AnasayfaBlogİş Arayanlar İçin 2022 Nasıl Geçecek?
İş Arama Teknikleri

İş Arayanlar İçin 2022 Nasıl Geçecek?

15 Aralık 2021
İş Arayanlar İçin 2022 Nasıl Geçecek? Gençler İş Beğenmiyor mu?

Bu yazıda sizinle 2022 iş piyasası hakkında konuşacağım. Daha doğrusu bu bir eğitim veya sunum olacak. 2022 iş arayanlar için nasıl bir yıl olacağından bahsedeceğim. TÜİK’ten edindiğim bazı veriler var ve bu veriler ışığında bazı önerilerim olacak.

Ayrıca ikinci bölümde neden iş bulamıyoruz ve iş ararken hangi hataları yapıyoruz sorusunu cevaplayacağım. Çünkü bu konuda bana çok soru geliyor. Görüşme çok iyi geçmişti ama reddedildim. İşe alım uzmanı süper bir görüşmeydi dedi ama olumsuz döndüler. Neden olabilir diye mesajlar gönderildi. Hem bu mesajları toplu olarak yanıtlamak hem de bu konuda bir şeyler anlatmak istedim. Bu yazıda bu iki konu üzerinde konuşacağız. Ama daha çok ikinci bölüme odaklanacağımı söylemek istiyorum.

2022’nin herkes için kötü geçeceğine dair bir inanış var. Büyük çaplı işten çıkarmaların artacağını düşünenler var. Bunun yanında 2022 ikinci çeyrekte işe alımların artacağını söyleyenler var. Hangisi doğru hangisi yanlış bilinmez. Bilinir ama tahmin edilemez. Ama her şeye hazırlıklı olmak gerekiyor.

Özellikle bu yıl iş arayanların her şey hazırlıklı olup planlama yapması gerekiyor. Eğer sen bir planlama yapmazsan başkası senin için bir şeyler planlar ve tahmin et bunun sonucu ne olur?

Birinci sorudan başlayalım. İş arayanlar için nasıl geçeceğine bakalım.

2022 İş Arayanlar İçin Nasıl Geçecek?

2022’de iş arayanları büyük sorunlar bekliyor. Aslında sadece iş arayanlar değil, işi olanlar ve iş değiştirmek isteyenler için de bazı sorunlar var. 

Ben bu içeriği hazırlamadan önce TÜİK raporlarına baktım. Baktım değil aslında o raporların arasında kayboldum. 500 den fazla dosya indirdim bilgisayarıma. Bunlarla ilgili birkaç özet de hazırladım aslında onları da paylaşacağım birazdan.

1 numaralı sorun, birçok işçinin yaklaşan emekliliğidir. Bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil. Birçok ülkenin yaşlanan nüfusu nedeniyle, giderek daha fazla emekli, gençlere yer açmak için işlerini bırakıyor. Bu bir sorun mu? Hoşunuza gidebilir belki ama deneyimli iş gücü de sahadan ayrılıyor ve bu işletmeler için bir sorun. 

Bu elbette gelişmiş ülkelerde oluyor. Türkiye’de bir emekli halen çalışmak zorunda yoksa aç kalır. Yani eğer evi kira değilse emekli maaşıyla karın tokluğuyla yaşar ama elbette bu yeterli değil.

The Economist’e göre, "... Yaşam süreleri artıyor ve doğurganlık oranı azalıyor. Bunun sosyal ve ekonomik sonuçları var. En büyük endişeler, sağlık ve sosyal güvenlik harcamalarındaki artış. Bu da emeklilik yaşının artmasına sebep oluyor. Yaşlılar emekli olunca, 2022 de iş bulma imkanınız biraz daha artacaktır. İş arayan adaylar, bu dönemde iş bulabilmek isteyenler sektör değiştirmeyi göze almalı ve hatta freelance çalışmayı artık aklının bir köşesine yazmalı.

Birçok şirket dış kaynak kullanımına yöneldi.

Neden? Çünkü daha az maliyetli. Freelance çalışanlara ihtiyaç duyuluyor artık. Elbette bu da tüm çalışanları freelance alıp, tam zamanlı çalışacak personel almayacakları anlamına gelmiyor.

Tabi gençler iş beğenmiyor diye bir durum da var :) Sokak Röportajlarını hatırlayın.

Aslında bence burada sorun gençlerin iş beğenmemesi değil. Sorunu yanlış olması. 

Mesela soru şu olmalı: 

  • Sevdiği işi yapmak isteyen gençlere ne tavsiye edersiniz?

  • Sizce gençler neden iş beğenmiyor?


Gençler iş beğenmiyor evet ama hepsi öyle değil. Tembel ve çalışmak istemeyenler mutlaka vardır ama zor bir ekonomide, krizlerin yaşandığı bir ekonomide kendilerine yer bulmakta güçlük çekiyorlar. İşler az, ve giriş seviyesi işlerde ücretler düşük. Birçok genç çalışmak yerine eğitimlerine odaklanmayı seçiyor. 

Elinde telefonla akşama kadar oynamak istiyorlar ifadesi doğru değil. Mutlu ve başarılı olmak için son teknoloji ürünlerine ve trendlere elbette hakim olmak zorundalar. Hepsi enerjik ve yaratıcı. Basit düşünemiyorlar. Doğru fırsatların çıkmasını bekliyorlar. bu yüzden sokaktaki adamın serzenişi bu.

