AnasayfaBlogSinemada Melodram Anlatısının Çağdaş Yönetmeni: Çağan Irmak
Başarılı İnsanlar

Sinemada Melodram Anlatısının Çağdaş Yönetmeni: Çağan Irmak

22 Şubat 2021
Sinemada Melodram Anlatısının Çağdaş Yönetmeni: Çağan Irmak

Melodram nedir? Sinema ve televizyonun en yaygın ve en tercih edilen ayrıca izleyicinin de en çok talep ettiği; ağlatı ile dramın bozulmuş bir senteziyle ortaya çıkan tür. İnsanoğlunun var olduğundan bugüne en temel sorunlara verdiği duygusal tepki olarak ağlatı gibi melodram da merkezinde insanın olduğu ve insanı altüst eden derin duygulara odaklanır. Ancak bu odaklama eyleminde de son derece anlaşılması kolay olan ve karışık olmayan bir yolda ilerler. Tercih edilen bu basit ve yalın anlatım ile hangi türde yazılırsa yazılsın, eser anlaşılır olacak ve okuyanı/izleyeni çok yormayacaktır. Önce tiyatroda ortaya çıkan melodram bakışı sonraları sinemaya da sıçramış, ilgili kişilere seslenmiştir. Aslında melodram türünü, içine birçok başlığın dahil olması sebebiyle, geniş izleyici kitlesine seslenebilen bir tür olarak yorumlamak yanlış olmaz.

Sinema sektöründe melodram bazen bir tür, bazense bir anlatım aracı olarak sıklıkla başvurulan bir kaynaktır. Senaryonun içeriği ve yönetmenin bakışı ile şekillenen film, gerektiğinde en yakınında bulunan melodram anlatısına sapabilir. Çünkü melodramın kendine has özellikleri, yönetmenin anlatıyı görsele aktarırken yaşadığı problemlerde ilk aklına gelen çözüm yöntemlerinden biridir.

Melodram Türünün Özellikleri

  1. Melodramın dili yalındır. Kolay anlaşılabilir olmasından dolayı tercih edilen bu bakış açısı uyarınca, izleyenler tarafından da sıklıkla tercih edilmektedir. Film sürecinin her iki tarafında yer alan yapım ekibi ve izleyenler açısından dilin yalın ve anlaşılır olması da yapım sürecini kolay kılıp, izleyenlerin de anlaşılır olanı talep etmesine sebep olacaktır. Böylelikle her iki tarafın da istek ve tercihleri doğrultusunda melodram türünün sürekliliği sağlanmış olacaktır.

  2. Dünya iyiler ve kötüler olmak üzere net olarak ikiye ayrılmıştır. Melodram anlatısı içinde yaratılan atmosfer ve oluşturulan anlatı evreni içinde insanlar, hiçbir karışıklığa ya da soru işaretine sebep olmadan sadece iki başlık/tür içinde konumlandırıldıkları için, zihni yoran bir sürecin aksine hemen izlendiği anda anlaşılacak bir yapım karşılarına çıkar. Dolayısıyla da kendilerini yormayan bu anlatı yapısı izleyenlerin çoğuna çekici gelebilir.

  3. Anlaşılması kolay bir olay örgüsü vardır. Karmaşık ya da anlaşılmayan bir olaylar zinciri yerine kolay anlaşılan olay örgüsü, izleme eylemini her ne kadar çok katmanlı bir okumadan uzaklaştırsa da çoğunlukla tercih edilen bir yöntemin de adıdır.

  4. Uzun diyaloglar yoktur. Onların yerine kısa ve az konuşmalar ile anlatı devam eder. Kısa diyaloglar da ayrıca anlatıya bir dinamizm ve hareketlilik katacağından dolayı özellikle de tercih edilebilir.

  5. Sahneler birbiri ardına hızla eklenir. Sahnelerin arka arakaya hızla eklenmesi hem filmin ritmini hızlandırır ve bu ritmi korur hem de izleyenlerin düşünmesine gerek olmadığı için onlara düşünmek için zaman vermez. Hızlı bir şekilde sahnelerin peş peşe sıralanması ile elde edilen bu dinamik yapı da sadece seyirlik bir izleme eylemine dönüşebilir.

  6. Melodram anlatısı içinde hiç akla gelmeyen rastlantılar, tesadüfler, karşılaşmalar yaşanır. Bu süreç hüzün ve mutluluğun da eş zamanlı olarak yaşanmasına sebep olur. Ani ve beklenmedik rastlantılar, kahramanın amacına ulaşması bağlamında hep işini kolaylaştıran bir unsur olarak öne çıkar. Ani değişen duygu durumları ile izleyenler, farklı ruhsal gelgitler yaşayabilirler.

  7. Anlatı içinde hangi duygu durumu hakim olursa olsun, tüm durumlar reel/çizgisel bir süreç içinde ilerler.

  8. İyiler ve kötüler arasındaki mücadelenin sonucu daha başından bellidir. Bu bağlamda farklı çıkarsamalar ya da sonuçlar çok tercih edilmez.

  9. İzleyiciyi etkilemek için ucuz yollara başvuran bir tür olarak görüldüğünde tanımlamada kötücül özellikleri ortaya çıkar.

  10. Abartılı ve keskin karakter kullanımı yanında "ya beyaz ya da siyah" mantığıyla grinin olmadığı melodram anlatı yapısında; çerçevesi çok belli dünya görüşü ile birlikte bir ahlak dersi verme misyonu da gündeme gelmektedir.

Çağan Irmak ve Filmleri

1970 yılında İzmir’de doğdu. Ege Üniversitesi Radyo-TV ve Sinema bölümünü bitirdi. Üniversitede okurken çektiği kısa filmler ile Sedat Simavi Ödülü’nü kazandı. Mezun olduktan sonra önemli yönetmenlerin yardımcılığını üstlenerek uzun metrajlı yapımlarda çalışmaya başladı."Çilekli Pasta" isimli ilk uzun metrajlı filmini çekti. Kitlelere ismini duyuran yapım ise bir televizyon dizisi klasiği olan Asmalı Konak ile oldu. Ardından birçok televizyon dizisi ve uzun metrajlı film çeken Çağan Irmak, televizyon ve sinema için yazmaya, yönetmeye ve üretmeye hala devam ediyor.

Filmografi

  1. Bizi Hatırla / 2 018

  2. Çocuklar Sana Emanet / 2018

  3. Benim Adım Feridun / 2016

  4. Nadide Hayat/ 2015

  5. Unutursam Fısılda / 2014

  6. Tamam mıyız? / 2013

  7. Dedemin İnsanları / 2011

  8. Prensesin Uykusu / 2010

  9. Karanlıktakiler / 2009

  10. Issız Adam / 2008

  11. Ulak / 2008

  12. Babam ve Oğlum / 2005

  13. Mustafa Hakkında Herşey / 2004

  14. Bana Şans Dile / 2001

  15. Çilekli Pasta / 2000

Tv Dizileri

  1. Gülizar / 2018

  2. Çalıkuşu / 2013-2014

  3. Keşanlı Ali Destanı

  4. Yol Arkadaşım / 2009

  5. Çemberimde Gül Oya / 2004-2005

  6. Asmalı Konak / 2002

Çağan Irmak Filmlerinde Melodram

“Bilirsin, noktayı koymak ne kadar zor olsa da, tamamlanmış cümleler eksik kalmışlara göre daha az acı verir.” Dedemin İnsanları filminden…

Çağan Irmak’ın filmografisine bakıldığında, melodram öğeleri ile bezenmiş anlatıda filmlerin olduğu göze çarpacaktır. Çağan Irmak, çoğunlukla bir Ege kasabasında ya da taşrada birbirlerini yıllardır aynı yaşamı paylaşmış olmaktan kaynaklı çok iyi tanıyan insanların oluşturduğu küçük gruplar özelinde hikayesini anlatır. Bu grupların içinden çıkan tekil karakterlerse, çoğunlukla herkesin kendisinden bir iz bulacağı hikayeyi sürükleyen karakterlere dönüşürler.

Yönetmen Çağan Irmak, öncelikle en iyi bildiği yerleri, insanları, ilişkileri, zamanları hikayesine konu edinerek yol almıştır. İzmir doğumlu bir kişi olarak Ege kasabalarının yazlarını kartpostal güzelliğinde yansıtarak; çıkarsız ilişkiler ağında her biri ayrı renk ve dokuya sahip ilgi çekici karakterler özelinde masalımsı hikayelerini anlatmıştır. İlk filmlerinden biri olan ‘Bana Şans Dile’de, kamerasını lisede bir sınıfa yönelterek, gençlerin değişken ruh hali ve sırlarla örülü yaşamlarını kayda almıştır.

Irmak’ın en popüler ve en çok sevilen filmi olan ‘Babam ve Oğlum’da yıllar önce hayata bakışları nedeniyle araları bozulan baba-oğul ilişkisi 80 askeri darbesinin paralelinde resmedilir. Darbe ve darbe sonrası yaşanan travmalar, Deniz’in hayal gücünde yaşattığı çizgi roman kahramanları ile yumuşatılır ve melodram kalıpları ile desteklenen yapım, herkesin etkilendiği bir filme dönüşür. Film, hemen herkesin aile hayatında böylesi gerilimli bir ilişkinin varlığı nedeniyle de kitleleri yakalamıştır.

Tipik bir Ege kasabasında geniş bir ailenin acılara/hüzünlere birlikte kanat germesi ve bir arada olarak ‘biz’ bilinciyle hareket etmesi aile bilincine de vurgu yaparak toplumsal katmanda yer alan kavramı yeniden yüceltmektedir. Aslında filmin başında birkaç sahnede yer verilen 80 darbe sabahı yaşananlar, Deniz başta olmak üzere herkesin hayatını derinden etkileyecek bir sürecin başlangıcına işaret etmektedir. O sabah yaşananlar sonucu Deniz dünyaya gelmiş ancak annesi Denizi doğururken ölmüştür.

Ölüm ve yaşam derin çatışması üzerinden her şeyin buruk ve hüzünlü yapısı, filmin tamamına hakim bir tül perde misali karşımıza çıkıyor. Anne-baba rolleri üzerinden inşa edilen Türk aile yapısına da kapsamlı ve derin bir bakış sunan filmde, getirilemeyecek kayıp zamanlar için yaşanan dipsiz pişmanlık duygusu baba karakteri özelinde vücut bularak, dile dökülüyor. Filmin belki de duygusal anlamdaki en doruk noktası olan bu sahnede, babayı teselli etmek için yapılanlar da gülmek ve ağlamak duygularının nasıl yakın konumlandığını gösteriyor herkese…

Yönetmen önce ağlatıyor bu sahnede sonra ise güldürüyor. Anlık duygu geçişlerinin çok sık görüldüğü melodramatik yapı uyarınca film içinde bu tarz gelgitlere rastlamak mümkün görünüyor. Yönetmenin Deniz’in zihninden geçen rüyalarını bize anlatırken, bir sonraki filmi olan ‘Ulak’ta ise gerçek bir masal anlatıcısını anlatının merkezine koyuyor.

‘Dedemin İnsanları’ filminde yine tanıdık, bildik mekanlara dönüş yaparak tekrar Ege kasabasına dönüyor. Burada ise nüfus mübadelesi nedeniyle yaşadıkları yerden ayrılmak zorunda bırakılan insanların hatıraları, bellek vurgusu üzerinden anlatılıyor. Bu filmde de gülmek-ağlamak arası gelgitler yoğun bir şekilde yaşanırken, hikayenin keskin siyasi tarafı da aynı metotla yumuşatılıyor.

Engelli Temalı Filmi: Tamam mıyız?

‘Tamam mıyız?’ filmiyle toplumsal olarak engelli kavramına bakış üzerinden yaptığı eleştiri neticesinde, engelli bireyin ruhsal olarak gelgitli haline tanıklık ediliyor. Acıma ya da görmezden gelme keskinliğine kapılmadan, zihinlerdeki çerçevelerin kırılmasına yardımcı olan filmde bu eylem, engelli karakterin yanında konumlanan karakter üzerinden yapılıyor.

Yönetmenin son yıllarda yöneldiği kavramlardan bir diğeri de unutma eksenli demans/alzehimer hastalığı. Bu hastalıkları merkeze alarak oluşturduğu iki hikayede de ana karakterler normal seyreden yaşamlarında yavaş yavaş bir şeyleri hatırlamamaya başlayarak, yaşam kalitelerinden uzaklaşmaları yanında ruhsal çöküntülerini de kendi kişisel pencerelerinden yorumlamaya olanak sağlıyor. Toplumsalın sanat üzerindeki izdüşümü, izleyen herkes gibi yetkilileri de bu konularla ilgili desteğe çağırıyor adeta…

Çağan Irmak, kendinden önceki Yeşilçam geleneğinin anlatı yapısından beslenen, bunu kendi hikayeleri üzerinden yeniden inşa eden melodram sinemasının önemli yönetmenlerinden biridir. Filmleri gibi televizyon dizileri de merakla ve heyecanla takip edilmektedir. Kendi yetiştiği mekanlardan başlayarak anlatı evrenini genişleten ama hep insan odaklı bakış açısıyla çok zaman ağlatı-güldürü ikiliğini kullanan ve melodrama yasalanan anlatı dili ile filmler üretmektedir.

Melodram Nedir?

Sinema ve televizyonun en yaygın ve en tercih edilen ayrıca izleyicinin de en çok talep ettiği; ağlatı ile dramın bozulmuş bir senteziyle ortaya çıkan tür. İnsanoğlunun var olduğundan bugüne en temel sorunlara verdiği duygusal tepki olarak ağlatı gibi melodram da, merkezinde insanın olduğu ve insanı altüst eden derin duygulara odaklanır.

Melodram Türünün Dil ile İlgili Olan Özelliği Nedir?

Melodramın dili yalındır. Kolay anlaşılabilir olmasından dolayı tercih edilen bu bakış açısı uyarınca, izleyenler tarafından da sıklıkla tercih edilmektedir. Film sürecinin her iki tarafında yer alan yapım ekibi ve izleyenler açısından dilin yalın ve anlaşılır olması da yapım sürecini kolay kılıp, izleyenlerin de anlaşılır olanı talep etmesine sebep olacaktır.

Çağan Irmak’ın Filmografisinde Yer Alan Engelli Temalı Filmi Hangisidir?

Babam ve Oğlum, Dedemin İnsanları, Issız Adam, Nadide Hayat ve Benim Adım Feridun Çağan Irmak filmlerinden bazılarıdır. Çağan Irmak'ın engelli temalı filmi ise "Tamam mıyız?" Başrollerinde Aras Bulut İynemli ve Deniz Celiloğlu oynamıştır.

Dr. Özgür Yılmazkol

Çağan Irmak Çağan Irmak filmleri Melodram melodram Nedir Babam ve Oğlum Dedemin İnsanları Nadide Hayat Issız Adam Tamam mıyız Asmalı Konak Çemberimde Gül Oya
Dr. Özgür Yılmazkol
Dr. Özgür Yılmazkol
Blog Yazarı

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-tv ve Sinema bölümü mezunu. Aynı üniversitede doktora eğitimini tamamladı. Editörlüğünü yaptığı medya/sinema kitapları ve senaryosunu yazdığı belgesel, kısa film ve dizi senaryoları bulunmaktadır.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.