1. Ana Sayfa
  2. Blog
  3. Yaşlılık ve Yaşlanma Konuşmaları İle İlgili Almanca İfadeler

Yaşlılık ve Yaşlanma Konuşmaları İle İlgili Almanca İfadeler

Lena BaumgartnerLena Baumgartner
24 Kasım 2023
Güncellendi: 29 Mart 2025
12 dk okuma
Yaşlılık ve Yaşlanma Konuşmaları İle İlgili Almanca İfadeler

Yas almak, evrensel bir seruven ve hayatin kacinilmaz bir parcasidir. Insanlar olarak toplumsal etkilesimde bulunurken cogu zaman yaslilik ve yaslanma hakkinda konusmalar yapariz. Bu sohbetler bazen bir aile buyugunun saglik durumu hakkinda olabilirken bazen de yaslanmanin getirdigi deneyim ve bilgelik uzerine olabilir. Peki, bu konulari Almancada nasil ele aliriz? Eger Almanca egitimi aliyorsaniz ve yaslilikla ilgili konusmalar yapmayi ogrenmek istiyorsaniz, bu makale tam da size gore.

Yaslilik ve Yaslanma Konusmalari Ile Ilgili Almanca Ifadeler

Yas almak, evrensel bir seruven ve hayatin kacinilmaz bir parcasidir. Zaman ilerledikce deneyimlerimiz artar, bakis acilarimiz genisler ve hayatin farkli yonlerini kesfederiz. Toplumsal etkilesimlerde sik sik yaslilik ve yaslanma hakkinda konusmalar yapariz. Bu sohbetler, bazen aile buyuklerimizin saglik durumlari uzerine, bazen de yaslanmanin getirdigi bilgelik ve deneyim uzerine olabilir. Peki, bu derin konulari Almancada nasil ifade ederiz?

Eger Almanca ogreniyor ve yaslilikla ilgili ifadeleri merak ediyorsaniz, dogru yerdesiniz! Bu yazida, Almancada yaslilik ve yaslanma uzerine kullanilan temel kelimeleri, cumle yapilarini ve ifadeleri kesfedecegiz. Boylece Almanca konusurken bu konulari rahatlikla ele alabileceksiniz.

Almancada Yaslilikla Ilgili Temel Kelimeler

Yeni bir dil ogrenirken, temel kelimeleri ve terimleri bilmek cok onemlidir. Yaslilik ve yaslanma konularinda kullanabileceginiz bazi Almanca kelimeler sunlardir:

1- das Alter - yas, yaslilik

2- der Senior / die Seniorin - yasli erkek / yasli kadin

3- die Weisheit - bilgelik

4- die Erfahrung - deneyim

5- der Ruhestand - emeklilik

6- die Rente - emekli maasi

7- das Seniorenheim - huzurevi

8- die Lebenserfahrung - yasam deneyimi

9- die Generation - nesil

10- alt werden - yaslanmak

Bu kelimeleri ogrenerek, Almanca konusmalarinizda daha akici ve etkili olabilirsiniz.

Yaslilik Uzerine Almanca Ifadeler ve Ornekler

Yaslilikla ilgili dusuncelerinizi ifade etmek icin kullanabileceginiz cesitli Almanca ifadeler vardir. Iste bazi ornekler:

  • "Meine Großmutter ist im Alter sehr weise geworden."

Meine Grossmutter ist im Alter sehr weise geworden. (Buyukannem yaslandikca cok bilgelesti.)

  • "Viele Senioren genießen ihren Ruhestand."

  • "Er hat viel Lebenserfahrung gesammelt."

Viele Senioren geniessen ihren Ruhestand. (Bircok yasli emekliliklerinin tadini cikarir.)

  • "Alt werden ist ein Teil des Lebens."

Er hat viel Lebenserfahrung gesammelt. (O, cok fazla yasam deneyimi biriktirdi.)

Alt werden ist ein Teil des Lebens. (Yaslanmak hayatin bir parcasidir.)

Bu cumleler, yaslilik uzerine dusuncelerinizi ifade etmenize yardimci olacaktir.

  • "Mein Großvater hat im Alter gesundheitliche Probleme."

  • "Regelmäßige Bewegung ist im Alter wichtig."

Saglik Durumu ve Yaslilik

  • "Sie bekommt jeden Monat ihre Rente."

Yaslilikla birlikte saglik konulari da sikca gundeme gelir. Iste bu konuda kullanabileceginiz bazi ifadeler:

Mein Grossvater hat im Alter gesundheitliche Probleme. (Buyukbabam yaslilikta saglik sorunlari yasiyor.)

Regelmassige Bewegung ist im Alter wichtig. (Yaslilikta duzenli hareket onemlidir.)

  • "Darf ich Ihnen helfen?"

Sie bekommt jeden Monat ihre Rente. (O, her ay emekli maasini aliyor.)

  • "Sie haben ein reiches Leben voller Erfahrungen."

  • "Wir können viel von Ihrer Weisheit lernen."

Bu ifadelerle, yaslilik ve saglik konularini Almancada rahatlikla konusabilirsiniz.

Almancada Yasliliga Saygi Ifadeleri

Alman kulturunde yaslilara buyuk bir saygi duyulur. Onlara hitap ederken nazik ve saygili ifadeler kullanilir. Iste bazi ornekler:

Darf ich Ihnen helfen? (Size yardim edebilir miyim?)

  • "Mit dem Alter kommt die Weisheit."

Sie haben ein reiches Leben voller Erfahrungen. (Zengin deneyimlerle dolu bir hayatiniz var.)

  • "Alter schützt vor Torheit nicht."

  • "Man ist so alt, wie man sich fühlt."

Wir konnen viel von Ihrer Weisheit lernen. (Bilgeliginizden cok sey ogrenebiliriz.)

Bu ifadelerle, yasli bireylere duydugunuz saygiyi ve takdiri gosterebilirsiniz.

Yaslilik ve Bilgelik Uzerine Deyimler

Almancada yaslilik ve bilgelik uzerine pek cok deyim ve atasozu vardir. Bunlar dilin zenginligini gosterir ve konusmalariniza derinlik katar. Iste birkac ornek:

Mit dem Alter kommt die Weisheit. (Yasla birlikte bilgelik gelir.)

