AnasayfaBlogİş Dünyasında Geri Bildirimin Önemi Nedir?
Geri Bildirim

İş Dünyasında Geri Bildirimin Önemi Nedir?

29 Ekim 2020
İş Dünyasında Geri Bildirimin Önemi Nedir?

Geri bildirim konusunu konuşacağız. Zira sizin uzmanlık alanı da bu. Fakat geri bildirim çok yabancı olduğumuz bir kelime değil. Kullandığımız cihazlardan, yazılımlardan, makinalardan bile geri bildirim alabiliyoruz. İş hayatında aldığımız geri bildirim insanlar için çok şey ifade ediyor. Geri bildirim iyi ise her şey yolunda, fakat kötü ise kişisel algılayabiliyoruz.

Kötü geri bildirim aldığımızda bunu kişisel algılamadan nasıl halledebiliriz?

İşin felsefesinden bahsederek başlamak istiyorum. Çünkü bu işin bir felsefesi var. İletişimin yapı taşı geri bildirim. Felsefe derken kültürel kodlarımız, çocukluk yaşantımızda oluşturduğumuz dantel gibi işlenen bilgiler etmen. Geri bildirim deyince benim gözümde buz dağı görseli canlanıyor. 5’te dördü okyanusun altında 5’te biri ise okyanusun üstünde olan bir yapı buz dağı. Dışardan bakıyorsanız konuya direk buzdağının üstünü görürsünüz, altıyla ilgili hiçbir fikriniz yoktur ya da bazı varsayımlarınız vardır. Ancak buzdağını bir bütün olarak ele aldığınızda 5’te 4’lük kısmında bizim, kültürel kodlarımız, yaşam pozisyonumuz, yaralarımız vardır.

Ünlü bir psikolog, “Omuzunda açık yarası olan birine dokunduğumda vereceği tepki ile omuzunda hiç yarası olmayan birine dokunduğumda vereceği tepki aynı değildir.” der. İletim de bunun gibi, kurduğunuz cümle karşı tarafa nasıl gidiyor? Sizin ifade etmek istediğinizle karşı tarafın algıladığı o içerdeki buzdağının altında harekete geçen konular neler? Farkında olmak lazım. Farkındalık da kişinin kendisinden başlıyor. Biz önce kendi buzdağımızın altını fark etmeliyiz ki karşı tarafı tetiklemeyelim. Verdiğimiz geri bildirimin şahsi değil de işe olduğunu algılayabilsin. İşte geri bildirimden anladığımız tam olarak geri bildirim değil. 

Bilal Şentürk: Nasıl?
Biz çoğu zaman, eleştirileri nasihatleri geri bildirim gibi algılıyoruz. Geri bildirim bunlardan hiçbiri değildir. 
Bilal Şentürk: Geri bildirim altında tavsiyeler yapılır daha çok.
Doğru söylüyorsunuz. Basit bir örnek ile çalışanlardan birine “sunumun harikaydı” dedim. Bu bir geri bildirim değildir. Geri bildirim kurgusuyla verilmiş değildir. Evet, iletişim aracıdır. İnsanlara kendi bakış açınızla yorum içeren, üstümde oluşturduğu etkiyi ifade ettiğim iletişim ancak geri bildirim diyemiyoruz. İletişimi asfalt yola benzetiyorum.

Hiç böyle bir örnek beklemiyordum. Nasıl asfalt yol?

Fiber ağlarla kurulmuş yol diye de düşünebiliriz. Ancak asfalt yola benzetelim. Benim size ulaştırmak istediğim mesaj plastik top. Eğer ben iletişim hataları yapıyorsam, algılarımı gerçek sanıyorsam, önyargılarımdan kurulu bir engelim varsa, muhatabımın da tabii. O zaman asfalt yol çalışlarla kaplanıyor ve benim size ulaştırmak istediğim plastik top attığımı sanıyorum ancak çalılara temas ederek deforme oluyor, patlıyor belki çalıların arasında kalıyor. O top size ulaşmıyor. Ama ben diyorum ki, Bilal hocaya topu attım nasıl görmez? Nasıl anlamaz? Çok parlak sarı top attım mesela ama o top çalılardan deforme olup soluyor. Sizde diyorsunuz ki Neşe’nin gönderdiği mesaja bakın. İletişim de aynen bunu gibi arada çalıları fark etmemiz gerekiyor. Fark etmediğimizde diyoruz ki “Geri bildirim veriyorum neden sonuç değişmiyor?” Verdiğimizi sanıyoruz. 

