Published on: 30 Nisan 2019 Konuk Yazar 0 Yorum
Okuma Sayısı : 653

Uyku ihtiyacımız olmasına rağmen birçok öğrenci tarafından zaman kaybı olarak görülüp kısaltılmaya çalışılan bir durum haline gelmeye başladı. Çalışma saatlerinin verimlilik üzerindeki etkisi konusunda yapılan araştırmalar, az uyku çok çalışma anlayışı gerçekten işe yarıyor mu yoksa bizlere zarar mı veriyor bu konuyu ele alacağız. Bunun için ise önce uykunun ne olduğunu bilmek gerekir.

Birçoğumuz uykuyu vücudumuzun dinlenmesi için gereken bir işlem olarak görür. Uyku beynimiz için gereklidir ve beynimiz sanıldığının aksine uyku sırasında dinlenmez; bazı zamanlar gündüz olduğundan daha çok çalıştığı bile gözlenebilir. Uyku beynimiz için gerekiyorsa neden uykumuzu alamadığımız zaman vücudumuz çok yorgun oluyor o halde düşüncesi geliyor bu kez akıllara. Bunun için sirkadyen ritmimiz, uyku kalitesi, süresi gibi birçok faktörü birlikte incelemek gerekir.

Sirkadyen Ritim Nedir?

Sirkadyen köken olarak ‘gün’ ve ‘ilgili’ kelimelerinden gelen günlük, 24 saatlik anlamına gelmektedir. Diğer bir deyişle sirkadyen ritim bizim vücudumuzun günlük fizyolojik döngülerini ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Vücudumuzda bulunan birçok organımızın veya sistemimizin kendisine ait bir sirkadyen ritmi vardır. Uyku için olan sirkadyen ritmimiz beynimizin ön hipotalamusunda bulunan sağ ve sol suprakiazmatik nukleus (SCN) tarafından belirlenir. Fizyolojik, davranışsal ve biyokimyasal birçok diurnal düzeni belirler.

Sirkadyen Ritim Bozulabilir Mi?

Sirkadyen ritmi etkileyen birçok fizyolojik etken vardır. Bunun en başında ise ışık, yaş, körlük, vardiyalı çalışma, saat farkı fazla olan yerlere yolculuk maddelerini sayabiliriz. Uyuma ve uyanıklık fazlarının zamanlaması, bedensel ve çevresel koşullara göre ayarlanabilir. Zamanlama mekâna, sosyal, davranışsal, genetik, farmakolojik özelliklere ve yaşa göre belirlenir.

Sirkadyen Ritmin Bozulmasının Sonuçları Nelerdir?

Uyku kalitesi bozulunca dikkat bozuklukları, hafıza sorunları hatta bir süre sonra varsanı ve sanrılar dahi görülebilmekte, çalışma verimi düşmektedir. Kronobiyolojik değişmelerin artması ile de belirtiler artmakta ve bir süre sonra bir takım rahatsızlıklar görülmeye başlanmaktadır. Bununla ilgili şimdiye kadar birçok çalışma yapılmıştır.

Bu duruma verilebilecek örnekleri düşünecek olursak gece çalışanlarını ele alabiliriz. Anksiyete düzeyinin gece çalışan insanlarda çok daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Uyuma eksikliğinin kanın içerisinde yer alan bağışıklık sistemini etkileyen kimyasalları dengesizleştirdiği; bu dengesizliğin ise davranışsal ve fizyolojik tepkileri etkilediği ortaya konulmuştur.

Tavuklarla Baykuşlar Arasındaki Farklar Nelerdir?

Erkenden yatıp erkenden kalkan kişileri ifade ederken “tavuk” , gece geç yatıp geç kalkan kişileri ifade ederken ise “baykuş” kelimelerini kullanırız. Peki tavuk veya baykuş olmanın insan yaşamı üzerinde ne gibi etkileri vardır? Sabahları erken uyananların, geceleri geç uyuyup günün geç saatinde uyananlara göre daha mutlu oldukları söylenmiştir. Günün erken saatlerini daha etkin kullandıkları ve erken saatlerde aldıkları hizmetlerden daha fazla haz aldıkları görülmüştür. Baykuşların daha zeki, yaratıcı, sembolik ve bilinmeyen verilere eğilimli oldukları fakat daha fazla depresyon sorunu, çatışma ve stres yaşadıkları bilinmektedir. Tavukların daha uyumlu, sağlam bilgi değerlendirmeye yatkın, doğrudan deneyime ve gözlemlenebilir olgulara güvenme eğilimine sahip, analize ve mantığa daha çok önem veren, yeni bilgiyi mevcut bilgiler ile yorumlamaya eğilimli oldukları ve sosyal faydaları daha çok önemsedikleri ortaya konmaktadır.

Uyku ve Öğrenme Arasındaki İlişki

Birçok öğrenci sınav zamanı sabahlayarak sınava girmeye çalışır. Fakat bu şekilde çalışılan konular gerçekten öğreniliyor mu? Kesinlikle hayır. Çünkü öğrenmek için uykuya ihtiyaç duyarız. Yazının başında sizlere uykunun aslında beyin için gerekli olduğunu söylemiştik. Bunun asıl sebebi beynimizin uyuma sırasında gündüz gelen verileri analiz edip, temizleyip, kalıcı hafızaya almasıdır. Yapılan bir çalışmaya göre gündüz bir bilgiyi öğrenirken aktif olan beyin bölgesi REM uykusu sırasında tekrar aynı şekilde aktifleşir. Kimileri bunu beynin uyurken bilgileri kalıcı hafızaya geçirmek için onun bir provasını yapması şeklinde tanımlar. Zaten rüyanın tanımını yaparken “Bireyin bir gün içinde yaşadıklarından yola çıkarak kendine özgü ‘önceki kayıtları’ da işleyerek bellek sistemini yenilediği bir yaşantı.” Tanımının yapılması da bundan dolayıdır.

Uyku Kalitesi Nasıl Artar?

Eğer uyuma süremizi kısaltmak istiyorsak uyku kalitemize odaklanmalıyız. Bunun için ilk yapmamız gereken sirkadyen ritmimizi bozmayı bırakmak olmalıdır. İkinci olarak beslenme şeklimizi düzeltmek oldukça önemli bir faktördür. Gün içerisinde fazla karbonhidratlı ve yağlı beslenen kişilerin daha uzun ve verimsiz uyuduğu bilinen bir gerçektir. Diğer bir faktör ise gün içerisinde hareket etmektir. Hareketli bir yaşam sürmek hem uyku kalitesini olumlu etkiler hem de gün içerisindeki odaklanmaya yardımcı olur. Ayrıca karanlıkta uyumak, uyumadan önce mümkün olduğunca az yapay ışığa maruz kalmak, sessiz bir ortamda uyumak uyku kalitemizi olumlu yönde etkileyecektir.

Uykumuzdan kısıp daha çok çalışabilmek için kendimizi zorlamak bize fayda değil zarar verecektir. Başarımızı arttırmak yerine verimimizi düşürecek ve sağlığımızı kötü etkileyecektir. Bu durumda sağlık daima önceliğimiz olmalı ve uyku düzenimizi dengeli bir hâle getirmeliyiz.

Yazar: Berfin Özcan

  • uyku ,
  • uykunun önemi ,
  • kaliteli uyku ,
  • uykunun başarıya etkisi
Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı