Yöneticinin Suyuna Gitmek

Yöneticinin Suyuna Gitmek

Hayatta seçemediğimiz şeylerden biri de müdürümüzdür. Anlaşırız anlaşamayız, severiz sevemeyiz ama değişmeyen bir gerçek vardır ki, o bizim müdürümüz, amirimiz, üstümüzdür. Kanımız kaynamışsa ne ala, ama kaynamadıysa da sıkıntı yok, suyuna gideceğiz, yüzüne yüzüne gülümseyeceğiz ve gidişata bakacağız.

Dönem dönem farklı müdürlerle çalışma fırsatım oldu. İtiraf etmeliyim ki en zorlularından birisi öz babamdı. Ancak, baba, amca vs akraba olan müdüre azıcık nazınız da geçiyor. Bu açıdan avantajları da var. Fakat, tamamen bir yabancı olan müdürünüz ile ilgili işe ilk başladığınız günlerde pek bir fikir sahibi olamıyorsunuz. Çok fazla muhatap olamadığınız için de ancak size işi düştüğünde veya sizin bölümle ilgili bir sıkıntı olduğunda, en kötü toplantılardan toplantılara gördükçe tanıma şansı yakalıyorsunuz.

Dostu alışverişte gör demişler, müdürü de kaoslarda göreceksin esasında. Stres ortamında yönetim kabiliyeti çok mühimdir. Çalışanları kırıp dökmeden, küstürmeden ve gücendirmeden olayı toparlayabilen lider ruhlu müdür pek enderdir doğrusu. Sizinki bunlardan biri ise, şanslısınız demektir. Yok değil ise, işiniz biraz sancı verici olabilir.

Öncelikle, müdürünüzün de zamanında sizler gibi bir çalışan olduğunu, her şeyden evvel iş dışında da bir hayatı olan sıradan bir kişi olduğunu unutmayın. Müdürlük pozisyonu insanın omuzlarına değişik bir ağırlık bindirir. Aslında son derece sevecen, esprili ve hatta kafa bir insan olsanız dahi, bu içten gelen davranış ve yansımaları çoğu zaman bastırmak durumunda kalırsınız. Hem çalışanların sınırlarını aşmamaları için, hem de pozisyonunuza duyulması gereken saygıyı kontrol edebilmek için. Düşünsenize, siz bölümünüzdeki arkadaşlarınızla akşamki maçı veya hafta sonu gezinizi kritik edebilir, ofisteki sarışını ya da yakışıklıyı çekiştirebilir, evlilik hayatınız ve kayınvalide sorunsalınızla ilgili sırlarınızı paylaşabilirsiniz ve rahatlayabilirsiniz. Ama müdür öylemi ya? Müdürün bu tür günlük paylaşımlar yapabileceği hiçbir dengi yoktur şirkette. Ya altındaki çalışanlar vardır, ya da üstündeki genel müdürler ya da yönetim kurulu üyeleri vardır. Gününün en az 7-8 saatini geçirdiği iş yerinde özelini paylaşabileceği, aklına gelen bir fıkrayı anlatıp gülebileceği kimsesi yoktur aslında. Bu açıdan bakabilirseniz, sevemediğiniz müdürünüze karşı bile kalbinizi bir parça yumuşatabilirsiniz.

Pek çok müdürde ego sıkıntısı vardır. Sıkıntıdan kastım, ego fazlası. Müdür olduğunu her fırsatta hatırlamak ve kendisine hatırlatılmak ister. Bu size gıcık olunacak bir durummuş gibi görünse de, aslında (akli dengesi yerinde ise) müdürünüzün bu egosu pek de zorlayıcı beklentiler koymaz ortaya. Belki sabahları bir günaydın, bir güler yüz, bir ‘’kahvenizi nasıl alırsınız?’’ sorusu müdürünüzün tüm egosal beklentilerini karşılayabilir. Belki arada sırada size hiç komik gelmese bile yaptığı espriye gülümsemek bile sandığınızdan çok daha fazla olumlu etki yaratabilir. Tabi ki kimse sizden üstün bir yalakalık performansı beklemiyor. ‘Yalakalık’ ile ‘müdürü anlamak’ farklı şeylerdir. Kısacası, çıkarlarınız için değil, karşınızdaki pozisyona duyduğunuz anlayıştan ötürü bu tip küçük jestler yapmanızda fayda var.

Şayet müdürünüzün bu tip egolarla başı biraz fazlaca dertte ise, o zaman duvarlar üstünüze üstünüze geliyormuş gibi hissetmeye başlayabilir, kendisine anlayıştan çok yalakalık yapmak için etrafına doluşmuş çalışanların ispiyon kumpaslarına kurban gideceğiniz hissi ile içinize fazlaca kapanabilirsiniz. Böyle bir ortamda iseniz, kendinizi her iki tarafa da eşit mesafede ve oldukça politik bir pozisyonda sabitlemeniz gerekir. En önemlisi, sizinle aynı fikirde olduğuna emin olsanız bile, hiçbir çalışan arkadaşınızla müdürünüzle ilgili olumsuz düşüncelerinizi paylaşmayın. Gün gelir devran dönebilir. Şunu asla unutmayın ki, çalışmalarınız ve performansınızla ilgili sizi değerlendirecek olan, terfi veya zam verecek olan, size şirkette ilerleme şansı sunacak olan arkadaşlarınız değil, yine müdürünüzdür. Güler yüzlü, saygılı ve işini iyi yapan, kendisinin arkasından konuşmayan bir personel her zaman müdürünün gözünde elde tutmaya değer bir personeldir.

Elbette yukarıda bahsettiğim koşullar, akli dengesi veya psikolojisiyle ilgili daha büyük sıkıntılar yaşamayan müdürler için geçerlidir. Size karşı alttan alamayacağınız yaklaşımlarda ve tavırlarda bulunan üstleriniz ile ilgili her zaman hukuki yollarınız olduğunu da hatırlayın. Hiçbir dert çaresiz değildir. Bu nedenle müdürünüz nasıl bir insan olursa olsun, iki seçeneğiniz olacaktır. Ya gülümseyip yola devam eder ve politik bir yapıda olursunuz, ya da durumlar felakete ilerliyorsa ceketinizi ve haysiyetinizi alır, çıkar gidersiniz. Yaptığınız işin kalitesinden eminseniz hiç merak etmeyin, size açılacak daha nice kapılar vardır.

Umut, güler yüz, neşe ve sevgiyle kalın.

4 votes

Blog Yazarı

15 yorum

Yorum yaz

Yorum yaz