeyerek kendisi için en uygun olan yolu keşfetmenin hazzına varmalıdır.

Farklı bir dil öğrenmek, internetin sunduğu birbirinden farklı alanlardaki online eğitimler ve kurslardan yararlanmak gençlerin kendi potansiyellerini keşfetmesini sağlarken, dünyaya ve yaşama daha geniş bir perspektiften bakmayı da beraberinde getirecektir.

Yazar: Eray Alpay Özdemir

  • yeni mezun ,
  • gelecek kaygısı ,
  • iş arama ,
  • y kuşağı ,
  • ikilemler ,
  • kişisel gelişim ,
  • yabancı dil ,
  • online eğitim
Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı