Published on: 26 Haziran 2019 Konuk Yazar 0 Yorum
Okuma Sayısı : 665

Bu ayın zam şampiyonu domates, ikinci sırada ise patlıcan…” 
Altın rekora doğru koşarken…”
Dış ticaret açığımız giderek artıyor borçlarımız geçen yıllara göre …”

Tüm bu okumuş olduğunuz satırlar gerek yazılı gerekse de görsel medyada da hemen hemen her gün karşılaştığımız ve pek çok kişinin üzerinde dahi durmadığı basit gibi görünen ekonomi haberleri. Hem ülkemizi hem dünyayı bir o kadar yakından ilgilendiren bu haberlere gözlerimiz ve kulaklarımız sürekli aşina oldu. Ancak hepimiz, tüm bunların gerek ülkemizdeki gerekse dünyadaki piyasalarla ve işsizlik ile ilişki içerisinde olduğunun farkındayız.

Türkiye’nin Kanayan Yarası

İşte bizim için can alıcı ve içimizi ürperten kelime işsizlik! Malum devir değişti. Ekmek artık aslanın neresinde belli değil. Eskiden üniversite mezunlarının el üstünde tutulduğu itibar gördüğü ve en üst mevkilere rahatlıkla ulaşabildiği iş imkanları azaldı. İşe alınırken aranan nitelikler arttı. Sanki birden fazla pozisyonda çalışacak gibi nitelikler geldi. Tabi kendine göre iş veren de haklı malum ekonomi ortada. Piyasa durgun üretim yok dışarıya bağımlılık çok.

Binlerce genç dışarıda. Umutlarımız giderek azalırken arkamızdan sürekli yenileri geliyor. Yeterli iş imkanlarının yaratılmadığı, teşviklerin oluşmadığı ve kötü yönetimlerin sonucunda yılların emeği gözler önünde bir anda tuzla buz oluyor. Bu karabasan hikayesi yetmezmiş gibi her geçen yıl büyümeye devam ediyor. İşsizlik tıpkı yuvarlanarak büyüyen ve tutulması imkânsız hale gelen bir kar topuna benziyor. Tut tutabilirsen.

İşsizlik Azalıyor Mu?

Bakmayın siz verilere haberlerdeki işsizlik azalıyor söylentilerine. Gerçekler içimizde ve bizimle beraber yaşayıp nefes alıyor. Bunlara paralel olarak evde ekmek bekleyen eşler, çocuklar, dışarıda ödenmeyi bekleyen borçlar, aylarca geciktirilen kiralar, ödeme tarihleri geçtiği halde kesilme korkusuyla açılan elektrik düğmeleri, fazla tüketilme korkusu ile kısık kısık açılan su vanaları, mum ateşine dönüşen ocaklar, soğuktan tir tir titrerken bile açmaya korkup cesaretimizi kıran doğalgaz vanaları ve dahası.

İşsizlik Çözülecek Mi?

Türkiye ekonomisi yüksek ateş (enflasyon), kilo kayıpları (ekonomik küçülme) ve yeterince beslenememe (işsizlik) dertlerinden muzdarip. Üstelik hastanın morali de (beklentiler) çok bozuk. Doğru teşhis bu. Bunların çözümüne nasıl başlanacak? Yani tedavi nasıl olacak? İlk sırada hastanın moralinin düzeltilmesi geliyor. Hukukun üstünlüğüne, yasama, yürütme , yargının bağımsızlığına ve parlamentonun eski durumuna kavuşturulmasına geçilse hastanın morali düzelecek.

Ne yazık ki bugüne kadar hastaya teşhis koyanlar hastanın aslında iyi olduğunu, enflasyonun, küçülmenin ve işsizliğin geçici olgular olduğunu öne sürerek yanlış tedavi uyguladılar. Bu tıpkı zatürre olan hastaya grip teşhisi koyup ilaçla tedavi etmeye çalışmak gibi bir şey. Hasta, teşhis koyanların teşhisine inanmadığı için tedavi olarak önüne konulan programa da uymuyor. Tabi hastamız neden tedaviye cevap versin ki yanlış yöntemlerle ona gidersek.

Ne diyor Sherlock Holmes: “Elde yeterince veri olmadan teori geliştirmek en büyük hatadır. Bu durumda teorinizi gerçeklere uydurmak yerine gerçekleri eğip bükerek teorinize uydurmaya çalışırsınız.”

Umutlar Tükenmesin

Peki ne olacak bundan sonra? İşsizlik alıp başını gitmişken çoğu insanımız neredeyse açlık sınırında yaşayabilmeye çalışıyorken nasıl olacakta her şey zamanla düzelecek? Herkes hayalini kurduğu o yaşam düzeyine ve işine nasıl kavuşacak? 

Yoksa hayata küsüp sağımızdaki solumuzdaki kişilerden mi çıkartmamız gerek tüm kızgınlığımızı? Giderek umutların tükendiği bir ülke mi bırakacağız gelecek nesillere? İşsizlikten tüm umudunu ve yaşama arzunu yitirmiş bir kesim mi olacağız? Ya da el ele verip sanayimizi geliştirip, çiftçilerimize yardım edip, gerekli teşvikler sağlayıp üretim yapan ve ürettiğini satan güzel bir ülke yaratıp güzel yarınlar mı yaratacağız? 

Uzun lafın kısası bu ve bunun gibi sorulara yanıt verdiğimiz takdirde ve uygulamaya geçtiğimiz andan itibaren insanlarımız daha mutlu olup gözlerindeki o canlanan ışığı ve yüzündeki o tebessümü yeniden göreceğiz. Elbet her batışın bir doğuşu her gidişin bir gelişi vardır. Gerisi mi? Gerisi bu işi düzeltecek olanlara ve onların duyarlı adımlarına kalmış ne diyelim.

İşsizlik konusu hakkında İstanbul İşletme Enstitüsü blog sayfalarında yer alan İşsizlik Sürecini Nasıl Verimli Kullanabiliriz? ve Aniden İşsiz Kalma İle Nasıl Başa Çıkılır? yazılarını okumak size fayda sağlayabilir.

Yazar: Mert Pekgöz
 

  • işsizlik ,
  • ekonomi ,
  • enflasyon ,
  • işsiz kalma ,
  • ekonomik küçülme
Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı