Published on: 24 Eylül 2018 Konuk Yazar 1 Yorum
Okuma Sayısı : 479

Pardon, Ben de Kişisel Gelişebilir miyim?

Aynı yolda yürüdüğünüz sıradan bir gün. Her zaman geçtiğiniz kalabalık sokaktan geçiyorsunuz. Dünkü ve hatta önceki günkü aynı yüzleri görüyorsunuz. Alışık olduğunuz ışıklı kitapçının önünden geçerken bir değişim fark ediyorsunuz. Peki, sizi bu monotonluktan sıyırabilecek kitap vitrininde neler olurdu?

Koşuşturma, telaş, iş yetiştirme, ödev yapma, okula yetişme... Hayatımızın yarısı ya bir yerlere yetişmeye ya da bir işi yetiştirmeye çalışmakla geçiyor. Yaşadığımız büyük binaların, ofislerin ve betonun arasında hepimizin kurduğu küçük bir kaçış noktası var. Belki bir balkon belki bir yeşil alan belki de sessiz bir kafe. Oraya gitmeye, sorunları o alanın dışında bırakmaya ve kısa da olsa nefes almaya ihtiyacımız var. Tıpkı bizi bu dünyadan koparıp milyonlarca alternatif dünyadan birine anında atabilen kitaplar gibi. Bir gün Mordor’un dik yamaçlarında savaşırken, bir gün Hogwarts’ın koridorlarında gezebiliyoruz. Bir hafta önce güçlü, güzel ve halkı uğruna savaşan bir kadınken, bir bakıyoruz ki zekasını para kazanmaya adamış çakal bir borsacıyız. Aslında ışınlanma çoktan bulundu da, biz bazen koşturmaktan bunu unutuveriyoruz.

Yazar mısınız Yoksa Yazarcık mı?

kişisel gelişim, kitaplar, kişisel gelişim kitapları

Günümüzde kitap yazmak ile yazarlık arasında çok büyük bir uçurum var. Eskiden kitap yazıcıları ‘yazar’ olabiliyorken; şimdikiler sadece ‘kitap yazan kişi’ olarak kalıyor. Eminim ki, sadece kapağını beğendiğiniz için elinize alıp, konusuna bakınca yerine geri koyduğunuz birçok kitap olmuştur. Ya da ismi sosyal medyada övgüyle bahsedilen ancak okumaya başladığınızda neyin şişirildiğini anlayamadığınız kitaplar. Çünkü artık yazmak ve yazarlık, ortasından büyük bir okyanus geçen iki farklı kıta. Ve maalesef ki biz, sürekli o okyanusta boğuluyoruz. İçeriğe bağlı olan kitle gitgide yok olurken, dış kapağın mahkumları günden güne artıyor. Artık geriye kalan, tarafını seçme zorundalığıdır. Kristof Kolomb misali yeni kıtayı keşfetmeyi mi yoksa yüzme bilmeyen cevvaller gibi suda boğulmayı mı tercih edersiniz?

Ne Kadar Geliştik Sayabildiniz mi?

Toplum olarak biz, rakamsal verileri çok severiz. Geçtiğimiz yıla oranla ne kadar büyümüşüz, hangi kent daha fazla göç almış, ne kadar toplumsal; ne kadar kişisel gelişebilmişiz... Türkiye İstatistik Kurumu da benzer bir konuyu merak etmiş olacak ki, bir araştırma yapmış. Ülkemizde geçtiğimiz yıla oranla basılan kitap ve materyal sayısındaki %10,8’lik artışı incelemiş. Bu sayı her ne kadar gözümüze çok gibi gelse de, evlerimizdeki kitap ve basılı materyal sayısına göz atarsak, bunun çok da fazla olmadığını anlayabiliriz. Peki, bu yayınlanan kitaplar hangi türlerde basılmış? İstatistiklerin başını %28,4 ile eğitim çekiyor. Ülkedeki okul sayısı göz önüne alırsak, artış pek de şaşırtıcı bir boyutta değil. Asıl göze çarpan %19,1’lik dilimi kaplayan yetişkin kültür kitapları. Yani nam-ı diğer; ’10 adımda 12 adım’ ,  ‘En Hızlı Nasıl Gelişirsiniz?’ , ‘Bunu Okursanız Kesin Aydınlanırsınız’ , ‘Bu Bilgiyi Kimse Bilmiyor’ tarzındaki kişisel gelişim kitapları. Bizler, bir önceki seneye oranla bu kitaplara daha çok ihtiyaç duymuş ve kütüphanemizde en az beş tanesine yer vermişiz. Bu kadar oranı artmış ve okunmak istenen kişisel gelişim kitaplarından sonra, gerçekte ne kadar gelişebildik peki?