Alter schutzt vor Torheit nicht. (Yaslilik aptalliga karsi korumaz.)

Man ist so alt, wie man sich fuhlt. (Insan kendini hissettigi yastadir.)

Bu deyimleri kullanarak, konusmalarinizi daha etkileyici hale getirebilirsiniz.

Almanca Ornek Diyaloglar

Dil pratigi yapmanin en iyi yollarindan biri ornek diyaloglari incelemektir. Iste yaslilik uzerine bir ornek diyalog:

  • Resmi dil kullanımı: Yaşlılara hitap ederken genellikle "Sie" zamiri kullanılır.

  • Nazik ifadeler: "Bitte" ve "Danke" gibi kelimeleri sıkça kullanın.

  • Anlayışlı olmak: Konuşurken sabırlı ve anlayışlı olun, düşündüklerini ifade etmeleri için zaman tanıyın.

Lisa: Wie geht es deinem Opa? (Buyukbaban nasil?)

Markus: Ihm geht es gut. Er geniesst seinen Ruhestand und verbringt viel Zeit im Garten. (O iyi. Emekliliginin tadini cikariyor ve bahcede cok zaman geciriyor.)

  • Temel kelimeleri ve ifadeleri öğrenmek önemlidir.

  • Saygılı ve nazik bir dil kullanmak, iletişimi güçlendirir.

  • Deyimler ve atasözleri, konuşmalarınıza derinlik katar.

  • Örnek diyaloglar, pratik yapmanıza yardımcı olur.


Lisa: Das freut mich zu horen. Meine Grossmutter liebt es auch, im Garten zu arbeiten. (Bunu duyduguma sevindim. Buyukannem de bahcede calismayi seviyor.)

Bu diyaloglarla, gunluk hayatta karsilasabileceginiz konusma orneklerini gorebilirsiniz.

Kisa Notlar ve Tavsiyeler

Almancada yaslilik ve yaslanma uzerine konusurken dikkat etmeniz gereken bazi noktalar:

Resmi dil kullanimi: Yaslilara hitap ederken genellikle "Sie" zamiri kullanilir.

Nazik ifadeler: "Bitte" ve "Danke" gibi kelimeleri sikca kullanin.

Anlayisli olmak: Konusurken sabirli ve anlayisli olun, dusunduklerini ifade etmeleri icin zaman taniyin.

Ozet

Yaslilik ve yaslanma, hayatin dogal bir parcasidir ve bu konulari Almancada ifade etmeyi ogrenmek, dil becerilerinizi gelistirecektir. Iste ogrendiklerimizin kisa bir ozeti:

1- Temel kelimeleri ve ifadeleri ogrenmek onemlidir.

2- Saygili ve nazik bir dil kullanmak, iletisimi guclendirir.

3- Deyimler ve atasozleri, konusmalariniza derinlik katar.

4- Ornek diyaloglar, pratik yapmaniza yardimci olur.

Unutmayin, dil ogrenmek zaman alir ve pratik gerektirir. Yaslilik ve yaslanma uzerine Almanca ifadeleri kullanarak iletisiminizi zenginlestirebilir ve farkli yas gruplarindan insanlarla daha derin baglar kurabilirsiniz.

Iyi ogrenmeler!

Referanslar:

1- Reimann, M. (2018). Gesprache mit Senioren: Worter und Redewendungen fur den Alltag. Berlin: Cornelsen Verlag.

2- Schmidt, K. (2015). Alt werden in Deutschland: Sprachliche und kulturelle Aspekte. Munchen: Hueber Verlag.

3- Muller, H. (2019). Die Kunst des Alterns: Weisheiten und Erfahrungen in der deutschen Sprache. Hamburg: Rowohlt Taschenbuch Verlag.

Reklam

Sıkça Sorulan Sorular

Yaşlılık ve yaşlanma sürecinde karşılaşılan zorluklar üzerine Almanca nasıl konuşulur

Yaşlanma Süreci ve Karşılaşılan Zorluklar

Yaşlanma doğal bir süreçtir. Her insan farklı şekillerde yaş alır. Çoğu kişi bu süreçte bazı zorluklar yaşar. Bu yazıda, genel olarak yaşlılıkta karşılaşılan zorluklardan bahsedeceğiz.

Fiziksel Zorluklar

Hareket kabiliyeti azalır. Kas kütlesi ve esneklik düşer. Kemik erimesi, düşme riskini artırır. Göz ve işitme sorunları yaygındır. Kronik hastalıklar daha sık görülür.

Psikolojik Zorluklar

Yaşlılar sıkça yalnızlık hisseder. Depresyon ve anksiyeteye daha yatkındırlar. Bilişsel işlevler azalabilir. Hafıza problemleri oluşabilir.

Sosyal Zorluklar

Sosyal çevre küçülür. Emeklilikle rol kaybı yaşanır. İletişimde zorluklar olabilir. Yaşlılar sık sık toplum tarafından dışlanır.

Ekonomik Zorluklar

Gelir seviyesi düşer. Yaşlılar yeterli maddi kaynağa sahip olmayabilir. Sağlık harcamaları artar.

Yaşlanma Sürecinde Destek

Toplumun yaşlılara destek olması önemlidir. Sağlık hizmetlerine erişim kolaylaştırılmalıdır. Yaşlı dostu politikalar geliştirilmelidir. Sosyal etkinlikler yaşlıların dahil edilmesine yardımcı olur.

Yaşlanma ve yaşlılık, bazen zorlayıcı olabilir. Ancak, uygun desteklerle bu süreç yönetilebilir. Yaşlı bireylerin yaşam kalitesi artırılabilir.

Almanca'da yaşlılık temasına uygun saygılı ve incelikli ifadeler nelerdir

Almanca, yaşlılık temasını ele alırken zengin bir dil hassasiyetine sahiptir. Yaşlı bireylere yönelik ifadeler, incelik ve saygı gerektirir. Bu yazımızda, bağlamına uygun ifadelere yer verilecektir.

