Ön Yazı Nasıl Yazılır? Cv Ön Yazı Örnekleri Ve Kapak Mektubu

Ön Yazı Nasıl Yazılır? Cv Ön Yazı Örnekleri Ve Kapak Mektubu

‘’Doğru’’ ön yazı yazmayı biliyor musunuz?

Son zamanlarda düzgün bir ön yazı ile beklentilerini arttırmak isteyen insanlardan birçok istek aldım. Bir ön yazı ve kapak mektubunu etkili yapan ve yapmayan şeyler adına sahip olduğum anlayışlardan bazılarını paylaşmak istiyorum. Bu size yarar sağlayacak olan en uzun yazılarımdan biri, bir yere ayrılmayın.

Eğer bu ipuçlarını işverenin bakış açısı tarafından değerlendirirseniz, bence çoğunun ortak bir düşünce olduğunu kabul edeceksiniz. Bununla birlikte şu ana kadar olan deneyimim çoğunun genel olarak uygulanmadığını ortaya koyuyor. Çünkü çoğu insan bu kaçınılmaz hataları yapıyor; sadece ön yazı ya da kapak mektuplarına bakarak başvuranların %80’inini reddediyorum.

Çoğu zaman insanların ön yazı ve kapak mektuplarında yaptıkları hatalar kendiliğinden onları diskalifiye ediyor. Bu yüzden onların CV’lerine bakmaya bile gerek duymuyorum.

Bu ipuçları benim son zamanlardaki kişisel deneyimlerime dayanırken, aynı zamanda herkes için genel kabul görmüş kuralları içeriyor.

Kusursuz bir ön yazı yazmak için uygulayacağınız 10 adım:

İmla ve gramer hatalarından kaçının

Hiçbir şey imla ve gramer hatalarıyla dolu olan bir ön yazı kadar ben kötüyüm diye bağıramaz.

Peki bu şekildeki hatalar potansiyel işverene nasıl gözükür?

Bu şekildeki hatalar detaylara yeterince dikkat etmediğinizi gösteren sallama iş yaptığınızı, iyi bir iş yapmayı o kadar da önemsemediğinizi, eğitimsiz olduğunuzu veya çok da akıllı olmadığınız izlenimini verir.

Güncelleme sonrasında ortaya çıkan küçük bir yazım hatası çok önemli değildir. Bazı işe alım uzmanları bunu negatif bir şey olarak görebilir ama çalışanlar anlarlar ki hatalar olabilir ve mükemmellik gerçekten bir standart değildir. Bununla birlikte eğer hazırladığınız ön yazı içeriğinde birçok yazım hatası varsa veya grameriniz 3. Sınıfı geçememiş gibi duruyorsa bunun sizin kariyer yaşamınıza zarar vereceği bir gerçek.

Peki sizin ana diliniz olmayan bir işe başvuruyorsanız? Bence hala kaliteli bir ön yazı ve yazım hataları olmayan bir özgeçmiş sağlamak için çaba harcamalısınız.

Mükemmel İngilizce yeteneklerine sahip olmanız gerektiğini söylemiyorum. Basitçe size kötü bir şekilde yazılmış bir ön yazı yüzünden diskalifiye olmanıza izin vermemeniz gerektiğini söylüyorum. Dil kullanış şeklinizin size ihanet etmesine izin vermeyin.

Hazırladığınız ön yazı ya da kapak mektubunun başka biri tarafından gözden geçirilmesini sağlayan. Özgeçmişinizi okuması için ve hataları düzeltmesi için ana dili olan bir kişiden yardım isteyim. Bu kişinin ön yazı mektubunuzu gözden geçirmesine izin verin. Bu fazladan ekstra vaktinizi almayacaktır ama sizin kötü bir iletişimci olarak diskalifiye edilmenizi engelleyebilir.

Şöyle düşünün: Eğer bir işverenin sizin ve eşit bir şekilde yetenekli aday arasında karar kılması gerekirse ve diğer kişinin hazırladığı ön yazı mükemmelse ve sizinki hatalarla doluyken sizce avantaj kimdedir?

Kişisel olarak konuşursak, ben zayıf İngilizce ile yazılmış bir ön yazı gönderen kişi ile yola devam etmezdim, hatta gönderen kişinin ingilizcesinin iyi olmadığını bilsem dahi. Ben şirketimin öncelikli dilinde güzel bir şekilde iletişim kurabilen insanları tercih ederim.

Uzun dönemli ilgilendiğinizi gösterin

İşletmeler onun etrafında olan insanlar tarafından inşa edilir. Bir işverenin bakış açısından; birkaç hafta veya birkaç ay çalışmak isteyen biriyle çalışmanın bir değeri neredeyse yoktur.

Yeni birini işe almak pahalıdır. Adayları filtrelemek, mülakat yapmak ve uygun insanları bulmak zaman ve maliyet  gerektirir. Onları eğitmek ve koçluk yapmak daha da çok zaman alır. Başlangıçta birçok çalışanın negatif değeri vardır- sağladıklarından daha çok değeri şirketten çekerler.

İş hacmi birçok şirket için bir problemdir. Eğer asgari ücret alan yeteneksiz çalışanlar üzerine kurulu bir işletmeniz varsa o zaman tabii ki iş hacmi vasat olacaktır. Fakat sabit ve uzun dönemli çalışanlara sahip yaratıcı alanlardaki birçok işletme veya küçük işletmeler için bu çok daha iyidir.

Bir işveren olduğunuzu düşünün. Bir aday okula dönmeden önce o yaz için iş aradığını söylüyor. Başka bir tanesi de alanında uzun dönemli istihdam aradığını söylüyor. Kimi seçerdiniz?

Yalan söylemeniz gerektiğini söylemiyorum. Eğer yaz için sadece uygunsanız o zaman bunun hakkında açık olun ve sezonluk işler arayın. Ama eğer uzun dönemli bir işverenle çalışmak için bazı fırsatlar varsa elinizde, eğer işler yolunda giderse orada devam edeceğinizi belirtmekte fayda var. Eğer tam tersini yapar ve çok uzun bir süre orada kalmayacağınızı belirtirseniz o zaman bir işveren için size yatırım yapmak daha riskli.

Eğer kendinizi yüksek iş hacmine sahip bir çalışan olarak görürseniz, o zaman gelirinizi de düşürmeniz kaçınılmaz. Yüksek iş hacmine sahip işler asgari ücrete yakın olmaya eğilimlidir. Eğer bir iş iyi bir geliri sağlıyorsa büyük ihtimal yüksek iş hacmine sahip değildir. Yani eğer daha fazla para kazanmak istiyorsanız o işi sevin. Kendinizi o işte yıllarca çalışabilecek biri olarak görün.

Kimse sizden yeni bir şirketle yıllarca çalışacağınıza dair bir sadakat beklemiyor. Bu konuda kimse sizinle sözleşme de yapmıyor 🙂 Birbirinizle iyi bir eş oluşturup oluşturmadığınızı görmek için öncelikle birbirinizi tanımalısınız. Ama en azından eğer işler yolunda giderse orada kalacağınız ihtimalini de gösterin. Bu daha iyi bir yatırım olarak görünmenizi sağlar. Bu sizin şansınızı azaltmaz.

Yerel olarak başvurun

Yaşadığınız yerden uzak bir yerde iş başvurusu yapıyorsanız bunu hazırlayacağınız ön yazı ya da kapak mektubunda iyi bir şekilde açıklamanızda yarar var. Ayrıca açıklamanız inandırıcı olmalı…

Aksi halde işveren merak içinde kalacaktır! Neden bu insan evinden çok uzak bir yerde iş arıyor? Yerel olarak iş bulamıyor mu? Çok iyi olmamalılar.

Ufkunuzu genişletmek için yeni bir şehre taşınma isteği yeterli bir nedendir. Birçok insan İstanbul, Ankara ya da İzmir’e o yerlerde yaşamanın deneyimini istediği için taşınıyor. Ama eğer şu anki şehrinizde çok uzun yıllardır yaşıyorsanız ve bir gelire ihtiyacınız olduğu gerçeğinden başka hiçbir nedeniniz yoksa bu büyük yer değişimi için; bu sizi sadece acınası ve değersiz gösterir.