Eğitimlerde 5 gün boyunca buz dağının altını irdeliyoruz. Sonra kafamızı çıkarıyoruz, sonra tekrar buzdağının altına iniyoruz, sular biraz bulanmış oluyor. Profesyonel hayattan örneklerle desteklenen ve teorik bilgiler içeren bir süreç enstitüdeki geri bildirim eğitimi. 

İletişimdeki çalılar ne olabilir?

Çocukluktan gelen kodlarımız. İki tane örnek vereceğim. Geri bildirim İngilizcede feedback demek yani geri besleme. “Geri bildirim şampiyonların kahvaltısıdır.” diye bir söz var. Kahvaltı bizi güne hazırlayan temel bir öğün. Ama Türkçesine baktığımızda haddini bildirmekle, hafiften sopa göstermek gibi algılanabiliyor. Hayattan bir örnek verecek olursak. Havaalanında biletli yolcunun geçebileceği son bir kontrol noktası vardır. Biletiniz yoksa o noktadan geçemezsiniz. “Only for passenger” yazar. Anlamı, “Sadece yolcular içindir.” Türkçesinde “Bileti olmayan giremez.” diyoruz. Yasaklar üzerinden ifade ediyoruz. Çalıları tanımlarken de kültür kodlarımıza değiniyoruz. 

Bunlar nedir?

Empati, dinlemenin aktif bir eylem olduğunu, satır aralarını oradaki hikayelerini duymak diyoruz. Altıncı dugu olarak sezgi diyoruz, otobiyografik etkilerimizden bahsediyoruz. Farkına varmamızı sağlıyoruz. Kör noktaya değiniyoruz. Kendimizi niyete göre muhataplarımızı davranışlarına göre değerlendiriyoruz. 

Sonrasında benlikler. Ebeveyn benlik durumunda mıyım? Çocuk benlik durumunda mıyım? Yoksa yetişkin kodlarda mıyım? Geri bildirimleri şahsileştirmek noktalarında benlik devreye giriyor. Geri bildirim olumlu verildiğinde neler hissettiriyor? Yanlış verildiğinde neler hissettiriyor? Bunlara değiniyoruz. Daha sonra S.C.A.R.F. Modeli’ni ele alıyorum. Sonrasında geri bildirimi nasıl kurgulayacağımızı anlatıyoruz. Çalılarımız da bu anlattığımız noktalar. 

En iyi geri bildirim nasıl olur? Şuanda tüm yöneticilerin geri bildirim yetkinliği maalesef yeterli değil. Bunu iyileştirebilmenin bir formülü var mı?

Bunun en iyi formülü kendimizi ve muhatabımızı tanımak. “Geri bildirim bir hediyedir” diye bir söylem vardır. Hediye alırken de zamanlaması çok önemlidir. Hediye verenin oluşturduğu algı önemlidir. Bayram değil seyran değil neden hediye veriyor diyebilirim. Tektaş örneği veriyorum derslerde. Evlilik yıldönümü kutlaması, kadın bulaşık yıkıyor adam getirip tektaşı veriyor bulaşık yıkarken. Hediyenin ambalajı da önemli. Sihirli değnek muhatabınıza onu anladığını hissettirmek. Yani samimiyet. Samimi bir şekilde kurgulanmış geri bildirim siz varmak istediğiniz noktaya götürecektir diye tahmin ediyorum.

Bu geliştirilebilir bir yetenek doğru mu? Yöneticilerin geri bildirim yeteneği geliştirilebilir. Bir formülü var.

Kesinlikle geliştirilebilir. Evet var. 

Bilal Şentürk: İş hayatına yeni girenler, ilk geri bildirim aldıklarında onu olumsuz algılayabiliyorlar. Ben ilk geri bildirim aldığımda üzülmüş ve korkmuştum. O gün işten çıkarılacağımı bile düşünmüştüm. Sizin de vardır böyle anınız.

İş hayatındaki ilk kötü geri bildirimde ne hissedilir?

Geri bildirimin doğru kurgulandığını ve içeriğinin olumsuz olduğunu kabul ediyoruz. Kuralına uygun verilen olumsuz performans parametlerini içeren geri bildirimde korku hissedebiliriz. Orada iki tane tepkimiz var. Öğrenen zihniyet tarafında isek pozitif stres yaşarız. Daha iyisini nasıl yapabileceğimizi düşünür, karşı tarafın bizden ne beklediğini algılamaya çalışırız. 

İkinci kategori tepki de yargılayan zihniyet tarafında isek negatif stres yaşarız. S.C.A.R.F. tetiklenmiş olur. Savaş ya da don tepkisi verebilir. Ya duyarsızlaşırız ya da savaşmaya başlarız. Olumsuz geri bildirim verildiğinde somut veriler istemenizi öneririm. Bu onun şahsi görüşü mü? Yoksa elinde somut veriler var mı? Doğru yapılandırılmış geri bildirimde somut veriler olmalı. Geri bildirim verenin düşüncesini içermeli, sen dili değil ben dili kullanılmalı. Sonrasında da ihtiyacı ifade ederse, daha iyisi için neler yapabilirsin gibi sağlıklı geri bildirimdir. Sadece geri bildirim görüşmesi bir koçluk gibi algılanabilir. Geri bildirimde yapılandırılmış çabaya ihtiyaç var. İşe yeni başlayan arkadaşlara o geri bildirimi verdiğimde çalılar devreye girer. Önce çalılar yatışmalı asfalt yol açılmalı.

Otomatik geri bildirimler var? İşin yapılası ve hedefin tutturulmasıyla iliği geri bildirimler. Sürekli aynı kanaldan geri bildirim alıyorlar. Geri bildirimi yazılımın yapmasıyla yöneticinin yapması arasında çok farklar var mı? Örneğin Z kuşağı, iletişim yetenekleri zayıf. Yazılımdan geri bildirim yapmasını tercih ederler. Otomatik geri bildirimin rolü ne?

Çok destekliyorum. İyi kurgulanırsa, algoritma oluşturuşa iyi olur. Reklamlar bile girdiğimiz sitelere göre çıkıyor. Z kuşağı, dijital ortam dedik, emojilerle mi arkadaşlarımızla aynı ortamda buluşuyoruz. Öyle olmalı. Her şeyin dijitalleştiği konuda yazılımlar üstünden de yapılabileceğine inanıyorum.

Bilal Şentürk: Benim bir yöneticim var ve ben kendisinden hiç memnun değilim. İşleri doğru şekilde ilerletmiyor. Ona bunu söylemek istiyorum. Şikâyet gibi değil, geri bildirim yoluyla yapmak istiyorum. Fakat beni yanlış anlama ihtimali var. Bu beni korkutuyor. Onu sevmediğimi düşünebilir. Hatta beni işimden edebilir. Ekiple çalışıyorsam beni ekibimden ayırıp başka departmana gönderebilir. 

Ben yöneticime nasıl olumsuz geri bildirim yapabilirim? Bunun en doğru yolu nedir?

Bunu en doğru yolu, yetişkin modda kalabilmektir. İlk aşama yetişkin modda kalabilmeliyim. İş hayatında tecrübe yılı da azsa kişiler üç ego durumundan bahşetmiştik, genelde yöneticilerini ebeveynlik moduna koyabiliyor çalışanlar. Bilinçaltına öyle bir konumlandırma yapabiliyor. Çocukluğunda otorite figürü neyse, ondan bir sey istemek için hangi yollara başvurmuşsa, iş hayatında da aynı yollara başvuruyor. Farkındalık, önce nerede olduğunun farkında olmalı. Bunları aştığını düşünelim. Daha buzdağının üstünden bahsedelim. İzin istemek gerekiyor öncelikle, üst pozisyon, eş pozisyon alt pozisyon olabilir. 

Bilal Şentürk: Eş pozisyon beni korkutmayabilir. Üst yöneticime yapacağım geri bildirimi. Hatta abartalım biraz genel müdüre geri bildirim yapacağım. Hiç görmediğim birine geri bildirim yapacağım.

Zihinlerimizdeki bariyerler görünen bariyerlerden daha çok. Kapılar açık oluyor aslında müdürlerde yöneticilerde ancak o kapıdan kimse girip de bir şey isteyemiyor. Çünkü arada duvarlar olabiliyor. Önce o duvarları yıkmak gerekiyor. Siz benim isterseniz genel müdürüm olun. Ben size geri bildirim vermeye çalışayım.
Bilal Şentürk: Öyle yapalım.
Neşe Büyükkalender: Karnım ağrıdı, uyuyamadım. İki gündür yazıp yazıp siliyorum nasıl söyleyeceğim diye. Kalbim de hızlıca çarpıyor. Tecrübe yılınız kaç olursa olsun bunlar yaşanabiliyor. 
Bilal Bey merhaba,
Bilal Şentürk: Merhabalar
Neşe Büyükkalender: Titremeye başladım
Nasılsınız?
Bilal Şentürk: Çok işim var?
Neşe Büyükkalender: Avuçlarım terledi. Rahat konuşma ortamı sağlamak da iyi bir yöneticilik özelliğidir. Kapattım parantezi. Bilal Bey izniniz olursa size bir konuda geri bildirim vermek istiyorum.
Bilal Şentürk: İşle ilgili mi?
Neşe Büyükkalender: Evet, işle ilgili.
Bilal Şentürk: Benim yaptığım işle mi ilgili. Neyle ilgili tam olarak?

Neşe Büyükkalender: Benim yürütmeye çalıştığım konuyla ilgili. Bana sorumluluk verilen ama yetki verilmeyen bir alan olduğunu hissediyorum. Bir sonuca ulaşamıyorum. Sonuca ulaşamamak da kendimi yetersiz hissettiriyor bana. Ama ben şuan sahip olduğum koşullardan daha fazlasını yapabilecek potansiyele sahibim. Bunula ilgili geri bildirim vermek istiyorum.
Bilal Şentürk: Anladım yani daha fazla potansiyelin varsa bunu ortaya çıkar. Bana niye geliyorsun ki şimdi. Mesai saatinde masanda olman gerekiyor. 
Neşe Büyükkalender: Yeterince yetkim olduğunu düşünmüyorum. Sorumluluğum çok fazla ancak bu sorumluluğu yerine getirebilecek yetkim olduğunu düşünmüyorum. Bun yöneticimle konuştum ama somut bir dönüş yapmadı. Ben de sizinle konuşmak istiyorum.
Bilal Şentürk: Tamam sen işine dön, ben yöneticinle konuşurum. 
Personel açısından özellikle yeni başlayan personel açısından cesaret isteyen bir şey. Bir genel müdürle, nadiren karşılaştığınız biriyle konuşmak. Ki verilen tepki de genellikle böyle olur. Çok fazla görüşme imkanı da bulunamaz, genel müdür yardımcısıyla görüşülür. 

Neşe Büyükkalender: Bu noktada ben derslerde şöyle bir başlık açıyorum diyorum ki; sizin verdiğiniz geri bildirimi alacak olan müşteri olsa geri bildirimi alır mı? Siz verdiğiniz geri bildirimle alacak olana ne sağlıyorsunuz. Kendinizi mi tatmin ediyorsunuz? Yoksa geri bildirim alana bir fayda mı sağlıyorsunuz? Yoksa içinde bulunduğunuz organizasyona, şirkete, yapıya mı fayda sağlıyorsunuz?
Kurgulanması gereken bir nokta olduğunu vurguluyorum geri bildirimin. Ayaküstü verilecek konu değildir. Geri bildirimi değerli yapan olgu şu; geri bildirimi veren kişi verildiği kişiyi dikkate almış, varlığının farkına varmış, yaptığı işleri mercek altına almış, o işlerle ilgili bir analiz yapmış, daha sonra bir çıkarım yapmış ve bun geri bildirim verdiği kişiye anlatıyor. Burada bir değer verme var aslında. Sizi hiçe saysa geri bildirim almıyorsanız eleştirilmiyorsanız sorgulayın belki de sizi gözden çıkarmış olabilirler.
Bilal Şentürk: Evet bu çok önemli, geri bildirim gelmiyorsa, beklenti de yoktur.

Neşe Büyükkalender: Küçükken çocuklar sessiz kaldığında kesin bir şeyler karıştırıyor derdi ya anneler. İnanın iş hayatında da öyle. Size olumlu ya da olumsuz geri bildirimin de birçok faydası var çünkü hala sizi dikkate alıyorlar. Hiç verilmiyorsa kopuş belki de yakındır. 
Bilal Şentürk: Bu sözleri yakın zamanda iş arkadaşlarıma da söylemiştim. 

Tam tersini düşünelim. Yöneticimden bana olumsuz bir geri bildirim geldi. Dedi ki “Neşe Hanım çalışmalarınızı hiç beğenmiyorum. Bunu düzeltmem lazım.” Olumlu bir şeyler söylemem lazım. Ne söyleyebilirim? Nasıl söyleyebilirim?

Dört aşamadan bahsediyoruz ya, bu aşamaları içermesi gerekiyor. Çalışmalarınızı hiç beğenmiyorum demek sunumun harikaydı demekle eşdeğer. 

Bilal Şentürk: Özet olarak söyledim daha kapsamlı verilere dayanarak bir geri bildirim yapıldığını düşünelim. 

Çalışmalarınızı beğenmiyorum da biraz eleştiri var. Biraz sen dili biraz ben dili var. Biz diyoruz ki önce konuyu ifade edin. Bir de geri bildirim o andaki konuya verilir. Belki son bir haftada gündeme gelen ve sizi rahatsız eden konuya verilebilir. Tek bir konu üstünden verilmesi gerekiyor. Kişinin geçmiş hatalarını birleştirip de hepsini birden boca etmemek gerekiyor. Şimdi çalışmalarımdan memnun değilsiniz. “Neşe Hanım, son dönemde yürüttüğünüz ARGE çalışmalarında yol kat edemediğinizi görüyorum.” Ben dili kullandım. “Yapılan ilerleme raporlarında geçen haftanın verilerine takılı kaldığınızı gördüm.” Veriyi de koydum işin içine. Sadece benim fikrim olmadığını gösterdim. “Bu beni hedeflerinize ulaşamayacağınız konusunda endişelendiriyor. İlerlemeni engelleyen nedir?” diyor ve bana söz hakkı veriyor. Buda direk oyunun içinde hissediyorum kendimi.

“Size bunu düşündüren nedir?” diye sorarım yöneticime. O kişi bir şeyler söyleyecektir. “Ama öyle değil, böyle” gibi cümlelerle değil de “Şu konuda yaptığım bu çalışma var. Gelecek sonucu bekliyoruz” cümleleriyle girmek gerekiyor. Yine “Ayşe’ye söylemiştim Ayşe’den gelecek sonucu bekliyorum” gibi değil “Laboratuvardan gelecek sonuçları bekliyorum. Analizin sonuçları da 3 gün içinde belli olacak.” gibi veriler üstünden konuşmalıyız. Her ne kadar kişi sizi doğru yapılandırılmayan bir eleştiri üzerinden geri bildirim verse de veriler üzerinden konuşarak konuyu profesyonel tarafa çekebiliriz. Açıklayıcı oldu mu?

Bilal Şentürk: Kesinlikle. Biraz da bize yapılan geri bildiriminin nasıl olduğuyla iliği yanıt. Bizi suçlayıcı geri bildirim varsa biz de suçlayıcı yapabiliriz. Veriye dayalı ise, öyle cevap vermemiz gerekiyor. Olumlu cümleler kurarak olumlu hale çevirerek yapmamız gerekiyor. 

Bitmek bilmeyen Covid süreci var. Covid döneminde geri bildirim çok daha önemli hale geldi. Özellikle evden çalışan personele geri bildirim yapılırken daha özenli geri bildirim yapılması gerektiğini düşünüyorum. Burada nelere dikkat etmemiz gerekiyor. 

Covid döneminde geri bildirim ne için verilmeli? Çalışanların morallerini motivasyonlarını artırmak için nasıl geri bildirim verebiliriz?

Omuzdaki açık yarayı hatırlatarak başlamak istiyorum. Buzdağının altındaki konular tetiklenmiş durumda. Kaygılar var. Bu geri bildirimi verilirken de varsayımlara yer vermeyecek şekilde, yani kişi her zaman her konuyu yanlış yapıyor olamaz. Kişinin olumlu yönlerini de bulup çekip, “Şu dönemde yaptığın özverili çalışmaları takdir ediyorum. Bu çalışmaların firmamız tarafından görülüyor. gibi olumlu şeyler söylenip sonrasında, “Şu konularda iyileşmeye ihtiyacımız var, belki farkında değilsindir ama bu konuda kendini biraz daha geliştirmek gerekiyor.” denilebilir. 

Kişi ile aynı seviyeye aynı frekansa gelip empati kurmak çok önemli. Birkaç adım sonrasını kişinin netleştirmesini sağlayarak iletişim kurmak gerekiyor. Şu söylediğiniz her cümle kişi tarafından hangi frekansta ise o noktaya çekilebiliyor. Kaya Çilingiroğlu’nun Ferrari ve Feraye olayı vardı ya algı. Kafanız nerde ise oraya gidebiliyorsunuz.

Bilal Şentürk: Nasıl bir şey o? ben bilmiyorum.

Çok eski bir konu. Saklamaya çalıştığı bir konu var; Feraye. Aynı zamanda Ferrari marka araba alıyor o dönemde. Magazinciler Ferrari’siyle ilgili bir şey soruyorlar o da “Feraye mi? Öyle bir şey yok” diyor. 
Siz olumsuz duygularla bezendiyseniz eleştiri bekliyorsanız kişi size olumlu bir şey söylese bile onu eleştiri olarak görebiliyorsunuz. Varsayımlara mahal vermeyecek şekilde ifade etmek ve samimi olmak gerekiyor. Farkındalığımız artırmak için bilinçli çaba sarf etmek gerekiyor. 

Yakınlarımızdan arkadaşlarımızdan da geri bildirim alabiliriz değil mi?

Evet. Derse 3 soru ile başlıyorum. Eğer çalışıyorlarsa, eş seviyedeki arkadaşlardan, çalışmıyorlarsa sosyal arkadaşlardan alabilirler. Neyi yapmaya başlamalıyım? Bunu kendinize de sorabilirsiniz. Neyi yapmayı bırakmalıyım? Neyi yapmaya devam etmeliyim?
Bun hem muhataplarıma hem de kendime sorup üstüne düşünüyorum. Çok kaliteli sonuçlar çıkabiliyor. Çünkü beyin soruyla çalışıyor. En güzel geri bildirim alma yöntemlerinden bir tanesi bu. Muhataplarına kendinizle ilgili açık uçlu bu 3 soruyu sormak süreci başlatacaktır.

İş hayatında geri bildirim dersine kimler katılmalı? Özellikle almalı dediğiniz meslek grupları var mı?

Müşterilerle temasta olanlar, telefonla iletişim kuranlar. Yöneticilik yapmak isteyenler. Yönetici adayları. İleriye gitmek isteyenler, iş hayatına yeni katılanlar, İK uzmanları, pazarlama birimleri. İş hayatındaki bütün profesyonellerin farkındalığını artıracak kurguya sahip. Hatta bana gelen geri bildirimler, norma hayatımdaki iletişimde farkındalığımı artırdı. Daha verimli iletişim kurabiliyorum şeklinde dönüşler alıyorum. 

Bilal Şentürk: Özellikle yöneticiliğe yeni başlamış olan kişilerin eğitimi almasını önemsiyorum. Neden? Çünkü yöneticilik kariyeri hedefleyen kişiler First olarak ya da şef olarak başlar departmanın başında. Gelecekte üst düzey yönetici olabilmek istiyorsa bu geri bildirimi çok iyi öğrenmesi gerekiyor. Bir kere yöneticiliğe başladığınızda sizi tepeye taşıyacak çalışanlardır. Onlara doğru geri bildirim yaptığınızda oraya hızlı bir şekilde taşırlar diye düşünüyorum. 

Neşe Büyükkalender Kimdir?

16 yıllık kurumsal tecrübesi olan iş profesyoneli. Hacettepe Üniversitesi Gıda mühendisliği mezunu. İşletme yüksek lisansıyla yöneticiliğini giymiş bir yönetici. Profesyonel koçlukla tanıştım. Kendimi fark ettim. Farkındalığım arttıkça keşiflerim arttı. Keşifler beni heyecanlandırmaya başladı. Bunu da paylaşma motivasyonum oluştu. İstanbul İşletme Enstitüsü öğrenci tarafında çok iyi takipçilerinden biriydim. Aldığımız bilgileri nasıl çıktıya dönüştürürüz diye düşünürken proje ortaya çıktı ve enstitüde eğitim vermeye başladım. 

Bilal Şentürk: Koçluk yapıyorsunuz aynı zamanda.

Antalya’da yaşıyorum ben. Profesyonel koçluk yapıyorum. Burada bir firmada insan kaynakları müdürü olarak kurumsal hayata devam ediyorum. 

geri bildirim feedback
Konuk Yazar
Konuk Yazar
Blog Yazarı

İstanbul İşletme Enstitüsünde yazılarının yayınlanmasını isteyen konuk yazarlarımız için oluşturulan bilgi kartıdır. Birçok alanda ve disiplindeki yazıları bu hesap üzerinde bulabilirsiniz.

Benzer Yazılar
Doğru ve faydalı bilgiler sağlama konusunda kararlı olan uzman ekibimizle blogumuzu her zaman yeni makaleler ve videolarla güncelliyoruz. Güvenilir tavsiyeler ve bilgilendirici içerikler arıyorsanız, blog sayfamıza mutlaka göz atın.