AnasayfaBlogSağlığın Sosyalleşmesi
Nedir?

Sağlığın Sosyalleşmesi

29 Temmuz 2021
Sağlığın Sosyalleşmesi

Sağlığın sosyal modelini açıklamadan önce, sosyal model ile tıbbi model arasında bir geçiş sorumluluğu gören ve salutogenesis kavramı üzerinde durmak gerekmektedir. Salus= sağlık ve genesis =köken: Sağlığın kökenini araştırma anlamlarına gelmektedir. 1993 yılında Aaron Antonovsky gerçekleştirmiş olduğu araştırmada, insanları nelerin hasta ettiği değil insanların tam olarak neyin sağlıklı tuttuğu üzerinde durmuştur. Salutogenic paradigma, bir takım insanların nasıl sağlıklı durabildikleri, stres benzeri olumsuz etkenlerin hayatın kaçınılmaz durumları olduğu üzerinde ciddi bir şekilde durmaktadır.

"Hekimlik mesleğinin toplumsal bakışı nasıldır? Tıbbi model yaklaşımındaki değerlendirmeler nasıldır? Sosyal model ve sağlığın sosyalleşmesi nasıldır? Rudolph Virchow ve Cirginlioğlu yaklaşımı nasıldır?" sorularına cevap bulmaya çalıştık.

Hekimlik Mesleğinin Toplumsal Bakışı Nasıldır?

Tıp mesleğinin gücü kültürel ve sosyal otoritesinden kaynaklanmaktadır. Örneğin hekimin teşhisini gerçekleştirmiş olduğu hastalığı olan hastanın neler yapması gerektiğini anlatarak davranışını kontrol eder. Bu durumda sosyal otorite sağlanmış olunur. Tarihi geçmişe bakıldığında sosyal otorite çeşitli kaynaklardan geldiği görülmektedir. Hekimin büyük sosyal statüsü ve prestijinden, kanunun teknoloji ve bilimdeki ilerlemeye artan saygısından, medyanın hekimlik statüsünü konulan diziler ve filmler gibi katkıda yer etmesinde.

Bunlarla hekimlerin hemşirelere, teknisyenlere ve altlarında çalışan diğer diğer sağlık çalışanları neler yapmaları gerektiği söyledikleri ve içinde bulundukları hiyerarşiyi de eklemek mümkündür. Sosyal otorite ile beraber kültürel otorite de dikkate alınmalıdır. Herhangi bir hasta hastalığı kapsamında hekime başvurduğunda, hekim hastanın durumunu öncelikle değerlendirerek teşhis edecek ve daha sonra ise tedavisini gerçekleştirecek kişidir. İletişimden dolayı hekim hastanın gerçekliğini değerlendirerek tanımlar ve hem sosyal hem de kültürel otorite uygular.

Bununla beraber tıbbi model, tarih boyunca tıp uzman hekimlerinde genellikle Latinceyi kullanmalarının ve kendilerine hususi bir üst-dil meydana getirmeleriyle bir hegemonya kurmalarına sebep olmuştur. Bu egemenlik yaşadığımız zaman diliminde diğer meslekler tarafından çoğunlukla kırılmıştır.

Tıbbi Model Yaklaşımındaki Değerlendirmeler Nasıldır?

Tıbbileşme kavramı Zola’ya tarafından ortaya atılmış olup buna göre tıp kurumunun büyümesi ve normali dışında, insan yaşamının doğal süreçlerinin tıbbi açıdan ele alınmasıdır. Tıbbileşme neticesinde, insan gelişmesinin yaşamsal ve sıradan halleri (kısırlık, menopoz vb.) hekimlerin ve diğer sağlık personellerinin uzmanlık alanı haline gelmiştir. Örneğin menepoz benzeri bir yaşamsal durumda tedavi seçenekleri arasında yer alan hormon replasman tedavisi bugün itibariyle hekimler arasında tartışılan bir konu durumundadır.

Replasman tedavisi bazı doktorlar tarafından gereksiz görülmekte, bazı araştırmalar sonucunda meme kanseri gibi hastalıklara neden olduğu iddia edilmektedir. Bununla ilgili bilimsel çalışmalar, kitle iletişim mesajları başta olmak üzere profesyonel örgütler ve kişilerden gelen mesajlar olmak üzere; birçok kaynaktan gelen bilgiler söz konusudur. Birçok Avrupa ülkesinde sağlık hizmetlerinde uygulamalarındaki üstünlük profesyonel görüş olarak kabul edilen tıbbi model oldukça etkilidir. Sosyal medya da sağlık konularıyla ilgili haberlerde, belgesellerde, hastane dramaların da vs ağırlıklı bir görüş bulunmaktadır.

Özetle tıp, sosyal medya tarafından ideolojik ve sosyal bir güç olarak büyütülmektedir. Böylece tıbbi model toplumun bir çoğu tarafından kabul edilen bir durum haline gelmektedir. Bu konuda toplumun pek de haksız olduğunu söyleyemeyiz. Kişi yaşamı boyunca, sağlıklı beslenmenin tam olarak ne anlama geldiğini bilmeden hastalıklara yaklanması durumunda hekimin bilgisine güvenmek dışında herhangi bir seçeneği bulunmayacaktır. Hekimin lisans eğitimi boyunca insan anotomisine, hastalıklar ve çözüm yolları konusunda elde etmiş olduğu eğitimlerle beraber pratisyen mesleğine devam edebilir.

Daha sonra uzmanlık eğitimini tamamlayarak alanı kapsamında hastaların tedavilerini gerçekleştirebilir. Fakat bir bilgi asimetriği söz konusudur. Hasta olan birey hastalığı konusunda en geniş tanımlamaları ve ifadeleri kullanarak sağlığı konusunda en çok bilgiye sahip olması beklenmektedir. Ancak yukarıda da açıkladığımız üzeri hekimin hastalıkların teşhisi ve tedavilerine yönelik eğitim almasından dolayı hastayı sağlığına kavuşturması kapsamında bilgi birikimine daha çok önem verildiği anlaşılmaktadır ki bu durum asimetrik bilgi ile tarif edilebilmektedir. 

Sosyal Model ve Sağlığın Sosyalleşmesi Nasıldır?

Sağlığın sosyal modelini açıklamadan önce, sosyal model ile tıbbi model arasında bir geçiş sorumluluğu gören ve salutogenesis kavramı üzerinde durmak gerekmektedir. Salus= sağlık ve genesis =köken: sağlığın kökenini araştırma anlamlarına gelmektedir. 1993 yılında Aaron Antonovsky gerçekleştirmiş olduğu araştırmada, insanları nelerin hasta ettiği değil insanların tam olarak neyin sağlıklı tuttuğu üzerinde durmuştur. Salutogenic paradigma, bir takım insanların nasıl sağlıklı durabildikleri, stres benzeri olumsuz etkenlerin hayatın kaçınılmaz durumları olduğu üzerinde ciddi bir şekilde durmaktadır. Diğer bir ifadeyle merkezi çıkış noktası, sağlık ve stres arasındaki ilişkileri dikkate alan, davranışsal diyebileceğimiz immünoloji olarak bilinmektedir.

Sosyal model, sağlığın çok sebepli teorilerinin mantığını özümser ve sağlığın biyolojik etkenler kadar ekonomik, politik, psikolojik, sosyal, kültürel ve çevresel faktörler tarafından etkilendiğini ortaya çıkarmaktadır. Örneğin çok et yeme kültürünün olduğu bir toplumda padişah hastalığı olarak bilinen gut hastalığına neden olabilmektedir. Bu hastalık karaciğer temelli bir sorun olarak ortaya çıkmakta ve ayak baş parmaklarında iltihap olarak görülmektedir. İlgili faktörlerdeki eşitsizliği tamamen ortadan kaldırmak ve eşitliği gerçekleştirmek sosyal modelde oldukça önemlidir. Sosyal model, hiçbir şekilde tıbbi modeli dışlamamaktadır fakat sağlık ve hastalığın kapsamında oluştuğu çevresel ve sosyal yapıyı geliştirmek ve tanımlamak için tıbbi modele çok büyük katkıda bulunmaktadır.

Sosyal tıbbin ilk kurucularından biri olan Rudolph Virchow’a göre toplumla ilişkisi olduğu yönündedir. Ekonomik ve sosyal şartların sağlık üzerinde oldukça önemli etkileri vardır. Bu sebeple de bir hastalıkla savaşmada atılacak adımlar hem tıbbi hem de sosyal de olması beklenmektedir. Cirginlioğlu da benzer doğrultuda insan sağlığını etkileyen etmenlerin incelenemesinde sosyal bakış açısını gerekli görmektedir. Hastalıkların önlenmesinde, tedavi edilmesinde kullanılacak bilgilerin ve verilerin sosyoloji kapsamında üretildiğini ifade eden Cirhinlioğlu, sigara bakımlılığı konsun da bireyin sigara içmeye sebep olan etkenlerin, sağlığını riske atmasının nedenlerini, ki bu nedenler taklit, ailesel sorunlar, büyüklerine özenme gibi gösterilebilir, bunların araştırılmasının tedavi amacıyla önemli bilgiler oluşturduğunu açıklamaktadır. Nihai olara tıbbi model, sigara alışkanlığını ve bu davranışın neticesinde de insan hayatının tehlikeye atılmasını ifade etmede tek başına yetersiz kalmaktadır. Bu olayın psikolojik boyutlarının da tamamen ele alınması gerekmektedir. Problemin yalnız bir tıbbi boyutun olmadığı, kişinin hayatı boyunca karşılaşmış olduğu sorunlarında dikkate alınması gereki. 

Rudolph Virchow ve Cirginlioğlu Yaklaşımı Nasıldır?

Sosyal tıbbin ilk kurucularından biri olan Rudolph Virchow’a göre toplumla ilişkisi olduğu yönündedir. Ekonomik ve sosyal şartların sağlık üzerinde oldukça önemli etkileri vardır. Bu sebeple de bir hastalıkla savaşmada atılacak adımlar hem tıbbi hem de sosyal de olması beklenmektedir. Cirginlioğlu da benzer doğrultuda insan sağlığını etkileyen etmenlerin incelenemesinde sosyal bakış açısını gerekli görmektedir.

Tıp Mesleğinin Gücü Nereden Kaynaklanır?

Tıp meleğindeki enerji ve güç, sosyal ve kültürel otoritelerden kaynaklanmaktadır. Örneğin doktorun teşhisini yapmış olduğu hastalığın, hastanın bu konuda neler yapması ve nasıl davranması gerektiği detaylı bir şekilde anlatarak, onun davranışını kontrol etmeye çalışır. Tarihsel süreçte sosyal otoritenin farklı kaynaklardan geldiği görülmektedir. Doktorun büyük sosyal statüsü ve halk tarafından göürünen prestijinin temelinde kanunlar, teknoloji ve bilimdeki ilerlemelerden dolayı kaynaklanmaktadır. Medya tarafından doktorluk mesleği kapsamında yapılan filmler ve dizilere yer verilmesi ayrı bir başlık olarak değerlendirilmelidir. 

Replasman Tedavisi Sakıncalı Mıdır?

Kandınlarda görülen menepoz benzeri bir durumda tedavi yapma seçenekleri arasında yer verilen hormon replasman tedavisi günümüz itibariyle doktorlar arasında tartışıla gelen bir konudur. Bu tedavi yönteminin kimi doktorlar tarafından gereksiz görülürken, bazı araştırmacı uzmanlar yapmış olduklar neticesinde meme kanseri benzeri hastalıklara neden olduğunu açıklamıştır. Bu kapsamda yapılan bilimsel çalışmalar, kitle iletişim haberleri başta olmak üzere kişilerden ve profesyonel örgütlerden gelen mesajlar olmak üzere; pekçok kaynaktan gelenen bilgiler söz konsudur. 

Sağlığın Sosyalleşmesi Sağlığın Sosyalleşmesi nedir Hekimlik Mesleğinin Toplumsal Bakışı Nasıldır Tıbbi Model Yaklaşımındaki Değerlendirmeler Nasıldır
Nevzat Yüksel
Nevzat Yüksel
Blog Yazarı

Sağlık Yönetimi bölümünde öğretim görevlisi. Sağlık hukuku, Türk sağlık sistemi ve sağlık kuruluşlarında teknoloji yönetimi alanında dersler vermektedir. Birçok uluslararası dergi, kitap ve bildirilerde yazı ve bölümleri vardır.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.