Ben aslında şu anda gençler iş beğenmiyor diyenlere de birkaç şey söylemek istiyorum. Bu içeriği okuyup okumayacağını bilmiyorum ama bu söylediklerimi dikkate almanı istiyorum.

Gençler iş beğenmiyor dediğinde kendi beğendiğin ve yaptığın işleri mükemmelleştirerek söylüyorsun. Muhtemelen yaptığın başka bir iş yok. Elinden gelen başka bir iş olmadığı için ekmek fırınında yaptığın işi, ya da inşaatta yaptığın işi dünyanın en süper işi olarak görüyorsun. Zor günler geçirmişsin ve sokak lambasının altında ders çalışmışsın. Gerçek olmasa da emin ol seninle aynı yaşta olan herkesin böyle bir hikayesi var. Bizim gençliğimizde sokak lambası yoktu diyenlerle, evimizde elektrik yoktu sokak lambası altında ders çalışıyorduk diyenler aynı yaştalar. Bununla ilgili bazı örnekler olabilir ve sen bu mağduriyetten hoşlandığın için bunu seviyorsun. Ülkemizin kuruluş döneminde yaşanan zorlukları sana çok fazla anlattılar ve fiziki zorlukların başarıyla eşdeğer olduğunu düşünüyorsun.

Sıhhi tesisat işinden, musluk tamirciliğinden çok para kazanıyor olabilirsin. Ama bu işler şimdiki gençlerin ilgisini çekmiyor. O parayı kazanmayı kimse istemiyor. Sadece bu ülkede değil, dünyanın hiçbir yerinde kimse o parayı kazanmak istemiyor.

Sen tesisatçılığı öğrenmek için yıllarını vermiş olabilirsin. Ama artık günümüzde insanlar o bilgileri edinmek için çok daha kısa zaman ayırıyorlar. 

Sen yaptığın işi seviyorsun ama bu o işin herkes için iyi bir iş olduğu anlamına gelmez. 

ayrıca çok para kazandığınızı da söylüyorsunuz ve muhtemelen emekli olduğunuzda iyi bir paranız olacak ama yaşamak bu değil. Bu insanlar yaşama farklı bakıyorlar. 50 yıl öne insanlar hiç ölmeyeceklerini ve öldükten sonra daha iyi bir yaşama kavuşacaklarını hayal ediyorlardı. Ama bugün gençler bu dünyayı da eğlenceli ve mutlu geçirmek istiyor. Su altı kaynakçılığı yapmak istemiyor. Parayla değil, işle tatmin olmak istiyor. 

Dünyanın neredeyse birçok yerine saran terör örgütleri canlı bomba olmaya karar veriyor. Çünkü burayı bir imtihan ve öldükten sonra cennetle ödüllendirileceğini düşünüyor. Sen hayatın boyunca hiç gülmeden, eğlenmeden ve hep çalışarak, hep para kazanarak bir hayat kurmuş olabilirsin. Ama şu anda insanlar bunu tercih etmiyor. Mikrofona ağzını uzatıp üniversite müniversite okumuşlar ama gençler iş beğenmiyor diyemezsin. Desen de seni ciddiye almayacaklar.

Herkes hayatı farklı yaşıyor herkes hayata farklı pencereden bakıyor. Hayata farklı pencereden bakmaya inanmadığın için insanlar seninle çalışmak istemiyor. 

Ayrıca gençleri anlamamış olman senin talihsizliğin. Bu senin sorunun ve bu sorunla ilgilenmiyorsun. Gençleri anlamak için bir çaban yok. Sadece etrafa içindeki belirsiz duyguları kusuyorsun ve herkesin seni anlamasını istiyorsun.

Belki sokak lambası altında ders çalıştın belki üniversite yoktu ama sen o sorunları aştın. Şimdi ise bakın otoyollar var oh mis ülke çok iyi diyerek gençleirn sorunlarını yok sayıyorsun. Öğrenim kredisi ödeyen gençleri anlamıyorsun. Bu rakamlar senin için küçük olduğu için sorunları küçümsüyorsun. 

Bu sebeple artık bunları bir kenara bırakıp ve mızmızlanmayı bırakıp gençleri de rahat bırakman gerek. Eğer bir talepleri varsa o taleplerin karşılanması için çaba sarfedecekler. Karşılanmadığında başka bir çözüm bulacaklar. Sen zaten kendini kurtarmışsın. Senin sorunun ne o zaman? Diye sorarak bunu da burada bitirmek istiyorum.

İlk sorunu yaşlanan iş gücü olarak söylemiştik ve bunu bu yıl gençlerin avantaja çevirebileceğini anlatmıştık. 

İkincisi ise;  bir zamanlar insanlar tarafından yapılan işler artık makineler tarafından otomasyonlar tarafından yapılıyor. Fabrikalarda çalışmak istemeyen üniversite mezunları artık rahatlayabilir. Çünkü zaten önümüzdeki yıllarda fabrikalarda çok daha az insan çalışacak. Çünkü robotlar fabrika görevlerini artık daha kolay yapabiliyor. Sonuç olarak imalat işlerinde de bir sorun var.

Ama olumlu tarafından bakarsak eğer bu robot teknolojisi artınca Bilgi teknolojilerine olan ihtiyaç da artıyor ve bu alanda personel istihdam ediliyor. Hatta büro personeli de bu dönemde artış gösterecek. Destek personeli vs bu dönemde büyük bir artış gösterecektir.

Bir tablo var ona bakalım şimdi. 

meslek gruplarına göre istihdam edilenler

Bakın ne var burada. Ben bu tabloda şunu görüyorum. Yeni mezunlara iş fırsatı çıktı. İnan bana bunu söylememin sebebi senin gönlünü çalmak değil. Ya da deneyimsiz yeni mezunları arkama alıp influencer olmak için söylemiyorum bunu. Eğer bu aylarda birisi size; birçok şirket deneyimli personel yerine yeni mezunları tercih ediyor derse şaşırmayın çünkü bu doğru. Böyle olacak. Neden böyle olacak diyoruz çünkü böyle olması için bir yola girildi ve atılan adımlar bizi bu yola götürüyor. Robot teknolojileri ve makineleşme Bilgi teknolojilerini, makine operatörlerini, hizmet sektörünü değerli hale getirdi.

Aslında ben yıllardır bir şey söylüyorum. Otomasyon nitelikli iş gücünün işini elinden alır. Aldı da. Bu bir gerçek. Peki bunun için nitelikli iş gücü ne yaptı hiçbir şey. Yok hayır yaptılar. Mesela 10 parmak klavye çalıştılar. 10 parmak klavye kursuna gittiler. Ya otomasyon diyorum otomasyon. Bir şirketi başarılı yapan şey makinedeki bir dişlidir. Yıl 2022 ve artık bunu anlamamız gerekiyor arkadaşlar. O dişli dönünce, üretim artınca şirketleri başarılı sayıyorlar. Klavyede 10 parmakla yazıp dakikada 100 kelime yazdığın için şirketler başarılı olamıyor. Ama maalesef bunu anlayamadık ve bunun için hiçbirşey yapmadık. Ne yaptık? Söyleyeyim.

Sanırım Avusturya’da insan teknolojileri adından bir şirket kuruldu. Makinelere karşı savaş başlattılar ve tamamen insanların ürettiği teknolojileri satıyoruz diyorlar. Sonu ne oldu bilmiyorum ama muhtemelen batmışlardır. Çünkü kimse o ürünü satın almaz. Size el işi teknoloji cihazı satmak isteseler alır mısınız? Almazsınız çünkü bu salak kesin yanlış yapmıştır bunu dersiniz. Salak dememe takılmayın hakikaten öyle. 50 yıl önce insanlar otomobil satın alırken arabanın ne zaman montajının yapıldığını soruyordu. Bu da mercedes. Yani çok büük bir marka. Düşün mercedes satın alacaksın ve satıcıya hangi gün montajının yapıldığını soruyorsun. Günün ne önemi var diye düşünenler olabilir aranızda ama şöyle bir inanış vardı eskiden. Pazartesi montajı yapılan mercedesler daha kaliteli oluyormuş. İşte insan elinden çıkan ürüne güvenmeyen insanlar. Günümüzde nanoteknolojiyle yapılan ürünler varken insanlar sıfır hata yerine insan gücüne neden güvensin ya da neden değer biçsin. 

Demek istediğim teknoloji nitelikli iş gücünü yendi ve onlar  artık bu yıl kendilerine başka alanlarda uzmanlık bulmak zorundalar.

Eğer 2022’de çalıştığınız sektörde kalmak istiyorsanız teknolojinin getirdiği trendlere uyum sağlamanız gerekiyor. Bunu anlamı bilgi teknolojileri ve teknolojiye ilişkin konularda kendinizi geliştirmeniz gerekiyor.

Bunu yapamıyor musun? O zaman makinelerin yapamadığı şeylere odaklan. Siber güvenlik alanında uzmanlaş. Yazılım öğren demiyorum onun da ömrü o kadar uzun değil maalesef. O, makinelerin ve otomasyonun yapacağı en kolay iş. Zaten çok hızlı ilerledi o alanda. Hazır sistemler vs derken yazılım sektöründe çalışanlar 10 yıl - 15 yıl sonra yavaş yavaş gemiyi terk etmeye başlayacaklar. 

sektöre göre istihdam

Ama bu şuna benzemez. Mesela google translate çıktığında çevirmenler işsiz kalacaktı hani bak işsiz kalmadık gibi bir şeye benzemez. Çünkü translate halen yardımcı yazılım. Destek yazılımı. Senin işini tamamen yapmıyor. İşini yapmana yardımcı oluyor. Eğer bir teknoloji senin işini sıfır hatayla yapabiliyorsa “hadi geçmiş olsun” derim.  Artık işsizsin. Yaptığın işi gözden geçirerek bunu tayin edebilirsin. Benim yaptığım işi teknoloji yapabilir mi? Bu soruyu sorman gerek.

