Mülakatta Neye Dikkat Edilir?

Mülakatta Neye Dikkat Edilir?

Mülakata hazırlanmak günümüz işe alım sürecinin en can alıcı noktalarından birisidir. Mülakata giden aday nasıl gitmesi gereğinden daha çok mülakatta sorulan sorulara nasıl cevap vermesi gerektiği üzerine odaklanıyor. Hazır şablonlardan seçilen sorular olunca aday da hazır şablonlardan verilen cevapları copy-paste yapıyor. Bu sınav öncesi soruları öğrenciye vermek gibi birşey. Ama o kadar da basit değil. Çünkü içerisinde özgünlük olmayan bir cevap sizi diğer adaylardan ayırmaz. Bu da işsizlik rakamlarının ve rekabetin yüksek olduğu ülkelerde sizi öne çıkarmaz. Mülakatta en çok sorulan iki soru: “mülakat sırasında işe alım uzmanı ne istiyor?” ve “nasıl hazırlan malıyım?”

Bunlar tabii ki iyi sorular ama işe alım hakkında görmeniz gereken büyük resmi de vermiyor. Ve işe alım uzmanları bir işe alım kararı alırken insanların ne aradığına bakmıyorlar.

Neredeyse 6 yıldır işe alım danışmanlığı yapıyorum ve müşterilere doğru kişiyi nasıl işe alacaklarına dair birçok fikir verdim. Bunun sonucunda birkaç gözlem yaptım. İlki ve en önemlisi iş aramadaki hataların yeni mezunlarla veya kariyer merdiveninde yukarıya çıkan insanlarla sınırlı olmadığı… Bazen en deneyimli yöneticiler bile tökezler. Günlük etkileşim ve resmi mülakat görüşmeleri gibi… Bu durumlarda işverenler ve işe alım yöneticileri sadece deneyim ve beceri değil aynı zamanda “küçük şeyleri” de arar. Sizi sektörde herkesten ayıran ve birey olarak sizi öne çıkaran şeyler… İşe alım kararında yıllar içinde giderek daha önemli hal aldığını gördüklerimden bazıları:

İşe Alım Sürecinde Öne Çıkanlar.

Sorumluluk.

Birçok kişi mülakata markete alışveriş yapmaya gider gibi gidiyor. Bazen markete gittiğimizde ne alacağımızı unuturuz ve marketi baştan sona dolaşırız. Bazı kişiler gerçekten mülakata gittiğinde ne için gittiğini, ne istediğini ve nereye varmak istediğini bilmiyor. Ne kadar çok insanın güzel bir şekilde hazırlanmadığını bilseniz şoka girerdiniz. Şirketten herhangi biri ile iletişime geçmeden önce iş hakkında edinebileceğiniz her bilgiyi okumalısınız. Eğer mümkünse orada çalışmış insanlarla konuşun. İş hakkında önemli bilgiler alabileceksiniz. Ama hatırlayın; amaç bilginizi göstermek değil, analiz edebilen ve sentezleyen biri olduğunuzu göstermek.

“Şirketin stratejik amacı nedir” diyen bir aday hazırlıklı olmadığını bağıra bağıra söylüyordur.

Bunu lider bir restoran zincirinde üst bir pozisyona başvuran bir aday için düşünün. Aday şirketin restoranlarından çoğunda yemek yedi ama sadece yemek değil, aynı zamanda iş modelini görmek için orada çalışanlarla da konuştu. Zaman yatırımı yaptı. Onun ilgisini ve kritik düşünce becerilerini gösteren sağlam sorular sorabiliyordu.

Entelektüel merak.

Eğer ödevinizi yaptıysanız ve şirket hakkında halka açık olan bilgileri kavradıysanız; doğal olarak bilmediğiniz şeyler hakkında soru sorma isteği köklerini salmış olmalı. Konuşmaya sanki şirketin danışmanıymışsınız gibi yaklaşın: Şirketin karşılaştığı en önemli fırsat ve zorluklar nelerdir ve bunlar şirketi üç ve beş yıl arasında nereye götürecektir? Hangi rakipleri birleşiyor ve hangileri potansiyel rakipleri olacaktır? Hedeflere ulaşmada karşılaştıkları en büyük engeller nelerdir ve onlarla nasıl başa çıkıyorlar? Böyle sorular sizin tevazuunuzu da gösterir- onların işi hakkında öğrenmek için oradasınız, onlara nasıl yöneteceklerini söylemek için değil.

Tutku.

Çok abartmadan şirkete katılma ihtimaliniz hakkında ne kadar heyecanlı olduğunuzu gösterin. O kadar çok insan heyecanlı gözükmekten kaçınıyor ki sonunda ilgisiz gözüküyorlar. Hala uyum konusunda sorularınız olabilir ama bunlar kararsızlık gibi görünmemeli. Bu soruya iyi cevaplar hazırlayın: bu pozisyonla neden ilgileniyorsunuz? Ve neden siz? Aynı zamanda ilk mülakatlarda kesinlikle yıllık izin veya maaş hakkında konuşulmamalıdır.

