Published on: 07 Haziran 2018 Dr. Serdar Samur 0 Yorum

İçinde bulunduğumuz çağ bilgi bolluğunca damgalanan bir çağdır. Oluşan yeni toplum bilgi toplumu olarak adlandırılmaktadır. Bu çağ, hızla gelişen enformasyon ve iletişim teknolojilerinin etkisiyle ekonomik ve toplumsal konularda kendine özgü nitelikler taşımaktadır. Bilginin stratejik ve vazgeçilmez bir kaynak durumuna gelmesi bu niteliklerin en önemlisidir. (Öğüt,2000) 

Peter Drucker’in bilginin artık sermayeden daha önemli ve gelişmiş ekonomilerin gerçek sermayesi haline gelmiş olduğunu ifade etmesi, üretim faktörleri içine bundan böyle bilginin dahil olduğunu söylemek yanlış olmayacaktırRobert R. Reich’ın “Müthiş Düzen Çağı” olarak adlandırdığı Bilgi Toplumu, kişiselleştirmeye  dayalı bir ekonomik model, dinamik ve düz bir örgütsel yapı, müşteri odaklı bir eğitim gerektirir. Şirketler “sat, üret, teslim et” mantığıyla hareket etmek zorundadırlar.

İçinde bulunduğumuz çağı yaşayan örgütlerin bu yeni çağın vazgeçilmezi olan her yerde bulunabilen ve üretim faktörleri arasına giren bilgiye göre kendilerini yeniden dizayn etmek durumundadır. Bu dönemin içinde yer alan örgütler, sürdürebilir rekabet üstünlüğü için önce doğru bilgiye ulaşmaya, bu bilginin yönetimine ve bu bilgiye katma değer katarak yeni bilgi üretimine dahil olarak yeni çağın örgütü olmak durumundadır. Teknolojik ve sosyal gelişmelerin küreselleşme yoluyla hızla değiştiği  günümüzde ayakta kalabilecek örgütlerin karşı karşıya kalacakları en önemli unsur, Uluslarası rekabet, iletişim teknolojilerindeki gelişmeler yoluyla hızlı değişim, bilginin eskimesi, istikrasız bir dünya ve geleceğin belirsizliğidir. Bu durum canlı bir organizma olan örgütleri, daha dinamik bir çevrede ve öngörülmez ama tasarlanabilir  bir geleceğin içinde yaşamaya yöneltmiştir.

Örgütleri köklü değişimleri yapmaya iten faktörler içinde küreselleşme ve küresel düşünce sistemi, bilginin en önemli kaynak haline gelmesi, kurumsal yönetişim ve stratejik işbirlikleridir.  (İşcan, Naktiyok, Atilhan, 2005) Bunlara kısaca göz atacak olursak;

Küreselleşme: Teknolojinin gelişmesi ve ulaşım kolaylıkları Küreselleşme olgusunu hayatımızın hemen her alanına etki etmektedir. Modern iletişim ve Dijital iletişim  yöntemleri örgütlerin  bir çok farklı coğrafyada faklı örgütlenme modelleri ile iş yapış şekillerini değiştirmektedir.

Şirketler hangi büyüklükte olursa olsun, bu son derece hızla gelişen ve çok hızlı hareket eden dünyada küresel ekonominin koşullarıyla rekabet etmek ve ona dahil olmak durumundadırlar. (Özalp ve Kırel, 2000)

Uluslararası ekonomik sınırları aşan küresel rekabette, uluslararası standartlarda ürün ve hizmetler yaratmak, maliyetleri bu standartta sürdürebilir rekabet koşullarına göre düşürmek, pazarların ihtiyaçlarına zamanında reaksiyon gösterebilmek ve yeni ihtiyaç olguları ortaya koyabilmek önemli hale gelmiştir.   

Entellektüel Bilgi: Örgütler sahip oldukları bilgi ve deneyimi sürekli yeni değer yaratacak şekle dönüştürerek rekabette ön alabileceklerdir. Örgütlerin en değerli varlıkları arasına giren bilginin niceliğinden ziyade niteliği en önemli kuvvet çarpanı olarak öne çıkmaktadır. Stratejik bir kaynak olarak düşünülen bilginin, teorik yapısından ziyade yaratıcı fikirler ile yeni bir uygulama alanı içinde ürün ve hizmette yeni bir forma ulaşması hedef alınan bir yönetim fonksiyonu haline gelmiştir.

Yönetişim: Bilgi çağı örgütlerini etkileyen ve 2000’ lı yıllardan itibaren adını sıkça duyduğumuz kurumsallaşma kavramı içinde ‘’yönetişim’’ ifadesi önem kazanmıştır çünkü örgütlerin karar mekanizması örgüt dışı faktörlerin (küresel dinamikler ve paydaşlar)  daha fazla etkisi altına girmiştir.

Yani bir anlamda kurumsal Yönetişim; örgütün açıklık ve şeffaflık içinde bütün paydaşlarına karşı sorumlu davranması, onların da çıkarlarını gözetmesi anlamına gelmekte ve  örgütlerin iyi bir sosyal vatandaş olmalarını öngörmektedir. (Koçel, 2003)

Stratejik İşbirlikleri:

Bilgi çağı ortamının zorlu rekabet koşulları kurumları yanlız başına ayakta kalabilmesini zorlaştırmaktadır. Küresel ölçekte, birçok farklı ürünün aynı amaca hizmet edecek şekilde üretiliyor olması, ürün ve hizmet farklılaştırmasını  gündeme getirmekte ve yeni bir ürüne yönelik tedarik ve pazarlama  faaliyetlerini ön plana çıkarmaktadır.

Bu nedenle örgütler, küresel ortamda resmi yada gayri resmi bir şekilde   yaşamlarını devam ettirebilmek için bir araya gelme, sahip oldukları deneyim ve kaynaklarını birleştirmeye yönelmektedir. (Lei, and Slocum,1992)

Sonuç olarak tüm pazarların spor dahil küreselleştiği bu zaman diliminde örgüt yöneticilerinin, bu zorlu ve zorunlu rekabet koşulları içinde, küresel düşünce sistematiğine sahip olmaları önem arz etmektedir.

Kaynaklar

İşcan, N.,F, Atilhan, 2003, Dijital Çağ Örgütleri, Beta Yayınları, İstanbul, 

Koçel, T.,1993,’’ İşletmelerde Kriz Durumlarında Yönetim Uygulamaları, Zaman Yönetimi ve Kriz Yönetimi’’ Semineri, TÜSSİDE,26-28 Mayıs. Lei, D. and Slocum, J.,1992, ‘Global Strategy, Competence Building and Strategic

Allience’ California Management Review, Fall. Özalp, E. ve Kırel, Ç.,2000, ‘’Globalleşen Örgütler ve Örgütsel Davranışın Yeri ve Yeni İlgi Alanları’’ 8 nci Ulusal Yönetim ve Organizasyon Kongresi Bildiriler Kitabı,

Öğüt, A.2003,’’ Bilgi Çağında Yönetim’’, Nobel Yayın Dağıtım, ANKARA,

  • Küreselleşme ,
  • Entellektüel Bilgi ,
  • Yönetişim ,
  • Stratejik İş birlikleri
Blog Yazarı