Demek istediğim insanlara özel yeteneklerini geliştir. Ne o? Karar verme becerisi, etkili iletişim kurma, ikna etme gibi yetenklerini geliştir. Makineler yapay zekalar bunu yapabilir mi? Yapamaz. Şimdilik yapamaz. Translate çıkalı 20 yıl oldu ama halen işimizi elimizden alamadı. 20 yıl sonra belki alacak ama onu da 20 yıl sonrakiler anlatsın veya onlar düşünsün. İnsana ait becerileri otomasyonların yapay zekaların yapmasına daha çok var arkadaşlar.

Her neyse teknolojiden çıkıp iş bulmaya dönelim. 

Demek istediğim eğer farklı yetenekler geliştirmek için eğitimlere katılırsanız emin olun işverenin hoşuna gidecektir bu durum. Hatta şirketin faaliyet alanıyla ilgili araştırma yaparsanız kendinizi o alanda gösterirseniz işe alınma ihtimalinizde artar.

Yeni teknolojik gelişmelerin ve güncellemelerin nasıl kullanılacağını bilmenin yanı sıra sosyal medyayı aktif kullanmak da önemli.

Facebook, twitter, linkedin gibi platformları nasıl kullanacağını iyi bir şekilde bilmen gerekiyor. Bilmen gerekiyor derken burada paylaşım yapmayı veya gönderilere bakmayı değil. Kişisel markanı yaratman ve koruman gerek. Potansiyel işverenler arama motoruna baktığında ne görüyor? Instagramdaki yediğin yemeklerin fotoğraflarını mı görüyor? O zaman bol şanslar diliyorum size. İş görüşmesinde dünyada neler olduğuna dair fikrinizi soran olabilir. Bana sorulmuştu. Bering boğazını biliyor musunuz dediler. Evet biliyorum neden sordunuz dedim. İçimden diyordumki ya iş görüşmesiyle ne ilgisi var bunun? Oradaki bir gemi kazasıyla ilgili soru sordular. Gemi personeli deneyimli olduğundan kazadan dolayı tek bir kişi bile ölmemiş. Açık denizde çok uzun süre görev alan personeller seçilmiş meğer. Sen orada ik personeli olsan o gemideki çalışanları hangi özelliklerine göre seçerdin dediler.

Bilmiyorum o kazayı dedim.

Ama keşke bilseydim. Çünkü bu o iş görüşmesinde +50 puan demekti. 100 üzerinden değerlendiriliyorsunuz ve tek bir soruyla +50 puan alıyorsunuz. Nasıl alıyorsunuz bunu? sosyal medyada doğru insanları, doğru etiketleri takip ederek. Bu harika bir şey değil mi? Bence harika. Hem sosyal medyada geziniyorsun hem de mesleğinle ilgili bir şey öğreniyorsun. İşte bu yüzden sosyal medya önemli.

İnsanlar birini internette aradığında bir şeyler görmek istiyor. 

Ben birini aradığımda internette bir şeyler göremiyorsam şüpheleniyorum. Teknoloji çağından insan internete tek bir satır yazmaz mı? Dünyayla tek bir satır bir şey paylaşmaz mı? Nedir bu yani? Hadi eskiden internet teknoloji falan genç işi gibi görülüyordu. Oyun gibi görülüyordu. Gerçek iş bu değildi. Ama şimdi? Teknoloji işleri dünyaya yön veriyor yahu. Artık girelim bu internet alemine. Yaşınız kaç olursa olsun girin bu dünyaya. Paylaşın, okuyun, yazın.

Sosyal medya önemli ve bu sadece kişisel marka için değil, aynı zamanda iş arama konusunda da kuvvetli. Ben eskiden instagram’da gezineceğinize linkedin’de iş kovalayın derdim ama artık instagram’da önemli bir hale geldi. Ne önemi var? Artık şirketler instagram’da şirketle ilgili şeyler paylaşıyor. 

İş Ararken Nerede yanlış yapıyoruz? İş Ararken ve Mülakatta Yapılan Hatalar

iş ararken nerede hata yapıyoruz

Odaklanın

Odaklanamıyoruz arkadaşlar. İş aramaya odaklanamıyoruz. Çünkü keşfetme yeteneğimiz yok. Keşfetme yeteneğimizi kaybettik. İnternet ilk ortaya çıktığında, insanlara sunulmaya başladığında sörf ile eşleştiriliyordu. İnternette sörf yapmak. Hiç duydunuz mu bunu? “İnternette sörf yaparken birden aklıma şu geldi”. Bunun gibi. Pazar sabahı pijamalarımızla salonda oturup televizyon izlerken aklımıza iş aramak geliyor. Çünkü vicdan azabı çekiyoruz. İş araman lazım sen ne yapıyorsun burada ayıp ayıp kalk iş ara diyoruz kendimize ama olmuyor. Sonra bilal şentürkün yayını aklımıza geliyor. Adam linkedin profili dedi. Kişisel marka dedi. İnternet tiktoktan ibaret değildir dedi. Linkedin indirip iş bakayım bari diyoruz ama orası da kirlenmiş. Saçma sapan asılsız haberler paylaşılıp duruyor. Sonra iş aramayı yine unutuyoruz.

Sabah uyandığınızda yapacağınız şeyleri bir sıraya koyuyor musunuz? Hayır! Birçok insan işe gidip masasına oturana kadar bir hedefi bile yoktur. Benim size tavsiyem iş bulma konusunda bir numaralı önceliğiniz olsun. Allah bize de bir kapı açar diyerek iş bulma konusunun kendi kendine çözüleceğini düşünmek bir strateji değildir. Korktuğunuz şeyden kaçmaktır. Önünde sonunda bir iş bulacağım diyerek evde oturmak bazı şeylerle yüzleşmekten kaçmaktır.