Özgünlük.

“Kendiniz olun” demek kolaydır ama yapması çoğu zaman zordur. Özellikle eğer istenen pozisyon ipin ucundaysa. Yine de kim olduğunuz hakkında gerçekçi bir iletişim kurmak sizi gelecekteki baş ağrılarından kurtarabilir. Genellikle müşterilere sunduğum adaylara anlattığım gibi mülakatçının olmasını istediği insan değil kendiniz olun. Kısa dönemde rol yapıyor olabiliriz ama uzun dönemde kendi sitilinize uyan bir yerde olmak istersiniz. Bedeninize uymayan ve düğmeleri patlayacak gibi olan bir gömlekle ne kadar yaşayabilirsiniz? Daha da önemlisi daha önce hiç olmadığı kadar kendiniz olmanız gereken yer var. Zeki şirketler bugün başarılı olmak için kişilikleri ve bakış açılarını çeşitlendirmeleri gerektiğini biliyorlar ve bu farka önem veriyorlar- çeşitlilik iş için iyidir.

Öz Farkındalık.

İlk işinize başvuruyor olun ya da bir yönetim kurulunda bir koltuk arıyor olun eksik ve zayıf yönleriniz hakkında mutlaka sorular alacaksınız.

Öncelikle cevap vermeden önce endişelenmeyin, sanki bu soruya daha önceden bu soruyu düşünmemiş gibi. Ya da daha kötüsü bir adayın yaptığı gibi aklınıza gelmediği için kem küm etmeye başlamayın.

İkincisi dürüst bir şekilde cevap verin. Gerçekte iyi özellikler olan şeyleri zayıflık olarak göstererek mülakatçının zekasına hakaret etmeyin: “çok çalışırım”; “yaptığım şeye çok önem veririm.” Mülakatçılar bunu defalarca kez duydular. Siz bunları tekrar ederek mülakatçının gözünde basit kalmak gibi bir risk alıyorsunuz.

Üçüncüsü, hakiki ve spesifik bir eksiklik üstlendikten sonra bunu telafi etmek için ne yaptığınızdan bahsedin. Örneğin, Global Fortune 500 tüketici rolü için düşünülen bir aday, samimi bir şekilde toplantılarda takımıyla ve diğer iş arkadaşları arasında ilk olarak konuşmak ve tartışmayı bitirmek gibi bir eğiliminin olduğunu itiraf etti. Ama aynı zamanda bu eğilimini uysallaştırmak ve diğerlerinin görüşlerini dinlemek için bir yönetici  koçla görüştüğünü söyledi. Kimse mükemmel değildir- kendiniz olmanız ve eksiklikleriniz hakkında açık olmanız ve onları nasıl gösterdiğiniz beklenmektedir.

Değerler.

Birçok aday verilen herhangi bir iş için gerekli becerilere sahip olur ama hepsi o pozisyon için gereken değerlere sahip olmaz. Özenli bir şirket bu değerler için derince araştırma yapacaktır, size onları basitçe sormayacaktır. Örneğin çalışma hayatınızda en çok gurur duyduğunuz şeyin ne olduğunu soracaklardır. Böyle bir soruya “işe her zaman erken gelirim” gibi bir cevap veremezsiniz. Terfilerinizi ve maaşınızı yazmak sizin hakkınızda bir şeyler söyler. Hocalık yaptığınız veya çözüm bulmasına yardımcı olduğunuz iş arkadaşlarınızı yazmak başka bir şey söyler.

İlginç bir şekilde birçok şirket de mülakat sürecinde insanlara nasıl davrandığınıza bakar. Sadece yöneticilerden bahsetmiyorum. Şirketin destek takımına nasıl davrandığınıza bakacaklardır. Müşteriler bazen adayın benim yönetici asistanıma bile adayın nasıl davrandığını soruyorlar. Çok kısa bir süre önce çok sevdiğim biriyle yöneticilik pozisyonu için görüşmeler yapıyordum. Kendisi çok iyi biri ve işinde tam bir profesyonel. Ancak o benim çalıştığım kişileri çok sevmezdi. Müşterim aynı şeyi gördü ve iş orada bitti. Adayı işe almadılar.

Kariyer merdiveninde nerede olduğunuz fark etmez, becerilerinizi ve kişisel özelliklerinizi gösterebilmeniz sizi bir adım daha da yaklaştıracaktır. Onları göstermeniz için gereken fırsatlar muhtemel işvereninizle olan her etkileşiminizde gerçekleşecektir. Hazırlık ve tutku, dakiklik, iletişime cevap verişiniz ve garsona verdiğiniz tepki açısından verdiğiniz sinyaller herhangi bir işe alım kararında bu esas sorunun cevabı olacaktır: Sen Kimsin?

Bu soruya cevap verirken veya bu soruyu sorarken gördüğünüz en kötü ve en iyi yönler nelerdir?

1 vote

Blog Yazarı