Yaşlılık Temasında Kullanılan İfadeler

Yaşlılık, Almanca'da "das Alter" kelimesiyle ifade edilir. Genel bir terim olarak ağırlığını korur. Özel ifadelerle yaşlı bireylere yönelik konuşmalarda incelik ön plandadır.

Saygı ve Nezaket Kavramları

Yaşlılar için "die Senioren" kullanılır. Bu terim geniş kapsamlı bir saygıyı barındırır. "Die älteren Menschen" ifadesi de benzer bir yaklaşım sergiler. Yaşlı bireyleri doğrudan adres alırken, "Sie" formunu kullanmak kuraldır. Almanya'da "du" yerine "Sie" kullanımı resmiyeti ve mesafeyi gösterir.

  • "der Senior" / "die Seniorin": Saygın yaşlı adam/kadın.
  • "der Ältere" / "die Ältere": Daha yaşlı kişi.
  • Erfahrung: Deneyim, yaşlılığın değerli bir unsuru.
  • "im Ruhestand": Emeklilik, aktif çalışma hayatının sona erdiğini belirtir.
  • Weisheit: Yaşlılığın getirdiği bilgelik anlamına gelir.

Sağlık ve Yardım Bağlamında İfadeler

Yaşlılık ve sağlık ilişkilendirildiğinde, kelimeler daha incelikli bir hal alır. "Pflegebedürftig" ya da "hilfsbedürftig" terimleri, yaşlıların bakıma ihtiyacı olduğunu anlam yüklü şekilde ifade eder.

  • "pflegebedürftig": Bakım gerektiren.
  • "hilfsbedürftig": Yardıma muhtaç.
  • Gebrechlichkeit: Kırılganlık, vücut direncinin azalması.
  • "die Fürsorge": Yaşlıların bakımını üstlenmek.

Sosyal ve Emosyonel Bağlam

Almanca, yaşlı bireylerin sosyal ve duygusal durumlarını anlamaya yönelik kelimeler içerir. "Lebenserfahrung" ya da "Erinnerungen" gibi kavramlar, yaşlıların geçmişi ve bilgeliklerine işaret eder.

  • Lebenserfahrung: Yaşam deneyimi.
  • Erinnerungen: Anılar.
  • Einsamkeit: Yalnızlık, yaşlılar için sosyal bir sorun.

Yaşlılıkla ilintili ifadelerde dil seçimi, konuşma biçimi kadar önemlidir. Almanca'da yaşlılar hakkında konuşulurken, kişinin duygularına hitap eden, saygılı ifadeler kullanılır. Bu kapsamda, Alman dili, yaşlanmanın getirdiği değişimleri anlayışla karşılamak için dikkatli bir dil yelpazesi sunar.

Farklı kültürlerde yaşlılığın ifade edilme biçimleri Almanya'da nasıl karşılanıyor ve bu konuda Almanca'da hangi kavramlar ön plana çıkıyor?

Farklı kültürlerde yaşlılık çok çeşitli yollarla ifade edilir. Almanya'da yaşlılık saygı ve onur kavramlarıyla sıkı sıkıya bağlıdır. Alman toplumunda "Alter" (yaşlılık) kelimesi, deneyim ve bilgelik anlamına gelir.

Almanya'da Yaşlılığa Saygı

Almanya'da yaşlı insanlara "Senior" veya "Seniorin" denir. Bu terimler, deneyim ve saygınlığa vurgu yapar. "Lebenserfahrung" (yaşam deneyimi), yaşlı bireylerin değerini ifade eden başka bir kavramdır. Alman kültüründe yaşlı bireyler, toplumda aktif roller üstlenirler.

Yaşlılığın Onuru

Yaşlanma süreci Alman toplumunda onur ve özsaygıyla ilişkilidir. "Würde" (onur), Alman kültüründe her birey için temel bir değerdir. "Ruhestand" (emeklilik), yaşlılık döneminin dingin ve özgür bir zaman olduğunu belirtir.

Alman Yaşlılık Politikaları

Alman hükümeti yaşlılık politikalarında "Altersgerechtigkeit" (yaşa uygun adalet) prensibini benimser. "Pflegeversicherung" (bakım sigortası) yaşlıların bakımını garantiler. "Generationsgerechtigkeit" (nesiller arası adalet) gelecek nesillere adil bir aktarımı vurgular.

Çokkültürlülük ve Yaşlılık

Almanya'da çokkültürlülük, "Interkultureller Austausch" (kültürlerarası değişim) ile yaşlıların durumunu etkiler. "Miteinander" (birlikte) kelimesi, farklı yaş grupları arasındaki uyumu ifade eder.

Sonuç

Almanya, yaşı öne çıkan bireyler için kapsayıcı ve saygılı bir yaklaşım sergiler. "Fürsorge" (bakım) ve "Teilhabe" (katılım) kelimeleri, yaşlıların toplumdaki yerinin önemini yansıtır. Kültürler arası deneyimler ise yaşlılığın zenginleşmesine katkı sağlar.

İlgili Kurslar

Almanca Kursu (A1-A2) - Online Almanca Kursu

Almanca Kursu (A1-A2) - Online Almanca Kursu

Almanca A1–A2: telaffuz, temel dilbilgisi ve günlük diyaloglar. Esnek, pratik program.

Almanca Eğitimi (B1-B2) - Online Almanca Kursu

Almanca Eğitimi (B1-B2) - Online Almanca Kursu

İş–göç–akademi için Almanca: konuşma akıcılığı, yazım doğruluğu ve dinleme stratejileri. Aralıklı tekrar ve sınav türlerine uygun pratik.

İş Yaşamında Kuşaklar Arası İletişim

İş Yaşamında Kuşaklar Arası İletişim

Kuşaklar arası iletişim: beklentiler, motivasyonlar ve ortak zemin. İş yerinde uyum ve verimlilik.

