Published on: 10 Mayıs 2019 Konuk Yazar 0 Yorum
Okuma Sayısı : 849

Hayatımızın ortalama 16 yılını eğitim alarak geçiriyoruz. Çocuk olarak girdiğimiz sınıflardan birer yetişkin olarak çıkıyoruz. Aldığımız eğitim, hayatımızın yönünü büyük ölçüde etkiliyor. Ama burada dikkat! Eğitim dediğimiz sadece kitaplardan aldığımız bilgilerden oluşmuyor. Eğitimin çoğunu, yan sıramızdaki arkadaşımızdan, okulumuzda gördüğümüz eğitmenlerden, ailemizden alıyoruz. Çocuklarda öz güven gelişimi, kişilik ve düşünceler yine bu dönemde oluşuyor.

Çocuklar İçin Eğitim

Şimdi 10 yaşında bir çocuk olalım. Sınıf diye gittiğimiz yer, evimizde bilgisayarımızın olduğu masa olsun. Kocaman, son teknoloji bir makineye bakıyoruz. Makine bize ne yapmamız gerektiğini tarif ediyor ve ekranda görseller, yazılar akıp gidiyor. Öğretiyor, öğreniyoruz. Dolu dolu bilgiler... Bize baskıdan yeni çıkmış kitabın kokusunu, bir sürü öğrencinin arasında parmak kaldırma hissini, doğru verdiğim cevaplarda öğretmenimin bana gülümseyişini, beni hayata, öğrenmeye teşvik edişini öğretiyor. Öğretebilir mi?

Teknoloji İle Gelen Değişim

Teknoloji ve hayatımıza girişi bize dev adımlar attırdı. Dünyanın en büyük kütüphanesi parmaklarımızın ucunda. Bilgi edinmenin belki de en kolay olduğu zamandayız ve daha da kolaylaşacak. Teknoloji bugün okullara, eğitime büyük katkılar sağladı. Videolarla, akıllı tahtalarla, artırılmış gerçeklik ile, internet üzerinden erişilebilen öğretici sistemleri ile çok yol gidildi.

Eskiden araştırma ödevlerimiz için kütüphanelere gidip ansiklopediler arasında kaybolurken, şimdi her an her yerde bir tık uzağımızda istediğimiz bilgiye ulaşabilir olduk. Öğrencinin ilgisini kendinde toplamaya çalışan öğretmen için de güzel bir araç oldu. Kitabını açıp kara tahtaya yazı yazan öğretmenimiz bir tıkla, hazırladığı sunum dosyasının üzerinden bize ders anlatmaya başladı.

Konu teknoloji olunca günler de kısaldı. Teknoloji o kadar hızlı adım atıyor ki, yanında yürümektense takipçisi haline geldik. Elimizdeki teknoloji imkanlarını bize yardım eden bir araç olarak kullanmak yerine, alabileceğimiz tüm eğitimin burada mevcut olduğunu düşünerek yavaş yavaş temele koymaya başladık.

Bilginin doğruluğu bir tartışma konusu olmuşken, kendimizi üst düzey donanımlı birer bilim insanı sanmak da cabası. "Artık her şeyi bilgisayarla, internetle halledebilirim!", "Kimseyle yüz yüze görüşmeme gerek yok!", "Diploma almak için ihtiyacım olan; bir teknolojik alet ve internet bağlantısı!". Haklısınız. Ama bu herkes, tüm yaş grupları, eğitim alan her birey için geçerli olabilir mi?

Yüksek öğretim görürken ya da sonrasında, bilgisayarı ve interneti eğitime ulaşmakta bir araç olarak kullanmakla, 6-7 yaşlarında başlanan eğitime teknoloji adapte etmek arasında bir fark olmalı. Mevcut durumumuzda bu farkın olduğunu söyleyebiliriz. Online eğitimler ile alınan sertifikalar, uzaktan eğitim ile okunan ikinci, üçüncü lisans veya ön lisans programları buna çok iyi birer örnek olur.

Burada endişe veren konu, uzaktan eğitimi 6-14 yaş aralığındaki öğrencilere sağladığımızda ya da okula giden öğrencilerin odağına öğretmen yerine bilgisayarları koyduğumuzda aynı pozitif etkileri alabilecek miyiz? Öğretmenler ile etkileşim kurmak yerine makinelerle etkileşime geçtiğimizde bu bizim kişiliğimizi, sosyal hayatımızı nasıl etkileyecek? Robotların ve robotlaşmış insanların yetiştirdiği çocuklar yarın hayatın içine, sosyal alana nasıl adapte olacaklar?

Bilim Kurgu Evreni

Son dönem filmlerine ve kitaplarına baktığınızda bilim kurgu türünün popülerliği sizin de dikkatinizi çekecektir. Robotlar insanları ele geçiriyor, dünyamızı istila ediyor, kendi yaratıcılarına karşı ayaklanıyor! Temelinde bize "Bakın! Robotlar yapay zekaya sahiptir. Bu zeka insan aklının yapamayacağı şeyleri yapar. Ama robotların duyguları yoktur. Biz insanların ise duyguları ve empati yeteneği vardır. Önemli olan da budur." diyor. Buna hepimiz hak veririz. İzlemekten ve böyle bir distopyanın hayalini kurmaktan şaşırtıcı bir zevk almıyor da değiliz ama yine de korkutucu geliyor, öyle değil mi?

Eğer çocuklarımızı makinelerin ellerine teslim edersek, görünürde robotlar bizi istila etmiş olmasa da aslında içten içe ruhsuzlaşan, mekanikleşen, empati yeteneğinden yoksun birer birey olarak aramıza katmış olacağız. Bir çocuğun en çok ihtiyacı olan sevgiden ve ilgiden onu mahrum bıraktığımızda, yarın nasıl bir psikolojik sorun ile karşılaşabileceğimizi tahmin etmek istemeyiz.

Sokaklarda, bilgisayarın yetiştirdiği sosyal fobi sahibi, kaygı bozukluğu ve dikkat dağınıklığı ile savaşan bireyler, çocuklar, çocuklarımız olabilir.İhtiyacımız olan şey dengeyi bulmak, aracı araç olarak kullanmak olmalı. İnsan gücüyle yapılmış, çağımıza adını veren teknoloji konusundan alabileceğimiz tüm faydayı almalıyız. Ama günün birinde çocuklarımızdan yapay bireyler oluşturmak istemiyorsak ipi elimize almalı, ince çizgimizi çizmeliyiz.

Yazar: Gülce Akdoğan

  • teknoloji ,
  • eğitim ,
  • çocuklar ,
  • artırılmış gerçeklik ,
  • online eğitim ,
  • uzaktan eğitim ,
  • bilim kurgu
Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı