Published on: 02 Kasım 2018 Konuk Yazar 0 Yorum
Okuma Sayısı : 488

Her geçen gün gelişen iş dünyasında bu gelişmelerin bir sonucu olarak karşımıza çıkan anlaşmazlıkları gidermek amacıyla bazı hukuki yaptırımların uygulanması kaçınılmaz olmuştur. Bu durum da karşımıza işçi ve iş veren arasındaki anlaşmazlıkları çözmeyi hedefleyen iş hukuku kavramı ortaya çıkmıştır. 

İşçi ve İşveren Kimdir?

İşçi, iş kanunu tarafından, hizmet akdine dayanarak herhangi bir işte ücret karşılığı çalışan kişi demektir. İşveren ise iş hukukuna göre hizmet akdine dayanarak başkalarını çalıştıran gerçek veya tüzel kişilere denmektedir. 

İş Hukuku Nedir? 

İş hukuku bağımlı çalışan işçiler ve onlara iş veren kişilerin anlaşmazlıklarını çözmeyi amaçlayan bir hukuk dalıdır. İşçi haklarını korumak, işçi ve işveren arasındaki ilişkiyi düzenlemek ve iki taraf arasında bir denge kurmayı amaçlamıştır. İşte bu doğrultuda bağımlı ve bağımsız çalışan ayrımı ortaya çıkacaktır. Bağımsız çalışan kişiler iş hukuku kapsamına girmezler.

Çünkü bir kişinin iş hukuku kapsamına girebilmesi için öncelikle bir kişiye ya da kuruma hukuki olarak bağlı olması gerekmektedir. Örneğin bir esnaf yaptığı iş çerçevesinde genel olarak bağımsız hareket ettiğinden dolayı iş hukuku kapsamına girmez. Bağımlı çalışanlar ise hukuki olarak bir iş sözleşmesine (akdine) bağlı kişilerdir. 

İş Hukuku Nasıl Ortaya Çıktı? 

İş hukukunun tarihsel gelişimine bakacak olursak öncelikle 18.yüzyılda sanayi devrimi ile ortaya çıktı diyebiliriz. Bu dönemde ortaya çıkan mekanik buluşlar önce İngiltere'de daha sonra ise tüm Avrupa'da yayılmıştır. Sanayi devrimi ile de kol gücü yerine makine gücüne bırakmış böylelikle Avrupa'da seri üretime dayalı fabrikalar ortaya çıkmıştır. Bu olay ile beraber gelişen sanayi iş gücünü de beraberinde getirmiş ve köyden kente doğru bir göç dalgası başlamıştır.

İşte bu göç dalgası ile beraber kentlerde büyük bir iş talebi ortaya çıkmıştır. Böylelikle işçiler, işlerini kaybetmemek adına işverenler tarafından belirlenen düşük ücretleri ve kötü çalışma koşullarını kabul etmek durumunda kalmıştır. Mesleki örgütlere ve sendikalara izin verilmemiş ayrıca işçilerin çalışma süreleri 16 saat olarak belirlenmiştir. 

Bu olumsuz hava sonucunda devlet, işçi ve işveren arasına girmek zorunda kalmıştır. İlk olarak 1802 tarihinde çocuk işçileri korumaya yönelik bir yasa çıkarılmıştır. Zamanla hem İngiltere'de hem de diğer Avrupa ülkelerinde işçilerin haklarını korumaya yönelik hukuki yaptırımları olan yasalar çıkarılmaya başlanmıştır. 

İşçinin Borçları Nelerdir? 

İş Görme Borcu

Bu borç iş akdinin temelini içermekte. Kendi içerisinde de işçinin işi bizzat yapma borcu ve işi özenle yapma borcu olarak ikiye ayrılmaktadır. 

İşçinin işi bizzat yapma borcu: İşçi, işini bizzat yerine getirmelidir, başkasına devredilemez ve ölümle sona erer, mirasçılara geçmez. İşçinin yaptığı işin işveren tarafından onaylanması gerekmektedir. 

İşçinin işi özenle yapma borcu: İşçi, işini özenle yapmak zorundadır. İşçi özen borcunu yerine getirdiği halde işte bir zarar meydana geliyorsa, işçi sorumlu olmaz. Fakat işçi özen borcuna aykırılık teşkil ediyorsa, işveren zararını işçiye tazmin ettirebilir. Zarar işçinin 30 günlük ücretinden fazla ise işveren sözleşmeyi feshedebilir. 

İtaat Borcu

İşçi verilen talimatlara uymak zorundadır. Bu yüzden işverenin, işçilerin iş yerinde ki davranışları hakkında vereceği talimatlara işçinin uymaması itaat borcunun ihlali manasına gelmektedir. Bu aykırılık halinde işveren disiplin cezası verebilir ve haklı sebepten dolayı sözleşmeyi feshedebilir. 

Sadakat Borcu

İşçinin işverenin zararına olan davranışlardan kaçınmak zorundadır. Bu borç iş akdinin tanımında yer almamaktadır. Örneğin işçi, hırsızlık yapan kişiyi işverene bildirmek zorundadır. Sadakat borcuna aykırı olarak iş sözleşmesi devam ettiği sırada işçi işverenle rekabet etmemelidir. Ayrıca işçi, işverenin sırlarını açıklayamaz. 

Rekabet Etmeme Yasağı

İş sözleşmesi devam ettiği sürede, işçinin rekabet etme yasağı sadakat borcu kapsamına girmektedir. Rekabet etmeme yasağı ise, iş akdi sona erdikten sonraki dönemi kapsamaktadır. İş sözleşmesine koyulduğu sürece hüküm doğurmaktadır. Geçerli bir rekabet yasağının koyulabilmesi için, işverenin korunmaya değer bir menfaatinin olması gerekmektedir. Fakat bu yapılırken işçinin ekonomik durumuna zarar vermemelidir.

Rekabet yasağının geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılmış olmalıdır. Rekabet yasağı, iş akdine madde olarak koyulabilir ya da iş akdine ek olarak farklı bir sözleşme olarak imzalatılabilir. Bu yasağa aykırı hareket edilirse, zarar işçi tarafından tanzim edilmekte. İşçi, işverenle rekabet edecek bir iş yeri açmamalı ya da işverene rekabet edecek bir iş yerinde çalışmamalıdır. 

Yazar: Nilay Bayar
 

  • iş hukuku ,
  • işçinin borçları ,
  • işçi ,
  • işveren ,
  • iş akdi
Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Devamı