Geçen gün bir blog yazarken bir alanda kaç personel aranıyor diye bakmak için girdim. Sonra iş yerimin olduğu çevrede kaç kişi aranıyor diye baktım ve anadolu yakasında 70 bin ilan gördüm. 70 bin! Eğer bugün iş arasam nasıl bir iş bulabilirim kendime diye sordum. Bir fikir geldi yani aklıma. Hadi dedim bul kendine bir iş. Sayfalarda gezindim ama hiçbiri gözüme çarpmadı. Sonra düşündüm ve dedim ki belki de ihtiyacım olan şey bu. Yeni olasılıkları keşfetmek. İhtiyacımın ne olduğunu bulmam gerek. Neye ihtiyacım var? Ben neredeyim? Ne arıyorum?

Biraz önce söylemiştim dedim ki makinelerden farklı olarak ne yapıyoruz? İşte makineyle karşı karşıyasın. Hadi savaş bakalım. Enter tuşuna basıyorsun ve sana 70 bin ilan çıkarıyor. Artık ondan farklı bir şey yapman gerek. Yıl 2022 ve bize sınırsız seçenekler sunuluyor. 

Her neyse sayfalarda geziniyorum ve kendime iş bakıyorum. Ciddi ciddi bakıyorum ama. Sonra sıkışıp kaldım. Eğer bir işi seçmesem sonsuza kadar orada sıkışıp kalacağım. Seçmem lazım birini. Sonra satış işlerine tıkladım. Hayalimdeki iş değil ve en azından olur dedim. Baktımki istenen yetkinlikler bende yok ve 10 satış pozisyonuyla ilgili işi de inceledim. Daha sonra başka alanlara baktım. Daha sonra dedim ki ya ben ailemin yanına mı dönsem :) 

Çünkü o moddayım. Vazgeçmeye başlıyorum. Üniversitede farklı ilde yaşadığımı düşünüyorum o sırada. Sonra tekrar çabaladım ve başardım. Bir teknoloji marketinde iş buldum kendime. İyi de bir iş. Gerçekten iyi bir iş. Başvurdum ve mülakata davet ettiler. Çünkü odaklandım ve benim için en kolay olanı buldum.

Ama birçok kişi en kolay olanı tercihi seçmesi gerekirken, bir tercih olmayan vazgeçmeyi seçiyor. Zaten insanlar iyi ve kötü olan iki seçenek arasında kaldığında kötü olan en kolayı olduğu için her seferinde onu seçme konusunda ustadır. Ama bunu bu kez yapmamanız gerekiyor. Bunu yapmayın. Odaklanın.

Linkedin hesabınızda, iş arıyorum bu gönderiyi paylaşıp bana destek olur msunuz demek yerine hangi pozisyonda iş aradığınızı, lokasyonunuzu, yetkinliklerinizi ve neler yapabileceğinizi yazın. Bu daha anlamlı değil mi?

İş arıyorum çok genel bir ifadedir ve her işi yaparım demekten farksızdır. Nerede iş arıyorum? Nasıl bir iş arıyorum? Bunun üzerine odaklanmak gerekiyor.

Geçen yılın ortalarında bir arkadaşım iş aramaya başladı ve bu yılın başına kadar 50’den fazla başvuru yaptı. O başvurularından sadece iki tanesinde görüşmeye girebildi. İki görüşme çok ciddi bir rakam bence. Yani ben 300 başvuru yaptım hiç görüşmeye gidemedim diyorsanız o ayrı bir konu, muhtemelen ilgisiz işlere başvurdunuz ama bu tanıdığım tam olarak mesleğine ve yetkinliklerine uygun başvurular yaptığı halde görüşmeye gidemedi.

Daha sonra aklınıza gelebilecek her sektöre başvuru yaptı. Yani bunun sayıyla ilgili olduğunu düşündü. Ne kadar çok başvuru yaparsam o kadar çok iş görüşmesine davet alırım diye düşündü ama bu doğru değil. O da zaten o başvurulardan sonra uzunca bir süre ara verdi. Çünkü bir çıkmaza girdi. Belki de etrafındaki birçok kişi 3-4 iş görüşmesinden sonra iş bulabilmiştir ama bu herkes için geçerli bir durum değildir. Bunu bir youtube videosunda daha önce anlatmıştım. İşverenler neden deneyim istiyor isimli bir video var ve orada bu konuya detaylı olarak değindim. O videoyu da mutlaka inceleyin.

İş bulma stratejiniz yok.

Stratejiyi iş bulunca yapmamız gerekmiyor mu diye sorabilirsiniz ama iş aramak tez yazmak gibi önemlidir. Tez yazmadan yüksek lisans derecesini nasıl alamıyorsanız strateji oluşturmadan iş bulmanız da biraz zor. Eğer bir hedef veya strateji belirlemezseniz ne olur biliyor musunuz? Çevreniz akıl veren insanlarla dolar. Aileniz, arkadaşlarınız ve başka birçok kişi iyi niyetli olarak size tavsiyeler verir ve o tavsiyeler arasında çalkalanıp durursunuz. Peki bu ne işe yarar? Hiçbir işe yaramaz çünkü iş görüşmesine gittiğinizde size “nasıl bir pozisyon arıyorsunuz?” diye soracaklar.

Bu soru geldiyse zaten işe alımcı mevcut pozisyona uygun biri olmadığınızı düşünüyordur. Eğer bu çevrenizde yer alan kişiler size aradığınız pozisyonla ilgili yardımcı olamayacaklarsa onlardan yardım istemeyin. Bu, sorunlarınızı daha da artıracaktır.

Bu şuna benziyor: Evde koltuğa uzanmışsınız ve Televizyon açık. Eğer televizyonda iyi bir film yoksa ne izlediğinizin bir önemi yok. Yemek programı bile olsa elinizde kumandayla uyuyacaksınız. Uyursun ve sabah kalktığında her yerin tutulur ve pişman olursun. Arkadaş çevresinin tavsiyeleriyle iş aramak buna benzer. Aradan aylar geçer ve o tavsiyeleri dinlediğine pişman olursun. Evet bunlar iyi niyetli tavsiyelerdir ama kimsenin sizi yönlendirmesine fırsat vermeyin. Kendi hedefinizi ve varmak istediğiniz hedefi seçin. O hedefe nasıl ulaşabileceğinize dair basamaklar ekleyin. İşte bu stratejinize katkıda bulunabilecek arkadaşlarınız varsa onlardan yorum veya yönlendirme alabilirsiniz.

Elinizde bir miktar para var ve siz bu parayı altına yatırmak istiyorsunuz. Bir arkadaşınız size gelip diyor ki xcoine yatır 5 e katlarsın. Yapar mısınız bunu? Muhtemelen yapmazsınız çünkü aptalca gelir. ama birisi size kendi stratejisindeki hedeflerine yönlendirdiğinde neden mantıklı geliyor? 

Reddedilmeyi öğrenmek

Mükemmel bir cv hazırlamış olsanız bile (ki aslında olmalı) yani şu anda mükemmel olmayabilir ama online eğitimlere katılarak onu mükemmel hale getirmelisiniz. Özgeçmişiniz mükemmel olsa bile başvurduğunuz her işten yanıt alamazsınız. Bir başvurudan yanıt alamadığınızda aptal olduğunuzu düşünmeyin. Ben çok yeteneksiz biriyim kimse beni iş görüşmesine davet etmiyor diye düşünmeyin. Eğer iş görüşmesine sizi çağırmadılarsa mutlaka başka bir sebebi vardır. İş ilanını yeniden açıp inceleyin. Başvuru yaparken sizde eksik olan yetkinliklerden biri olabilir. Belki de onun üzerine kendinizi geliştirmelisiniz.

Belki de profesyonel bir fotoğrafınız yoktur ve bu eksiktir. Bunu bulmaya çalışın. İş başvurusu yaptıktan sonra otomatik olarak gönderilen mesajlar var bilirsiniz. Aradığımız kriterlere uygun olmadığınız için başvurunuzu kabul edemiyoruz. Fakat veritabanımıza kaydettik derler. Yani üzülmeyin siz aslında kötü değilsiniz, biz daha iyisini arıyoruz demek istiyorlar.

Ya da daha iyisini bulduk diyorlar. Eğer bunu kişisel olarak alırsan yani kişiselleştirirsen profesyonelliği terk etmiş olursun. İş hayatında duygusal bağlanma vardır, her ne kadar yok desen de vardır. Ama daha yeni ilanını gördüğün şirkete duygusal bağlanmanın anlamı yok. 

Bunu şöyle düşünün. Amacımız ne? Kendimize uygun bir iş bulmak. Her iş başvurumuzdan ders çıkarırsak eğer, kendimize uygun bir iş bulma yolunda önemli bir adım attık demektir. Çünkü her reddedilme kendimize uygun bir iş bulma yolunda oldukça değerlidir.

Eğer reddedilmek gibi kötü bir durumun varsa ve böyle bir psikolojik bunalıma girdiysen personel aranıyor ilanı yazan her dükkana gidip başvur. Önünde sonunda bir burger king mağazasına denk geleceksin. Onlar zaten her zaman ilan koyarlar di mi? Her zaman da işe alırlar. İşe alınacaksın emin ol. Personel devinim oranı çok yüksektir bu tür yerlerde. Reddedilme engelini orada aşacağına eminim.

İş görüşmelerinde görgü kurallarına dikkat edilmiyor.

Bir iş görüşmesinin nasıl yapılacağını anlatırken tek bir taraftan anlatmak doğru olmuyor. Yani sadece iş arayan kişiye iş görüşmesinde ne yapması gerektiğini anlatmak doğru değil. Bunu yıllarca yaptık. Mülakat teknikleri eğitimi genellikle iş arayanlara verildi. İş arayanlar mülakat yapma konusunda uzmanlaştıkça işe alımcılar bu konuda geriledi ve vasat bir durum ortaya çıktı. Tabi daha sonra işe alım eğitimlerinde bu kapsam genişletildi.

Yıllardır bu eğitimler veriliyor ama birçok kişi (hem işe alım hem iş arayan tarafından bahsediyorum) halen doğru bir şekilde iş görüşmesi yapmayı bilmiyor.

Aslında mülakatın görgü kuralları diye bir şey var. Mesela geç kalmamak. Bunu anlamak için bir eğitime gerek var mı? Bence yok. Mülakat ne zaman? Kiminle görüşeceğim? Neden mülakata çağırdılar? Mülakattan sonraki adım ne? Bu soruların cevabını bilmeden bir iş görüşmesine gidiyorsanız kafanızı kuma sokuyorsunuz demektir. İş görüşmesine giderken ne giymeniz gerektiğini düşünmüyorsanız o işi gerçekten ciddiye almıyorsunuz demektir.

Veya el sıkışırken istemsizce sıkmak. Hatta mülakat yapacak kişi odaya girdiğinde ayağa kalkmadan elinizi uzatmak. Evet bu da oluyor ki söylüyorum. Hakikaten bunlar çok can sıkıcı ve etik olmayan şeyler. Aranızdan bazıları bunları anlatmamın saçma olduğunu düşünüyor olabilri ama artık üniversitede bunların anlatılmadığını düşünüyorum. Bu sebeple burada bahsetme gereği duydum. İş görüşmesinde nazik ve saygılı olmazsak eğer oradan bir sonuç almanız mümkün değildir. 

Yoldan geçerken uğramış gibi kesinlikle görüşmeye gitmeyin. Ya da kpss puanıyla atanmış ve 3 aylık işe başlama süresini beklerken boş durmayayım bir yerde çalışayım fikriyle iş görüşmesine de gitmeyin. Çünkü bunlar anlaşılır arkadaşlar.

Zamanı doğru kullanmamak

Bir keresinde bir aday bina içinde kaybolduğu için mülakata 30 dakika geç geld. Aslında geçerli bir bahanesi vardı ama sorun bu değil. Sorun görüşmeye geldiğinde sanki hiçbir şey olmamış gibi yani hiç geç kalmamış gibi davranmasıydı. Neden geç kaldığını sordum ve bina içinde kayboldum dedi. Böyle bir cevap aldığınızda ne düşünürsünüz? Görüşmeye 30 dakika geç kalan biri var ve öylece size bakıyor. Mülakat biraz geciktiğini söylediğinizde de evet binada kayboldum diyor. Gerçekten kaybolmuş olabilir. Ama mülakat saatini de şaşırmış olabilir. Veya başka bir şey de olabilir.

Benim o anda düşündüğüm eğer gerçekten kaybolduysa bunu iş görüşmesine geldiğinde neden söylemediği. Kusura bakmayın 30 dakika geciktim. Binayı bulmakta zorlandım dese bunu anlarım. Daha geçen gün yolda bir kadın benden yardım istedi. Elinde bir navigasyon var. Telefonunu navigasyonu açık ve gideceği yeri gösteriyor ama gidemiyor. Nasıl gideceğim diye yardım istedi. Evet olabilir. Bu mümkün. O anki heyecandan insanın kafası karışabilir ama bunu görüşmeye gittiğinde söylersin. Ve özür dilersin.

Bu sadece işsiz olanlar için değil, halen aktif olarak çalışıp iş arayanlar için de geçerli. Bir tane hayatımız var ve hayatında çok bir şeyi değiştirmeyecek şeyler için başka işte çalışmak isteyen insanlar görüyorum. Özellikle böyle kriz dönemlerinde işten ayrılmayı düşünüp evine 2 km daha yakın yerlerde çalışmak isteyenler oluyor. Ama bilmeniz gereken bir şey var ki; İşten ayrılan insanlar işine geri dönmek istiyor. Çok çalıştığı için işten ayrılan insanlar iş arama sürecinde daha çok çalışması gerektiğini anlaması çok uzun sürmüyor.

Sosyal psikoloji dergisinde bir yayın okumuştum ve araştırmaya göre maaş artışı isteğiyle işten ayrılan insanlar işe geri dönmek istiyorlar. İstifa ederek işten ayrılan insanlara işten ayrıldıktan sonra ve önceki duygularını sormuşlar ve daha iyi iş bulabilmek için çok uzun zaman geçtiğini söylüyor. Çalışmak gerçektende paradan daha değerli. 2-3 ay önce amerikan başkanı biden’da buna benzer bir şey söylemişti. Babam çalışmak toplumdaki yerinle ilgili derdi. demişti. Daha fazla ücret almak için işten ayrılmak, daha fazlasını kazanabileceğinden emin olmadan ayrılmak mantıklı değil. Çünkü iş aramak gerçekten çok zaman alan bir şey. ama tabi evde boş zaman geçirmek isteyen insanlar da yok değil. Bazıları bunu seviyor.

Evde oturup la casa de papelin tekrarlarını izleyerek iş aramak istiyorsanız bu mantıklı. Ama bunu asla tavsiye etmem.

Şirketi araştırmamak

Şirketi araştırmanız gerektiğini aslında eğitimlerimde defalarca kez söylemiştim o yüzden bunu geçiyorum.

Az Konuşmak

İş görüşmelerinde en sinir olduğum şeylerden biri de bu. Masanın diğer ucundayım ve aday sadece sorduğum soruya cevap veriyor. Açık uçlu soru sorduğumda ise kısa cevaplar veriyor. Bir keresinde bir aday geldi ve oldukça sakin ve sessiz biri. Sorularımı sordum ve kısa kısa cevapladı. Ben ekleyebileceği bir şeyler olur belki diye beklemede kalıyorum ama o, sessizlik oluştuğunda öylece masaya bakıyor. Uzun uzun masaya bakıyor. İnat ettim ve ben de konuşmadım. Ne yapacağını merak ettim ve mülakat için ayırdığım sürenin sonuna kadar hiç konuşmadan bekledim. Elimdeki evrakları inceledim. O da öylece masaya baktı kafasını hiç kaldırmadı ve 20-25 dk sonra mülakat için ayırdığım sürenin sonuna geldik dedim.

Vermesi gereken tepki şuydu: beni niye oturtuyorsun 20 dakikadır burada. Masaya boş boş bakmak için mi geldim demesi gerekiyordu ama demedi. Teşekkür etti ve sonraki aşamayı sordu.

Bu, ezberlenmiş bir mülakat süreciydi. Adayın hareket ve tavırlarından gerçekten çok belliydi ve açıkçası garip bir durum bence. Sonraki süreci anlattım ve gitti.

Ben insanların konuşmalarını sağlamak için çok çaba gösteriyorum. Benzer bir iş yapıp yapmadığını da soruyorum. Neden bu mesleği seçtiğini soruyorum ama cevap yok. Uzun bir sessizlik. Ne sormamı bekliyorlar aslında biliyorum. İnternette yer alan hazır soruları sormamı istiyorlar. Kendinizi 5 yıl sonra nerede görüyorusunuz dememi bekliyorlar.

Hatta böyle pek konuşmayanlar için bir ara soru seti hazırlamıştım. Konuşmalarını sağlamak için en iddialı ve işe yarayacak sorum da üniversite hayatıyla ilgiliydi. Bana üniversite hayatınızdan bahseder misiniz dedim ve birisi aynen şöyle cevap verdi. Okul, sınavlar, ders notları. İşte o kadar.

Konser falan, bahar şenlikleri, okul etkinlikleri vs oluyor muydu dedim ama yanıt alamadım. Siz konuşun diye birilerinin çaba göstermesini beklemeyin arkadaşlar. Emin olun sessizlik iş görüşmesinde sizin düşmanınınz. Ne kadar çok detay verirseniz o kadar iyi.

Çaba göstermemek

İşe alımın yazılı olmayan bir kuralı vardır. Nitelik ve deneyim her şey değildir. Aynı zamanda o işi iyi yapabilecek çabayı göstermeye istekli olup olmadığınız da önemlidir.

Soru sormamak

Bazı işe alımcıların kesin kuralları vardır. Mesela birisi görgü kurallarına çok dikkat eder. Bu işe alım yapacağı pozisyonla da ilgili olabilir. Bazıları mülakata geç kalma işine biraz takıktır. Geç kalanı direkt eler. Ayrıca soru sormayanı işe almayanlar da yok değil. Hatta emin olun bu bosn zamanlarda artıyor. İş hakkında bilgi edinmek istemiyorsa ve merak ettiği bir şey yoksa onu neden işe alayım diyorlar. 

Size bir soru sorulduğunda o soruya yanıt vermek o konuyu iyi bildiğinizi ya da ezber yaptığınızı gösterir. Ama o konuyla ilgili akıllı bir soru sormak o konuyla ilgilendiğinizi gösterir.

Çok konuşmak

Aslında bunu çok konuşmak olarak değil gevezelik etmek olarak değerlendirmek lazım. Hayat hikayenizi anlatmanıza gerek yok. Emin olun kimse merak etmiyor. Size sorulan sorudan bağımsız şeylere asla girmeyin. Yeğeninizin ne kadar zeki olduğunu falan da anlatmayın. Bunlar önemi olmayan şeyler.

Evet bunlar iş görüşmelerinde en çok yapılan hatalar. İş ararken yaptığınız görüşmeler bir sonraki ilana başvurma sürecini de etkileyecek. Bazen bir görüşmeden çıkarsınız ve artık iş aramayı bırakırsınız. Neden? Çünkü o işi alabileceğinize çok inanmışsınızdır. Gerçekten de öyledir. BAzen çok inanırız ve aslında bu inanç yaptığımız doğru şeylerden kaynaklanır. 

Doğru şeyler biraz önce saydıklarım. Eğer bunları yaparsanız iş arama sürecinde emin olun güçlü bir konumda olacaksınız.

2022 iş aramak gençler iş beğenmiyor geçler iş beğenmiyor mu
Bilal Şentürk
Bilal Şentürk
Blog Yazarı

Celal Bayar Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesinde Lisans eğitimleri, Yıldız Teknik Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetimi ve Beykent Üniversitesinde İşletme Yönetimi üzerine Tezli Yüksek Lisans yapmıştır. Halen insan kaynakları üzerine doktora tezi yazmakta ve işletmelere insan kaynakları üzerine danışmanlık yapmaktadır.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.
İş Ararken Yapılan Hatalar
İş Arama

İş Ararken Yapılan Hatalar

16 Mart 2018
İş Arama Süreci İçin İpuçları
İş Arama Teknikleri

İş Arama Süreci İçin İpuçları

18 Mart 2016