AnasayfaBlogYaratıcılık İçin Dahi Olmak Gerekmez
Başarı

Yaratıcılık İçin Dahi Olmak Gerekmez

26 Haziran 2019
Yaratıcılık İçin Dahi Olmak Gerekmez

Bir sorun karşısında izlediğiniz adımlar sizi yaratıcı bir sonuca ulaştırır. Kafanızdaki şeyi yaratmak için iki soruya cevap arayın: Neden işe yaramıyor? Ve işe yaraması için ne yapmalıyım? 

Yaratmak Nedir?

Türk Dil Kurumu, yaratmak kelimesini tanımını, fikir ve hayal etme yetisinden yararlanarak o güne kadar ortaya çıkarılmamış bir şeyi oluşturmak olarak yapar. Yani yaratmak için ihtiyacınız olan en temel şey düşünmektir. 

Yaratıcılık ve Deha Olmak 

Bu noktada araştırmacıların aklına şu soru takılır. Öyleyse yaratıcılık için deha gerekli midir? Bu soruya bugün bile ‘evet’ yanıtı verilse de 20’nci yüzyılda yapılan çalışmalar yaratıcılık için dahi olmak gerekmediğini ortaya koyar. 1921 yılında Lewis Terman tarafından başlatılan uzun soluklu bir deney, dehanın yaratıcılık için ön koşul olmadığını açık bir biçimde ortaya koyar. ‘Dehanın Genetik İncelenmesi’ isimli çalışmaya katılan denekler IQ testinden geçirilerek belirlenir. 

Hepsi ‘zeki’ olan bu çocuklar, uzun yıllar boyunca izlenir ve görülür ki bazıları çok başarılı bir kariyere sahip olup yaratıcı işlere imza atarken azımsanamayacak bir kısmı ise dikkate değer bir hayat geçirmez. IQ testinden geçemeyerek deneye dahil edilmeyen William Shockley ve Luis Alvarez, Terman’ın deha teorisini yerle bir eder. Shockley ve Alvarez, ilerleyen yıllarda fizik alanındaki başarılı çalışmalarıyla Nobel’e layık görülürler.

Yaratıcılık Sihir Midir?

Yaratıcılığın anahtarı deha değilse nedir? Birkaç psikolog, en iyi yaratımların olağanüstü bir ilham anından kaynaklandığını savunur. Onlara göre düşünceler zihinde dolanır, bilinçaltına yetişir ve ‘buldum’ anlarıyla sihirli bir şekilde dışarı çıkarlar. Buna inanan insanlar yaratmak eyleminin sıradan bir düşüncenin sonucu olduğunu kabul etmezler. Ancak yaratıcılığın bir ilhamdan ibaret olmadığını görelilik kuramının babası, ünlü fizikçi Albert Einstein kendi ifadeleriyle ortaya koyar. 

Einstein’ın kuramını geliştirirken aklına takılan bir noktayı arkadaşına yaptığı ziyaret sonucu aniden buluverdiği anlatılır. Fakat Einstein, çözümün bir anda belirlemediğini, ona adım adım ulaştığını söyler. Tersini kanıtlamak için bile olsa yapılan birçok araştırma, yaratıcı düşünce diye bir kavram olmadığı sonucuna çıkar. Derken bir sorun üzerine düşünürken aynı yolu izler. Yalnızca bazıları belli bir çözümle yetinirken bazıları ise onu bir adım öteye taşımak için düşünmeye devam eder. Böylece yaratıcılık noktasına ulaşır.

İşe Yaraması İçin Ne Yapmalıyım?

Psikolog Karl Duncker, yaratıcılık için iki önemli soruya dikkat çeker. Bu neden işe yaramıyor? İşe yaraması için ne yapmalıyım? Bu iki basit soru, cevap bulmak isteyeni farklı sonuçlara götürür. Örneğin Apple’ın bugünkü başarısı kurucularından biri olan Steve Jobs’un bu iki soruya sürekli bir biçimde yanıt aramasından kaynaklanır. Jobs, 2000’li yılların başında akıllı telefonların kullanımlarının oldukça zor olduğunu gözlemler ve kullanım güçlüğüne klavyenin neden olduğunu tespit eder. Bu Duncker’ın ilk sorusu olan ‘Neden işe yaramıyor’ sorusunun cevabıdır. 

Jobs ikinci soruya geçer: İşe yaraması için ne yapmalıyım? Ve bugün herkes kullandığı dev ekranlı, klavyesiz, parmaklarla yönetilen telefon modeline ulaşır. Yaratıcı fikir, mucizevi bir şekilde, uykusunda ya da hamamda yıkanırken gelmemiştir. Jobs, ürününü başarıya götürmek için aklına gelen fikirleri eleyerek aşama aşama çözüme ulaşır. Bunu da çok çalışarak ortaya koyar.

Başarı Başarısızlıktan Geçer

Bir şeyler yaratmak, başarmak isteyen herkesin göze alması gereken, tekrarlanan başarısızlıktır. İlham veren başarı öykülerinde genelde üst üste gelen hüsran anlarından bahsedilmez. Ancak bunların aktarılmamış olması, bugün örnek alınan birçok ismin tüm yaratıcılık örneklerinin başarılı olduğu anlamına gelmez. 

Judah Folkman Keşfi

Judah Folkman insanların kanserle savaşında en önemli muhabereyi kazanmış bir cerrahtır. Ancak bu başarısını, başarısızlık ile sonuçlanan onlarca deneydeni birçok aşağılamadan ve hatta parasızlıktan sonra elde eder. Folkman, 1990’lerin başında anjiyogenez teorisini ortaya atar. Uzun yıllar önce donanmada cerrah olarak çalışırken kanın depolanması üzerine araştırma yapar ve o sırada kanser tümörlerinin yeni kan damarları oluşturarak büyüdüğünü fark eder. 

O dönemin bilim insanları buna şiddetle karşı çıkar. Çünkü onların çalışmalarında gördüğü karnıbahara benzeyen, beyaz kitlelerdir. Oysa Folkman, ameliyatlarından birinde kanla beslenen tümörlerin yayıldığını, yeni oluşanların ise kana ulaşamadığı için beyaz olduğunu keşfeder. Folkman, tümörlerin tümörlerin kan damarlarıyla bağlantısını nasıl engelleyeceğini bir türlü çözemez. Bu arada Folkman’ın maaşı yarıya indirilir, ameliyatlara girmesi engellenir ve bilim çevreleri ona deli der. 

Ancak 1985 yılında bir deneye mantar bulaşması deneyin kaderini değiştirir. Mantar, kan damarlarının geri çekilmesini sağlar. Onlarca deneyin ardından Folkman, bu buluşu sayesinde beş yaşındaki Jennifer’i iyileştirir. Birkaç haftalık tedavinin ardından Jennifer’ın ateşi düşer ve başındaki tümör küçülerek yok olur.

Yaratıcılık için kestirme bir yol arıyorsanız başarıyı unutun. Çünkü yaratıcılık birçok adımdan oluşur. Yaratım, ‘buldum’ anlardan değil, belki de tüm hayatınız boyunca çalışmak ile olur. İnsanlık tarihi, yarım kalmış projeler, bitmemiş eskizler, tamamlanmamış metinlerle doludur. Ancak başarısız olmayı göze alıyorsanız hayalinizdeki şeye ulaşmamız mümkündür. Ortaya çıkardığınız ürün kötüyken de yaratmak denilen labirentte yürümeye devam ettiğiniz sürece başarı karşınıza çıkacaktır. 

Yazar: Özde Koca

başarıbaşarısızlıkdüşünceyaratmak yaratıcılık çalışmak
Konuk Yazar
Konuk Yazar
Blog Yazarı

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.