Published on: 26 Şubat 2018 Aliye Rabia Sönmez 0 Yorum

Kişisel gelişim nedir?

Kişisel gelişim; bireyin kendini tanıması ve geliştirmesidir diye tanımlansa da bu mikro ölçekte bir tanımlamadır. Bu ölçekte birey yalnızdır. Kişinin kendini fark etmesi, eksikliklerinin farkına varması, eksikliklerini tamamlamaya gayret etmesi, birey olduğunun farkındalığını yaşamasıdır. Daha çok başarı odaklıdır. Kişisel hayatta başarılı olma yollarını gösteririr. Tartışmamız gereken, bir ucu modern şifacılığa, dervişliğe giden bu yolda çoğu kez birey yönlendirilmeye açıktır. Düşünür, değişmek ister ama nereden başlıyacağını bilemediğinden, sürekli öğütlenen “Değiş, değiş, değiş” neden değişmek gerektiğine cevap aradığında, insanın karşısına eğitimlerini, yeterliliklerini tamda bilmediği kitaplar, kişiler ve kurumlar ordusu çıkmaktadır. Burada hobi olarak kişisel gelişim mi , yoksa iş yaşamında başarı için kişisel gelişim mi sorusuna yanıt bulmak zorluğu karşımızda durmaktadır. Mesleği hobisi olan mutlu bir azınlık dışında, büyük çoğunluk kişisel gelişimle iş hayatındaki bölümü ile tanışmaktadır.

Kişisel gelişimi sağlamak ve başarmak istiyoruz, ancak çıktığımız  bu yolda bizi neler bekliyor?

Önce bir veya birden çok gerçekleşmesini istediğimiz hayalimiz var. Zaman, mekan, disiplin, çevresel faktörler, ekonomik planlama yapmamız gerekiyor. Bu koşulların bir kısmı doğrudan bizimle ilgili (mikro ölçekte), bir kısmı da bize rağmen var olan koşulların bir araya gelmesi (makro ölçekte).

“Hayatınızı seviyorsanız zamanınızı boşa harcamayın, çünkü zaman hayatın kendisidir” demiş Benjamin Franklin. Büyük Şehirlerde çalışan, öğrenci, ev kadını, emekli binlerce insanın  yolda geçen zamanından bahsetmiyoruz. Değerli zaman ve boşa geçen zaman kişiye kazandıran yada kaybettirendir. Değerli zaman kişinin gelişimine katkı sağlaması için, fırsatları zaman makinesinin dakikaları içinde kullanmasıdır. Eskiden dil öğrenmek için, kursa gitmeye vaktim yok diyebilirdik. Artık işten eve gelip, TV nin karşısında boşa geçen zamana kapılmayıp, bilgisayarın başına geçip online dil eğitimi alarak, değerli zaman yaratabiliriz. Yazar olmak istiyoruz. Hemde hedefimiz 500 sayfalık bir kitap yazmak. Önce ders alıp, kitaplar okuyup, yazacağımız konunun zaman ve mekanını belirleyip, atölye çalışmalarına katılıp, kendimizi eğitmeliyiz.  Bunu yapmadan , büyük hedeflere hemen ulaşmak bir hayal olarak kalabilir.

Düşüncenin  eyleme dönüşmesi için, kendimizi tanıma sürecini işletip, küçük hikayeler veya kısa roman denemeleri yaparak, başarıyı yakalamak daha olasıdır. Bunu yaparken yukarıda bahsettiğimiz 5 kural devreye girecektir.

ZAMAN; Değerli zamanı önceliğimiz olmalı. İş ortamında sosyal medya hesaplarına, alışveriş sitelerine ayrılan değersiz zamandan sonra, mesai bitimi çıkmayıp, fazla mesai yapmak çabası değerli bir zaman anlamına gelmemektedir. Çoğunlukla bu tip insanlar, kendi hayatlarından çaldıkları zamanı farketmedikleri gibi, eşinin. çocuğunun veya sevdiklerinin hayatındanda çalmaktadırlar. Bunun yerine kişinin, kendini mutlu etmeye, dost pekiştirmeye, kitap veya mesleki gelişme sağlayacak yayınlar okumaya, el becerilerini geliştirmeye v. b. konularda ayıracağı değerli zaman çok daha verimlidir. Boşa geçen o saatler tersine çevrilebilir. Kişisel Gelişim Farkındalığı ile, iş yerinde ZAMAN eğitimi verilebilir. Halen çoğu işyerinde günlük telaşın içinde yöneticiler çalışanın neden sık sık fazla mesaiye kaldığını sorgulamak yerine, mükafat olarakta ÇOK ÇALIŞAN ELAMAN olarak değerlendirmektedir. İşyerinde zaman ile ilgili farkındalık yaratmak adına yapılan etkinlikler, çalışanlar arasında yapılan, yelken yarışlarından, sosyal yardımlaşma için yapılan “İYİLİK İÇİN KOŞ”maratonuna katılmaya kadar, zamanın değeri, doğru zamanda doğru karar alınmadığı takdirde hem takıma hem kendine nasıl zarar verildiği yaşam deneyimi içinde kavratılmalıdır.

MEKAN; Çalışma  ve özyaşamın sürdüğü ortamlarda,  mekanının imkanları verimliliği etkilemektedir. Yoğun gürültü, havasız , güneş almayan ortamlar çalışana negatif enerji yüklemektedir. Çaresizlik değil, çare üretmek gereklidir. Plaza hayatı bir çok çalışanı mutsuz etmektedir. Genelde şehrin uzak noktalarında, merkezden uzak veya sadece işyerlerinin olduğu çevresel mekanlarda çalışanlar kapalı ortamda çalışmak zorunda kalmaktadır. Hareketsiz bir hayata insanlar mahkum olmakta, ev ile işyeri arasında mesafeler uzadıkça yolda geçen yorgunlukla , çalışanlar öz yaşam alanına da negatif enerji ile dönmektedir. Örneğin, çiçek yetiştirmek, kedi veya köpek bakmak, basit spor hareketlerini yapmak gibi basit dokunuşlar ile pozitif enerji sağlanabilir. Çalışanları baskı altında tutan rekabet, ciro beklentileri yerine takım ruhunu pekiştirip, birlikte iş dışı saatlerde programlar yaparak , kendimiz olmaya ve maskelerden kurtulmaya herkesin ihtiyacı vardır. 2016 verilerine göre, ABD ve Avrupa’da toplam 162 milyon serbest çalışan uzman var. 2023 yılında Türkiye’de nüfusun % 8 ‘nin yani yaklaşık 8, 5 milyon, serbest çalışan uzmanlara (Freelancer’ları) Online iş platformaları geliştikçe, mekansal kolaylık sağlayacaktır. Kişi proje bazlı çalıştığı için, kendi  zamanını ve mekanını kendi ayarlayacaktır.

DİSİPLİN, Ülkemizde eğitim hayatında olumlu anlam yüklemek yerine, Disiplin cezası ile özdeşleştirilen bu kavrama , biz olumlu anlamı ile bakmalıyız. İnsanın istekleri üzerinde kontrol gücü kurması ve hedeflerine ulaşmak için , yaşamını buna göre düzenleyebilmesidir. Düzenli spor yapmaktan, bir beceri kazanmak için eğitim almaya, sabah erken uyanmaya, günlük ve haftalık planlar yapıp bunları uygulamaya kadar bir çok eylem disiplin meselesidir. Ötelemek alışkanlık olmuşsa, hergün yeni kararlar alıp bir türlü devamını getiremiyorsak, disiplinimiz yeteri kadar güçlü değildir. Kişinin öz disiplini,  kendisini geliştirmesinin de temelidir. Otorite ile karıştırılmamalıdır. Kişinin kendi iç sesi ile yol almasıdır.

ÇEVRESEL FAKTÖRLER, İnsan sosyal bir varlıktır. Bu cümleden ne anlamalıyız? Dünyaya gelirken tercih hakkımız bulunmamaktadır. Nasıl bir ortamda büyüyeceğimiz, eğitim alacacağımız, genetik olarak bize aktarılanları seçme şansımız yoktur. Aynı okulda aynı eğitimi almış iki insanın hayat başarıları, hobileri , kişisel gelişimi bu verili düzen tarafından belirlenmektedir.

Her zeki olanın yetenekli olması gerekmediği gibi, her yetenekli insanında zeki olması gerekmemektedir. Ülkelerin içinde bulunduğu ekonomik gelişmişlik düzeyi, bilgi toplumu standartlarına yakınlığı, eğitime ayırdığı bütçe ve eğitimde sorgulayan bireylerin olduğunda , aile faktörüde  aşılarak kendi gelişimini çevreden aldığı bilgi, beceri ve eğitimle yoğurabilmektedir. Eğitim standardı düşük ülkelerde , şansında rolü ile eğitimcinin bilgi ve özverisi bir çok kez hayatın akışını olumlu yönde tersine çevirebilmektedir.

EKONOMİK PLANLAMA, Kişisel gelişimin önemli konularından olan kişinin kendi eğitimi için ayırması gereken bütçedir. Bazı işletmeler iş ile ilgili olarak bir eğitim bütçesi ayırmaktadır. Kişisel gelişime yapılacak ekonomik katkı , işletmeye entelektüel sermaye olarak dönmektedir. İşletme dışı kişisel ilgi alanlarına yönelmek için bireysel anlamda bir bütçe gerekmektedir. Geçici hevesler ile kayıt olunan çeşitli kurslar yerine, gerçekten kendimizi yaptığımızda mutlu ve iyi hissettiğimiz, yapmadığımız zaman eksikliğini hissettiğimiz ilgi alanlarını doğru seçmeliyiz.

Kişisel gelişimi,  sadece başkalarının bizi yönlendirmesi için değil, bizim kendimizi yönetme ve içsel yolculuğumuzda bir araç olarak kullanabilirsek başarı kaçınılmazdır.

  • kişisel gelişim eğitimleri ,
  • kişisel gelişim kursları ,
  • kişisel gelişim kurslarının avantajları ,
  • kişisel gelişim nedir
Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitü blog bölümünde içerik üretmektedir. Mülakat tavsiyeleri, sertifika programları, kişisel gelişim gibi birçok konuda yazılar yazmaktadır.