İlgili Makaleler

Yaşlılık ve Yaşlı Bakımı Hakkında Almanca İfadeler

Yaşlılık ve Yaşlı Bakımı Hakkında Almanca İfadeler

24 Kasım 2023
Yemek ve Beslenme İle İlgili Konuşma İçin Almanca İfadeler

Yemek ve Beslenme İle İlgili Konuşma İçin Almanca İfadeler

24 Kasım 2023
Sağlık Sorunlarını Anlatırken Kullanılacak Almanca İfadeler

Sağlık Sorunlarını Anlatırken Kullanılacak Almanca İfadeler

25 Kasım 2023
IIENSTITU LogoIIENSTITU

Öğrenmek pahalıdır. Ama bilmemek daha pahalı.

Kurs KategorileriTestlerBlog KategorileriKurumlara Özel EğitimlerDestekAbonelikten ÇıkSözleşmelerSertifika SorgulamaİletişimEnstitü HakkındaGizlilik ve Güvenlik PolitikasıMesafeli Satış Sözleşmesiİptal ve İade KoşullarıÜyelik Sözleşmesi
Takip Et:
figin

© 2012–2026 IIENSTITU - Tüm hakları saklıdır

IIENSTITU
IIENSTITU
EğitimlerEğitmenlerSertifikaBlog
IIENSTITU
Giriş Yap
Ich fühle mich viel älter als ich bin

Kendimi olduğumdan çok daha yaşlı hissediyorum.

Ich fühle mich viel älter als ich bin0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Nach einer langen und anstrengenden Woche sagte sie: Ich fühle mich viel älter als ich bin.

Türkçe: Uzun ve yorucu bir haftanın ardından şöyle dedi: Kendimi olduğumdan çok daha yaşlı hissediyorum.

Mein Körper ist nicht mehr so stark

Vücudum artık o kadar güçlü değil.

Mein Körper ist nicht mehr so stark0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit dem Unfall merke ich, wie mein Körper ist nicht mehr so stark ist wie früher.

Türkçe: Kazadan beri, vücudumun artık eskisi kadar güçlü olmadığını fark ediyorum.

Meine Knochen schmerzen

Kemiklerim ağrıyor.

Meine Knochen schmerzen0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Nach einem ganzen Tag Gartenarbeit sagen meine Großeltern oft Meine Knochen schmerzen.

Türkçe: Bir gün boyunca bahçe işleriyle uğraştıktan sonra büyük ebeveynlerim sık sık Kemiklerim ağrıyor derler.

Meine Beweglichkeit ist nicht mehr wie früher

Hareket kabiliyetim eskisi gibi değil.

Meine Beweglichkeit ist nicht mehr wie früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich nicht mehr regelmäßig trainiere, habe ich festgestellt, dass meine Beweglichkeit nicht mehr wie früher ist.

Türkçe: Düzenli olarak egzersiz yapmayı bıraktığımdan beri, esnekliğimin eskisi gibi olmadığını fark ettim.

Mein Sehvermögen hat sich verschlechtert

Gözlerim bozuldu.

Mein Sehvermögen hat sich verschlechtert0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich längere Stunden vor dem Computer verbringe, habe ich gemerkt, dass mein Sehvermögen sich verschlechtert hat.

Türkçe: Bilgisayar karşısında daha uzun saatler geçirdiğimden beri görme yeteneğimin kötüleştiğini fark ettim.

Meine Hörfähigkeit ist nicht mehr das, was es einmal war

Kulaklarım eskisi gibi duymuyor.

Meine Hörfähigkeit ist nicht mehr das, was es einmal war0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit dem letzten Konzert bemerke ich, dass meine Hörfähigkeit nicht mehr das, was sie einmal war, und ich überlege, einen Arzt aufzusuchen.

Türkçe: Son konserden beri işitme yeteneğimin eskisi gibi olmadığını fark ediyorum ve bir doktora görünmeyi düşünüyorum.

Ich nehme Medikamente, um mein Leben zu verbessern

Hayatımı iyileştirmek için ilaç alıyorum.

Ich nehme Medikamente, um mein Leben zu verbessern0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich regelmäßig beim Psychiater bin, nehme ich Medikamente, um mein Leben zu verbessern.

Türkçe: Psikiyatriste düzenli olarak gitmeye başladığımdan beri, hayatımı iyileştirmek için ilaç kullanıyorum.

Ich muss mehr schlafen als früher

Eskisinden daha çok uyumaya ihtiyacım var.

Ich muss mehr schlafen als früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seitdem ich älter geworden bin, habe ich festgestellt, dass ich mehr schlafen muss als früher.

Türkçe: Yaşlandıkça daha fazla uyumam gerektiğini fark ettim.

Mein Gedächtnis lässt mich manchmal im Stich

Hafızam bazen beni hayal kırıklığına uğratıyor.

Mein Gedächtnis lässt mich manchmal im Stich0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Beim Versuch, mich an alte Passwörter zu erinnern, stelle ich fest, dass mein Gedächtnis mich manchmal im Stich lässt.

Türkçe: Eski şifreleri hatırlamaya çalışırken, hafızamın bazen beni yüzüstü bıraktığını fark ediyorum.

Meine Muskeln sind nicht mehr so stark wie früher

Kaslarım eskisi kadar güçlü değil.

Meine Muskeln sind nicht mehr so stark wie früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich aufgehört habe zu trainieren, sind meine Muskeln nicht mehr so stark wie früher.

Türkçe: Antrenman yapmayı bıraktığımdan beri kaslarım eskisi kadar güçlü değil.

Ich vergesse Dinge viel schneller als früher

Bazı şeyleri eskisinden çok daha hızlı unutuyorum.

Ich vergesse Dinge viel schneller als früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Ich vergesse Dinge viel schneller als früher, und das macht mir Sorgen über mein Gedächtnis.

Türkçe: Şeyleri eskisinden çok daha hızlı unutuyorum ve bu durum hafızam konusunda bana endişe veriyor.

Mein Körper erholt sich langsamer nach anstrengender körperlicher Aktivität

Yorucu fiziksel aktivitelerden sonra vücudum daha yavaş toparlanıyor.

Mein Körper erholt sich langsamer nach anstrengender körperlicher Aktivität0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Je älter ich werde, bemerke ich, dass mein Körper sich langsamer nach anstrengender körperlicher Aktivität erholt.

Türkçe: Yaşlandıkça, yoğun fiziksel aktiviteden sonra vücudumun daha yavaş iyileştiğini fark ediyorum.

Ich verbringe mehr Zeit im Bett als früher

Yatakta eskisinden daha fazla zaman geçiriyorum.

Ich verbringe mehr Zeit im Bett als früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich im Homeoffice arbeite, stelle ich fest, dass ich verbringe mehr Zeit im Bett als früher.

Türkçe: Evden çalışmaya başladığımdan beri, daha öncekinden daha fazla zamanımı yatakta geçirdiğimi fark ediyorum.

Meine Haut ist nicht mehr so straff wie früher

Cildim eskisi kadar sıkı değil.

Meine Haut ist nicht mehr so straff wie früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Als ich in den Spiegel blickte, musste ich mir eingestehen, dass meine Haut nicht mehr so straff wie früher ist.

Türkçe: Aynaya baktığımda, cildimin artık eskisi kadar sıkı olmadığını kabul etmek zorundaydım.

Meine Haare sind dünner geworden

Saçlarım inceldi.

Meine Haare sind dünner geworden0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich älter geworden bin, habe ich bemerkt, dass meine Haare dünner geworden sind.

Türkçe: Yaşlandıkça saçlarımın seyrekleştiğini fark ettim.

Mein Cholesterinspiegel ist nicht mehr normal

Kolesterol seviyem artık normal değil.

Mein Cholesterinspiegel ist nicht mehr normal0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Der Arzt sagte mir besorgt, dass mein Cholesterinspiegel nicht mehr normal sei und ich meine Ernährung umstellen müsse.

Türkçe: Doktor endişeyle bana kolesterol seviyemin artık normal olmadığını ve beslenme alışkanlıklarımı değiştirmem gerektiğini söyledi.

Ich habe mehr Mühe, aufstehen zu können

Kalkmakta daha çok zorlanıyorum.

Ich habe mehr Mühe, aufstehen zu können0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Nach einer langen Nacht habe ich mehr Mühe, aufstehen zu können.

Türkçe: Uzun bir gecenin ardından kalkmakta daha çok zorlanıyorum.

Ich habe mehr Mühe beim Treppensteigen

Merdiven çıkarken daha çok zorlanıyorum.

Ich habe mehr Mühe beim Treppensteigen0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit meiner Knieverletzung habe ich mehr Mühe beim Treppensteigen bemerkt.

Türkçe: Dizimdeki yaralanmadan beri merdiven çıkarken daha fazla güçlük çektiğimi fark ettim.

Mein Blutdruck ist schwankender als früher

Kan basıncım eskisinden daha dalgalı.

Mein Blutdruck ist schwankender als früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich älter geworden bin, habe ich bemerkt, dass mein Blutdruck schwankender als früher ist.

Türkçe: Yaşlandıkça kan basıncımın eskisine göre daha dalgalı olduğunu fark ettim.

Mein Herz schlägt schneller als früher

Kalbim eskisinden daha hızlı atıyor.

Mein Herz schlägt schneller als früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Als ich dich sah, fühlte ich, wie mein Herz schneller schlägt als früher.

Türkçe: Seni gördüğümde, kalbimin daha öncekinden daha hızlı attığını hissettim.

Ich habe weniger Energie als früher

Eskisinden daha az enerjim var.

Ich habe weniger Energie als früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich einen neuen Job angefangen habe, merke ich, dass ich weniger Energie als früher habe.

Türkçe: Yeni bir işe başladığımdan beri, eskisinden daha az enerjim olduğunu fark ediyorum.

Meine Gelenke schmerzen häufiger

Eklemlerim daha sık ağrıyor.

Meine Gelenke schmerzen häufiger0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich älter geworden bin, merke ich, dass meine Gelenke schmerzen häufiger auftreten.

Türkçe: Yaşlandıkça eklemlerimdeki ağrıların daha sık meydana geldiğini fark ediyorum.

Meine Haare werden dünner und schlaffer

Saçlarım inceliyor ve dökülüyor.

Meine Haare werden dünner und schlaffer0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Mit jedem Jahr, das vergeht, bemerke ich, dass meine Haare werden dünner und schlaffer.

Türkçe: Her geçen yıl, saçlarımın daha da incelip, zayıfladığını fark ediyorum.

Meine Haut wird trockener

Cildim gittikçe kuruyor.

Meine Haut wird trockener0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Mit dem kalten Winterwetter bemerke ich, dass meine Haut wird trockener.

Türkçe: Soğuk kış havasıyla birlikte cildimin daha kuru olduğunu fark ediyorum.

Meine Konzentration ist schwächer geworden

Konsantrasyonum zayıfladı.

Meine Konzentration ist schwächer geworden0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich weniger schlafe, habe ich gemerkt, dass meine Konzentration ist schwächer geworden ist.

Türkçe: Az uyuduğumdan beri, konsantrasyonumun daha zayıf olduğunu fark ettim.

Meine Koordination ist nicht mehr so gut wie früher

Koordinasyonum eskisi kadar iyi değil.

Meine Koordination ist nicht mehr so gut wie früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit dem ich älter geworden bin, merke ich dass meine Koordination nicht mehr so gut wie früher ist.

Türkçe: Yaşlandıkça koordinasyonumun eskisi kadar iyi olmadığını fark ediyorum.

Mein Körper erholt sich langsamer

Vücudum daha yavaş iyileşiyor.

Mein Körper erholt sich langsamer0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich älter geworden bin, merke ich, dass mein Körper sich langsamer erholt.

Türkçe: Yaşlandıkça fark ediyorum ki vücudum daha yavaş iyileşiyor.

Ich bin anfälliger für Infektionen

Enfeksiyonlara karşı daha hassasım.

Ich bin anfälliger für Infektionen0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Aufgrund meines geschwächten Immunsystems bin ich anfälliger für Infektionen.

Türkçe: Zayıf bağışıklık sistemim nedeniyle enfeksiyonlara daha yatkınım.

Ich bin anfälliger für Allergien

Alerjiye daha yatkınım.

Ich bin anfälliger für Allergien0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Da ich ein schwaches Immunsystem habe, bin ich anfälliger für Allergien.

