Published on: 09 Ocak 2020 Banu Cantekin 0 Yorum
Okuma Sayısı : 711

Tarihte bugün 9 Ocak 1839 fotoğrafçılık sanatı için büyük bir adımdır. Fransız Bilimler Akademisi Daguerreotype isimli fotoğrafçılık tekniğini duyurmuş, bu tarihten itibaren fotoğrafa bakış açısı değişmiş ve fotoğrafçılık bir sanat ve meslek olma yolunda büyük bir adım atmıştır. Tüm dünyaya tanıtılan bu teknik, halkın da ilgisini çeken sayılı icatlardan biri olmuştur.

Bu ilginin sebebi ise halkın gerçek anlamda fotoğraf ile tanışmasıdır. Adını mucidi olan Fransız sanatçı ve kimyacı Louis Jacques Mande Daguerre’dan almıştır. Oldukça zahmetli olan daguerreotype tekniği günümüzde hala sanatsal çalışmalarda kullanılmaktadır. Bugün telefonlarımızla dahi saniyede çekebildiğimiz fotoğrafın başlangıç noktalarından en önemli adımı oluşturan Daguerreotype nasıl ortaya çıkmış ve neredeyse 2 asır önce tarihte bugün Fransa’dan dünyaya duyurulmasıyla nasıl yol almıştır? Yazının devamında.

Daguerreotype Nedir? Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Bu tarihi buluşun ortaya çıkış hikayesine geçmeden önce daguerreotype nedir? genel bir tanımını yapalım. Daguerreotype en basit haliyle gümüş ve bakır karışımı bir plaka üzerine cıva buharı yardımıyla aktarılan gerçek görüntüdür. 1800’lü yılların başlarında dünya üzerinde pek çok yerde farklı kimyasallarla bir zemin üzerinde kalıcı görüntü aktarmak için çeşitli çalışmalar yapılıyordu. 1820’lerde bunu başaran ve ilk kalıcı fotoğraf görüntüsünü elde eden isim Fransız Nicephore Niepce idi. Taşbaskı alanında çalışmalar yapan Niepce 1827 yazında bitüm adı verilen bir kimyasallar kapladığı levhayı karanlık bir kutunun içinde evinin güneş alan penceresine bakan bir yere koydu.

Ardından yaklaşık 8 saat kadar üzerine ışık verdi. Fotoğrafçılıkta pozlama olarak adlandırılan bu çalışma sonucu penceresinden görünen manzarayı bulanık da olsa levhaya aktarmayı başardı. Nicephore Niepce bu çalışmasına “güneş çizimi” anlamına gelen haliograph adını verdi. İlk fotoğraf olarak tarihe geçen bu görüntüde bir evin çatısı üzerindeki güvercin yuvası bulunuyordu. Ancak bu çalışma çok uzun sürede olması, görüntünün net olmaması ve başka kopyasının alınamamasına bağlı olarak fazla rağbet görmedi.

daguerreotype, tarihte bugün, daguerreotype nedir, haliograph, niepce, daguerre, fotoğraf, fotoğrafçılık, daguerreotype stüdyoları,

Bu noktadan sonra Niepce’nin yolu Daguerreotype’yi keşfeden Louis Jacques Mande Daguerre ile kesişti. Haliograph tekniğini geliştirmek için bir araya gelen bu iki isimden Niepce’nin 1833 yılındaki vefatı sonucu Daguerrre çalışmalarına tek başına devam etmiş 1837 yılında kendi isminden yola çıkarak Daguerreotype adıyla yeni bir teknik bulmuştur.

Daguerre’nin bu konudaki keşifleri gümüş iyodürün ışığa karşı olan duyarlılığı, cıva buharı ile görüntüyü netleştirebilme, tuz ve su ile görüntüyü sabitleyebilmektir. Bu üçü bir araya geldiğinde Daguerreotype’i oluşturdu. Haliograph’da 8 saat süren pozlama süresi bu teknikle yarım saate indi. Ayrıca görüntü netliği açısından hayranlık uyandıracak bir görüntü kalitesi vardı ve fotoğraf çoğaltılabiliyordu. Aynı dönemlerde Charles Chevalier tarafından icat edilen ilk fotografik optik lens ile birleştirilen bu çalışma ile fotoğrafçılık süreci adından söz ettirmeye başlamıştır.

Dünyada Daguerreotype Stüdyoları

9 Ocak 1839 yılında Fransız Bilimler Akademisi tarafından patent hakları tanımlanan ve daguerreotype ismiyle tüm dünyaya duyurulan bu işlem, kısa sürede yankı buldu. Fransız hükümetinin aynı yıl içerisinde Daguerreotype’nin tüm dünyada ücretsiz olarak kullanılabileceğini açıklaması ise fotoğrafçılığın bir meslek ve sanat olarak yayılmasını sağladı. 1839 yılı fotoğrafçılığın resmi doğum yılı olarak kabul edildi. Öncelikle portreler için kullanıldı. Bu çalışma öncesine kadar yetenekli ressamların tuvallerine yansıyan zengin kesimlerin portreleri yerini 1839 ve sonrasında gümüş levhalar üzerine aktarılan fotoğraflara bırakmaya başladı.

Maliyet açısından oldukça yüksek olmasına rağmen boyama portrelere göre daha uygun fiyatlı olması ve farklı bir yenilik olması sebebiyle Daguerreotype halk tarafından büyük ilgi gördü. Öyle ki Avrupa ve Amerika’da Daguerreotype stüdyoları açılarak fotoğrafçılık ticari bir form kazandı. Daguerreotype stüdyoları genel olarak binaların çatı katında olur, tavan pencereleri ile ışıktan yararlanılırdı. Aydınlatma en önemli ayrıntıydı. Çatıdan yumuşak bir ışık geçişine göre şeffaf bir çatı kaplaması yapılırdı. Aynı durum pencereler için de geçerliydi.

Doğrudan sert ışık gelmesini önlemek için perde ve panjurlar da stüdyolarının diğer aksesuarlarındandı. Portresi çekilecek kişi yükseltilebilen ve döner bir sandalyede oturtulur, açısı ışığa bakacak şekilde ayarlanırdı. Tabii ki karanlık odalar, müşteriler için çekim sonrası çalışmalar yapacak asistanlar için stüdyonun bir parçasıydı. Standart pozlandırma açısına göre oturtulan müşteriler için en zor kısım uzun pozlama süresi boyunca kıpırdamadan durmaktı.

Bu sebeple baş ve vücut için ekstra destekler bulunurdu. Ağırlıklı olarak portreler için kullanılan stüdyolar da arka fonlarda kişinin mesleğini ya da kişisel özelliklerini yansıtacak soyut ya da somut semboller kullanılırdı. İlk olarak 1841 yılında kurulan daguerreotype stüdyoları yoğun ilgi sebebiyle kısa sürede çoğaldı ve herkes tarafından kullanılabilir hale geldi. Yaklaşık 12 yıl boyunca da bu ilgi hiç kaybolmadı. Ayrıca stüdyolar bu yönteme sürekli eklenen yeniliklerle fotoğrafçılığı bir adım öteye taşıdı.

fotoğraf, fotoğrafçılık, daguerreotype stüdyoları, daguerreotype tekniği,

Daguerreotype Tekniği ile Fotoğraf Yapım Aşamaları

Görüntünün yüzeye düşmesi için kullanılan malzeme olan plakalar bakır ve gümüşten yapılan 2 katmandan oluşurdu. Üst katman gümüş yüzeydi ve alttaki bakıra göre daha inceydi. Çekim öncesi bu plakalar iyi bir yansıma için kadife ile iyice parlatılır ve ayna benzeri bir yüzey oluşturulurdu. İyodür buharı ile ısıtılan plaka bu işlemlerle ışığa duyarlı hale gelmiş olurdu. Fotoğraf plakası çekim için yaklaşık 45 derecelik bir açıyla bir kutuya yerleştirilirdi. Artık uzun pozlama zamanı gelmişti. Fotoğrafı çekilen kişinin kıpırdaması demek bulanık bir görüntü anlamına geliyordu. Bu sebeple pozlama süreci sabır isteyen bir süreçti.

Ardından gümüş levha üzerinde yapılacak aktarma çalışması da aynı sabır ve titizlikle yürütülmek zorundaydı. Çünkü herhangi bir hatanın dönüşü yoktu, fotoğraflar onarılamıyordu. Levhanın alt kısmına yerleştirilen cıva ısıtılır ve çıkan buhar ile görüntü netleşmeye başlardı. Bundan sonraki aşama görüntüyü sabitleştirmek için soğuk tuzlu suya tutulur, ardından gümüş parçacıklar ve tuz kalıntıları kimyasal bir çözelti ile temizlenirdi. Ardından ısı ile kurutulma işlemi yapılır ve son görüntü ortaya çıkardı. Bununla birlikte görüntü metal üzerinde üç boyutlu etki verirdi.

En ince ayrıntılar dahi doğru bir teknik uygulanmışsa net bir şekilde görülebilirdi. Bunun sonrasında dagurreotype tercihen renklendirilme işlemine tabi tutulurdu. Renklendirici olarak kuru toz pigment halinde boyalar ince bir fırça ile yüzeye uygulanırdı. Plakanın gümüş olması çizilme ya da kırılmaların olmasına sebep verebileceğinden üzerine koruyucu olarak cam ilave edilirdi. Bir başka alternatif olarak da tercihe göre çerçevelere sabitlenerek teslim edilirdi.

En popüler kullanım alanı portreler olmasına karşın natürmort çalışmalar, eski eserler, topografik ve doğa fotoğrafları gibi yaşamın her alanında bu teknik ile çalışmalar yapılmıştır. Dagurreotype’in ilk fotoğraf örneği olan haliograph ile başlayan hikayesinde birçok kimyager, mucit ve fotoğrafa gönül veren sanatçılar katkı sağlamış ve geliştirmiştir. 1860’lı yıllardan sonra gelişen teknolojiler ile fotoğrafçılık yeni tekniklere kavuşsa da dagurreotype bir klasik olarak değerini yitirmemiş, tarihte bugün 181 yıl önce başlayan hikayesini günümüzde de özgün çalışmalarla sürdürmeye devam etmiştir.

Daguerreotype Nedir?

Daguerreotype en basit haliyle gümüş ve bakır karışımı bir plaka üzerine cıva buharı yardımıyla aktarılan gerçek görüntüdür. İlk fotoğraf tekniği olan haliograph üzerinden yapılan iyileştirme çalışmaları sırasında oluşan yeni bir tekniktir. 8 saat süren pozlama süresini yarım saate indirmiş ve büyük ilgi görmüştür.

Daguerreotype Kim Tarafından ve Ne Zaman Bulunmuştur?

Fransız Louis Jacques Mande Daguerre tarafından 1837 yılında icat edilmiştir. Mucit bu ismi kendi soy isminden esinlenerek koymuştur. Daguerreotype asıl tarihte bugün 9 Ocak 1839 yılında Fransız Bilimler Akademisi tarafından duyurularak resmiyet kazanmıştır.

Daguerreotype Tekniği Günümüzde Hala Geçerli midir?

Evet geçerlidir. Fotoğrafın başlangıcında yer alan ve sürekli bir gelişim göstererek modernize edilen bu teknik günümüzde de hala geçerliliğini korur. Ancak zahmetli bir çalışma olması sebebiyle daha çok özgün ve sanatsal çalışmalarda kullanılır.

  • daguerreotype ,
  • tarihte bugün ,
  • daguerreotype nedir ,
  • haliograph ,
  • niepce ,
  • daguerre ,
  • fotoğraf ,
  • fotoğrafçılık ,
  • daguerreotype stüdyoları ,
  • daguerreotype tekniği
Yazar
    İçerik Editörü
Özgeçmiş

İstanbul İşletme Enstitüsünde içerik editörü olarak görev almaktadır. Kişisel gelişim ve eğitimlerle ilgili içerik hazırlıyor.

Devamı