AnasayfaBlogDoğudan Yükselen Özgün Anlatı: İran Sineması
Nedir?

Doğudan Yükselen Özgün Anlatı: İran Sineması

27 Mayıs 2021
Doğudan Yükselen Özgün Anlatı: İran Sineması
  1. Sinema, anlattığı hikayeler ile dünyanın tüm coğrafyalarına ulaşmayı başaran etkili ve güçlü bir sanat dalı. Biçim ve içeriğindeki unsurların yeni teknolojilerle hızlı uyumu, sinema sektörünü her daim yenilenen ve gelişen bir yapıda konumlandırır. Anaakım sinema olarak adlandırılan Hollywood, sinema sektörünün ilk adresi ve merkezi durumundadır. Özellikle nicelik açısından yoğun üretim yapması ve pre-prodüksiyon, prodüksiyon ve post-prodüksiyon aşamalarının hiçbirinin atlanmadan bir süreç içerisinde takip edilmesi ve pek tabii dağıtım kanallarının hızlı çalışması ve etkili PR çalışmalarının yapılmasından dolayı, anaakım sineması diğer ülke/bölge/kıta sinemalarına da film üretiminin her aşamasında öncülük eder pozisyondadır.

Elbette sektörel olarak güçlü olmasından dolayı sinema alanında söz sahibi olan Hollywood; son zamanlarda özellikle anlatı/konu/içerik başlıklarında kendini tekrar eden ve özgün yapımlar ortaya koyamayan bir yapıya bürünmüştür. Böylesi tıkanmışlık durumlarında Hollywood, kimi zaman remake denilen ilk çevrimi beğenilmiş ve sinema izleyicisinde farkındalık yaratmış filmlerin yeniden çevrimi ile varlığını sürdürür ya da kimi zamansa anaakım sineması dışındaki ülke sinemalarının başarılı yönetmenlerine, kendi imkanlarını sunarak, ülkesine davet edip film yapması için gerekli ortamı oluşturur. Tüm bu alternatiflerin gerçekleşebilmesi için sinema alanında sektör olabilmek ve maliyetleri yüksek olan yapımlara destek olabilmek için ekonomik olarak da güçlü olmak gerekmektedir. Açmazlarına bu şekilde yol bulmaya çalışan Hollywood, öteden beri beslendiği edebiyattan da destek almaya devam etmektedir. 

Hollywood’un hikâye anlatma tekniği ve anlatı içinde kullandığı klişelere ve ezberlere karşı çıkarak daha bağımsız ve özgür bir anlatı dilini tercih eden yapımlar da, günümüzün gelişen ve genişleyen yayın platformları nedeniyle daha görünür olmaya başlamış ve anaakım sinemanın dominant yapılanmasının gölgesinde kalan yapımlar, daha çok beğenilir, takip edilir ve merakla beklenir olmuşlardır. Sinema sektöründeki bu alternatif yönelimlerin başında hiç kuşkusuz; özgün sinema dili ve farklı ve kimi zaman deneysel anlatı yapısı kullanımı ile öne çıkan İran Sinemasıdır.

İran Sineması

Ortadoğu coğrafyasının köklü ve kadim bir kültüre sahip ülkesi İran, geçmişten bugüne farklı medeniyetlerin, imparatorlukların ve ülkelerin egemenliğinde olduğu için, renkli bir kültürel dokuya sahip önemli bir yapıdır. Topraklarından gelip geçen her toplumun farklı bir renk ve iz bıraktığı İran; bu çok renklilik yanında ağır İslami yapının yaşamın her katmanına sızdığı baskıcı bir zihniyet ile yoğrulmuştur. Bir yanda birçok sanatın varlığı ve gelişmesi için var olan kültürel zenginlik, diğer yanda ise dini baskılar İran’daki sanatı farklı bir kulvara itmiştir. Yaşamın her alanında etkili olan bu baskıcı zihniyeti ve özellikle devlet eliyle sürdürülen sansür mekanizmasını aşmak isteyen sanatçılar; sanatın hangi dalı olursa olsun, mitler, simgeler, imgeler ve dolaylı anlatım yollarını kullanarak sanatlarını inşa etme yoluna gitmişlerdir. Söz konusu bu çıkış yolu, sanatın önünde baskıların sınır olamayacağı ve sanatçının sanatını herşeye rağmen yapma aşkının mutlaka bir çıkar yol bulacağının göstergesi olarak okunabilir. 

İran Sinemasının ilk yıllarından bugüne hız kesmeyen sansür mekanizması ve baskıcı zihniyet, film üreten kişileri de (senarist-yönetmen-yapımcı) farklı arayışlara itmiştir. Sözgelimi, kadınların dini perspektiften çok görünür olmadıkları toplumsal yapıda, filmlerde de çok yoğun kadın teması ya da görseli kullanılmaz. Yine kadın-erkek arasındaki ilişkileri vermek sakıncalı görüldüğü için, filmlerin çoğunlukla anlatısının merkezinde çocuklar yer alır. Yönetmenler ve senaristler, çocukların masum, saf ve temiz dünyaları üzerinden hem de meşru bir zeminde küçük hikayeler anlatarak aslında gösterilemeyeni ya da asıl gösterilmek isteneni dolaylı yönden göstermenin yolunu bulurlar. 

İranlı Yönetmenler

1939 Tahran doğumlu Daryuş Mehrcui, İran’ın uluslararası alandaki ilk başarısı olarak görülen ‘İnek’ filmini 1969 yılında çekmiştir. Mehrcui, fakir bir köylünün çok sevdiği ineği ile olan ilişkisini son derece gerçekçi bir dil ve sade bir görsellikle anlatmıştır. Film, devletten maddi destek almasına rağmen yine de bitiminde sansüre takılmıştır. 

1940 Tahran doğumlu bir başka yönetmen Abbas Kiarostami, İran Sinemasının dünya çapında en çok bilinen isimlerinden biridir. Yönetmenliğe başladığı kısa filmlerin ardından uzun metrajlı filmler çeken Kiarostami, 1997 yılında intihar etmeyi düşünen bir kişinin etrafında şekillendirdiği anlatısı içine ahlak, vicdan, merhamet ve yaşam ile ilgili sorunsalları başarı ile kattığı ‘Kirazın Tadı’ adlı filmi ile Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünün sahibi olmuştur. 

1957 İran doğumlu Muhsin Makhmalbaf, İran’da yaşanan devrimin destekleyicisi olarak politik tavrını ortaya koymuştur. Politik tavrından dolayı girdiği hapishanede özellikle edebiyat ile ilgilenerek, özgür olacağı zamanlara dair önemli okumalar yapmıştır. 2001 yılında Afganistan’da çektiği ‘Kandahar’ filmi, en önemli filmidir. 

1959 doğumlu Macid Macidi, almış olduğu sanatsal eğitim nedeniyle mektepli sayılan yönetmenlerdendir. Filmlerinde ana karakter olarak kullandığı çocuklar nedeniyle masalsı bir atmosfer yaratan Macidi, İran sinemasının son dönemdeki en öne çıkan yönetmenlerinden biridir. 1997 yapımı ‘Cennetin Çocukları’, 1999 yapımı ‘Cennetin Rengi’ ve 2001 yapımı ‘Baran’ filmleri çocukların en masum ve temiz bir şekilde tam da çocuk olma hallerine yaraşır bir gerçeklikte yansıtıldığı çok başarılı filmlerdir. 

1960 doğumlu Cafer Panahi, Kiorastami’nin asistanlığı ardından yönetmenliğe geçmiştir. Arka arkaya çektiği ‘Beyaz Balon’, ‘Ayna’ ve ‘Daire’ filmleri ile dünyanın dikkatini yeniden İran’a çekmeyi başarmıştır. 

1969 doğumlu Bahman Ghobadi, özellikle ezilen kesimlerin yaşama tutunma çabalarını etkili bir dille anlatan önemli bir yönetmendir. Özellikle 2000 yapımı ‘Sarhoş Atlar Zamanı’ ve 2004 yapımı ‘Kaplumbağalar da Uçar’ filmleri en dikkat çeken yapımlarıdır. 

1972 doğumlu Asghar Ferhadi, İran’ın ilk Oscar ödülünü alan yönetmendir. Ferhadi, kendinden önceki usta yönetmenlerden feyz alarak başladığı sinema serüveninde çıtayı oldukça yükselten bir yönetmen olarak görülür. Özellikle aile ve ikili ilişkiler konularına çok katmanlı bir yapısallık içerisinde bakan Ferhadi; içinde yaşadığı ve bir üyesi olduğu kültürel yapının tüm unsurlarını anlatısı içine başarı ile katarak özgün bir dil ve anlatı metodu oluşturmuştur. 2009 yapımı ‘Elly Hakkında’, 2011 yapımı ‘Bir Ayrılık’, 2016 yapımı ‘Satıcı’ ve 2018 yapımı ‘Herkes Biliyor’ yönetmenin en önemli filmlerindendir.

Sonuç

Sansür, baskı ve dayatmaların şekil verdiği İran Sineması, özellikle batıda sinema eğitimi alarak ülkesine dönen özgür düşünen yönetmenlerin/senaristlerin mücadeleci tavırları ve yasaklara rağmen üretmeye devam etmeleri ile kendine yeni ve özgün bir yaşam alanı bulmuştur. Bu alan içerisinde her türlü insani hikâyenin anlatıldığı ama özellikle toplumsal yapının en altındaki kesime daha yoğun bakıldığı filmler üretilmiştir. Böylelikle hem toplumun farklı katmanları arasındaki uçuruma dikkat çekilmiş hem de varlıkları ile unutulmaya yüz tutmuş kesim, daha görünür kılınmıştır. Öteden beri küçük ve fakir insanların büyük dünyalarını, tüm insani duygular ile bezeli bir şekilde anlatan İran Sineması; sade, duru, yalın sinema dili ve süssüz biçimsel anlayışı ile tüm insanlığa yine ve yeniden anlatmaya devam edecek…

İran Sinemasının Karakteristik Özellikleri Nelerdir?

İran Sinemasının diğer ülke sinemalarından ayrılan özellikleri: özellikle çocukların masum ve temiz dünyasından anlatılan hikayeler özelinde genel olarak insanlığa bir mesaj vermek. Yasaklara ve sansüre karşı daha metaforik, simgesel bir dil kullanarak dolaylı da olsa mesajı vermek. Müzik, efekt gibi anlatının yan unsurlarına çok yer vermemek sayılabilir. 

İran Sinemasının En Önemli Yönetmenleri Kimlerdir?

Abbas Kiarostami, Cafer Panahi, Asghar Ferhadi, Macid Macidi ve Muhsin Makhmalbaf İran Sinemasının en önemli yönetmenleri sayılabilir.

İran Sinemasının Özgün ve Ayrıksı Bir Dil ve Anlatım Tekniğini Geliştirmesinde En Çok Etkili Olan Unsur Nedir?

Bu özgün sinema dilinin oluşmasında elbette ki birbirinden farklı birçok unsurun etkisi bulunmaktadır. Ancak en çok öne çıkan sansür mekanizması ve baskıcı zihniyet ile yasakçı bakış açısı, İranlı sinemacıları farklı bir dil arayışına itmiştir.

Dr. Özgür Yılmazkol

Hollywood Ülkeler Sineması İran Sineması Yönetmenler Anlatı yapısı Doğudan Yükselen Özgün Anlatı: İran Sineması
Dr. Özgür Yılmazkol
Dr. Özgür Yılmazkol
Blog Yazarı

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-tv ve Sinema bölümü mezunu. Aynı üniversitede doktora eğitimini tamamladı. Editörlüğünü yaptığı medya/sinema kitapları ve senaryosunu yazdığı belgesel, kısa film ve dizi senaryoları bulunmaktadır.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.