Türkçe: Zayıf bir bağışıklık sistemine sahip olduğum için alerjilere daha yatkınım.

Meine Haut ist anfälliger für Trockenheit

Benim cildim kuruluğa daha yatkın.

Meine Haut ist anfälliger für Trockenheit0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Im Winter ist meine Haut anfälliger für Trockenheit.

Türkçe: Kışın cildim kuruluğa daha yatkın oluyor.

Mein Verstand ist nicht mehr so scharf wie früher

Zihnim eskisi kadar keskin değil.

Mein Verstand ist nicht mehr so scharf wie früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich in Rente gegangen bin, merke ich, wie mein Verstand nicht mehr so scharf ist wie früher.

Türkçe: Emekli olduktan sonra zihnimin eskisi kadar keskin olmadığını fark ediyorum.

Ich nehme mehr Medikamente als früher

Eskisinden daha fazla ilaç alıyorum.

Ich nehme mehr Medikamente als früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit meiner Diagnose letztes Jahr sage ich oft: Ich nehme mehr Medikamente als früher.

Türkçe: Geçen yıl aldığım teşhisten beri sık sık şunu söylerim: Eskisinden daha fazla ilaç alıyorum.

Meine Muskeln schmerzen öfter und länger

Kaslarım daha sık ve daha uzun süre ağrıyor.

Meine Muskeln schmerzen öfter und länger0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Nach dem neuen Trainingsplan sagen mir meine Muskeln schmerzen öfter und länger, dass ich mich vielleicht überanstrenge.

Türkçe: Yeni antrenman programına göre, kaslarımın daha sık ve daha uzun süren ağrıları belki de kendimi aşırı zorladığımı söylüyor.

Mein Gedächtnis lässt mich im Stich

Hafızam beni yanıltıyor.

Mein Gedächtnis lässt mich im Stich0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Als ich versuchte, mich an seinen Namen zu erinnern, musste ich feststellen, dass mein Gedächtnis mich im Stich lässt.

Türkçe: Adını hatırlamaya çalışırken, hafızamın beni yüzüstü bıraktığını fark etmek zorunda kaldım.

Meine Hörfähigkeit ist nicht mehr so gut wie früher

Kulaklarım eskisi kadar iyi duymuyor.

Meine Hörfähigkeit ist nicht mehr so gut wie früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Aufgrund meines Alters ist Meine Hörfähigkeit ist nicht mehr so gut wie früher.

Türkçe: Yaşım dolayısıyla, işitme yeteneğim eskisi kadar iyi değil.

Mein Appetit ist nicht mehr so stark wie früher

İştahım eskisi kadar güçlü değil.

Mein Appetit ist nicht mehr so stark wie früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich älter geworden bin, ist mein Appetit nicht mehr so stark wie früher.

Türkçe: Yaşlandıkça iştahım eskisi kadar güçlü değil.

Mein Immunsystem ist schwächer geworden

Bağışıklık sistemim zayıfladı.

Mein Immunsystem ist schwächer geworden0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich nicht mehr regelmäßig Sport treibe, ist mir aufgefallen, dass mein Immunsystem ist schwächer geworden.

Türkçe: Düzenli spor yapmayı bıraktığımdan beri, bağışıklık sistemimin zayıfladığını fark ettim.

Meine Gelenke schmerzen anfälliger als früher

Eklemlerim eskisinden daha çok ağrıyor.

Meine Gelenke schmerzen anfälliger als früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Da ich älter geworden bin, merke ich, dass meine Gelenke schmerzen anfälliger als früher sind.

Türkçe: Yaşlandıkça, eklemlerimin eskisinden daha fazla ağrıya eğilimli olduğunu fark ediyorum.

Meine Energie ist nicht mehr so hoch wie früher

Enerjim eskisi kadar yüksek değil.

Meine Energie ist nicht mehr so hoch wie früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich älter geworden bin, habe ich festgestellt, dass meine Energie nicht mehr so hoch ist wie früher.

Türkçe: Yaşlandıkça enerjimin eskisi kadar yüksek olmadığını fark ettim.

Meine Beweglichkeit ist nicht mehr so gut wie früher

Hareket kabiliyetim eskisi kadar iyi değil.

Meine Beweglichkeit ist nicht mehr so gut wie früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich nicht mehr regelmäßig trainiere, habe ich festgestellt, dass meine Beweglichkeit nicht mehr so gut wie früher ist.

Türkçe: Düzenli olarak antrenman yapmadığım zamandan beri, esnekliğimin eskisi kadar iyi olmadığını fark ettim.

Ich habe weniger Kraft als früher

Eskisinden daha az gücüm var.

Ich habe weniger Kraft als früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit meiner Erkrankung bemerke ich, dass ich habe weniger Kraft als früher.

Türkçe: Hastalığım başladığından beri, eskisinden daha az gücüm olduğunu fark ediyorum.

Meine Nägel werden brüchiger und dünner

Tırnaklarım daha kırılgan ve ince hale geliyor.

Meine Nägel werden brüchiger und dünner0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Da ich älter werde, stelle ich fest, dass meine Nägel brüchiger und dünner werden.

Türkçe: Yaşlandıkça tırnaklarımın daha kırılgan ve ince hale geldiğini fark ediyorum.

Ich habe mehr Mühe, mich zu konzentrieren

Konsantre olmakta daha çok zorlanıyorum.

Ich habe mehr Mühe, mich zu konzentrieren0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seitdem ich weniger schlafe, sage ich oft: „Ich habe mehr Mühe, mich zu konzentrieren.“

Türkçe: Daha az uyuduğumdan beri sık sık, Kendimi konsantre etmekte daha çok zorluk çekiyorum. diyorum.

Ich habe mehr Mühe, neue Dinge zu lernen

Yeni şeyler öğrenmekte daha çok zorlanıyorum.

Ich habe mehr Mühe, neue Dinge zu lernen0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Mit zunehmendem Alter stelle ich fest, dass ich habe mehr Mühe, neue Dinge zu lernen.

Türkçe: Yaşlandıkça yeni şeyler öğrenmekte daha çok zorlandığımı fark ediyorum.

Ich muss mehr Zeit für die Pflege meines Körpers aufwenden

Vücudumla ilgilenmek için daha fazla zaman harcamalıyım.

Ich muss mehr Zeit für die Pflege meines Körpers aufwenden0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Nachdem ich die Wichtigkeit von körperlichem Wohlbefinden erkannt habe, sagte ich mir: Ich muss mehr Zeit für die Pflege meines Körpers aufwenden.

Türkçe: Fiziksel iyi oluşun önemini anladıktan sonra kendime şunu dedim: Vücudumun bakımı için daha fazla zaman ayırmalıyım.

Mein Geist ist nicht mehr so rege wie früher

Zihnim eskisi kadar canlı değil.

Mein Geist ist nicht mehr so rege wie früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Als ich in den Spiegel blickte, musste ich mir eingestehen: Mein Geist ist nicht mehr so rege wie früher.

Türkçe: Aynaya baktığımda kendime itiraf etmek zorunda kaldım: Zihnim artık eskisi gibi çevik değil.

Ich bin nicht so fit wie früher

Eskisi kadar formda değilim.

Ich bin nicht so fit wie früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich aufgehört habe regelmäßig Sport zu treiben, habe ich gemerkt, dass ich nicht so fit wie früher bin.

Türkçe: Düzenli spor yapmayı bıraktığımdan beri, eskisi kadar fit olmadığımı fark ettim.

Meine Stimmungen ändern sich schneller als früher

Ruh halim eskisinden daha çabuk değişiyor.

Meine Stimmungen ändern sich schneller als früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Meine Stimmungen ändern sich schneller als früher, was das Navigieren durch den Tag zu einer echten Herausforderung macht.

Türkçe: Ruh hallerim eskisinden daha hızlı değişiyor, bu da günlük yaşamı yönetmeyi gerçek bir meydan okumaya dönüştürüyor.

Ich habe mehr Schwierigkeiten, mich an Neues zu erinnern

Yeni şeyleri hatırlamakta daha fazla zorluk çekiyorum.

Ich habe mehr Schwierigkeiten, mich an Neues zu erinnern0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich älter geworden bin, habe ich mehr Schwierigkeiten, mich an Neues zu erinnern.

Türkçe: Yaşlandıkça, yeni şeyleri hatırlamakta daha fazla zorluk çekiyorum.

Mein Immunsystem ist nicht mehr so stark wie früher

Bağışıklık sistemim eskisi kadar güçlü değil.

Mein Immunsystem ist nicht mehr so stark wie früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich älter geworden bin, habe ich festgestellt, dass mein Immunsystem nicht mehr so stark ist wie früher.

Türkçe: Yaşlandıkça, bağışıklık sisteminin eskisi kadar güçlü olmadığını fark ettim.

Ich habe eine Krankheit, die mit dem Alterungsprozess verbunden ist

Yaşlanma süreciyle ilişkili bir hastalığım var.

Ich habe eine Krankheit, die mit dem Alterungsprozess verbunden ist0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Ich habe eine Krankheit, die mit dem Alterungsprozess verbunden ist, und suche nach Behandlungsmöglichkeiten, um die Symptome zu lindern.

Türkçe: Yaşlanma süreciyle bağlantılı bir hastalığım var ve semptomları hafifletmek için tedavi seçenekleri arıyorum.

Meine Haare sind spröder und dünner geworden

Saçlarım daha kırılgan ve ince bir hale geldi.

Meine Haare sind spröder und dünner geworden0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich das neue Shampoo benutze, habe ich festgestellt, dass meine Haare spröder und dünner geworden sind.

Türkçe: Yeni şampuanı kullanmaya başladığımdan beri saçlarımın daha kırılgan ve ince hale geldiğini fark ettim.

Mein Appetit hat sich geändert

İştahım değişti.

Mein Appetit hat sich geändert0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich mit dem Sport angefangen habe, hat sich mein Appetit geändert; ich bevorzuge jetzt gesündere Lebensmittel.

Türkçe: Spor yapmaya başladığımdan beri, iştahım değişti; artık daha sağlıklı gıdaları tercih ediyorum.

Mein Blutdruck ist unregelmäßig

Kan basıncım düzensiz.

Mein Blutdruck ist unregelmäßig0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Da ich mich in letzter Zeit oft müde fühle, sagte der Arzt, mein Blutdruck ist unregelmäßig.

Türkçe: Son zamanlarda sıklıkla yorgun hissettiğim için doktor, kan basıncımın düzensiz olduğunu söyledi.

Meine Knochen sind anfälliger für Verletzungen

Kemiklerim yaralanmaya daha yatkın.

Meine Knochen sind anfälliger für Verletzungen0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Da ich älter werde, merke ich, dass meine Knochen anfälliger für Verletzungen sind.

Türkçe: Yaşlandıkça kemiklerimin yaralanmalara karşı daha hassas olduğunu fark ediyorum.

Ich habe mehr Mühe, meine Balance zu halten

Dengemi sağlamakta daha çok zorlanıyorum.

Ich habe mehr Mühe, meine Balance zu halten0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich älter geworden bin, habe ich mehr Mühe, meine Balance zu halten.

Türkçe: Yaşlandıkça dengeyi korumakta daha çok zorlanıyorum.

Meine Bewegungen sind langsamer geworden

Hareketlerim yavaşladı.

Meine Bewegungen sind langsamer geworden0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich älter geworden bin, habe ich festgestellt, dass meine Bewegungen langsamer geworden sind.

Türkçe: Yaşlandıkça hareketlerimin yavaşladığını fark ettim.

Mein Muskeltonus hat sich verschlechtert

Kas tonum kötüleşti.

Mein Muskeltonus hat sich verschlechtert0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich aufgehört habe regelmäßig Sport zu treiben, hat sich mein Muskeltonus verschlechtert.

Türkçe: Düzenli spor yapmayı bıraktığımdan beri kas tonusum kötüleşti.

Meine Haut wird dünner und anfälliger

Cildim inceliyor ve daha savunmasız hale geliyor.

Meine Haut wird dünner und anfälliger0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Mit dem Älterwerden merke ich, dass meine Haut dünner und anfälliger wird.

Türkçe: Yaşlandıkça cildimin daha ince ve hassas olduğunu fark ediyorum.

Ich verliere mehr Haare als früher

Eskisinden daha çok saçım dökülüyor.

Ich verliere mehr Haare als früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Ich habe bemerkt, dass ich verliere mehr Haare als früher und mache mir Sorgen über die Ursache.

Türkçe: Fark ettim ki eskisinden daha çok saç döküyorum ve nedeni konusunda endişeleniyorum.

Ich bekomme leichter Stress und Angstzustände

Stres ve kaygıya daha kolay kapılıyorum.

Ich bekomme leichter Stress und Angstzustände0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich in der Großstadt wohne, merke ich, wie ich bekomme leichter Stress und Angstzustände.

Türkçe: Büyük şehirde yaşadığımdan beri, daha kolay stres ve kaygı durumları yaşadığımı fark ediyorum.

Meine Kondition hat sich verschlechtert

Durumum kötüleşti.

Meine Kondition hat sich verschlechtert0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seitdem ich aufgehört habe regelmäßig zu joggen, hat sich meine Kondition verschlechtert.

Türkçe: Düzenli olarak koşmayı bıraktığımdan beri kondisyonum kötüleşti.

Meine Muskeln sind schwächer und schmerzen häufiger

Kaslarım daha zayıf ve daha sık ağrıyor.

Meine Muskeln sind schwächer und schmerzen häufiger0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich mit dem regelmäßigen Training aufgehört habe, sind meine Muskeln schwächer und schmerzen häufiger.

Türkçe: Düzenli antrenmanı bıraktığımdan beri kaslarım daha zayıf ve sık sık ağrıyor.

Ich bekomme leichter Muskelkrämpfe

Daha kolay kas krampları geçiriyorum.

Ich bekomme leichter Muskelkrämpfe0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich weniger trinke, bekomme ich leichter Muskelkrämpfe beim Sport.

Türkçe: Daha az içmeye başladığımdan beri spor yaparken daha kolay kas krampları yaşıyorum.

Meine Gedanken zerstreuen sich schneller

Düşüncelerim daha çabuk dağılıyor.

Meine Gedanken zerstreuen sich schneller0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Beim Spaziergang durch den ruhigen Wald konnte ich entspannen und meine Gedanken zerstreuen sich schneller.

Türkçe: Sakin ormanda yaptığım yürüyüş sırasında rahatlayabildim ve düşüncelerim hızla dağıldı.

Mein Sehvermögen ist nicht mehr so gut wie früher

Gözlerim eskisi kadar iyi görmüyor.

Mein Sehvermögen ist nicht mehr so gut wie früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich älter geworden bin, habe ich festgestellt, dass mein Sehvermögen nicht mehr so gut wie früher ist.

Türkçe: Yaşlandıkça, görme yeteneğimin eskisi kadar iyi olmadığını fark ettim.

Meine Konzentrationsfähigkeit ist gesunken

Konsantre olma yeteneğim azaldı.

Meine Konzentrationsfähigkeit ist gesunken0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seitdem ich weniger schlafe, habe ich das Gefühl, dass meine Konzentrationsfähigkeit ist gesunken.

Türkçe: Daha az uyuduğumdan beri, konsantrasyon yeteneğimin düştüğü hissine kapılıyorum.

Mein Muskeltonus ist nicht mehr so gut wie früher

Kas tonum eskisi kadar iyi değil.

Mein Muskeltonus ist nicht mehr so gut wie früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich aufgehört habe, regelmäßig Sport zu treiben, habe ich festgestellt, dass mein Muskeltonus nicht mehr so gut wie früher ist.

Türkçe: Düzenli olarak spor yapmayı bıraktığımdan beri, kas tonusumun eskisi kadar iyi olmadığını fark ettim.

Mein Körper erholt sich langsamer von körperlicher Aktivität

Vücudum fiziksel aktiviteden sonra daha yavaş iyileşiyor.

Mein Körper erholt sich langsamer von körperlicher Aktivität0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Da ich älter geworden bin, habe ich festgestellt, dass mein Körper sich langsamer von körperlicher Aktivität erholt.

Türkçe: Yaşlandıkça, fiziksel aktiviteden vücudumun daha yavaş iyileştiğini fark ettim.

Ich bekomme leichter Infektionen

Daha kolay enfeksiyon kapıyorum.

Ich bekomme leichter Infektionen0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit meiner Operation bemerke ich, dass ich leichter Infektionen bekomme.

Türkçe: Ameliyatımdan beri enfeksiyon kapmanın benim için daha kolay olduğunu fark ediyorum.

Ich bekomme leichter Kopfschmerzen

Başım daha kolay ağrıyor.

Ich bekomme leichter Kopfschmerzen0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich regelmäßig vor dem Bildschirm arbeite, bekomme ich leichter Kopfschmerzen.

Türkçe: Düzenli olarak ekran karşısında çalışmaya başladığımdan beri daha kolay baş ağrısı çekiyorum.

Ich bin müde und schlapp

Yorgun ve halsizim.

Ich bin müde und schlapp0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Nach einem langen Arbeitstag sagte ich nur Ich bin müde und schlapp.

Türkçe: Uzun bir iş gününün ardından sadece Yorgun ve bitkinim dedim.

Mein Blutdruck schwankt öfter als früher

Kan basıncım eskisinden daha sık dalgalanıyor.

Mein Blutdruck schwankt öfter als früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Mein Blutdruck schwankt öfter als früher, daher muss ich meinen Arzt konsultieren.

Türkçe: Tansiyonum eskisine göre daha sık dalgalanıyor, bu yüzden doktoruma danışmam gerekiyor.

Meine Gelenke sind schmerzhafter als früher

Eklemlerim eskisinden daha ağrılı.

Meine Gelenke sind schmerzhafter als früher0:00 / 0:00

Örnek Diyalog: Seit ich älter geworden bin, habe ich festgestellt, dass meine Gelenke sind schmerzhafter als früher.

Türkçe: Yaşlandıkça, eklem ağrılarımın eskisinden daha fazla olduğunu fark ettim.