Üretken Olmak İçin Değiştirmeniz Gereken Alışkanlıklar

Üretken Olmak İçin Değiştirmeniz Gereken Alışkanlıklar

Kim daha fazla üretken olmak istemez ki? Ben üretken olmak istemiyorum diyeni duydunuz mu? Herşey bir yana hepimiz daha üretken olmak, daha çok iş tamamlamak ve daha fazla zamanımız olsun isteriz. Şunu da söylemek gerekir ki birçoğumuz zaman yönetimi araçlarından çokça kullandık. Takvimler, yapılacaklar listesi ve yazılım uygulamaları kullandık. Daha fazla zamanımız olsun diye ve daha fazla üretken olmak için bu uygulamalar yaşamlarımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Yine de çoğumuz amaçlarımız üzerinde çalışmak, ailelerimizle olmak, yeterli egzersiz yapmak, yeterli uyumak veya yeni bir yetenek öğrenmek için için yeterli zamana sahip olamıyoruz.

Buna ek olarak bir de “her şeyi kontrolü altında tutar” ve “her şeyi yapabiliyor” gibi gözüken insanlara bakıp nasıl yapıyorlar diyoruz? Yaptıkları şeyleri yapmak için nasıl zaman yarattılar veya buldular? İmkansız gibi gözüküyor değil mi?

İşte onların kullandığı ve bizim zaman kazanmamız için uygulayabileceğimiz üç alışkanlık:

Üretken olmak için uygulamanız gerekenler.

Üretken olmanın anahtarı kelimeleri!

14 yaşıma kadar ailem bana sürekli bazı şeyleri tekrarlardı. Ailem bana iletişimde sıkça kullanmamız gereken üç sihirli kelime olduğunu öğretti. Bunlar başarının ve pozitif ilişkilerin kapısını aralayan kelimeler. Bunlar “teşekkür ederim”, “özür dilerim” ve “lütfen”. Ve büyük bir kapsamda düşündüğümüzde oldukça sihirli kelimeler olduğunu farkettim.  Tabi bunları üretken olmak için kullanmıyordum. Tamamen sosyal ilişkiler için… Zaman geçtikçe dördüncü sihirli kelimeyi  de keşfettim: “hayır.”

“Bugüne Hayır diyebilecekken bunu yarına erteleme” demiş çok üretken biri!

Hiç birine veya bir şeye hayır demek istediğiniz ama yine de olumlu olarak cevap verdiğiniz ve sonrasında pişman olduğunuz bir durum oldu mu? Hepimizin mutlaka olmuştur. “Hayır” uzun süre boyunca sosyal sözlükte yasak bir kelimeydi; insanlar ilişkilerini etkileyeceklerinden veya onları kaba ve bencil göstereceğinden korktu. Yine de her evet dediğimizde kendimizden ve zamanımızdan biraz fedakarlık yaptığımızı hatırlamamız lazım.

“Hayır demek isterken evet diyerek hayatınızdaki en önemli ilişkiyi zedeliyorsunuz: kendinizle olan ilişki.” 

Nea Joy, Hayat Koçu

Bunu hatırlayın: eğer siz bir iş arkadaşınız sizden yapılacaklar listenizi bir kenara koymanızı ve başka bir aktivite yapmanızı istiyorsa yapılacak listesi bu saatten sizin yardımcınız olamaz. O yüzden daha fazla üretken olmak için “hayır” kelimesini daha çok kullanın. Neden ve nasıl hayır demek adına çok şey söylendi. Kolaylaştırmak için işte Hayır kasınızı geliştirmeye yarayan üç ipucu:

Öncelikle “hayır” derken suçlu hissetmeyin, bu sizin hayatınız ve sizin zamanınız. Bu yüzden kısa bir neden verin, uzun bir açıklama değil. Bunu yapmak için “sandviç prensibini” kullanın:

  • Kulağa iyi gelen bir şey söyleyin
  • Sonra Hayır deyin
  • Sonra kulağa iyi gelen bir şey söyleyin.

Örneğin bir arkadaşınız bir etkinliğe katılmanız için size istek de bulundu ama gitmenizin imkanı yok. Ben olsam “davet ettiğin için çok teşekkür ederim. Çok ilginç bir etkinlik gibi duruyor. Maalesef başka sözüm olduğundan gelemeyeceğim. Umarım harika zaman geçirirsin, iyi eğlenceler!” 

Sonuç: daha sık hayır deyin. Diğer her şey gibi, ne kadar çok pratik yaparsanız o kadar çok gelişirsiniz. Üretken olmak için red etmeyi öğrenin. Daha fazla üretken olmak için daha fazla “hayır” demeniz gerekmiyor. Doğru zamanda olmayan şeyler için hayır demeniz gerekiyor.

Bitirmek Mükemmelden daha İyidir

 “Mükemmelliğe gülün. Bu, sıkıcı ve sizi işi bitirmekten alıkoyuyor.’’ “Done Manifesto”   Kural 8.

Fark ettim ki iş dünyasının mükemmeliyetçileri, üstteki alıntıdan sonra da, beni bütün o güçleri ile yargılıyorlar, kafalarını sallıyorlar ve “ciddi misin” diyorlar. Ne demek istediğimi açıklayayım.  Ben demiyorum ki hepimiz saçma sapan işler ortaya koyalım.

Done Manifesto’nun ve benim vermek istediğim mesaj; bir fikri kabullenmek için sonsuza kadar beklemektense, raporu geliştirmek için o küçük hata üzerine bir ileri bir geri saatler harcamaktansa çalışmanıza inanın ve onu öyle bırakın. İnsanlar ve kurumlar “ideal durum için beklemeyerek” ve “iyi” ve “işlevsel” ile yetinerek o kadar çok zaman kazanabilirler ki! Baştada söylediğim gibi, sonuç olarak hepimiz üretken olmak istiyoruz.

Evinizi, ofisinizi, zihninizi ve hayatınızı toparlayın

Marie Kondo’nun The Life Changing Magic of Tidying Up “Düzenlemenin Hayat Değiştiren Sihri” adlı kitap ismini okuduğumda kendi kendime gülümsedim. Sadece düzenleyerek bütün hayatımı değiştirmek mümkün müydü? Meğerse öyleymiş.

Neden? Çünkü masaları, ofis alanlarını, evleri ve hayatları düzenlemek günlük rutinimizi çok daha organize hale getirebilir ve bize çok büyük vakit kazandırabilir. Kararlarımızı dakikalar içerisinde alırız; nesne aramak; yapmak istemediğimiz şeyleri yapmak. Bütün bu kazanılan zaman karşılığında kazandığınız şey kendiniz için artan vakittir ama aynı zamanda artan odak ve üretkenliktir.

Eğer başlamak istiyorsanız, göz korkutucu düzenleme projesine nasıl girişeceğinize dair birçok yaklaşım var. Bazıları bir alanı temizlemeyi ve değiştirmeyi tavsiye eder. Kitapta bahsedildiği gibi, yazar her seferinde bir kategoriyi ele almayı öneriyor. Size en çok uyanı uygulayın. Ne olursa olsun, düzenlemeyi ve organize etmeyi hayatınızın şekli haline getirin ve %100 bir pozitif değişim göreceksiniz.

Daha da önemlisi bütün bu alışkanlıkları günlük hayatınızın bir parçası haline getirin. John C. Maxwell’in dediği gibi:

“Hayatınızı günlük olarak yaptığınız bir şeyi değiştirene kadar asla değiştirmiş sayılmazsınız. Başarının sırrı günlük rutininizde saklıdır.”

 

2 votes

Blog Yazarı

14 yorum

Yorum yaz

Yorum yaz