Kişisel Gelişimde 999 Altın Kural!

Artık herkes ‘gelişmek’ istiyor. Bir konuda, bir alanda, bir yetenekte ve hatta kişisellikte bile gelişmek istiyoruz. Ancak toplum bizi öylesine içinde tutuyor ki, kişisel gelişmeyi bile kendimiz yapamıyor, yardım alıyoruz. Kişisel gelişim koçları, kişisel gelişim blogları, kişisel gelişim kitapları… En önemlisi kitap kısmı aslında. Çünkü o gün o vitrinde hayatınız değiştiren, sizi aydınlatan, bambaşka bir hayale sürükleyen ‘O’ kitap; hiçbir zaman kişisel gelişim kitaplarından biri değil.  Hani bir zamanlar tüm dünyanın merakla beklediği “Secret” kitabı vardı hatırlar mısınız? Çıktığı zaman okuyucuları büyük hayal kırıklığına uğratmıştı. İşte o kitabın heyecanlı bekleyişini ve sonunda yaşanan hüsranı, tüm kişisel gelişim kitaplarında bulabilirsiniz. Kimse size tam tamına ölçekli bir mutluluk formülü, her an tıkır tıkır işleyen bir huzur denklemi veya evrenin asıl sırrını barındıran bilgiyi vermez.

Gerçekten Mutlu Muyuz?

Çoğu dönüm noktamızda durup kendimize sorduğumuz sorulardan biridir; gerçekten mutlu muyum? Cevabı hiçbir zaman net alamasak da, sormaktan asla çekinmediğimiz bir sorudur bu. 2016 yılında TÜİK, bu soruya cevap niteliğinde bir Yaşam Memnuniyeti Anketi yayımladı. Sonuçlara göre, sadece bir sene içerisinde toplumdaki mutluluk seviyesi %4,7 artmış. Bir önceki seneye oranla mutlu olduğunu söyleyen bireylerdeki bu hızlı artış, ‘ben mutlu muyum?’ diye soran insan sayısına kıyaslanınca biraz hayret verici. Her gün yolda, otobüste, markette veya iş yerinde gördüğümüz bezgin suratların, bu anketten haberi yoktu sanırım. Olsaydı zirâ, böyle yüksek bir rakam çıkması pek de olası olmazdı.

Şimdi kısa bir geri dönüş yapalım. Mesela, gün içerisinde yaptığınız aktiviteleri düşünün. Sabahları kalkışınızı, işe/okula gidişinizi, orada geçirdiğiniz süreyi ve en önemlisi akşam olup da karanlık çöktüğündeki ruh halinizi. Ve kendinize dürüst olun. Gün içinde kaç dakika somurtuyorsunuz? Kaç kere kendinizi bir konuda telkin etmeniz gerekiyor? Veya kaç kere ‘o’ ana katlanmanız gerekiyor? Aklınızdan geçirdiğiniz anların her biri, bizim aslında ne kadar mutsuz bir toplum olduğumuzu gösteriyor. Biz ne kadar mutsuz olursak, bir o kadar mutluymuşuz gibi gözükmeye ihtiyaç duyuyoruz. Ve aslında kişisel gelişim kitapları alarak, kendimize bile nasıl yalan söyleriz diye düşünüyoruz.

Bugüne kadar insanoğlu, yanlış soruları yanlış yerde sordu. Devam edercesine biz, önemli olanın bambaşka bir konu olduğunu hâla göremedik. ‘Kendimizi’ geliştirmeyi, büyümeyi ve mutlu olmayı nerede aramalıydık, biliyor musunuz? KENDİMİZDE. Önemli olanın ‘ben’ olduğunu ve bütün o kişisel gelişim kitaplarındaki 480 sayfanın bundan başka hiçbir şey yazmadığını hepimiz öğrenmeliyiz artık. Ve umarım bunu anladığımızda da, kişisel gelişim ‘yazarları’ çok zengin olmuş olmaz. Sonuçta ilk önce onlar kişisel gelişiyor, değil mi?

Yazar: İrem Gülle

  • kişisel gelişim ,
  • olumlama ,
  • kitaplar
Yorumlar(1)
Yorumlar
5,0
Ortalama Değerlendirme
%100
%0
%0
%0
%0
Değerlendirmeler
U. K.
28.Eylül.2018

Kitapsız gelişebilir mi insan :):):)

Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı