AnasayfaBlogEğitmenle Öğretmen Arasındaki Fark 
Video

Eğitmenle Öğretmen Arasındaki Fark 

06 Mart 2021
Eğitmenle Öğretmen Arasındaki Fark 

Umur Çalıkoğlu ile eğiticinin eğitimi programı içerisinde yer alan eğitmen olma adımları ve iyi bir eğitimcinin sahip olması gereken özellikler hakkında konuşacağız. “Eğitmen olabilmek için eğiticinin eğitimi şart mıdır? Eğitimci olmak için ne yapmam gerekiyor?” gibi soruların cevabını Umur Çalıkoğlu’ndan alacağız.

Umur Çalıkoğlu Kimdir?

Eğitmenim, İşletme bölümü mezunuyum. Yüksek lisansım eğitim planlaması yönetimi üzerine. Şu anda İstanbul’da bir vakıf üniversitesinin koreografi sorumlusu olarak görev yapıyorum. İstanbul İşletme Enstitüsü’nde 2 güzide eğitimim var. Hayatı eğitim sektörünün içinde geçmiş birisiyim. Öğrencilik yıllarımda part time çalışırlar ya o zamandan beri eğitim sektörünün içerisindeyim kongrelerde sempozyumlarda görev yapıyordum. Olayın mektepli tarafıyla da saha tecrübesini birleştirdikten sora kendime özgü bir tarz oluşturdum eğitmenlikte. Eğiticinin eğitimi dışında da eğitim programlarım var. Yurt dışı deneyimlerim oldu, hem eğitim işleriyle ilgili. İrlanda’sından Pakistan’ına kadar bir takım deneyimler elde etme şansım oldu.

Münevver Birol: Sizi yakıdan tanımak için 5N1K sorularım var. 

Neden Eğitim Alanı?

Eğitim alanı içerisinde yıllar geçirdikçe daha uzun uzadıya ne olduğunu ben de keşfettim. Şuan biliyorum kariyer planlamacı tarafımla da aynısını öneriyorum; sizin endişe duyduğunuz ve o endişenizi giderecek uğraşı bulmak önemli. Konuşmayı ve bir şey aktarmayı seviyorum. Benim seçebileceğim meslekle ya avukatlık ya öğretmenlik olmalıydı. İnsanlara paylaşmaktan duyduğum bir manevi hazda var.

Kariyer seminerlerinde de söylüyorum. Nerede işe yaramak istediğiniz bulun. Konuşarak pek çok şeyde işe yarayabilirsiniz. İşe yarayan alanı bulmak derken, sahnede olmak ve size bakan iki gözden heyecan duymak, üniversite yıllarında da aktif olunca, deneyerek seçmişim. Neden eğitmenlik derseniz, işe yaramak istediğim alanı buldum. Kapılar önümde eğitmenlik üzerine açıldı. 18 yaşına girdiğim andan itibaren çalışıyorum. Mesaim 13-14 saatin altına hiç inmedim. Hep eğitim sektörünün içerisinde.

İlk Eğitiminizi Ne Zaman Vermiştiniz?

19-20 yaşlarında çeşitli sunumlar yaparak, projeler sunarak çalışmalarım olmuştu. Meslek olarak gördüğüm için ilk defa bu eğitimimizde de işlediğim non-formal eğitimler üzerine zamanlıkla girmişti. Teoriye, müfredata bağlı olmadan yürütülen eğitimlerdir. Eğitmen genelde bir şey anlatmaz ya da aktiviteyi yönetir. Trainer olarak başlamıştım. Antalya’da bir işti. Uluslararası bir ilaç firması şizofreni ilacı çıkarmıştı. Onunla ilgili eğitim danışmanlığı veriyorduk. Antalya’da bunu toplantısı oldu, orada bir oyun organize ettik. O yıllar için yeniydi. O zamanki patronum da güvendi. 2 saat süren, birkaç oyundan oluştan, takım oyunu oynatmıştım. Çok heyecanlanmıştım hem de görev yaptığım firma için de yeni bir soluktu. 

En Çok Keyif Aldığınız Hobiniz Nedir?

Hobi deyince belli bir düzende yaptığım iki alan var. Biri mutfak; farklı tatlar yaratmaya çalışmak. İkincisi tabi, deniz. Balıkçılık, amatör dalgıçlık. Ruhumu dinlendiren, manevi dünyamı dinlendiren, denizle ilgili şeyler. 