Ne zaman yer değişimi ve özel bir vize gerektiren işler için diğer ülkelerden insanlardan başvuru alsam, korkarım. Ülke dışından birini işe almak daha risklidir ve yerel olarak birini işe almaktan daha karmaşıktır. Kendi şehrim ve ülkem içindeki yerel ihtimalleri tamamen bitirmediysem çok da mantıklı gözükmüyor.

Şehrim ya da ülkem dışına çıkmamın tek sebebi sadece eğer sanal olarak çalışacak insanlar aramam veya yerel iş gücünün sağlayamayacağı yetenekler peşinde olmamdır. Bunlar haricinde, diğer şehirlerde ve ülkelerdeki insanlarla ciddi bir şekilde çalışmayı değerlendirmeden önce yerel birini işe alırım. Yerelin dışına gitmek yerelde iyi insanlar bulduğum sürece mantıklı gelmiyor.

İstediğiniz pozisyona dair açık bir resim çizin

Bazı insanlar bana öyle anlamsız kapak mektupları gönderiyorlar ki neyi yapmakla ilgilendiklerini kestiremiyorum. Bu mektuplar daha çok “hemen hemen istediğiniz her şeyi yapabilirim” gibi ifadeler içeriyor.

Ne iş olursa yaparım abi!

Özgeçmişlerine göz attığımda kendi alanlarıyla alakası çok az ya da hiçbir alakası olmayan deneyimlerle dolu.

Bu insanlar ne istediklerine dair spesifik olmayı beceremediklerinden dolayı bütün yükü benim hayal gücüme bırakıyorlar.

Maalesef onlar için sadece mektuplarını çöpe atabilecek kadar hayal gücümü kullanıyorum.

Eğer ne istediğinizi bilmiyorsanız o zaman işe başvurmadan önce açık bir resim oluşturmalısınız. Başvuru yaptığınız şirketin sizi anlamasını beklemeyin.

Çoğu insan heves ve çalışma isteğinin işe alınmaları için yeterli olduğunu düşünüyor. Ama değil.

Stajyerlik arıyor olsanız dahi ne aradığınıza dair spesifik olun. Pazarlama stajı arayan bir pazarlama öğrencisi misiniz? Programlama stajı arayan programcı mı? Ya da ne olursa olsun diyen biri mi? Eğer açık değilseniz, kendinizi daha sonrasına koyuyorsunuz demektir. Odaklanmayan insanlar için çok da kaliteli stajyerlikler yoktur.

Eğer çok da zeki görünmeyen yerel bir aday tarafından anlaşılmaz bir ön yazı alırsam onu görüşmeye davet ederim. Eğer meşgul değilsem büyük ihtimal öyle yaparım. Büyük ihtimal hoş sohbet ederiz ve belki de bir şeyler düşünürüz. Ama çoğunlukla bunu yaparken sadece sosyal oluyorum. O insan bana onunla ciddi bir şekilde çalışmayı düşünmem için yeterli bir sebep vermedi, en azından şimdilik. Eğer ortak ilgi alanlarımız varsa sadece ne çıkacağı için o kişiyle görüşürüm çünkü o çeşit bir rahatlığım vardır. Ama eğer meşgulsem veya yerel olmayan bir adaydan böyle bir şey geliyorsa devam etmek için hiçbir neden yoktur.

Fazla spesifik olarak şansınızı sınırladığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Ama buna bir de işverenin bakış açısından bakın. Eğer her hafta ‘’neredeyse her şeyi’’ teklif eden insanlardan mektuplar alırsam, hepsi birlikte yok olacaktır. Hiçbiri göze çarpmayacaktır. Bu yaklaşım genelleyicidir ve genelleyici bir reddi garanti eder.

Hazırladığınız ön yazı ya da kapak mektubunda ne istediğinizi belirtirken çok anlaşılmaz olursanız işte o zaman işe alım uzmanı tarafından göz yumulacaksınız. İşverenler ne istediğini bilen insanları nasıl işe alıp, eğitip ve entegre edeceğiyle alakalı şeylerle meşguller. Ne istediğinizi anlayacak kadar çok vakitleri yok. Bunu anlamak sizin işiniz, onların değil.

Hatırlayın, çoğu iş genel olarak ilan edilmez. İlan edilen şeye cevap vermek yerine kendi pozisyonunuzu yaratma ve tasarlama gücüne sahipsiniz. İlan edilen pozisyonlar genel olarak sizin kendiniz için tasarlayacağınızdan daha çok kalıplaşmıştır ve çok rekabet çekerler. Ben kendi işimi yönetirken ilan vermeden birçok pozisyonu doldurma şansını buldum. Her pozisyonu bağlantılarım sayesinde doldurdum.

Kazanmak için dava açın

Neden işe alınmanız gerektiğini dava açan bir avukat gibi düşünün. Davanızın güçlü olduğundan emin olun.

Uzun dönemli bir kariyer arıyorsanız şunu anlayın ki sizinle aynı şeyi arayan birçok insan var. Bu ülkemiz genelinde rekabetçi bir durum! Yalnızca kendi şehrinizle değil, diğer şehirlerden gelebilecek kişilerlede rekabet ediyorsunuz. Bu yüzden kazanmak için oynamalısınız.

Ülkemizdeki davalarda ve hatta hukuk normlarında ‘’ herkes suçluluğu kanıtlanana kadar masum’’ diye bir deyiş vardır. Bu sizin savcı tarafından suçlu olduğunuz kanıtlanmadığı sürece masum olduğunuz anlamına gelir.

Ben bunu şuna benzetiyorum. Bazı insanlar işe sanki ‘’yetersiz olduğu kanıtlanana kadar işe alınabilir’’ şekliyle başvuruyor. Çok güzel özgeçmişler ve ön yazı ya da kapak mektupları sunuyorlar. Beklentileri karşıladıkları sürece ve bir şeyi batırmadıkları sürece makul bir düzeyde kovulma şanslarının olduklarını düşünüyorlar. Çok açık olan hatalardan kaçınmada dikkatlidirler ve yine de kaybederler. Makul olmayan insanlara karşı kaybederler.

Bazı insanlar bana çok iyi ön yazı ve iş başvuru mektupları gönderiyorlar. Bununla birlikte sadece birkaçı “çok iyi” standardını geçiyor. Bir şeyin mükemmel olduğunu kanıtladılar- mesela bizim spesifik olarak nasıl çalışacağımıza dair detaylı ve de uzun bir mektup. Saçma sapan hevesli şeyler teklif etmemişler; beraber neleri başarabileceğimize dair güçlü bir dava yaratmışlar.

Eğer kendinizi çoğu insanın kapasitesinin ilerisinde bir standartta tutarsanız, en üstte olmasanız bile büyük ihtimal diğer aşamaya geçersiniz. İşveren sizi işe almak için ekstra bir pozisyon bile açabilir.

Normal standartlardan daha yüksek olan insanlar ( yüksek standartlılar ) çalışma dünyasında önemlidir. Bir işveren mükemmel birini işe alabilecekken neden orta düzeyde olan birini işe alsın?

Eğer bazı yetenekleriniz var ve onlara güven duyarak ortaya atıyorsanız, onları bazı şeylerle kanıtlayın ve yeteneklerinize arka çıkın. İş deneyiminizle veya eğitiminizle gelmeyen bu yetenekleri nasıl geliştirdiğinizi açıklayın. Özel kurslara mı gittiniz? Özel kişilerden ders mi aldınız? Yoksa geceleri uyumayarak bu yetenekleri geliştirmek için mi çabaladınız? Çok çalışkan veya organize olmak gibi genel yetenekleri ortaya atmak çok risklidir. Eğer onlara arka çıkamayacaksanız ortaya koymayın. Bu yetenekleri nasıl uyguladığınıza dair kısa bir hikaye paylaşın. Yani bu özel yeteneklerinizi uygulama şansını bulduğunuzu anlatın. Gerçekleşmemiş olsa bile gerçekleşmiş gibi davranmak her durumdan daha iyidir. Aksi takdirde diğer birçok insanın yaptığını yapıyor olursunuz ve kanıtlara sahip olan başka biri sizin ikinci aday olmanıza sebep olabilir.

