O Bir Kahraman: Saha Satış Temsilcisi

O Bir Kahraman: Saha Satış Temsilcisi

Bana göre satışın en güzeli, sahada olanıdır. Masa başı mesai yapmayı sevmeyen, hareketli, yerinde duramayan ve değişiklik bağımlısı satış personeli için sahada çalışmak kanaatimce çok büyük bir şanstır.

Satış işi başlı başına bir sanattır. Bu sanatı başarıyla icra etmek için de sanatına aşık, yenilikleri takip eden, eleştiri ve olumsuzluklara karşı dirayetli bir kişiliğinizin olması şart. Saha satış temsilcisi, görev aldığı firmanın sektörüne göre çok çeşitli müşterilerle tanışma fırsatı bulabilir, normalde herhangi birinin giremeyeceği irili ufaklı pek çok fabrikaya, firmaya, ofise ve hatta holdinglere girebilir, randevu almayı başardıysa çok sağlam yöneticilerle veya müdürlerle yüz yüze görüşme şansına sahip olabilir. Hatta ülke çapında ya da dünya çapında çok iyi bilinen büyük markaların satış müdürleri, satınalma müdürleri ve belki de genel müdürleri ile tanışma fırsatı bile bulabilir. Satışı başarıyla sonuçlanmasa dahi, bu önemli şahıslarla tanışmak ve görüşme esnasında onların hal, tavır ve konuşmalarından bir şeyler kapmak bile satış temsilcisinin geleceğine yönelik büyük bir kişisel yatırımdır.

Çoğu saha satış temsilcisi başarısını yöneticisine kanıtladıktan sonra sahaya tek başına çıkabilmektedir. İşte bana göre de mesleğin en tatlı dönemi bu andan itibaren başlar. B sınıfı sürücü ehliyetiniz sayesinde size tahsis edilen yüksek ihtimalle düz vites ve beyaz renkli kiralık aracınızla sahaların tozunu attırmanız için artık önünüzde hiçbir engel kalmamıştır. Muhtemelen bir gün önceden harita uygulamalarından faydalanarak çizdiğiniz rota için yola çıkmaya hazırsınız. Sabah ofise uğrayıp yanınıza laptop veya tabletinizi, gerekli dokümanlarınızı ve kahvenizi alarak, ofiste kalacak olan diğer arkadaşlarınıza da “Dışarıdan bir şey isteyen var mı?” sorusunu sorarak dört duvar arasından ayrılırsınız. Bu havalı hareketiniz ofiste kalacak diğer masa başı çalışanların kendilerini görüş günü ziyarete gelecek yakınlarını bekleyen mahkumlar gibi hissetmelerine neden olacaktır. Ama ne yapalım canım, işiniz özgür ve şirket için çok önemli 😉 Satışçılar arasında genel bir kanı var: satış varsa firma da var, satış yoksa firma da yok, öyle değil mi?

Ofisten çıkıp aracına biner binmez saha satış temsilcisi kahvesini güvenli bir yere yerleştirir, navigasyon programını aktif hale getirir ve marşa basar. Artık mesai yalnızca müziği ve kahvesiyle akan bir trafikten ibarettir. Büyük şehirlerde, en çok da İstanbul’da bu işi yapanlar günün ilerleyen saatlerinde bir inşaat işçisi kadar yorulacaktır ve yüksek ihtimalle strese girecektir. Ama yine de tek başına, sokaklarda ve özgür olmak gibisi yok. Tüm o trafik ve sinir harbi bile ofiste kalıp dedikoduların içinde yoğurulmaktan ve saatin saniyelerini saymaktan bin kat iyidir. Ayrıca verilen yemek fişleri veya harcırahlar sayesinde her gün rotaları üzerindeki farklı ve lezzetli yemeklerden yiyebilmek, belki iki randevu arasında vakit ayarlayıp alışveriş yapabilmek veya banka işlerini halledebilmek de yaptıkları işin vazgeçilmez artıları arasında sayılmalıdır.

Her şirkette sahaya çıkıp günü sokaklarda geçiren personel en çok kıskanılan personel olmuştur. Buradan bu kıskançlığı hafif de olsa besleyen diğer çalışanlara seslenmek isterim. Sevgili arkadaşlar! Evet, belki saha satış temsilcileri birer özgür kuş, birer yalnız kovboy, birer havalı satışçı ya da kaçak gibi görünebilirler. Ama unutmayınız ki, ay başında hesaplarınıza yatan maaşlar hep o havalı arkadaşların sokaklarda attıkları binbir takla ile firmaya kattıkları müşterilerden kazanılan paralarla ödenmektedir. Yiğidi öldürün, ama hakkını verin lütfen. Onlar birer havalı kahraman ve bizim kahramanlara her zaman ihtiyacımız var. 😉

3 votes

Blog Yazarı