Hangi Alanda Nasıl Bir Teklif Gelirse Bu Meslekten Vazgeçersiniz?

Meslek derken eğitmenliği komple bırakmak; sanıyorum şöyle bir şey dilerdim. Bu işi yaparak daha çok şeyleri seçebilirdim ama eğitmenliği bıraktığım seçeneği beni mutlu edebileceğini düşünemiyorum. Eğitmenlikten tamamen vazgeçeceğim bir teklif düşünmüyorum. Eğitimle iliği her şeyi bırakırsam iyi bir yaşamım olur ama huysuz biri olurum diye düşünüyorum. Eğitmenlikten tamamen uzaklaşırsam çok uzun yaşamam.

Kafa Nereye Ben Oraya Diyenlerden Misiniz? Şuan Nerede Olmak İsterdiniz?

Kafa nereye ben oraya diyenlerden değilim. Şuan nerede olmak isterdim; benim için önemli birkaç kelime var. Sükûnet bunlardan biri beni ifade eden. Dinginlik biri. Dolayısıyla kış bahçesi olan doğanın yeşilliğin içerisinde, kitabımı okuyabileceğim sakin herhangi bir yeri seçebilirdim. Bende özel yeri olan İrlanda var. Bölge, ülke, şehir değil ama mekan arifi etmeyi tercih ederim. Dinginliğimi ve sükûnetimi sağlayabileceğim yer. Hayatımda riskler ve olasılıklar vardır ama belirsizlikler yoktur.

Bir Yazar İle Çalışma Fırsatınız Olsaydı O Kim Olsun İsterdiniz?

Net olarak Dr. Gülseren Budayıcıoğlu. Kitaplarından dizlerde çevrildiği tanıyan daha çoktur. Benim felsefem, hayata bakış açım, beni geliştiren, kendimi tamamladığımı zannettiğim yerlerde destek olan müthiş birisi. Ülkemiz için de çok önemli. Bir çay içmek, bir el almak bile isterim. 

Münevver Birol: Eğiticinin Eğitimi ve Liderlik Eğitimi var. Eğitiminin eğitimi 8 Mart’ta canlı ders olacak. Hafta sonu sertifika sınavına girerek de sertifikasını alabilirsiniz.

Eğitmenim Diyebilmek İçin Hangi Özelliklere Sahip Olmak Gerekiyor? Eğitimcinin Anatomisinden Bahsedebilir Misiniz?

Eğitmenlik, öğretmenlik, eğitimcilik, eğiticilik, akademisyenlik; her biri meslek. Hepsinin gerektirdiği altyapı farklı. Eğitmen olmadan da bir şeyler anlatabilir misiniz? Evet. İş yerinde çalışma arkadaşlarıma ücretsiz yoga anlatmak istiyorum.” diyebilirsiniz. Bunun altyapısı ile sizin eğitimcinin anatomisi dediğiniz altyapı ve arka plan birbirinden farklı. Paylaşımcı olmakla bunu meslek olarak yapmak, bundan para kazanmak ve eğitmen unvanını alabilmek arasında 40 fırın ekmek fark var.

Eğitmenin anatomisinde; mutlak ve mutlak olarak eğitim işinden haz duyuyor olması lazım. Kimse 9 saat en sevdiği arkadaşıyla muhabbet istemez. Bir yerde yorulursun ama tam günlük eğitim minimum 8 saat sürüyor. Eğitim işini haz, tutku derecesinde sevmeli. İnsan yağmurun yağmasını da seviyor ama tutku olunca şair oluyor. 

İkincisi bunu seviyorsa mutlaka ve mutlaka eğitimi almalı. Eğitim vereceği dilin dil hâkimiyeti mutlaka olmalı. 100 kelimeyle Türkçe konuşan bir eğitmen olabilir ama iyi bir eğitmen olamaz. Kelimelerin ikame kelimelerini biliyor olmanız lazım. Anlatım zenginliği getirir. Farkınız olabilmesi için konuyu derinlemesine süslüyor olabilmeniz gerekir.

Üçüncüsü; eğitmen haz aldığını biliyorsa, zenginliği katabileceğiniz dil hâkimiyetinin olduğunu düşünüyorsanız geriye eğitim almak kalıyor. Eğiticinin eğitimi programı olmazsa olmaz. Destekleyen programlar olabilir; etkili sunum teknikleri olabilir. Eğiticinin eğitmeni eğitmenlik felsefesini, eğitim oluşturma kurallarını, yetişkin eğitimi kavramını, duymalı işlemeliyiz. Dolayısıyla baştan bir eğitimi var edebilmek, tasarlayabilmek için mutlaka eğitim alması gerekiyor. Bu konuda alınabilecek eğitimler vardır. Bu işi tutku haline getiremeyecekseniz, görev haline gelir. Hele ki öğretmenlik, öğretmenlikte bu tutku var haz daha fazla çıkıyor. İşi tutku haline getirmek, dil hâkimiyeti ve alan eğitimleri. 

Eğitmen Olabilmek İçin Neler Yapılmalıdır? Eğitmenlik Unvanı Kazanabilmek İçin Bitirilmesi Gereken Belirli Bölümler Var Mı?

Özel sektörde çalışacaksanız, bir alanınız var, bir alanda deneyim sahibisiniz. Bu bilgileri başkalarıyla paylaşarak meslek haline getirmek ya da hobi olarak sivil toplumda da yapabilirsiniz. Eğitmen unvanı alabilmek, bir üniversite gibi bir durum alınmaz. Eğiticinin eğitimi programı çok önemlidir. Bir profili kurum içinde eğitmenlik yapmak için veya bilgilerini hobiye veya nakite çevirmek isteyen kişiler geliyor. Eğiticinin eğitimi ya da eğitim uzmanlığı gibi eğitimleri Milli Eğitim Bakanlığı onaylı kurumlardan alıyorlarsa unvan sahibi olurlar. Alan eğitimlerde ise üniversiteden alabilecekleri formasyon eğitimleri çok önemli. Eğitim fakültelerinde eğitim alan arkadaşlar pedagojik formasyon alıyorlar ya da dışarıdan alıyorlar.

Enstitünün bünyesinden öğrencilere neler kazanabilir. Eğiticinin eğitimi programına alan herkes belli bir tecrübenin üzerine çıktıları zaman kurumlarla anlaşabiliyorlarsa bunu yapabilirler. Eğitim uzmanlığı aldım, formasyon aldım. Alan fizik mesela öğretmen olmak istiyorsa formasyon alması gerekir. Bundan gerisi tecrübe ve bilgi birikimi. 

Ne zaman iyi bir eğitmen olursunuz? Ben bir takım bilgileri aktarmışım, alan da aldığını başka birine aktarabiliyorsa eğer o zaman ben başarılı olurum. Herhangi bir programı pasaport belirlememek lazım. Bu bir gönül işi.

Eğiticinin eğitimi programı bir pasaporttur. Programı 22 saatlik programı aldıysa kesin eğitmendir gözüyle kendisine bakamsın. Yoksa bu sertifikayı kurumlar arıyor ve aramalı. Eğitim aldığında ben oldum dememeli.

Eğiticinin Eğitimi Bizi Nasıl Bir Yolculuğa Çıkarıyor?

İlk günüde eğitim felsefesini konuşuyoruz. Eğitmenin ne olduğunu tartışıyoruz. 21. Yüzyıl eğitim dünyasını değiştirdi. Pandemiden sonra katılanlar daha da şanslılar. Dijital çağı ve dijital çağda öğrenmeyi de katıyoruz. Yarın eğitimleri Z kuşağına vereceksiniz, bu Z kuşağı konuyu 15 saniye içerisinde internetten bulabiliyor. Bu sebeple eğitim ve eğitmen farklı görülmeli. Kişi de kendini farklı görmeli. Z kuşağının gözünde eğitmen bir rehberden ibaret. Bilgi bir meta, bilgiyi alabilmek için artık okula gitmeniz gerekmiyor. Kıymetli olan entelektüel, demlenmiş, karşılaştırılmış ve doğruluğunun üzerine düşünülmüş bilgi. Biz programda bilgiyi ve yetişkin eğitimini bu doğrultuda ele alıyoruz.

Lise talebesi ile 42 yaşında ev kredisi ödeyen biri arasında öğrenme stili farkı var. Yetişkin eğitim bölümü var. Sınıf yönetimi çok önemli. “Sınıf yönetimi nedir, nasıl yapılır?” soruların cevaplıyoruz. Bu eğitimin içerisinde eğitim yönetimini de konuşuyoruz. Her eğitmen ya kendisi için ya da bulunduğu organizasyon için bir yerlerde modelleme yapacak.

Bu programın içindeki yolculuğun nihayetinde eğitim yöneticisi olmuş gibi masanın diğer tarafından eğitim nasıl organize ediliri de konuşuyoruz. Bu eğitimi alan herkes eğitmen olmak zorunda değil. Diyelim holdingde finans uzmanı olarak çalışıyorsunuz. Kullanılan programı değiştiriyor. Bir eğitim organize etmek zorunda kalabilirsiniz. Dolayısıyla böyle bakıldığı zaman siz eğitimden kaçsanız bile ya katılımcı olarak, ya organize ederek dokunmanız gerekebiliyor. Biraz sıkıştırılmış bir eğitim. Geniş bir yolculuğa çıkıyoruz. Uzun bir yolculuk ama 4 güne bunu sıkıştırmaya çalıştık. Yolu eğitimden geçen herkesin keyif alacağını düşündüğüm yolculuk hazırlamaya gayret ettim.

Dersinizde Anlattığınız Konulara Değinmek İstiyorum. Formal, Non-Formal Ve İnformal Eğitimleri Anlatıyorsunuz. Bizi İzleyen Eğitmen ve Eğitmen Adayları İçin Biraz Bahsedebilir Misiniz?

Formal, non-formal ve informal eğitimler eğitim çeşitleri diye geçer. Eğitim dediğimde zihnimizde bir şeyler canlanıyor. Muhtemelen sınıfta ders dinlerken ki hali geliyor gözünüzün önüne. Bu eğitim tekniklerinden sadece bir tanesi. Formal programı belli, teorisi olan, bir sonraki adımı belli olan eğitimdir. Yaygın eğitimdir. 

Bunun dışında çok önemli iki eğitim yöntemi daha var. İnformal şu; farkında olmadan gerçekleşen öğrenimler. Mesela siz yolda yürürken ayağınıza taş çarptı. Biri “Off lanet olsun” deyip taşı alıp fırlatır. Bir başkası da alır taşı “ Aaa ne güzel taş, neden bu yol taşlı” der. Bakar ki yol zaten mıcırlı ve buradan bir öğrenme elde eder. Der ki akarsu sokak biraz taşlık bir ol. Bir bebek yeğeni varsa yeni yürümeyi öğrenmiş onu o yoldan geçirmez. Ne oldu aynı olayı yaşadınız, biri size öğrenme kattı, diğerinde taşı tekmeleyip geçtiniz. İşte buradaki olay informal dediğimiz olaydır.

Tecrübe değil, ben eğitimde tecrübeyi çöp olarak gören birisiyim. Çünkü, tecrübeyi birikime dönüştürürsek çöp değil. Örnek, sobadan eli yalan biri soba el yakar terse bu sadece tecrübedir, sobanın bulunduğu ortamda işe yarar. Bunu bir edinime dönüştürürse; nedir o olay, sıcak el yakar” olarak yorumlamayı başardıysa öğrenme dediğimiz kelime budur. Bardak da sıcaksa elimi yakabileceğini düşünürüz. İnformal öğrenme hayatımızın içinde bir şeyler yaparken gördüğümüz olayları rastladığımız olayları anlamlandırırsak bu bir öğrenmeye dönüşüyor. Siz bu konuda bir şey yapamazsanız ama çocuğun informal öğrenme gerçekleştireceği ortamı yaratırsınız. 

Non-formal da ilk organize eğitim eğitimlerdi. Oyunlarla ve aktivitelerle öğrenme demek. Yetişkin eğitimlerinde ve okul öncesi eğitimlerinde çok kullanılır. Yetişkin eğitiminde neden önemlidir. Hepimizin omuzlarında hayatın yükü var, bir noktadan sora sıkıcı, pahalı. Bu noktada biri Pazar günü eğitmeni katılıysa, yetişkin eğitimlerini zenginleştirmek için non-formal eğitimler organize ederiz.

Yetişkini o monotonluğun dışına çıkarmak çok önemlidir. Non-formal eğitimde maruz bırakabilirsiniz. Yetişkin eğitimlerinde oyunlar olabilir, takım çalışması oyunları, güven oyul arı, isim oyunları organize edebilirsiniz. Non-formal eğitimlerde yük arttıkça eğitim daha fazla oyunlaşmalı. Takım çalışmasını klasik akademisyen gibi vermeye çalışsam, slayt olacak ve bilgiler. Bunu size anlatırsam takım çalışmasının ne olduğunu örenebilirsiniz ama sizi takım oyuncusu yapamam. Bunu non-formal eğitimle yapabilirim, sizi takım oyuncusu yapabilirim. Eğitimleri zenginleştirilen, derinleştiren ve duygu katan tarafı. 

Non-Formal Eğitim Buz Kırıcılara Benziyor Mu?

Buz kırıcılar non-formal eğitimin çeşitleri var. Eğitme ısınmak mesela. Sektör eğitiminde 55 yaşındaki bölge müdürü de oluyor. Orada yaptığımız şeylerden biri de buz kırıcılar. Kurumsal eğitimde unutulmaması gereken kurumda bazı insanlar birbirinden hoşlanmıyor, onları bir arada tutan kurum. Sayılarla oynadığımız bir buz kırıcı var. Yetişkin eğitiminde hayatın yükünü unutmayın. 

Eğitmen ve Öğretmen Arasında Nasıl Bir Fark Vardır?

Öğretmek diye bir şey yok. Öğretmek eğitmenin yaptığı bir fiil. Öğrenmek var, kişi kendisi öğrenir ve başkaları o öğrenmeyi kolaylaştırır. Öğretmek karşı tarafın öğrenmesi için çabadır. Ben öğretiyorum, öğretmeyi seviyorum gibi bir şeyi lugatınızdan çıkarın. Eğitmen evine ekmek götürebilmek için eğitmek fiilini yerine getiren kişidir. Öğretmen bunu eğitim sektörünün içerisinde yapan, kural koyucu otoriteye bağlı olarak bunu yapan, Milli Eğitim Bakanlığı, yapan kişidir. Öğretmenlerde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak eğitmenlik görevini yapan kişidir.

Öğretmenin statüsü bundan ibaret ama toplumun yüklediği sosyal statü var. Öğrencinin kendini keşfetmesi, öğrencinin doğru alana yönelmesi gibi toplumun ondan beklediği sorumluluklar var. Öğretmenler bizim toplumsal değerlerimize göre de öğrencileri bir kültüre sokar. Bu eğitmenlik görevinden değil, toplumun yüklediği sosyal statüden gelir. Eğitmenle öğretmen farklıdır. Öğretmende bir sektör sınırlandırması vardır. Eğitim sektörü olmak zorundadır. Öğretmende bir kamu otoritesi vardır. Eğitmende bu yoktur. Akademisyenlik de böyledir.

Eğitmenlikle ilişkili diğer mesleklerin eğitmenlikten farkı nedir? Akademisyenler de bir kural koyucu otoriteye bağlıdır. YÖK’e bağlıdır. Farklı şekilde akademisyenliğin hiçbir ölçüm kriterinde ders vermek yoktur. Nasıl ders anlattığınız yoktur. İndekslerdir akademisyenleri ölçen kriterler yayınlardı. Akademisyenler yayınla ölçülür. Bizim programa akademisyenler de geliyor. Akademisyen ya da öğretmen olunca akademisyenlik size gökten inen bir özellik olmuyor. Bu sebeple de eğitmenlik bir meslektir; öğretmenlik ve akademisyenlik de bu mesleğin hangi otoriteye balı olarak, hangi hedef kitleye verileceği şekillenmiş yapılardır. Eğitmenlik biraz daha genel bir ad oluyor, öğretmenlik onun nerede yapıldığıdır. Müdür yardımcılığına yükseldi mesela; nasıl ders anlattığıyla ilgili değildir. Yükselme kriteri nasıl ders anlattığı değildir.

Münevver Birol: Herkes eğitmen olmak istiyor. Eğitmenliğimin başındayken, geçmişte bir gazetede şöyle bir yazı görmüştüm “köpeğinizde tatile gittiniz ve köpeğiniz sörf yapmayı bilmiyor mu? Hiç sorun değil. Köpekler için sörf eğitmeni.” Şöyle bir sosyal medyada baktığımızda her alanda muhakkak bir eğitmene rastlıyoruz. 

Türkiye’de Eğitmen Olmak Kolay Mı?

Türkiye’de iyi bir eğitmenseniz kendinizi ispat etmeniz ve hak ettiğiniz yere gelmeniz; bundan kendinizi tatmin edecek bir kazanç sağlamanız zor. Eğitmen olarak anılmanız kolay mı? Evet kolay. Bir konuyla ilgili deneyimini paylaşmakla o konunun uzmanı olmak farklı şeyler. Eğitmen damgası yemek birazcık kolaylaşmış durumda son günlerde. Siz birinden bir şey öğrendiniz, o da bunu birinden öğrendi. Siz on kaynağı araştırın. Veri madenciliği var ama eğitmenler onu yapmıyor. Biz bilgiyi doğru kaynaktan alıp, harmanlayıp aktarıyoruz.

Eğitmenle bilim insanlarının temel farklarından biri şudur. Bilim insanı derli toplu görünen bilgileri alı dağıtır, problemler çıkararak çözer. Eğitmenler ise karmaşık olan bilgileri karman yapıp, küçük hap yapıp size sunar. Eğitimlerde eğitmenlerde kaynak sorgulayın. Bilimsel birikimi var mı? Ehliyeti var mı? Hem sertifikaları sorgulanmalıdır hem alt yapısı var mı buna bakılmalıdır. Bir de kaynaklara gidilmelidir. Doğru kaynaktan bilgiyi alamadıysanız, iyi bir eğitmen olsanız da yanlış sunarsınız. Türkiye’de eğitmen olmak, bunu prestijli hale getirmek zor. Eğitmen damgası yemek kolay. Bunun de sebeplerden biri de o kişilerden derman arayan kişilerin kaynağını sorgulamaması. Lütfen, eğitmen olarak bilgi satın alacağınız kişilerin altyapılarını, arka planlarını sorgulayın. 

Yetişkin Eğitimlerinde Öğrenme Stilleri Farklılık Gösteriyor. Burada Nelere Dikkat Etmemiz Gerekiyor?

Yetişkinler o bilgiye ihtiyaçları olduğunu düşündüklerinde öğreniyorlar. Bu yüzden eğitimin başından sonuna o bilgiye ihtiyacı olduğunu hissettirmek gerekiyor. ihtiyacı olduğunu düşünmüyorsa mümkün değil öğretemezsiniz, kişi kendini kaparsa. İkincisi, yetişkinlerin öğrenebilmesi için mutlaka kendi geçmişlerinde bir zemin bulması gerekir. Mesela siz babaannenize krep yapmayı öğreteceksiniz, sizin anlattıklarınıza sıfırdan başlamaz. Kendi yaptığı katmerle mukayese eder, keteyle mukayese eder. “Aaa bu bunun gibidir” der. Bunu 6.sınf ilkokul öğrencisinden bekleyemezsiniz. Yetişkinler, 25 üstü herkes bunu geçmişinde bir yerde temellendirir.

Yetişkin eğitimi veriyorsanız dahil olmasını sağlayın, onun o alandaki bilgisinin üzerine izah etmeye çalışın. Eğer siz eskiden muhasebe defterle kitapla kağıtla tutulurdu. Artık bunlar online, ilk okul öğrencisine kasa kaydını kapıyorsan böyle yap. Bununla ilgili bilgisi olmadığı için böyle öğrenebilir. Ama bir yetişkine öğretiyorsak, “Şefik abi, yevmiye defterini hatırlıyorsun abi, o yevmiye defteri gibi düşün. Bu ekranda A simgesini gördüğünde aklına yevmiye defteri gelsin.” diyerek mutlaka bir geçmişe getireceksin, bir şeyle ilişkilendirip tekrar geri getireceksiniz.

Neyi bildiğini bilmiyorsanız da bırakın dahil olsun, ne bildiğini anlatsın. Siz genel müdür düzeyine eğitim verdiğiniz zaman, siz 30-32 yaşındasınız karşınızdaki 50-55 yaşında. Kardeşi olacak hatta çocuğu olacak birinden öğrendiğini düşünüyorsa, “Peki, Rüstem bey siz ne düşünüyorsunuz b konuda.” deyip dahil olmasını sağlayın. Zaten aranızda yaş farkı var. Bırakın onun o bilgileri aksın. Onun ne bildiğini öğrendikten sonra da onun üzerine inşa edin.

Üçüncüsü yetişkin eğitimlerinde en önemli, bilgiyi transfer etmeyin, onun keşfedeceği bir ortam yaratın. İki konu arasında bir boşluk bırakın ve bağlantıyı o kursun. Finans eğitimi veriyorsanız, konunuz faiz ise, fasit faizi ve bileşik faizi anlattıysanız; yıllık faizi de bırakın o hesaplasın. Uygulamasını isteme. Yetişkinlerde gerçek bir öğrenmede bahsediyorsak. Birden fazla eğitmen olarak bir panel bir kongre yapılıyor bu 5 kişinin içerisinde en az anlatanın eğitmen değerlendirme formu çok iyi çıkar. Bazen en iyi olmaması lazım. 

