Published on: 02 Kasım 2018 Damla Özgür 2 Yorum
Okuma Sayısı : 678

"Yumurta dıştan kırılırsa yaşam son bulur, içerden kırılırsa yaşam başlar; zira önemli dönüşümler hep içten başlar." İbn-i Rüşd

İnsan, hayatı boyunca fiziksel ve zihinsel olarak bir gelişim ve değişim döngüsü içerisindedir. Fiziksel gelişim belli bir sürece kadar devam etse de zihinsel olarak değişmenin ve gelişmenin belirlenebilir bir sonucu yoktur. Kişisel gelişim sonu olmayan bir süreçtir. İnsanın kaçamadığı bu süreç, ondan en etkili bir şekilde verim alabilmesi için bir takım farkındalıklar ve eylem adımları gerektirir. Benim için olmazsa olmaz bu adımları kendi deneyim ve görüşlerimi göz önünde bulundurarak oluşturduğum öncelik sırasına göre huzurlarınıza sunuyorum.

Kendini Tanımak Neden Önemli?

insan, kadın, mutlu, kişisel gelişim, sahil

Yaşamak için verdiğimiz mücadele bazen bizi kendimizden uzaklaştırabiliyor hatta kendimizi tanımaya fırsat bulamayabiliyoruz. İçinde bulunduğumuz sistem, insanı ne kadar fiziksel olarak var olmaya mecbur bıraksa da bu mecburiyet insan bilincini yükselmesi için tetikliyor aynı zamanda. İnsanın en iyi versiyonuna ulaşmak için çizdiği rotada önce kendini tanıması ve bilmesi göz ardı edilemeyecek bir gerekliliktir. Kendimizi tanır ve bizi biz yapan değerlerin farkında olursak, yaşamı kolaylaştırmak adına bir çok püf noktamız olur. Belirlediğimiz bu kendini bulma yolculuğumuz doğru ilerlediğimiz sürece bizi eşi benzeri olmayan bir noktaya getirecektir.

Hayatta kontrol edebildiğimiz şeyler olduğu gibi bazı şeylerin de kontrolümüzün dışında gerçekleştiğini kabul ederek bir denge oluşturmak durumundayız. Direnç göstermek durumları ve koşulları değiştirmez hatta enerji ve zaman israfıdır. Hayat özgün bir akışa sahiptir bunu doğaya baktığınızda çok net görebilirsiniz. Yaprak düşmek için telaş yapmaz, su akmak için acele etmez. Her şey birbiriyle uyum içinde akar gider. Akışa teslim olun, ait olduğunuz yere çaba harcamadan ulaştığınızı göreceksiniz.

Kendinizi Sevin

İnsanoğlunun kendisine olan sevgisi ve saygısı en güçlü yaşam kaynağıdır. Herkes kendini sever elbette fakat bunun yanı sıra insan kendini değersizleştirmeye de meyillidir. İnsan neden kendini değersizleştiriyor peki? Bunun bir çok iç ve dış etkenden kaynaklanan sebepleri olabilir. Bazen mütevazılığın ayarlarıyla oynarız, bazen mükemmel olma dürtüsüyle kendimizi bir türlü yeterli göremeyiz ve haliyle nasıl olmamız gerektiği konusunda kararsızlıklar yaşarız. Bu döngünün bir sonu yoktur ve insan mükemmel olmak için yaratılmamıştır. İnsan var olmak için yaratılmıştır. İyisiyle kötüsüyle kendinizi kabul ederek kendinizi koşulsuz sevin. Olmanız gereken bir hali kovalamak yerine yalnızca olduğunuz halin tadını çıkarın. Ben, benim diyebilin.

Hatalarınıza Şefkat Gösterin

Hataların ait olduğu yer geçmiştir ve geçmiş, hatalardan ders çıkarmak için çok değerli bir araçtır. Kendini benimsemenin yolu hatalara kucak açmaktan geçiyor. Biz insanlar doğruları kendimizle özdeşleştiririz fakat yanlışlara gelince üvey evlat muamelesi yaparız. Yanlışları doğrular doğurmaz fakat doğruları getiren yanlışlardır. Hayatınızda hiç doğru yaptığınız için yanlışın kıymetini anladığınız oldu mu? Sanmıyorum. Çoğu zaman hatalardır bizi doğruya iten. O yüzden yanlışlar da doğrular da ayırt edilemeyecek iki evlat gibidir. Hata yapmak sizi kötü bir insan yapmaz, sizi insan yapar. Hatasız bir hayat kopya çekilerek elde edilen başarı belgesi gibidir. Hata yapmakta cesur, ama aynı hataları yapmayacak kadar da çalışkan olun. Başarılı insan olabilmek için hatalar da yapmalıyız, bu hatalardan ders alarak çok daha güçlü basamakları tırmanmalıyız

Potansiyelinizi Nasıl Keşfedebilirsiniz?

adam, çizgi karakter, mutlu, kişisel gelişim

Her insan içinde ebedi bir güçle ve benzersiz yeteneklerle dünyaya gelir fakat yaşamı boyunca pek az insan bunun farkına varabiliyor. İnsanların kendilerini başkalarıyla kıyaslama arzuları bunun önündeki en popüler engellerden biri. Dışarıda olup bitenlerle meşgul olmaktan kendi içimize dönmek istemiyoruz. Özgüven kriterlerimizi belirleme konusunda başkalarının yaşadığı ve sahip olduğu şeyler söz sahibi. Oysa özgüven oluşumunda kendini başkalarıyla kıyaslamaktan çok daha gerçek bir yöntem vardır. Bu yöntemin ne senin iyi olmana ne de kötü olmana ihtiyacı yoktur. Bu yöntem öze dönmeni ister, kendi içine... İçindeki güçle bağlantıya geçmeyi başardığında dünyanın en gerçekçi aynasına bakmış olursun. Sende sana özel neler var? Başkalarında olmayan ama sende olan ne görüyorsun orada? Seni eşsiz kılan özelliklerin neler? Sana benlik kazandıran süper güçlerin? Sen eşsiz bir varlıksın ve sende olmasını istediğin ne varsa onlara zaten sahipsin, içinde keşfedilmeyi bekliyorlar.

Biliyorum Kelimesiyle Aranızı Bozun

Öğrenmenin en acısız yolu bilmediğini kabullenmekten geçer. Her yerde her şeyi bilmemiz gerekiyormuş gibi davranarak hayatı zorlaştırmanın kattığı tek şey zihin bulanıklığıdır. Bilmediğini kabullenmenin ayrıcalıklı bir konforu ve öğrenme arzusunu daima besleyen bir tarafı vardır. Bir şeyi bildiğinizi iddia ederseniz çok büyük bir sorumluluğun altına girersiniz. Biliyorum dedikten sonra bilemiyor olmak çok zor gelir fakat bilmiyorken bir çok şey öğrenme fırsatınız vardır. Düşünsenize bilmeyensiniz ve her şeyi sorma hakkına sahipsiniz. Bu yöntemle düşündüğünüzden daha çok şey öğrenebilirsiniz.

Olumlu Kalın

Hayatınıza düşüncelerimizin ve inançlarımızın ve ağzımızdan çıkan cümlelerin yön verdiğini bilseydiniz neleri gözden geçirirdiniz? Şu anki deneyimlerimizi geçmişte seçmiş olduğumuz düşünce kalıpları ve davranış biçimleri, gelecekteki deneyimlerimizi de şu ankiler belirler. Manyetik alanını senin belirlediğin bir mıknatısla yaşadığını düşün. Nasıl insanları çekerdin hayatına, yaşamak istediğin duygu durumlarının seni nasıl etkilemesini isterdin? Hayatta ne almak istiyorsan önce başkalarına sunmalısın, ne duymak istiyorsan önce sen söylemelisin, ne göstermek istiyorsan önce sen görmelisin. Aynadan duymak istediğini önce kendine sen söylemelisin. İyimser bir tutum, hayalini kuramayacağın şeylerin hayatından geçmesini mümkün kılabilir.

Anda Kalmayı Öğrenin

insan, kadınlar, arkadaşlar, mutlu, sohbet

Zihnimiz meşguliyet bulma konusunda üstün yeteneklere sahiptir. Bu meşguliyetin en çok aktif olduğu yerler bir daha değiştirilemeyecek olan geçmiş, henüz gerçekleşmemiş olan gelecektir. Oysa insan hayatında çok daha etkili olan bir zaman dilimi vardır ki o da gerçekleşmekte olan "şimdi"dir. İş yerinde, arkadaş çevresinde veya başka bir yerde size illa "anın tadını çıkar" diyenler olmuştur. Anın tadını çıkarmak gerçekten ne anlama geliyor peki? Yaşadığın her anı eğlence unsuruna çevirmek mi? İçinde bulunduğun nahoş durumlardan kurtulmaya çalışıp sadece iyi hissetmeye çalışmak mı? İstemediğin durumlardan kaçmak mı? Anın tadını çıkarmak çok başka bir şeyi ifade ediyor. İnsan sıkılırken de, üzgünken de anın tadını çıkarabilir. İyi veya kötü hissetmekle hiçbir alakası yoktur. Anda kalmak mevcut durumu koşulsuz kabullenip ona teslim olmaktır. Duygu ve düşüncelerinizin size ne hissettirdiğini deşifre etmeniz için çok güvenilir bir fırsattır. Günün belli bölümlerinde bunu yapmaya çalışın. Zihninizi sadeleştirin, nefes alın, etrafınızı dinleyin, sadece o anda var olmayı deneyimleyin. Bu size kişiler ve olaylar ile ilgili geniş bir perspektif kazandıracaktır.

İnsanlar kafasında bir şeyleri yapamayacağı, bazı şeylere sahip olamayacağı ve değiştirilemeyeceğini düşündüğü bazı gerçeklerle alakalı blokajlarla yaşamaya çalışıyor. Bu blokajların bir çoğu kalıtsal ve çocukken karakterimize aşılanan yanlış inançlar. İçinizde size ait olmayan bir çok düşünce ve çıkarım olup olmadığını sorgulayın. Zenginlik gerçekten de sanıldığı kadar kötü olabilir mi? Deneyimlemediğiniz bir şeyin nasıl olduğuyla ilgili bizi görüş sahibi yapan nedir? Neden daha harekete bile geçmemişken kulağımıza başarısız olacağımızı fısıldayan sabotajcıya veriyoruz mikrofonu? Hem başarısız olsanız ne olur ki, en azından tecrübe edinirsiniz. Başarısızlığın da bu dünyaya kattığı birçok şey olduğunu unutmayın. Esnek olun, her şeyin mümkün olabildiğine inanın.

Hayata İnanın

İnsanların hastalık hastası olduğu bir konu da şanssız olduklarına olan inançları olsa gerek. Şanssız olmakla hasta olmak arasında hiçbir fark yok. İkisinin de varlığı insan tarafından nitelendirilmekte. Günün her anı bir şeylere inanarak ve seçim yaparak geçiyor. Evden her gün otobüse yetişemeyeceği düşüncesiyle çıkan birinin bir takım aksaklıklarla karşılaşması şansın yarattığı bir durum olamaz. Havanın biraz soğuduğunu fark eden birinin akşamına hasta olmasının sebebi içinden geçirdiği "ne kadar sağlıklıyım" düşüncesi değildir büyük ihtimal. Ya da her fırsatta "kötü insanlar hep beni mi bulur?" diyen bir insanın karşısına iyi birinin çıkmaması hayatın boş zamanlarında yaptığı bir hobi değildir öyle değil mi? İçimizde buna benzer bir çok korku ve endişeyi barındırmanın bizi olası tehlikelerden koruyacağını düşünüyoruz. Bir problemi çok düşününce onun çözülebileceğine inandığımız gibi. Bütün bunlarda parmağı olan tek bir kişi var o da sizsiniz. Hayat ondan ne istiyorsanız size onu vermekten başka bir şey yapmıyor. Nasılsa bir şeye inanacağız bu neden iyi tarafı olmasın? Bir de böyle denesek ya? "Bi de böyle düşün?"

  • başarı ,
  • kişisel gelişim ,
  • kişisel gelişim motivasyonu ,
  • motivasyon ,
  • olumlama ,
  • kendini tanımak ,
  • Kişisel Gelişim İçin Zemin Hazırlamak ,
  • kendini sevmek
Yorumlar(2)
Yorumlar
5,0
Ortalama Değerlendirme
%100
%0
%0
%0
%0
Değerlendirmeler
Enstitü
D. Ö.
09.Aralık.2018

Teşekkürünüzü genel olarak siteye yaptığınızı tahmin ediyorum , fakat yazılarıma gelen geri bildirimleri takip eden biri olarak yazımı okuduğunuz ve düşüncenizi paylaştığınız için ben de teşekkür etmek istedim. :)

M. Ü.
29.Kasım.2018

Böyle güzel yazılarınız için teşekkürler (:

Yazar
    Blog Yazarı
Özgeçmiş

Adnan Menderes Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezundur. Birçok alanda sertifika programına katılarak sürekli kendini geliştirme yolunda devam etmektedir.

Devamı