Yönetim Düşüncesinin Tarihi Boyunca İnsana Bakış Açısının Değişimi Ve Gelişimi

Yönetim Düşüncesinin Tarihi Boyunca İnsana Bakış Açısının Değişimi Ve Gelişimi

Hayatımızın her alanında olan bir konu YÖNETİM!

Yönetim bilimi hayatımızın içerisinde ilk çağlardan beri olan bir kavram ama özellikle yönetimde ki insan algısı ve bakış açısı, gün geçtikçe değişen bir olgu. Özellikle daha önce personel yönetimi olarak gördüğümüz birçok uygulamanın şimdi çalışanlar açısından daha da artı hale getirilerek “İnsan Kaynakları Yönetimi” ne dönüşmesi, hayatın bize neler getirebileceğinin apaçık bir örneğidir. Sizin için genel olguları toplayarak, tarihsel anlamda bir derleme yapmak istedim.

İlk çağlara baktığımızda insanlar arasında ciddi sınıf farklılıkları olduğunu ve köleliğin yaygın olduğunu görüyoruz. Zaten köleliğin özgürlüğü kısıtlanmış ve hiçbir hak iddia edemediğini biliyoruz. Uzun yıllar kölelik sisteminin devam etmesi, sonrasında tarımda alanlarında kullanılan ve çok kısıtlı haklara sahip olan işçilerin rahata ermesi maalesef uzun yıllar almıştır.

Özellikle kadın ve çocuk işlerinin iş güvenliği açısından çok kötü bir süreçten geçtiğini bilmekteyiz.

Ortaçağ döneminde ise, gücün kilisenin elinde oluşu, cennetten yer satma, para karşılığı günah çıkarma hatta ve hatta ülke yönetimlerinin bile savaşlara girmeden kiliseye danışması insanların ne kadar zor bir durumda olduklarını ve dini duygularına sırtlarını yaslayarak güven arayışı içinde olduklarını göstermektedir.

Ancak sonraki yıllarda reformların oluşması, buhar makinesinin bulunmasıyla beraber tarımcılığın azalması ve şehirlere fabrikaların kurulması söz konusu olmuştur. Sanayi devrimi dediğimiz bu süreçte tarım alanlarında çalışan işçilerin, iş gücüne ihtiyaç oluşu sebebiyle şehir merkezine yerleşmesi durumu değiştirmeye başlamıştır. Aşırı iş gücü ihtiyacı çok fazla çocuk işçi olması sorununu doğurmuştur.

Sanayi ve savaşlarla beraber politik akımlarda yenilikler olmuş, ülkelerin yönetim şekilleri ve sınırları değişmiştir. Özellikle Amerika’nın keşfi ile beraber sonraki yıllarda insanların yeni umutlarla beraber büyük göçler gerçekleştirdiğini bilmekteyiz. Robert Owen’ ın kendi fabrikalarında uyguladığı ceza yerine ikna yöntemi, özellikle kadın ve çocuk işleri koruma yönetmeliği de insana verilen değerin nasıl arttığının en büyük göstergelerindendir.

1800’lü yılların sonları 1900’lü yılların başlarına geldiğimizde karşımıza Taylor’ un Bilimsel Yönetim Yaklaşımı’nın çıktığına şahit olmaktayız. Taylor tek başına böyle bir kuramı hemen çıkartmadı elbette ki, etkilendiği birçok kişi oldu. Örneğin bir tanesi ekonomist, filozof Adam Smith’ ti. Adam Smith özellikle ahlak felsefesi üzerine yoğunlaşmıştır. Taylor’ da biraz buradan yola çıkarak fabrikalarda insani değerleri sorgulamaya başlamıştır. Bilimsel yönetim yaklaşımının hayatımıza kattığı en önemli özelliklerden biri parça başına ücret sistemi olmuştur. Ancak hepimizin kafasında yer etmiş bu yönetim yaklaşımında insana hiçbir şekilde değer verilmediği düşüncesi konunun derinliklerine indiğimizde böyle olmadığını görmekteyiz.

Frederick W.Taylor, bu yaklaşımı uyguladığı kurumlarda insanları daha çok çalıştıracak bir sistem geliştirdiğini fark ederiz. Prim sistemi de buna bir örnek olabilir. İnsana tam anlamıyla değer verildiğini yine de söylemek mümkün değildir çünkü kişilerin fikirleri önemli değildir, önemli olan yaptığı iş ve çıkardığı sonuçtur. Kurum çıkarı daha önemlidir.

Bilimsel yönetim yaklaşımına, yönetim süreci yaklaşımı ve bürokrasi yaklaşımı ile farklılıklar katılmış olsa da bu dönem “Klasik Yönetim Yaklaşımları” olarak “İnsan” ile ilgili psikolojik hiçbir şey yapılmamıştır.

Sonrasında Elton Mayo ve ekibi “Hawthorne Araştırmaları” dediğimiz 6 farklı deney gerçekleştirerek, Neo-klasik akımı başlatmış ve en sonunda insana sadece akılcı olarak yaklaşmamayı ispatlamıştır. Kişilerin duygularının da işlerine kattığını, severek yaptıkları işten daha çok verim aldıklarını ya da severek çalıştığı ortamda daha çok iş çıkardıklarını kanıtlayıp, insanlara verilen değeri arttırmıştır.

Kronolojik olarak insan kaynakları açısından bir tablo oluşturursak eğer;

 

Yaklaşık Tarih İnsan Kaynakları Yönetimi Konuları
M.Ö. 4000 İlk İş Bölümü ve Uzmanlaşma (Çin)
M.Ö. 1760-1800 Ücretlendirme Sistemleri (Hamurabi Kanunları-Babil)
M.Ö. 400 Personel Devir Hızı Yüksekliği (Çin)
M.Ö. 400 İnsan İlişkileri Yönetimi (Xenophon Cyprus)
M.Ö. 350 Uzmanlaşma İlkesinin Açıklanması (Platon)
M.Ö. 175 Görevlerin Tanımlanması (Katon)
M.Ö. 50 Görevlerin Niteliklerinin Belirleme (Varron)
1891 Ödül ve Prim Sistemi (Frederick Halsey)
1890-1900 İlk Ayrı Personel Ofisi (NCR Corporation)
1900 Bilimsel Yönetim, Personel Yönetimi, Çalışan Ve Yönetim Arasındaki İşbirliği, Yüksek Ücretler, İşçi Ve Yönetim Arasında Görevlerin Dengeli Dağılımı, Fonksiyonel Örgütleme (Frederick W.Taylor)
1901 Görevde Prim Sistemi, Yönetimin Beşeri Anlayışı (Henri L. Gantt)
1910 Yönetim ve İşçiye Psikolojinin Uygulanması (Hugo Mustenberg)
Personele ve Tanıtıma Psikolojinin Uygulanması (Walter Dill Scott)
Verimlilik İçin Öğüt, Verimliliğin İlkeleri (Harrington Emerson)
1913-1914 İlk Personel Seçimi (I. Dünya Savaşı)
1918

 

Personel Yönetiminde Değişikliğin Mimarı (Meyer Bloomfield)

 

1927-1932

 

Personel Yönetiminde İnsan Psikolojisinin

Önemsenmesi

(Hawthorne Araştırmaları-Elton Mayo)
1930

 

Bireysel Motivasyona Dayalı Yönetim Felsefesi (Mary Parker Follett)

 

1935

 

Sakatlık, ölüm aylığı, işsizlik sigortası gibi kavramlar yürürlüğe konması. Büyük Buhran-Franklin D. Roossevelt)

 

1939-1950 Ek Kazançların Ortaya Çıkması (Giyim, Tatil, Yol vb.) ( 2. Dünya Savaşı ve Sonrası)
1947

 

Örgüt Psikolojisi İçerisinde Beşeri İlişkiler (Rensis Likert, Chris Argyris)

 

1954 Amaçlara Göre Yönetim: Ekip Çalışması ve Çalışanların Yetkilendirilmesi (Peter Drucker, John Duran, George Odiorne)
1954 Bireyi Motive Eden Faktörleri İnceleyen Çalışmalar ve İhtiyaçlar Hiyerarşisi Yaklaşımı (Abraham Maslow)
1957  

X ve Y Teorileri (David Mc Gregor)

1960 Kalite Kontrolündeki Ekip Çalışması Başarısı (Japonya)
1961 Başarma İhtiyacı Teorisi (David Mc Clelland)
1964 Eğitim Anayasının Çıkması ve  Kurumsal Eğitimin İnsan Kaynaklarının Bir Parçacı Olarak Görülmesi (İngiltere)
1970 Çift Faktör Teorisi (Frederick Herzberg)
Bekleyiş Teorisi (Vroom)
Bekleyiş Modeli (Lawler-Porter)
1978 Örgütsel Sosyal Psikoloji (Katz-Kahn)
1981 Z Teorisi ( W. Ouchi)
1990 Personel Güçlendirme (Em-Judith Vogt, Knneth Murrel)
1990 Başarı Karnesi-Balanced Score Card (Robert Kaplan, David Norton)
1993 Öğrenen Organizasyonlar (Senge)
1998 Esnek Yönetim (Braham)
1999 Kurumsal Yönetim

Bundan sonraki süreçte, modern yönetim düşünceleri ve teknolojik gelişmelerle beraber endüstriyel psikoloji de anlaşılmaya başlanmış, işten alıp, işten çıkarma gibi basit anlamıyla tabir edilen personel yönetimi, hukuk kurallarıyla beraber kişilerin hak ve özgürlüklerini talep edebildiği,  sigorta, izin, tatil, emeklilik ve diğer sosyal haklar, sendikacılığın gelişimi, iş güvenliğinin artışı, ekip çalışmalarıyla beraber başarının gelişi, yükselme imkanları, iş tatmini, motivasyonla beraber verimliliğin gelişi ve en önemlisi insanların düşüncelerine, isteklerine önem verilişi ile beraber en başta da belirttiğim gibi insan kaynakları yönetimine dönüşmüş ve insanlar mutlu oldukça üretkenliklerin artmasıyla kurumların dış etkenli bir zarar olmadığı sürece büyüdüğü görülmüştür. Bugün günümüzde baktığımızda en basit anlatımıyla çalıştığımız şirketler de spor salonlarının olduğunu ya da sosyal anlamda etkinliklerin yapıldığını görüyoruz. Bir insanın doğum gününün bile kurum tarafından kutlanması bize verimlilik adına artı sağlıyorken geçmişe baktığımızda insanların sadece özgürlüklerini istediğini görüyoruz. Unutmamak gerekir ki, ancak ve ancak yönetimin, yönetim bilimcilerin ve yöneticilerin insana verdiği değer sayesinde ayakta kalmaya devam edebiliriz.

İş hayatında başarılı olmanız dileğiyle,

4 votes

Öğretim Görevlisi - İnsan Kaynakları Uzmanı Nişantaşı Üniversitesi Tıbbi Dok. ve Sek. Prog. Başk./ Sağlık Pro. Koordinatörü

13 yorum

Yorum yaz

Yorum yaz