Üniversite zamanınızı hatırlayın, dersi zorsa, kopya çekmeye fırsat vermiyorsa sevmezdin o hocayı. Eğitmenler de ben sektörde puanları yüksek gelsin diye oyunları abartıp eğlenelim gülelime çeviriyorlar. İyi bir eğitmen olmak için eğitim içindeki boşlukları kendileri keşfetsin. Uygulama yapsın, CV’mi yazdırıyorsunuz 5 dakika CV yazsın. SWOT analizi mi anlatıyorsunuz, 5 dakika analiz yapsın.

Münevver Birol: 2020 pandemi ile online eğitim hayatımızda aktif olarak yerini aldı. 

2021 Yılında Eğitim Alanında Nasıl Bir Gelişme Olacak?

Eğitim sektörü pandemiden öncesi ve sonrası var deniliyor. O eskisi gibi olmayacak şeylerden biri eğitim. Online eğitimlerle ilgili şu kalıcı oldu, Enstitü bu işi çok iyi yapıyordu. Amme hizmeti olarak kişilerin eğiğim ihtiyacını karşılayarak bir sosyal destek de verdi. 450 kişilere kadar sınıflar çıktı. Pandemi şartlarında 450 kişinin hayatına dokundu. Dijital eğitim olan bir şeyi kabul ettik. Buna online eğitim demiyorum, zaman ve mekandan bağımsız eğitim. YÖK’de bunu böyle kabul ediyor. Bir üniversitenin 1 yılının %40’nı online yapabilirsiniz. Bu üniversitenin açık öğretimle farkı %60 kalacak. Eğitimin zaman ve mekandan bağımsız, pijamayla da yapılabilir. Benim en önemli beklentim, dijital eğitimin kalıcı olacağı. 

Toplantılar, eğitimler gibi bir takım şeylerin zaman ve mekandan bağımsız, kişinin hazırla olduğunda öğrenmesi. Yani bu çok önemli, sabah çocuğu 8’de derse çağırıyorsunuz. Nefret bir halde ders giriyor, anlattığın işletmeye giriş. Bunu online da anlatabilirsin, bun da kayıtan dinleyebilir. Çocuk uyusa, 11’de uyansa, kahvaltısını yapıp dersi kayıttan dinlese daha çok faydalanacaktır.

Enstitü eğitimlerinden bu kadar faydalanılmasının sebeplerinden bir bu. Akşam saatinde insanlar dinlenmeye geçtiğinde biz dinliyor, dinleyemiyorsa da kayıttan dinliyor. Eğitim sektörü dönülmez bir yola girdi, dijital eğitim rüştünü hesapladı. Eskiden eğitim mi dijital eğitim mi deniliyordu?

Eğitim var bu eğitimin bir parçası dijital olmak zorunda. Bunu bekliyorum ama üniversiteler, liseler, ilkokullar bir sosyal paylaşım alanı olduğu için de eğitimden farklı şeyler sağlıyorlar. Bir çocuk işletmeye giriş dersini dinlemek için evinden kalkıp üniversiteye gitmek zorunda değil ama orada arkadaşları var oranın kütüphanesinden hazırlanıyor. Sosyal çevre, network ve yerinden öğrenme gibi sebeplerle yüz yüze eğitime ihtiyaç var. Benim 2021’de eğitimden beklentim rüştünü ispatlanması, ikinci beklentim de aşılarla salgının gücü kırılır da yüz yüze eğitime belli oranda dönülmesi. 9-5 mesaimin içerisinde artık öğrencileri görmek istiyorum. 

Eğitimle öğretim farklı. Bir lise 14 hafta ders yapıyor. Üniversitelerde 4 haftalık ders var. 14 haftalık dersin içinde anlattığınız şeylerle 1 günlük liderlik dersinde anlattığınız şeyler farklı. Ben liderlik eğitimini 1 hatada veriyorum. Bana üniversite liderlik eğitimi ver dediğinde ben onu 14 haftada veriyorum. Dolayısıyla 14 haftanın içerisine, film izlemeler, ödevler, öğrenci sunuları giriyor. Bir eğitim ilk başında tasarlanırken yüz yüze olarak tasarlandıysa b unu online yapmak zor. Başında online olarak tasarlandıysa o zaman bütün eğitimler online olabilir.

Bizi İzleyen İzleyicilerimiz İçin Eğitim Sırasında Kullanabilecekleri, Her Eğitim Sırasında Uygulayabilecekleri Tüyolarınızı Paylaşma Şansınız Var Mı?