Rekabetçi bakış açısını sevmek zorunda değilsiniz ama görmezden de gelemezsiniz. Eğer rekabet içinde olacaksanız o zaman kazanmak için olun; yoksa hiç zahmet etmeyin.

Profesyonel olun

Kendinizi yetkili bir profesyonel gibi sunun- ya da en azından yükselen bir amatör gibi. İşe alım uzmanları güçlü yeteneklere sahip yetkili profesyonelleri işe almak ister. Kendilerini amatör ve toy olarak tanımlayan insanları işe almak çok risklidir.

Şunları yapan insanlardan çok fazla ön yazı kapak mektubu aldım:

  • Bir önceki işverenlerinden şikayetçi olanlar,
  • Geçmişlerinden, o anki hayat durumlarından şikayetçi olanlar,
  • Bazı işleri yapmaktan bıkan ve nefret edenler,
  • Nasıl yanlış anlaşıldıklarını açıklayanlar,
  • Yetmeyen hayatlarına dair bıkkınlıklarını anlatanlar

Böyle şeyler açık ve dürüst gözükebilir ama gerçekten hiç profesyonel değil. Eğer yukarıdaki gibi bir şey yapacak olursanız bilin ki kendinizi duygusal olarak toy bir erkek ya da kız çocuğu durumuna sokuyorsunuz. Ciddi bir profesyonel gibi gözükmediğinizi bilmeniz gerekir. Benim görüşüme göre aday anında diskalifiye edilir.

Kendi hayat durumunuzu geliştirme arayışında olmanıza sempati duyarım ve belki de önceki iş arkadaşlarınızla problemleriniz oldu. Hadi size şüphenin yararını verelim ve kontrolünüz dışında gelişen o problemleri söyleyin. Öyle olsa bile kurtarılmaya ihtiyacı olan biri olarak kendinizi görmek akıllıca değildir. Bu sizi kaliteli bir aday olarak göstermez. Bu sizi sorumsuz yapar. Yeni bir işveren sizin eski patronunuzun salak olduğunu doğrulayamaz.

Bir işveren yukarıdakileri gördüğünde büyük ihtimal şöyle düşünür:

  • Eğer bu insan diğer işverenleriyle problem yaşadıysa büyük ihtimal burada da yaşayacak.
  • Eğer bu insan önceki işverenleri hakkında şikayette bulunmaya istekliyse, o zaman sonunda benden de şikayet edecek.
  • Bu insan nankör, vefasız.
  • Bu insanın makul olmayan bir yetkisi var.
  • Bu insanın negatif tavırları var.
  • Bu insan takımda istediğim kişi değil.

Zorlu bir noktada olmanıza sempati kurabilirim ama eğer ciddi bir iş arıyorsanız profesyonel ön yazı kapak mektubunuzda geçmiş küskünlüklerinize yer vermek uygun bir şey değil.

Kendinizi işverenin yerine koyun. Bir aday kendi ‘’kötü’’ durumları hakkında şikayetçi oldukları bir mektup gönderiyor ve diğer bir aday da önceki işverenlerinden ne öğrendiklerine dair ve köprüleri yıkmadan nasıl devam ettiklerine dair kaliteli bir mektup gönderiyor, siz hangisini seçerdiniz?

Potansiyel işveren sizin terapistiniz değildir. Eğer işe alınmak istiyorsanız kendinizi en iyi pozisyona koyun. Sempati mi istiyorsunuz  yoksa çalışmak mı?

Kişiliğinizi enjekte edin

Özgeçmiş ve ön yazı genel olarak çok sıkıcıdırlar. Büyük ihtimal potansiyel işvereniniz aynı anda birçok başvuruya bakacak. Aynı anda 10-15 yığına bakmışlığım var.

Sizin iletişim stiliniz de diğerleri kadar sıkıcıysa o zaman bu sizin göze çarpmanıza yardımcı olmayacak. Eğer özgeçmişinize ve ön yazı kapak mektubunuza biraz orijinallik ve özgünlük katarsanız, o zaman bunun yardımı dokunabilir.

Birincisi, bu sizi hatırlanır yapar. Eğer mektubunuz daha çok akılda kalır ise o zaman yola devam etmek için daha iyi bir şansınız var demektir.

Aldığım mektuplardan bazıları çok fazla kişisel ayrıntılar içeriyordu. Mesela ilginç mizah anlayışı gibi…

Bütün işe alım uzmanları adına konuşamam ama insanlar bunu yaptığında çok hoşuma gidiyor; tabii insanlar kişiliklerinin pozitif yanlarını ortaya koydukça.

Bunu yaptığınızda biraz risk alıyorsunuz ama bence bu makul bir risk. Bunu yapan insanlara saygı duyuyorum. Bana sizinle çalışmanın ne olacağına dair realist bir fikir veriyor. Eğer bilgisayar kurdu tarafınızı, mizahınızı veya yaratıcı tarafınızı dışa vuruyorsanız, sizi daha kolay bir şekilde takımın bir parçası olarak hayal edebiliyorum.

Arkadaşça bir ton edinmek genel olarak iyidir ama sizin amatör olarak gösterecek rahatlıktan kaçının. Mektubunuzun her bir paragrafının bir ağırlık ve değer içerdiğinden emin olun.

Özgeçmişinizde ve ön yazı kapak mektubunuzda becerilerinizin bazılarından bahsedebilirseniz, onu da yapın. “Bana göster, anlatma” taktiğini takip edin. Eğer güçlü yetenekleriniz olduğunu iddia ediyorsanız o zaman özgeçmişinizin bunları yansıttığından emin olun. Eğer yüksek derecede yaratıcı olduğunuzu ifade ediyorsanız  ama özgeçmişiniz ve ön yazı kapak mektubunuz çok sıkıcı ve tipik ise; bu size karşı olan bir uyumsuzluktur.

Diğer yandan, size karşı olabilecek kişiliğinizin başka açılarını anlatmanızı tavsiye etmem. Kendinizi beraber çalışması zor olabilecek karanlık ve garip biri olarak göstermeyin. Örneğin eğer işinizle alakası yoksa ateşli silah koleksiyonunuzdan bahsetmeyin.

Kader kartını oynamayın

Eğer bir melek size rüyanızda göründüyse ve size o şirket için çalışacağınızı söylediyse veya belirli bir pozisyona başvurmanız için birçok önsezi hissettiyseniz lütfen bunları ön yazı kapak mektubunuza koymayın. Bu sizin için heyecan verici olabilir ama aynı zamanda eğer bunu potansiyel işvereninize iletirseniz bu toy ve manipüle edici gözükebilir.

Eğer büyük bir tevafuk ile sizi işe alırsam, o zaman kendiliğinden sadece evet demem yeterli olmazdı ve ikinci bir bakış atardım. Ama sizin tevafuklarınız sizindir. Onların bana hiçbir anlamı yok. Eğer bizim potansiyel çalışma ilişkimizi kaderde olan bir şey olarak görürseniz o zaman size özgür irade ile bir ders veririm. Büyük ihtimal başvurmanız ve reddedilmeniz kaderde varmış bu yüzden gelecekteki bu hatadan kaçınmak için dersinizi almış olursunuz.

Belki de beraber çalışmayı seçeriz ama kaderimizde yazılmış değildir. Potansiyel işverenin karar verme yeteneğini altüst etmeyin. En iyi seçimi arıyorsanız o zaman kader kartını oynamadan kazanın.

Büyüklüğünüzü belli edin

Hazırladığınız ön yazı siz kendinizi nasıl gösterirseniz o şekilde tanıtmaya yardımcı olur. Kendinizi zayıf, muhtaç veya umutsuz olarak göstermeyin. Kapak mektubunda kendinizi rekabetçi bir alanda mükemmel bir seçim olarak gösterin.

Hangi konuda en iyisiniz? Neden bir işveren bir başkasını değil de sizi işe almalı? Ön yazı işverene bu soruların cevabını vermelidir.

Diğer insanlardan çok daha iyi bir şekilde geliştirdiğiniz bir veya iki yeteneğinizi tanımlayın. Bunları vurgulayın. Bu özellikleri en iyi yanlarınız olarak gösterin ve bu özellikleri iş başvurunuzda ve kapak mektubunda merkezi hale getirin.

Örneğin eğer çok yaratıcı olduğunuza inanıyorsanız o zaman bir işverenin yıl içinde görebileceği en yaratıcı başvuruyu gönderin. Aksi takdirde sadece hava atıyorsunuz, yaratıcı olduğunuz iddianız zayıf.

Eğer mükemmel bir video editörü olduğunuzu iddia ediyorsanız o zaman neden basit bir ön yazı gönderesiniz? Bir video başvurusu gönderin ve parlayın. Yada ön yazı kapak mektubuna video için link koyun.

Sizi kalabalıktan ayıracak şeyleri paylaşın. Eğer ödülleriniz varsa onları paylaşın. Eğer alanınızda makaleleriniz yayınlandıysa onları da paylaşın.

Sizi daha iyi veya farklı yapabilecek bir şey paylaşamıyorsanız o zaman başkası paylaşır. Onlar işe alınır. Siz de reddedilirsiniz.

Yetenek ve deneyiminize uyan işe başvurun

Özelliklerine sahip olmadığınız işe kaybedecek neyim var ki” tavrıyla başvurmayın. Diğer insanların vaktini harcamayın.

Pozisyon ve becerileriniz, deneyiminiz ve amaçlarınız arasında güçlü bir uyum olduğunda başvurun. Aksi takdirde hiç başvurmayın.

Başka etkileyici olan şey de başvurduğunuz diğer yerleri ön yazı içerisinde paylaşmaktır. Eğer işverene onlar dahil olmak üzere o alanda beş rakip firmaya başvurduğunuzu belirten bir ön yazı kapak mektubu gönderirseniz, büyük ihtimal sizi fark ederler. Bazı çalışanlar sizi rakiplerine kaptırmamak için, özellikle eğer yetenekliyseniz işe alacaktır. Bu özellikle teknik alanlarda geçerlidir.

Uyumsuz olduğunuz bir işi almayı başarsanız dahi orada uzun kalma ihtimaliniz düşük. Ve siz size uyumsuz bir işte sıkışıp kalmışken daha iyi fırsatlar yanınızdan uçup gidecek çünkü siz onları fark etmek için çok meşgul olacaksınız. Bu sırada işinizde büyük ihtimal üretken olamayacaksınız.

Kendi kariyer gelişiminiz için sorumlusunuz. Kim olduğunuzu belirleme yükünü işverenlere atmayın. Kimse size hayat amacı veremez, onu kendiniz bulmalısınız.

Eğer birisi benimle çalışmak için başvuruda bulunuyor ama eğitimleri ve çalışma geçmişleri uyumlu değilse, onları ciddiye alamıyorum. Daha iyi bir aday için kendimi tutuyorum. Bir pozisyonu yanlış biriyle doldurmaktansa iyi biri için boşta tutmayı tercih ederim. Bu harika ön yazı yazan kişiler için de geçerli. Ön yazı ve kapak mektubu harika doldurulmuş olsa da işi gerçekten hakeden ve haketmeyen ayrımını yapmak gerekiyor.

Başvurduğunuz yeni pozisyon için özgeçmişinizin yetersiz olduğunu biliyorsanız, açıklamasını yapsanız iyi edersiniz ve açıklamanız mantıklı da olmalı. Aksi takdirde kendinizi umutsuzluk içinde kıvranıyor gösterirsiniz çünkü istediğiniz alanda iş bulamamışsınızdır. Bu aynı zamanda ne istediğinizi bilmediğinizi gösterir ki bu da çok uzun süre orada kalmayacağınıza işarettir.

Ne çeşit iş yapmaktan hoşlandığınıza karar verin. Bu yönde eğitiminizi ve becerilerinizi geliştirin; resmi üniversite eğitimi de olur- kendi sağlayacağınız eğitim de. Daha sonra mevcut yeteneklerinize uyan ve kariyer gelişiminize yardımcı olacak pozisyonlara başvurun.

Hazırladığınız ön yazı kapak mektuplarını aşağıda yorum bölümüne yazarak benden yorumlamamı isteyebilirsiniz. Mümkün olan en kısa sürede yanıtlayacağıma emin olabilirsiniz.

4 votes

Blog Yazarı

9 yorum

Yorum yaz

Yorum yaz