Benim en fayda gördüğüm en sık yaptığım şeylerden birini söyleyeyim. Yüz yüze eğitimde olabilir, işlik ortamı da olabilir. Her neresi olursa olsun asla eğitimle başlamam, bir önceki akşamki maçtan girerim, orta yaş grubu hanımlar varsa pazardaki sebze meyve fiyatlarından girerim. O kadar alakasız girerim ki katılımcılar rahatlar. Ters köşe girmeyi tercih ederim. Bunlar da günlük şeyler. Erkeklerse futbol muhabbeti yapmak, çarşı pazar muhabbeti yapmak ya da yemek içmek muhabbeti yapak gibi samimi bir girişin faydasını gördüm. Dolayısıyla kendileri dışında onları tanıyan bir yerde eğitim yapmıyorsanız gayet rahat olarak girişi yapılabilir. Bir vali varsa olamayabilir. Oraya eğitim vermeye değil de ailenin eğlenceli eniştesi gibi giriş yapmayı severim. Bunu öneririm.

Çok ağır bir protokol olmadığı sürece lütfen ters köşe yapın. Rahat girin, sohbet ortamında girin, ilginç bir şeyden bahsedin, fıkra anlatarak girin, espri yaparak girin, içerde tanıdığınız takılabileceğiniz biri varsa ona takılarak girin. O 3-5 dakikada insanların gardı düşsün. Sonra kendinizi tanıtarak, eğitimi tanıtarak başlayın. 

Eklemek İstediğiniz Farklı Bir Konu Var Mı?

Eğiticinin eğitiminin sloganını mottosunu söylemek isterim. Eğitmen derki; eğitimin yüce amacı bilgi değil eylemdir. Bilgi vermek bilgi almak bu çağda çok kıymetli değil artık. O bilgi bir eyleme dönüşüyorsa işe yarıyor. Bir ampul siz onu yakmıyorsanız ampul değildir, onun ampul olduğu bilgisi de kıymetli değil. Eğitim dediğinizde de karşı tarafın bildiği değil, onu uygulayabildiği ortamı oluşturmaya çalışın.

Eğitimcinin Anatomisinden Bahsedebilir Misiniz?

Eğitmenlik, öğretmenlik, eğitimcilik, eğiticilik, akademisyenlik; her biri meslek. Hepsinin gerektirdiği altyapı farklı. Eğitmen olmadan da bir şeyler anlatabilir misiniz? Evet. İş yerinde çalışma arkadaşlarıma ücretsiz yoga anlatmak istiyorum.” diyebilirsiniz. Bunun altyapısı ile sizin eğitimcinin anatomisi dediğiniz altyapı ve arka plan birbirinden farklı. Paylaşımcı olmakla bunu meslek olarak yapmak, bundan para kazanmak ve eğitmen unvanını alabilmek arasında 40 fırın ekmek fark var.

Eğiticinin Eğitimi Bizi Nasıl Bir Yolculuğa Çıkarıyor?

İlk günüde eğitim felsefesini konuşuyoruz. Eğitmenin ne olduğunu tartışıyoruz. Dijital çağı ve dijital çağda öğrenmeyi de katıyoruz. Bilgi bir meta, bilgiyi alabilmek için artık okula gitmeniz gerekmiyor. Kıymetli olan entelektüel, demlenmiş, karşılaştırılmış ve doğruluğunun üzerine düşünülmüş bilgi. Biz programda bilgiyi ve yetişkin eğitimini bu doğrultuda ele alıyoruz. 

Türkiye’de Eğitmen Olmak Kolay Mı?

Türkiye’de iyi bir eğitmenseniz kendinizi ispat etmeniz ve hak ettiğiniz yere gelmeniz; bundan kendinizi tatmin edecek bir kazanç sağlamanız zor. Eğitmen olarak anılmanız kolay mı? Evet kolay. Bir konuyla ilgili deneyimini paylaşmakla o konunun uzmanı olmak farklı şeyler. Eğitmen damgası yemek birazcık kolaylaşmış durumda son günlerde.

eğiticinin eğitimi
Konuk Yazar
Konuk Yazar
Blog Yazarı

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.
Eğiticinin Eğitimi
4.8
(73)

Eğiticinin Eğitimi

7 Konu4 Saat
Nitel Araştırma Eğitimi
5
(12)

Nitel Araştırma Eğitimi

14 Konu9 Saat
Ders EğitmeniDers Eğitmeni
15059
SPSS Eğitimi
5
(26)

SPSS Eğitimi

13 Konu9 Saat
Ders EğitmeniDers Eğitmeni
34079